KÜNYE
Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2021/752 E., 2022/3345 K.·T.C. Danıştay Yedinci Daire
- Karar tarihi
- 19 Eylül 2022
- Esas No
- 2021/752
- Karar No
- 2022/3345
- Temyiz eden (davalı)
- … Bakanlığı
Karar Metni
841 kelime·4 dk okuma·10 bölüm
… Başkanlığı
KARŞI TARAF (DAVACI) : … Sigorta Acenteliği Limited Şirketi VEKİLİ : Av. …
İSTEMİN KONUSU
… Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ
Dava konusu istem: Sigorta acenteliği faaliyetinde bulunan davacı tarafından, 2008 yılının Ocak ilâ Temmuz dönemleri için ödenen banka ve sigorta muameleleri vergisinin iadesi istemiyle yapılan düzeltme ve şikâyet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali ile ödenen verginin hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Düzeltme ve şikayet başvurusunun reddine dair işlem yönünden bozma kararına uymak suretiyle; sigortacılık faaliyetinde bulunanların banka ve sigorta muameleleri vergisinin mükellefi olabilmeleri için sigorta şirketi olmalarının zorunlu bulunduğu, sigorta acentelerinin verginin mükellefi olarak kabul edilemeyeceği, sigorta sözleşmesi yapma ve prim tahsil etme konularında yetkili kılınmalarının da mükellef sayılmalarını gerektirmeyeceği, dolayısıyla mükellefiyette hata nedeniyle dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı;
faiz istemi yönünden ise, tahsil edilen tutarın 213 sayılı Vergi Usul Kanunu uyarınca tecil faizi oranında hesaplanacak faiziyle birlikte davacıya iadesinin icap ettiği gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptali ile ödenen tutarın tahsil tarihinden itibaren tecil faizi oranında hesaplanacak faiziyle birlikte iadesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Sözleşme yapma ve prim tahsil etme yetkisi bulunan davacının yaptığı işlemlerde banka ve sigorta muameleleri vergisinin mükellefi olması gerektiği, olayda vergi hatasının bulunmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ : Dayandığı hukuki ve kanuni nedenlerle gerekçesi yukarıda açıklanmış bulunan mahkeme kararının, dava konusu işlemin iptaline ve fazladan ödenen vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle iadesine ilişkin hüküm fıkrasının, faizin yasal faiz oranına isabet eden kısmı, aynı gerekçe ve nedenlerle hukuka uygun görülmüş olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, sözü geçen hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak durumda görülmemiştir.
Faizin ödenen vergilerin yasal faizi aşan tecil faizi ile faizin başlangıcına yönelik temyiz istemine gelince; ödenecek tutarın davacıya faiziyle iadesinde faizin başlangıç tarihinin 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanunda yer alan düzenlemeler uyarınca, idareye başvuru tarihi olarak kabulü gerekirken, faizin başlangıcının ödeme tarihi olarak kabulü suretiyle verilen kararın anılan hüküm fıkrasının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY
Sigorta acenteliği faaliyetinde bulunan davacı tarafından, 2008 yılının Ocak ilâ Temmuz dönemleri için ödenen banka ve sigorta muameleleri vergisinin iadesi istemiyle yapılan şikâyet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali ile ödenen verginin hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT
Anayasa'nın 125. maddesinin son fıkrasında; idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
İdare ve vergi mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Anılan Kanun'un 50. maddesinin 4. fıkrasında, "Danıştayın bozma kararına uyulduğu takdirde, bu kararın temyiz incelemesi, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılır." hükmü bulunmaktadır.
Bu durumda, mahkeme kararlarının Danıştay tarafından bozulması halinde, mahkemelerce bozmaya ilişkin kararlar üzerine yeniden verilen kararlara karşı yapılan temyiz başvuruları, bozma kararındaki esaslara uyulup uyulmadığı yönünden incelenebilecektir.
Temyiz istemine konu yapılan kararın, düzeltme ve şikayet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptaline ilişkin hüküm fıkrasının Dairemizin 07/03/2019 tarih ve E:2015/4541, K:2019/1196 sayılı kararındaki esaslar doğrultusunda verildiği anlaşıldığından, anılan hüküm fıkrası usul ve hukuka uygun olup, davalı idarenin temyiz dilekçesinde ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Mahkeme kararının, fazladan ödenen vergilerin tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesine ilişkin hüküm fıkrasına gelince:
3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine ilişkin Kanunda yer alan düzenlemeler uyarınca, tahsil edilen tutarın, başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faiziyle iadesi gerektiğinden, kararın faize ilişkin hüküm fıkrasının, idareye başvuru tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faize hükmedilmesine ilişkin kısmında hukuka aykırılık; faizin başlangıcı ve türü ile ilgili fazlaya ilişkin kısmında ise hukuka uyarlık bulunmamıştır.
(X) KARŞI OY
Davalı idare tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, mahkeme kararının, tahsil tarihiyle idareye başvuru tarihi arasındaki dönem için yasal faize hükmedilmesine ilişkin hüküm fıkrasının bozulmasını sağlayacak nitelikte görülmediğinden temyiz isteminin reddi ile kararın anılan hüküm fıkrasının da onanması gerektiği oyu ile Dairemiz kararının bozmaya ilişkin hüküm fıkrasının faizin başlangıcına ilişkin kısmına katılmıyoruz.
Danıştay 7. Daire, E. 2021/752, K. 2022/3345, 19 Eylül 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama