KÜNYE
Danıştay 7. Daire Başkanlığı 2022/4360 E., 2024/142 K.·T.C. Danıştay Yedinci Daire
- Karar tarihi
- 17 Ocak 2024
- Esas No
- 2022/4360
- Karar No
- 2024/142
- Temyiz eden (davacı)
- … Ambalaj Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davalı)
- … Bakanlığı
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
- Dava Konusu İstem
- Davacı şirket tarafından, dahilde işleme izin belgeleri kapsamında fazladan telafi edici vergi ödendiğinden bahisle 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 211. maddesi uyarınca yapılan başvurunun reddine ilişkin karara vaki itirazın reddine dair işlemin iptali ve ödenen tutarın tecil faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
Karar Metni
1.004 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...
Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; olayda, davacı tarafından 07/09/2020 tarihli dilekçeyle dahilde işleme izin belgeleri kapsamında ödenen toplam 350.974,00 TL telafi edici verginin geri verilmesi istemiyle Bölge Müdürlüğü'ne yapılan başvurunun reddine dair karara vaki itiraz Ticaret Bakanlığınca reddedilmiş ise de, Gümrük Yönetmeliği'nin olay tarihinde yürürlükte olan 500. maddesine göre 500.000 TL’ye kadar olan geri verme veya kaldırma işlemlerini yapmaya ilgili gümrük müdürlükleri yetkili olduğundan,
davacı tarafından öncelikle yetkili gümrük müdürlüğüne yapılacak başvurunun reddi üzerine bölge müdürlüğüne itiraz yoluna gidildikten sonra itirazın reddedilmesi halinde bölge müdürlüğü işlemine karşı dava açılması gerekirken, yetkisiz idareye yapılan başvuru neticesinde tesis edilen dava konusu işlemin idari davaya konu edilebilecek kesin ve icrai nitelikte olmadığı gerekçesiyle davanın incelenmeksizin reddine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ve davacı tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davalı idare tarafından dosyaya sunulan dilekçelerde dava konusu işlemin varlığının kabul edildiği, davanın esasının incelenmesi gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan kararın onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Yedinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY
Davacı şirket tarafından, dahilde işleme izin belgeleri kapsamında fazladan telafi edici vergi ödendiğinden bahisle 4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 211. maddesi uyarınca yapılan başvurunun reddine ilişkin karara vaki itirazın reddine dair işlemin iptali ve ödenen tutarın tecil faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.
İLGİLİ MEVZUAT
2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın "Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü" başlıklı 11. maddesinde, Anayasa hükümlerinin, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kuralları olduğu.
"Hak arama hürriyeti" başlıklı 36. maddesinde, herkesin, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı ve davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu hükümlerine yer verilmiştir.
Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin korunması" başlıklı 40. maddesine, 4709 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle eklenen 2. fıkrada ise, "Devlet, işlemlerinde, ilgili kişilerin hangi kanun yolları ve mercilere başvuracağını ve sürelerini belirtmek zorundadır." düzenlemesi yapılmıştır.
Bu ek fıkranın gerekçesinde değişikliğin, bireylerin yargı ya da idari makamlar önünde sonuna kadar haklarını arayabilmelerine kolaylık ve imkan sağlanması amacıyla ve son derece dağınık mevzuat karşısında kanun yolu, mercii ve sürelerin belirtilmesinin hak arama; hak ve hürriyetlerin korunması açısından zorunluluk haline gelmesi nedeniyle yapıldığına değinilmiştir.
4458 sayılı Gümrük Kanunu'nun 242. maddesinin 1. fıkrasında, yükümlülerin kendilerine tebliğ edilen gümrük vergileri, cezalar ve idari kararlara karşı tebliğ tarihinden itibaren onbeş gün içinde bir üst makama, üst makam yoksa aynı makama verecekleri bir dilekçe ile itiraz edebilecekleri, 2. fıkrasında, idareye intikal eden itirazların otuz gün içinde karara bağlanarak ilgili kişiye tebliğ edileceği, 3. fıkrasında, itiraz dilekçelerinin süresi içinde yanlış makama verilmesi halinde, itiraz süresinde yapılmış sayılacağı ve idarece yetkili makama ulaştırılacağı, 4. fıkrasında da,
itirazın reddi kararlarına karşı işlemin yapıldığı yerdeki idari yargı mercilerine başvurulabileceği hükmüne yer verilmiş. 211. maddesinde, kanunen ödenmemeleri gerektiği halde ödenmiş olduğu belirlenen gümrük vergilerinin geri verileceği, kanunen tahakkuk ettirilmemesi gerektiği halde tahakkuk ettirilen gümrük vergilerinin kaldırılacağı düzenlenmiştir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Dosyanın incelenmesinden, davacı şirket tarafından, dahilde işleme izin belgeleri kapsamında yapılan ihracatlarda telafi edici verginin gümrük giriş beyannamelerinin 46. hanesinde yazılı istatistiki kıymet üzerinden hesaplandığı,
İthalatta Gözetim Uygulanmasına İlişkin Tebliğe göre söz konusu verginin ödenmesinde beyannamenin 22. hanesinde yer alan CIF kıymetin esas alınması gerektiği hususunun sonradan fark edildiği iddia edilerek fazladan ödendiği ileri sürülen tutarların geri verilmesi istemiyle 07/09/2020 tarihinde Bölge Müdürlüğüne yapılan başvurunun dahilde işleme izin belgesi taahhüt hesaplarının kapatılması aşamasında gümrük beyannamesinde istatistiki kıymet değerinin esas alındığı bildirilerek reddedilmesi üzerine Ticaret Bakanlığına yapılan itirazın reddi üzerine bakılmakta olan davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Olayda, Bölge Müdürlüğü tarafından tesis edilen işlemde, işleme karşı başvurulacak kanun yolları, idari mercii ve başvuru süreleri gösterilmediği gibi herhangi bir yönlendirmenin yapılmaması Anayasa'nın 40. maddesinin 2. fıkrasına ilişkin gerekçede belirtildiği gibi son derece karışık olan mevzuat karşısında bireylerin yargı yeri ve idari makamlar önünde haklarını sonuna kadar arayabilmelerini olanaklı kılmak amacıyla öngörülen zorunluluğa aykırılık teşkil ederek, Anayasa'nın 36. maddesinde yer bulan hak arama hürriyetini sınırlayıcı bir sonuç doğurmakta ve temel hak ve hürriyetlerin korunmasını düzenleyen Anayasa'nın 40. maddesine açıkça aykırılık oluşturmaktadır.
Her ne kadar Mahkemece, davacı tarafından geri verme kaldırma başvurusuna konu edilen 350.974,00TL için öncelikle yetkili gümrük müdürlüğüne yapılacak başvurunun reddi üzerine Bölge Müdürlüğüne itiraz yoluna gidildikten sonra itirazın reddedilmesi halinde bölge müdürlüğü işlemine karşı dava açılması gerektiği kabul edilerek karar verilmiş ise de, davacının fazladan ödediği verginin iadesi istemiyle Bölge müdürlüğüne yaptığı başvurunun, yetkili gümrük müdürlüğüne gönderilmesi suretiyle, anılan müdürlükçe incelenmesinin sağlanması gerekirken,
bu yapılmayarak Bölge Müdürlüğünce işin esası hakkında karar verildiği ve akabinde Ticaret Bakanlığınca'da işin esasına girilerek reddedildiği anlaşıldığından, uyuşmazlığın esası incelenmek suretiyle karar verilmek üzere temyize konu kararın bozulması gerekmiştir.
Danıştay 7. Daire, E. 2022/4360, K. 2024/142, 17 Ocak 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama