KÜNYE
Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2022/3020 E., 2024/3602 K.·T.C. Danıştay Sekizinci Daire 2- Davalı Yanında Müdahil ...
- Karar tarihi
- 7 Haziran 2024
- Esas No
- 2022/3020
- Karar No
- 2024/3602
- Temyiz edenler
- 1- (DAVALI) ... Birliği
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davacı)
- ... Bakanlığı
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
870 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: ...'in baro levhasına avukat olarak yazılmasına dair İzmir Barosu Yönetim Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının uygun bulunmasına ilişkin Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunca verilen ... tarih ve ... sayılı kararın Adalet Bakanlığı'nca uygun bulunmayarak bir daha görüşülmek üzere geri gönderilmesi üzerine ilk kararda ısrar edilmesine yönelik Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulu'nun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi istenilmiştir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda. İzmir Barosu levhasına yazılmak için başvuran ... hakkında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne üye olma suçundan ...
Ağır Ceza Mahkemesinin E:... sayılı dosyası ile dava açıldığı ve davanın derdest olduğu, başka bir deyişle adı geçenin Avukatlık Kanununun 5. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yazılı cezalardan birini gerektiren bir suçtan kovuşturma altında bulunduğunun anlaşıldığı, bu durumda;
avukatlığa alınma isteği hakkındaki kararın bu kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesine karar verilebileceği, her ne kadar kovuşturmanın sonuna kadar bekletilme hususunda davalı idareye takdir yetkisi tanınmış ise de, adı geçenin üzerine atılı suçun niteliği göz önünde bulundurulduğunda avukatlığa alınma isteği hakkındaki kararın kovuşturmanın sonuna kadar bekletilmesinin kamu yararı ve avukatlık hizmetinin gerekleri bakımından daha uygun olacağı kanatine varıldığından dava konusu ısrar kararında hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu kararın hukuka ve usule uygun olduğu ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENLERİN İDDİALARI
Türkiye Barolar Birliğinin İddiaları: Türkiye Barolar Birliğince dosya içeriğine sunulan belgeler çerçevesinde mevcut delil durumuna göre bir tedbir mahiyetinde olan bekletme kararı verilmesini zorlayan değerlendirme yapılması mümkün görülmediğinden suçsuzluk karinesi de dikkate alınarak tesis edilen ısrar işleminde hukuka aykırılık bulunmadığı belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
Davalı Yanında Müdahilin İddiaları: Davalı idarenin vermiş olduğu ısrar kararında kanundan doğan takdir yetkisini kullandığı, idari işlemin iptal edilebilirlik şartlarından hiçbirinin somut olayda mevcut olmadığı, yargı yetkisinin yerindelik denetimi şeklinde ve idarenin takdir yetkisini ortadan kaldıracak biçimde kullanılamayacağı, idare mahkemesince ceza davasının ilk derece aşamasının neticelenmesinin beklenmesi ve sonrasında karar verilmesi gerekirken iptal kararı vermesinin özel hayata saygı hakkı, masumiyet karinesi ve hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlali anlamına geldiği belirtilerek temyize konu kararın bozulması gerektiği ileri sürülmüştür.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davacı tarafından, temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği savunulmuştur.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, adli yardımdan yararlanan davalı yanında müdahil tarafından 07.04.2022 tarihli temyiz dilekçesinde yargılama giderlerinin tahsilinden tamamen muaf tutulmasına yönelik talepte bulunulmuş ise de.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 335. maddesinin 1-a maddesinde, adli yardımın kural olarak yapılacak tüm yargılama ve takip giderlerinden geçici olarak muafiyet sağlayacağının hüküm altına alındığı, 339. maddesinin 1. fıkrasında, adli yardım kararından dolayı ertelenen tüm yargılama giderleri ile Devletçe ödenen avansların dava veya takip sonunda haksız çıkan kişiden tahsil olunacağının kurala bağlandığı,
aynı maddenin 2. fıkrasında ise, ertelenen yargılama giderlerinin tahsili hususunda adli yardımdan yararlananın "mağduriyete uğrayacağının açıkça anlaşılması" koşuluna bağlanmış ve mahkemenin takdir yetkisine dayalı yargılama giderlerinden tamamen muafiyete yönelik istisna hükmünün getirildiği, belirtilen istisna hükmünün ise somut olayda uygulanmasını gerektirecek ve müdahilin mağduriyetine sebebiyet verebilecek herhangi bir tespit bulunmadığından yasal koşulları oluşmayan işbu talebin reddine karar verilerek, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan idari yargı safhasının devam ettiği süreçte, davalı yanında müdahilin Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçundan yargılandığı ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... esasına kayıtlı ceza davasında, anılan Mahkemenin ... tarih ve K:... sayılı kararı ile sanığın üzerine atılı suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesi ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiş ise de;
idari yargı denetimi, işlemin tesis edildiği tarihteki mevzuata uygunluğun denetlenmesi ile sınırlı olup ilgilinin baro levhasına yazılması hususunda Türkiye Barolar Birliğince ısrar kararı verildiği tarih itibariyle, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan hakkında açılmış ceza kovuşturması mevcut olduğundan, 1136 sayılı Kanun'un 5/3. maddesinde tanınan takdir yetkisinin, ilgilinin baro levhasına yazılması yönünde kullanılmasına ilişkin dava konusu işlemde hukuka ve kamu yararına uygunluk bulunmamaktadır.
Bununla birlikte müdahil hakkında verilen beraat kararı sonrasında, müdahilin baro levhasına yazılmasının yasal mevzuat çerçevesinde davalı idare tarafından yeniden değerlendirilebileceği tabidir.
Danıştay 8. Daire, E. 2022/3020, K. 2024/3602, 7 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama