İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /8. Daire

DANIŞTAY · 8. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 8. Daire E.2023/6571 K.2025/4555

2- ... Valiliği VEKİLİ : Av. ...

Esas2023/6571Karar2025/4555Tarih14 Mayıs 2025Okuma19 dk · 3.813 kelime

KÜNYE

Danıştay 8. Daire Başkanlığı 2023/6571 E., 2025/4555 K.·T.C. Danıştay Sekizinci Daire

Karar tarihi
14 Mayıs 2025
Esas No
2023/6571
Karar No
2025/4555
Davacı
...
Vekili
Av. ...
Davalılar
1- ... Bakanlığı
Vekili
Av. ...
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.813 kelime·19 dk okuma·11 bölüm

2- ... Valiliği VEKİLİ : Av. ...

DAVANIN KONUSU

Davacı tarafından, öğretmen olarak görev yapmakta iken çalıştığı kurum kapatıldığından bahisle çalışma izninin iptaline ilişkin işleme karşı yapılan komisyon başvurusunun reddine ilişkin işlem ile Milli Eğitim Bakanlığı'nın 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesinin 3. maddesinin iptali istemiyle açtığı davada. Danıştay Sekizinci Dairesinin 06/07/2023 tarih ve E:2020/3840.

K:2023/3628 sayılı kararıyla. Genelgenin 3. maddesinde yer alan "... Bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyecek ve MEBBİS üzerinde gerekli bilgiler işlenecektir." cümlesi ile bireysel işlemin iptaline karar verildiği gerekçesiyle işlem nedeniyle meydana gelen zararlarına karşılık 21/07/2016 ila 06/07/2023 tarihleri arasında yoksun kalındığı ileri sürülen (fazlaya ilişkin hakları mahfuz olmak üzere) şimdilik 20.000-TL manevi.

10.000 TL maddi tazminat talebinin her bir maaş dönemi dikkate alınarak yasal faiz ve yasal faizi aşan kısım itibariyle enflasyon değer kaybı oranında faiz uygulanarak ödenmesi istenilmektedir.

DAVACININ İDDİALARI

5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'na tabi kurumda öğretmen olarak görev yapmaktayken, çalıştığı kurumun FETÖ/PYD terör örgütüyle bağlantılı olduğu gerekçesiyle kapatıldığı, akabinde çalışma izninin iptal edildiği, anılan işlemin MEBBİS'e işlendiği, söz konusu şerh nedeniyle herhangi bir özel öğretim kurumunda çalışamadığı, temel hak ve hürriyetlere müdahale edildiği, bu durumun Anayasa'ya aykırılık teşkil ettiği iddiasıyla çalışma izninin iptaline ilişkin işlem ile anılan işlemin dayanağı olan Milli Eğitim Bakanlığı Genelgesinin iptali istemiyle Danıştay Sekizinci Dairesinde açtığı davada;

işlemin, tarafına başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmemesi sonucu doğuran kısmının iptal edildiği, yargı kararı ile hukuka aykırılığı sabit olan düzenleyici işlemin tarafına uygulanması nedeniyle maddi ve manevi zarar uğradığı, bu zararın idarece giderilmesinin Anayasal bir zorunluluk olduğu ileri sürülerek tazminat talebinin kabul edilmesi istenilmektedir.

DAVALI İDARELERİN SAVUNMALARI

DAVALI ... BAKANLIĞININ SAVUNMASININ ÖZETİ: Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü'nün 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesi'nin amacının kamu yararının sağlanmasına yönelik olduğu,

ülkenin içinde bulunduğu olağanüstü koşulların Bakanlığı kamu yararı amacıyla dava konusu düzenleyici işlemde belirtilen önlemleri almaya sevk ettiği, çalışma izin onayına ilişkin iptal işleminin tesis edildiği tarihte davacının görev yaptığı kurumun 23/07/2016 tarihli 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek (II) sayılı cetvelde yer alan ve FETÖ/ PYD Terör Örgütü ile bağlantılı olduğu tespit edilen okullar arasında yer aldığı, işlemlerin mer'i mevzuat hükümleri doğrultusunda tesis edildiği, tazminat sorumluluğu doğuran hizmet kusurunun bulunmadığı,

tazminat isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DAVALI ... VALİLİĞİNİN SAVUNMASININ ÖZETİ

Davacının görev yaptığı kurumun 23/07/2016 tarihli 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin Ek (II) sayılı cetvelde yer alan ve FETÖ/ PYD Terör Örgütü ile bağlantılı olduğu tespit edilen okullar arasında yer aldığı, davacının çalışma izninin 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında yayımlanan dava konusu Genelgenin 3. maddesi doğrultusunda iptal edildiği, Genelgenin ilgili hükmü uyarınca bağlı yetki içerisinde olduğu, uyuşmazlıkta hizmet kusurunun bulunmadığı, istemin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ : ...

DÜŞÜNCESİ

Davanın reddi gerektiği düşünülmektedir.

DANIŞTAY SAVCISI : ...

DÜŞÜNCESİ

Dava, çalışma izninin iptaline ilişkin işleme karşı yapılan başvurunun reddi üzerine, anılan işlemin iptali istemiyle Milli Eğitim Bakanlığı ve Ankara Valiliği'ne karşı açılan davada; Danıştay Sekizinci Dairesince 06/07/2023 tarih ve E:2020/3840; K:2023/3628 sayılı iptal kararı verildiğinden bahisle bu işlem nedeniyle yoksun kalındığı ileri sürülen 20.000.-TL manevi, 10.000.-TL maddi tazminatın enflasyon değer kaybı oranında faiz uygulanarak ödenmesine karar verilmesi istemiyle açılmıştır.

Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtilmiş, 2577 sayılı İdari Yargılama Usülü Kanunu'nun 12. maddesinde de, ilgililerin haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve İdare ve Vergi Mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi, ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava açma süresi içinde tam yargı davası açabilecekleri kuralına yer verilmiştir.

Dosyasının incelenmesinden; davacının, Ankara Özel Yekta İlkokulunda (Eski Özel Samanyolu Yusuf Tanık İlkokulu) öğretmen olarak görev yapmakta iken, çalıştığı kurumun 667 sayılı KHK eki listede yer alması nedeniyle kapatılması üzerine çalışma izninin iptal edildiği;

daha sonra bu iznin geri verilmesi için davalı idareye yaptığı başvurunun reddedilmesi sonucu bu işlem ve dayanağı olan Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü'nün 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesinin 3. maddesinin iptali istemiyle Milli Eğitim Bakanlığı ve Ankara Valiliğine karşı dava açtığı.

Milli Eğitim Bakanlığı'nın, 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesi'nin 3. maddesinde yer alan; "... görev yapan, yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinleri valiliklerce iptal edilmesi..." ibaresi yönünden davanın reddine,

yine aynı maddede yer alan "... bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyecek ve MEBBİS üzerinde gerekli bilgiler işlenecektir." ibaresi ile davacının komisyon başvurusunun reddine ilişkin bireysel işlemin iptali yolunda Danıştay Sekizinci Dairesince 06/07/2023 tarihli ve E:2020/3840, K:2023/3628 sayılı karar verildiği; bu karar üzerine 21/07/2016 tarihi ile 06/07/2023 tarihi arasında yoksun kalındığı ileri sürülen (fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere) şimdilik 20.000.-TL manevi.

10.000.- TL maddi tazminat talebinin her bir maaş dönemi dikkate alınarak yasal faiz ve yasal faizi aşan kısım itibariyle enflasyon değer kaybı oranında faiz uygulanarak ödenmesi istemiyle iş bu davayı açtığı anlaşılmaktadır.

Danıştay Sekizinci Dairesinin yukarıda anılan kararından anlaşılacağı üzere; Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü'nün 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesinin 3. maddesinin "... kapsamda bulunan kurumlarda görev yapan, yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinleri valiliklerce iptal edilmesi" yolundaki kural doğrultusunda çalışma izni iptal edilen davacının öğretmen olarak başka bir özel öğretim kurumunda çalışamaması sonucunu doğurduğu görülmektedir.

Dava dosyasında bulunan bilgiler ve Uyap üzerinde yapılan sorgulama sonucunda, Danıştay Savcılığımızca bu düşüncenin verildiği tarih itibariyle, davacı hakkında FETÖ/PDY terör örgütüne üye olma, irtibat veya iltisaktan dolayı verilmiş herhangi bir mahkumiyet kararının, devam eden dava ya da soruşturmanın bulunmadığı tespit edilmiştir.

Anayasa'nın "Temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması" başlıklı 13. maddesinde, temel hak ve hürriyetlerin, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasa'nın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabileceği, bu sınırlamaların, Anayasa'nın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamayacağı.

"Çalışma ve sözleşme hürriyeti" başlıklı 48. maddesinde; herkesin, dilediği alanda çalışma ve sözleşme hürriyetine sahip olduğu, " Çalışma hakkı ve ödevi" başlıklı 49. maddesinde de; çalışmanın, herkesin hakkı ve ödevi olduğu, Devletin, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve çalışma barışını sağlamak için gerekli tedbirleri alacağı hükümlerine yer verilmiştir.

Hukuka aykırı olarak tesis edildiği yargı kararıyla belirlenen düzenleyici ve/veya bireysel işlemlerden dolayı ilgililerin uğradığı zararların karşılanması, yukarıda yer verilen Anayasanın 125, İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. ve 12. maddelerinin bir gereğidir. Bu çerçevede, bakılan uyuşmazlıkta, hukuka aykırılığı Danıştay Sekizinci Dairesi kararıyla saptanmış bulunan işlem nedeniyle kendi iradesi dışında öğretmen olarak çalışma hakkının kısıtlandığı değerlendirilen davacının uğradığı zararın, idarece karşılanması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

Bu bağlamda davacının, yeniden çalışma izin belgesinin verilmesi için idareye başvurduğu 13/07/2018 tarihinden, Danıştay Sekizinci Dairesinin yukarıda belirtilen iptal kararı üzerine MEBSİS üzerinden çalışma hakkını kısıtlayan kaydın kaldırıldığı tarihe kadar olan ve bilirkişi incelemesi ile tespit edilebilecek olan maddi kayıplarının tazminat olarak kendisine ödenmesi yerinde olacaktır.

Davacının manevi tazminat istemine gelince: Manevi tazminat, maddi tazminat gibi bir tazmin aracı değil, tatmin aracı olup, ilgilinin davalı yönetimin hukuka aykırı olan eylem ve/veya işlemi nedeniyle duyduğu elem ve üzüntüyü sebepsiz zenginleşmeye yol açmayacak biçimde kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Bu bağlamda dava konusu işlem nedeniyle Dairesince takdir edilecek rakamın manevi tazminat olarak davacıya ödenmesi yerinde olacaktır.

Öte yandan, hukuka aykırı işlem nedeniyle yoksun kalınan maddi ve manevi hakların karşılanmasının zaman içinde gecikmesi ve bu gecikmeden doğan zararın telafisi için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca faiz uygulanması gerekli bulunmakta bu bağlamda hükmedilecek maddi ve manevi tazminata yürütülecek faizin başlangıç tarihinin tazminat davasının açıldığı tarih olarak kabulü gerekmektedir.

Ancak, davacının açıkta kaldığı sürede herhangi bir işte çalıştığının ve gelir elde ettiğinin tespiti halinde bu sürelerde elde etmiş olduğu gelirin ödenecek parasal haklardan düşüleceği de tabidir.

Açıklanan nedenlerle, davanın kabülüne, karar verilmesi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Sekizinci Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ SÜREÇ

Davacı tarafından, öğretmen olarak görev yapmakta iken çalıştığı kurum kapatıldığından bahisle çalışma izninin iptaline ilişkin işleme karşı yapılan komisyon başvurusunun reddine ilişkin işlem ile işlemin dayanağı olan.

Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü'nün 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesinin 3. maddesinin iptali istemiyle açılan davada; anılan Genelgenin üçüncü maddesinde yer alan; "... bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyecek ve MEBBİS üzerinde gerekli bilgiler işlenecektir." ibaresi ile bireysel işlemin iptaline;

"... görev yapan, yönetici, eğitimci, öğretmen, uzman öğretici, usta öğretici ve diğer personelin MEBBİS üzerinden tespitleri yapılarak çalışma izinleri valiliklerce iptal edilecek..." ibaresi yönünden davanın reddine karar verilmiş olup; anılan kararın davacıya tebliği üzerine 2577 sayılı Kanun'un 12. maddesi uyarınca görülmekte olan tam yargı davası açılmıştır.

İNCELEME VE GEREKÇE

İLGİLİ MEVZUAT

Anayasa'nın "Yargı yolu" başlıklı 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu ve idarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu kurala bağlanmıştır.

2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun "İptal ve tam yargı davaları" başlıklı 12. maddesinde; "İlgililer haklarını ihlal eden bir idari işlem dolayısıyla Danıştaya ve idare ve vergi mahkemelerine doğrudan doğruya tam yargı davası veya iptal ve tam yargı davalarını birlikte açabilecekleri gibi ilk önce iptal davası açarak bu davanın karara bağlanması üzerine, bu husustaki kararın veya kanun yollarına başvurulması halinde verilecek kararın tebliği veya bir işlemin icrası sebebiyle doğan zararlardan dolayı icra tarihinden itibaren dava süresi içinde tam yargı davası açabilirler. Bu halde de ilgililerin 11 inci madde uyarınca idareye başvurma hakları saklıdır." hükmü yer almaktadır.

5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu'nun "Kurumlarda çalıştırılacak personel" başlıklı 8. maddesinde; "Kurumların eğitim-öğretim ve yönetim hizmetlerinin, asıl görevi bu kurumlarda olan yönetici ve eğitim-öğretim elemanları ile yürütülmesi esastır.

Bir kurumun öğretime başladığı tarihten itibaren mevcut ders saati sayısının, kuruluş sırasında üçte birinin, kuruluşundan üç yıl sonra da en az üçte ikisinin asıl görevi bu kurumlarda olan öğretmen, uzman öğretici veya usta öğreticiler tarafından okutulması zorunludur.

Kurumların yöneticilik ve eğitim-öğretim hizmetlerinde, en az dengi resmi öğretim kurumlarına atanabilmek için gerekli nitelik ve şartları taşıyanlar, resmi dengi bulunmayan kurumların yöneticilik ve eğitim-öğretim hizmetlerinde ise yönetmelikle belirtilen nitelik ve şartları taşıyanlar görevlendirilir.

İhtiyaç halinde, resmi okullarda görevli öğretmenlere asıl görevlerini aksatmamak ve aylık karşılığı okutmakla yükümlü bulunduğu haftalık ders saati sayısını doldurmaları kaydı ve çalıştıkları kurumların izni ile sadece okullarda, aylık karşılığı okutmakla yükümlü bulunduğu haftalık ders saati sayısının yarısı kadar ücretli ders verilebilir.

Uzman öğretici, usta öğretici ve öğretmenlik yapma nitelik ve şartlarını taşıyan diğer Devlet memurlarına, ilgili birimlerin izniyle haftada on saati geçmemek üzere ücretli ders görevi verilebilir.

Ders saati ücretli olarak görevlendirileceklerle ilgili diğer hususlar yönetmelikle belirlenir.

Kurumların müdürleri, kurucu/kurucu temsilcisi tarafından; diğer yönetici ve öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticileri ise müdürlerince seçilir ve çalışma izinleri valiliğin iznine sunulur. Valiliğin izni alınmadan müdür ile diğer yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler işe başlatılamaz.

Gerekli şartları taşıyan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler için valilikçe çalışma izni düzenlenir. Çalışma izninin iptali yine valilikçe yapılır. (...)" hükmü; "Özlük hakları ve sorumluluklar" başlıklı 9. maddesinde; "Kurumlarda çalışan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler ile kurucu veya kurucu temsilcisi arasında yapılacak iş sözleşmesi, en az bir takvim yılı süreli olmak üzere yönetmelikle belirtilen esaslara göre yazılı olarak yapılır. Mazeretleri nedeniyle kurumdan ayrılan öğretmen ve öğreticilerin yerine alınacak olanlar ile devredilen kurumların yönetici, öğretmen ve öğreticileri ile bir yıldan daha az bir süre için de iş sözleşmesi yapılabilir.

...

Kurumlarda görev yapan yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticiler, görevleri sırasında suç işlemeleri veya görevleri nedeniyle kendilerine karşı işlenen suçlardan dolayı 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun uygulanması ve ceza kovuşturması bakımından kamu görevlisi sayılır." hükmü ve "Çalışma izninin iptali ve geçici görevlendirme" başlıklı 10. maddesinde; "İki defa teftiş raporuyla başarısızlığı tespit edilen yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticilerin çalışma izni, izni veren makam tarafından iptal edilir.

Bu durum, ilgiliye tebliğ edilmek üzere kuruma bildirilir. Tebliğ, sözleşmenin feshine ve ilgilinin kurumla ilişiğinin kesilmesine yeter sebep teşkil eder.

Kurumların teftiş ve denetlenmesi sırasında valilik, lüzum görülen durumlarda kurumun yönetici, öğretmen, uzman öğretici ve usta öğreticilerini görevden uzaklaştırabilir. Bu takdirde valilikçe, geçici görevlendirme yapılarak gerekli tedbirler alınır." hükmü yer almaktadır.

6749 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamenin Değiştirilerek Kabul Edilmesine Dair Kanun'un 1. maddesinde; "bu Kanun Hükmünde Kararnamenin amacı, 20/7/2016 tarihli ve 2016/9064 sayılı Bakanlar Kurulu Kararıyla ülke genelinde ilan edilen olağanüstü hal kapsamında, darbe teşebbüsü ve terörle mücadele çerçevesinde alınması zaruri olan tedbirler ile bunlara ilişkin usul ve esasları belirlemektir." kuralı yer almakta olup; 2. maddesinde, kapatılan kurum ve kuruluşlara ilişkin tedbirler ayrıntılı olarak düzenlenmiştir.

Anılan Kanun'un 2. maddesinin 3. fıkrasında ise; "Milli güvenliğe tehdit oluşturduğu tespit edilen yapı, oluşum veya gruplara ya da terör örgütlerine üyeliği veya iltisakı ya da bunlarla irtibatı belirlenen ve ekli listelerde yer almayan özel ve vakıf sağlık kurum ve kuruluşları, özel öğretim kurum ve kuruluşları ile özel öğrenci yurtları ve pansiyonları, vakıflar, dernekler, vakıf yükseköğretim kurumları, sendikalar, federasyonlar ve konfederasyonlar, ilgili bakanlıklarda bakan tarafından oluşturulacak komisyonun teklifi üzerine bakan onayı ile kapatılır. Bu fıkra kapsamında kapatılan kurum ve kuruluşlar hakkında da ikinci fıkra hükümleri uygulanır." kuralı yer almaktadır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

İdarenin hukuki sorumluluğu, kamusal faaliyetler sonucunda, idare ile yönetilenler arasında yönetilenler zararına bozulan ekonomik dengenin yeniden kurulmasını, idari etkinliklerden dolayı bireylerin uğradığı zararın idarece tazmin edilmesini sağlayan bir hukuksal kurumdur. Bu kurum, kamusal faaliyetler nedeniyle yönetilenlerin malvarlığında ortaya çıkan eksilmelerin ya da çoğalma olanağından yoksunluğun giderilebilmesi, karşılanabilmesi için aranılan koşulları, uygulanması gereken kural ve ilkeleri içine almaktadır.

İdare, kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

Tam yargı davalarında, öncelikle zarara yol açtığı öne sürülen idari işlem veya eylemin hukuka uygunluğunun denetlenmesi esas alındığından, olayın oluşumu ve zararın niteliği irdelenip, idarenin hizmet kusuru olup olmadığının araştırılması, hizmet kusuru yoksa kusursuz sorumluluk ilkelerinin uygulanıp uygulanmayacağının incelenmesi, tazminata hükmedilirken de her halde sorumluluk sebebinin açıkça belirtilmesi gerekmektedir.

İdarenin, hizmet kusuru nedeniyle sorumluluğu, idarece yürütülen hizmetin kuruluşunda, düzenlenmesinde ve işleyişinde ortaya çıkan nesnel nitelikli her türlü bozukluk, aksaklık ve eksikliktir. Bu bağlamda hizmet kusuru, özel hukuktaki anlamından uzaklaşarak nesnelleşen, anonim bir niteliğe sahip, bağımsız karekteri olan bir kusurdur. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan doğruya ve asli nedenini oluşturmaktadır.

Bir başka anlatımla; İdarenin, yürütmekle yükümlü olduğu bir kamu hizmetini gereği gibi yerine getirme, bu hizmetin işleyişini sürekli olarak kontrol etme, hizmetin yürütülmesi sırasında gerekli önlemleri alma, hizmeti yürütecek personelin ve hizmete özgülenen araçların seçiminde gerekli dikkat ve özeni gösterme ve denetimi yapma yükümlülüğünü ihlal etmesi neticesinde hizmetin hiç işlememesi, kötü veya geç işlemesi idarenin hizmet kusurunu oluşturur. Dolayısıyla hizmet kusuru nedeniyle bir zarar verilmiş olması halinde, belirtildiği üzere idarenin meydana gelen zararları tazmin sorumluluğu bulunmaktadır.

Ancak; hizmet kusuru ilkesine dayalı olarak tazminata hükmedilebilmesi için ortada öncelikle kamu hizmeti sunumuna ilişkin idarenin kusurlu bir eylem veya işleminin mevcut olması, ilgilinin zarara uğramış olması ve bu zarar ile idarenin kusurlu eylemi veya işlemi arasında uygun illiyet bağı olması gerekmektedir.

Manevi tazminat ise; kişinin mal varlığında meydana gelen eksilmeyi gidermeye yönelik bir tazmin aracı değil, manevi değerlerinde bir eksilme meydana gelen ve yaşama sevinci ve zevki azalan kişinin manen tatminini sağlamaya yönelik bir tazmin aracıdır. Manevi zararın başka türlü giderim yollarının bulunmayışı veya yetersiz kalışı manevi tazminatın parasal olarak belirlenmesini zorunlu kılmaktadır. Manevi tazminat, olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlamaktadır.

Tam yargı davalarının ve manevi tazminatın belirtilen niteliği gereği takdir edilecek manevi tazminat miktarının, olayın, zararın ve varsa idarenin kusurunun ağırlığını ortaya koyacak, hukuka aykırılığı özendirmeyecek, bir başka ifade ile benzeri olayların bir daha yaşanmaması için caydırıcı olacak şekilde belirlenmesi, bununla birlikte olayın meydana geliş şekli, idari faaliyetin niteliği ve idarenin sorumluluk sebebi gözetilerek hakkaniyetli ve makul bir tutarı aşmaması gerekmektedir.

Buna göre; manevi tazminat takdir edilirken, davacı yönünden, manevi tatmin duygusunu sağlamaya yetecek, zarara yol açan idari faaliyet sonucu duyulan elem ve ızdırabın kişi üzerindeki etki ve ağırlığını karşılayacak düzeyde olmasına; davalı yönünden ise, hakkaniyet sınırlarını aşmayan, ölçülü, adil dengeyi sağlayacak ve aşırı mali külfet oluşturmayacak makul bir seviyede olmasına dikkat edilmesi gerektiği açıktır.

İptal edilen her işlem nedeniyle ya da maddi tazminat ödenmesini gerektiren her durumda manevi tazminata hükmetmek ise manevi tazminatın getiriliş amacını aşan bir sonuç olacaktır. Zira, maddi tazminat sorumluluğu için, kişilerin uğradığı zarar ile kusurlu yürütülen idari faaliyet arasında illiyet bağı bulunması, hatta kimi durumlarda idari faaliyet kusurlandırılmasa bile kusursuz sorumluluk şartlarının oluşmasıyla sadece öznel zarar ile yürütülen kamu hizmeti arasında sebep-sonuç ilişkisinin kurulması yeterli görülmekte iken manevi tazminat bakımından diğer şartlara ek olarak idarenin kusurunun ağırlığına ve zarar doğurucu olayın oluş şekline de bakılmaktadır.

İdari faaliyetin neden veya etkisiyle maddi olarak kişisel bir zarara uğrayan bireylerin bu zararlarının ödenmesi ne kadar gerekli ise; her iptal edilen işlem ya da her maddi tazminata konu olan eylem nedeniyle idarenin ağır kusurunun varlığına veya bireyin ağır bir çöküntü, elem ve üzüntü duyup duymadığına bakılmaksızın manevi tazminata maruz bırakılması o kadar sakıncalıdır.

Uyuşmazlıkta; tazminat istemine konu ileri sürülen zararı doğuran Milli Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü’nün 21/07/2016 tarih ve 15520822-405.99- E. 7783529 sayılı "FETÖ/ PYD Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" Genelgesi'nin 3. maddesinin iki yönü bulunduğundan; hukuki sonuçları ve bu sonuçlara bağlı tazmin sorumluluğunun doğuşu ile bu sorumluluğun şartlarının farklı olması nedeniyle "personelin çalışma izninin iptal edilmesi" ile "personele bir daha çalışma izni düzenlenmemesi" durumlarının ayrı ayrı hukuki incelemeye tabi tutulması gerekmektedir.

Özel öğretim kurumu personeli iken çalışma izni iptal edilen davacının işlem nedeniyle çalışmasının sürekli engellenmesinden kaynaklı olduğu ileri sürülen zararının tazmini istenildiğinden, öncelikle 5580 sayılı Kanun kapsamında görevlendirilen personelin çalışma rejiminin hukuki niteliğinin ortaya konulması, uyuşmazlığın çözümü yönünden önem arz etmektedir.

Anılan Kanun kapsamında bulunan kurumlarda görev yapabilmek için; özel öğretim kurumu ile kurumda görev yapmak isteyen kişi arasında İş Kanunu kapsamında iş sözleşmesinin imzalanması üzerine, kurum müdürlüğünce, çalışma izni verilmesi istenen eğitim personelinin ve diğer personelin bu izne esas olan belgelerini eksiksiz olarak tamamlamak suretiyle evrakı kurumun doğrudan bağlı bulunduğu millî eğitim müdürlüğüne teslim edeceği,

Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasında yer alan şartları sağladığı yapılan güvenlik soruşturması ve arşiv araştırması sonucuna ilişkin yetkili makamlardan alınmış belge ile tespit edilen ve diğer nitelik ve şartları uygun bulunanlara müracaattan itibaren 10 gün içinde çalışma izninin valilikçe düzenleneceği, Valilikten çalışma izni alınmadan personelin işe başlatılamayacağı açıktır.

Görüldüğü üzere; özel öğretim kurumlarında görev yapan personel için, doğrudan hangi kurumda hangi kadro ve/veya pozisyonda görev verilmek isteniyorsa, o çerçevede çalışma izni onayı düzenlenmekte olup; anılan kurumlarda çalışmak isteyen kişilere, istedikleri her kurumda çalışabilmelerine imkan verecek genel bir çalışma izni onayı bulunmamaktadır.

Bir başka ifadeyle; özel öğretim kurumunda çalışmak isteyen kişilere verilen iznin kişinin çalışmak istediği kuruma münhasıran verilmesi nedeniyle aynı izne dayanılarak başka bir özel ögretim kurumunda çalışmanın mümkün olmadığı, bu hâlde çalışma iznine konu kurumun kapatılması hâlinde çalışma izninin bir fonksiyonunun kalmayacağı tartışmasızdır.

Genelge kapsamında bulunan personellerin çalıştığı kurumların, olağanüstü hal kapsamında, gerek 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararnamesi'nin Ekli listesinde yer verilmek suretiyle doğrudan Kanun Hükmünde Kararname ile gerekse anılan Kanun Hükmünde Kararname'nin 2. maddesinin 3. fıkrası uyarınca Bakan Olur'u ile kapatıldığı görülmekte olup; çalışma izni iptal edilen personelin kapatma nedeniyle halihazırda kendilerine çalışma onayı düzenlenen kurumlarda fiilen ve hukuken çalışma imkanları bulunmadığından anılan personelin çalışma izninin iptali, sadece fiilî durumun tespitini sağlamaktadır.

Bir başka deyişle; davalı idarece kapatılan kurumlarda görev yapan personellerin çalışma izinlerinin iptal edileceği yolunda herhangi bir düzenleme yapılmasaydı dahi, yukarıda açıklanan personel çalıştırma rejiminin niteliği gereği, ilgili kişilerin çalışabileceği kurum kapatılmış olduğundan fiilen çalışamayacakları tartışmasızdır.

Bu itibarla; 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı Genelge'de yer alan çalışma izinlerinin iptaline ilişkin kuraldan kaynaklanan maddi tazminat talebinin kabul edilmesine hukuken olanak bulunmamaktadır.

MEBBİS'e eklenen "Kurumu KHK ile kapatıldı." şerhi ile süresiz çalışma izni onayı verilmemesi nedeniyle mahrum kalındığı ileri sürülen zararların tazmini yönünden ise; yukarıda ifade edildiği üzere; özel öğretim kurumlarında görev yapan personel için, doğrudan hangi kurumda hangi kadro ve/veya pozisyonda görev verilmek isteniyorsa, o çerçevede çalışma izni onayı düzenlendiği, genel bir çalışma izni onayı usulünün bulunmadığı, ancak; özel öğretim kurumu ile yapılacak iş sözleşmesini müteakip çalışma izni onayı sürecinin başlatılabileceği dikkate alındığında;

süresiz görev verilmemesi nedeniyle uğranıldığı ileri sürülen zararların tazmin edilebilmesi için, herhangi bir özel öğretim kurumuyla yapılan iş sözleşmesi üzerine talep edilen çalışma izni onayının Milli Eğitim Bakanlığı'nın 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesi' nin 3. maddesi uyarınca reddedilmesi ve bu hususun somut bilgi ve belgeyle ortaya konulması gerekmektedir.

Bir başka ifadeyle; 5580 sayılı Kanun'a tabi kurumlarda uygulanan personel istihdam rejiminin niteliği gereği, çalışma izni onayı talebine dayanak olan ve idarece MEBBİS'te yer alan şerh gerekçe gösterilerek işleme alınmayan, herhangi bir özel öğretim kurumu ile imzalanan iş sözleşmesinin bulunması halinde ileri sürülen zararın muhtemel zarar olarak kabulü gerekir.

Dolayısıyla; Milli Eğitim Bakanlığı'nın 21/07/2016 tarih ve 7783529 sayılı "FETÖ/PDY Terör Örgütü ile Bağlantılı Olduğu Tespit Edilen Kurumlar" konulu Genelgesi' nin 3. maddesinde yer alan; "... bu personele başka bir özel öğretim kurumunda çalışma izin onayı düzenlenmeyecek ve MEBBİS üzerinde gerekli bilgiler işlenecektir." ibaresinin ve bu ibarenin sonucu niteliğindeki bireysel işlemlerin (başka eğitim kurumlarında bir daha çalışamayacağına dair "Kurumu 667 sayılı KHK ile kapatıldı.'' şerhinin kaldırılması ve/veya silinmesi taleplerinin reddi yolunda tesis edilen işlemler) yargı kararıyla iptali üzerine anılan işlemlerden kaynaklı olarak oluşmuş somut, kesin ve net bir maddi kayıp varsa davacı tarafından bütün kalemleriyle ortaya konulması gerekmektedir.

Davacı tarafından, "bir daha görev verilmemesi" yolunda tesis edilen işlem nedeniyle uzun yıllar çalışamamasından kaynaklanan maddi zararın doğduğu ileri sürülmekte ise de; işlemin iptal edilen kısmından kaynaklı olarak oluşmuş somut, kesin ve net zarar tespitinin ortaya konulmadığı görüldüğünden işlemin bu kısmı yönünden oluştuğu ileri sürülen maddi zararın yasal faiziyle tazmini talebinin reddi gerekmektedir.

İptal edilen her idari işlem nedeniyle manevi tazminat verilmesi mümkün olmadığı gibi uyuşmazlıkta; manevi tazminata hükmedilebilmesi için yukarıda belirtilen yukarıda belirtilen gerekli şartların bulunmadığı görüldüğünden, bu kısmı yönünden de davanın reddi gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle;

1.DAVANIN REDDİNE,

2.Ayrıntısı aşağıda gösterilen toplam ... TL yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

3. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13. maddesinin 2. ve 4. fıkraları gereği (reddedilen miktarı geçemeyeceğinden) reddedilen maddi tazminat talebi için ...-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,

4. Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 10. maddesinin 3. ve 4. fıkraları uyarınca reddedilen manevi tazminat talebi için ... TL vekâlet ücretinin (maktu) davacıdan alınarak davalı idarelere verilmesine,

5. Davacının adli yardım talebi kabul edildiğinden adli yardım nedeniyle yatırılması ertelenen toplam ... TL'den dava açılırken yatırılan ... TL vekalet harcı mahsup edilerek kalan ... TL'nin davacıdan tahsili için ilgili Vergi Dairesine müzekkere yazılmasına,

6. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen 30 (otuz) gün içerisinde Danıştay Dava Daireleri Kuruluna temyiz yolu açık olmak üzere, 14/05/2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Danıştay 8. Daire, E. 2023/6571, K. 2025/4555, 14 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Davanın Konusu
  4. Davacının İddiaları
  5. Davalı İdarelerin Savunmaları
  6. Davalı ... Valiliğinin Savunmasının Özeti
  7. Düşüncesi
  8. Düşüncesi
  9. Türk Milleti Adına
  10. Hukuki Süreç
  11. İnceleme Ve Gerekçe
  12. İlgili Mevzuat
  13. Hukuki Değerlendirme
  14. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
8. Daire
Esas No
2023/6571
Karar No
2025/4555
Tarih
14 Mayıs 2025

İlgili Kararlar

  • Danıştay 9. Daire E.2023/6589 K.2025/1961
  • Danıştay 3. Daire E.2023/6623 K.2025/2488
  • Danıştay 10. Daire E.2023/6651 K.2025/2528
  • Danıştay 12. Daire E.2023/6694 K.2025/2854
  • Danıştay 8. Daire E.2023/6696 K.2025/4954
  • Danıştay 8. Daire E.2023/6700 K.2025/5050

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.