İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /9. Daire

DANIŞTAY · 9. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 9. Daire E.1997/5041 K.1998/4443

Tasfiye halindeki yükümlü şirketin, 1995-1996 vergilendirme dönemi hesaplarının incelenmesi soncu düzenlenen raporla, emtia alışlarına ilişkin faturaların sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğunun tespit edilmesi üzerine önerilen 1995 yılı ağır…

Esas1997/5041Karar1998/4443Tarih23 Kasım 1998Okuma7 dk · 1.456 kelime

KÜNYE

9. Daire 1997/5041 E., 1998/4443 K.·T.C. Danıştay Dokuzuncu Daire

Karar tarihi
23 Kasım 1998
Esas No
1997/5041
Karar No
1998/4443
Temyiz İsteminde Bulunan
Şahinbey Vergi Dairesi Müdürlüğü - GAZİANTEP
Karşı Taraf
…
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.456 kelime·7 dk okuma·4 bölüm

İstemin Özeti

Tasfiye halindeki yükümlü şirketin, 1995-1996 vergilendirme dönemi hesaplarının incelenmesi soncu düzenlenen raporla, emtia alışlarına ilişkin faturaların sahte ve muhteviyatı itibarıyla yanıltıcı olduğunun tespit edilmesi üzerine önerilen 1995 yılı ağır kusur cezalı kurumlar vergisi, fon payı, 1995 yılı Aralık dönemi ağır kusur cezalı katma değer vergisi ve 1996 yılı ağır kusur cezalı kurum geçici vergisi için düzenlenerek bildirimi yapılan ihtiyatı haciz varakasının iptali istemiyle açılan davayı.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkındaki Kanunun 13. maddesinde, ihtiyati haczin aşağıdaki hallerden herhangi birinin mevcudiyeti takdirinde hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlerine göre derhal tatbik olunacağı hükmünün yazılı olduğu, aynı maddede ihtiyati haczin sebeplerinin yedi bent halinde ayrı ayrı sayıldığı,

vali yerine bu konuda karar verme yetkisi bulunmayan defterdar tarafından alınan ihtiyati haciz kararına dayanılarak uygulanan ihtiyati haciz işleminin yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kabul ederek ihtiyati haciz varakasını iptal eden.

Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, ihtiyati haciz varakasının vali tarafından tasdikinin gerekmediği, yetkili kılınacak memur vasıtası ile de onay yapılmasının mümkün olduğu, nitekim 387 sayılı Tahsilat Genel Tebliğinde bu yetkinin defterdara verildiği ve bu yetkinin defterdar tarafından kullanıldığı öne sürülerek bozulması istenilmektedir.

Savunmanın Özeti : Yasal dayanaktan yoksun temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmuştur.

Savcı …'in Düşüncesi : Tasfiye halindeki davacı şirket hakkında uygulanan … gün ve … sayılı ihtiyatı haciz kararının iptali istemi ile açılan dava, vergi mahkemesince 6183 sayılı Kanun'un 13 ncü maddesi hükmü uyarınca ihtiyati haciz kararının mahalli en büyük memurunun kararıyla alınması gerektiği halde bu konuda karar verme yetkisi bulunmayan Defterdar tarafından alınmasının yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kabul edilerek ihtiyati haciz kararının iptaline karar verilmiştir.

Vergi Dairesi,temyiz dilekçesinde,6183 sayılı kanun'un 64ncü maddesinin 4108 sayılı kanunla değişik 64ncü maddesinde haciz muamelelerinin, tahsil dairelerince düzenlenen ve alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memuru veya tevkil edeceği memur tarafından tasdik edilen haciz varakalarına dayanılarak yapılacağının hükme bağlandığından bahisle temyiz konusu kararın bozulmasını istemektedir.

6183 sayılı Kanun'un 13 ncü maddesi "İhtiyati Haciz başlığını taşımakta ve ihtiyati haciz kararının mahalli en büyük memur tarafından alınacağını hükme bağlanmaktadır. 6183 sayılı Kanun'un 64 ncü maddesi ise 2.6.1995 gün ve 22301 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 4108 sayılı kanunla değiştirilmiş olup haciz muamelelerinin tahsil dairelerince düzenlenen ve alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memuru veya tevkil edeceği memur tarafından tasdik edilen haciz varakalarına dayanılarak yapılacağını belirtmektedir.

İhtiyati haciz kararının alınması ve haciz varakasının düzenlenmesi olaylarının birbiri ile karıştırılmaması gerekir. Haciz varakası, ihtiyati haciz kararı alındıktan sonra yapılan bir uygulama işlemidir. Madde hükümlerinin incelenmesinden ihtiyati haciz kararının mahalli en büyük memur tarafından alınacağı, uygulama işleminin ise tevkil edeceği memur tarafından düzenlenebileceği anlaşılmaktadır.

Olayda ihtiyati haciz kararının 6183 sayılı Kanun'un 13 ncü maddesi hükmüne aykırı olarak defterdar tarafından alındığı anlaşıldığından, ihtiyati haciz kararının iptaline ilişkin temyiz konusu kararda isabetsizlik görülmemiştir.

Açıklanan nedenle temyiz isteminin reddi ile temyiz konusu kararın onanması gerekeceği düşünülmektedir.

Tetkik Hakimi …'nun Düşüncesi : İleri sürülen iddialar usule ve hukuka uygun Vergi Mahkemesi kararının bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerekeceği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

2577 sayılı Danıştay Kanununun 3619 sayılı Kanunla eklenen Ek 1. Madde gereğince hüküm veren Danıştay Dokuzuncu ve Üçüncü Dairelerince oluşturulan Müşterek Kurulca işin gereği görüşüldü: Temyiz edilen … Vergi Mahkemesinin … tarih ve … sayılı kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 49. maddesinin 1. fıkrasında sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisinin bulunmadığı anlaşıldığından temyiz isteminin reddine, anılan Mahkeme kararının onanmasına 23.11.1998 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

XX- KARŞI OY

Tasfiye halinde bulunan yükümlü şirkete 1995 yılı ağır kusur cezalı kurumlar vergisi, fon payı, Aralık 1995 dönemi için ağır kusur cezalı katma değer vergisi ve 1996 yılı için ağır kusur cezalı kurum geçici vergisi borcu için ihtiyati haciz kararı alınmış ve karara dayanılarak ihtiyati haciz varakası düzenlenmiş olup, bu haciz uygulama işlemine karşı açılan davada, Vergi Mahkemesince, vali yerine bu konuda karar vermeye yetkili bulunmayan defterdar tarafından alınan ihtiyati haciz kararına dayanılarak uygulanan ihtiyati haciz işleminin iptaline karar verilmiştir.

Temyize konu kararın kanuna uygun olup olmadığının belirlenebilmesi, haciz uygulama işleminin dayanağını oluşturan ihtiyati haciz kararının vali veya defterdardan hangisi tarafından alınması gerektiğinin saptanmasına bağlıdır.

6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanununun 13. maddesine göre, ihtiyati haciz, bu maddede yazılı hallerden birinin mevcudiyeti halinde hiçbir süreyle bağlı olmaksızın "alacaklı amme idarenin" mahalli en büyük memurunun kararıyla uygulanabilir.

6183 sayılı Kanunun 3. maddesinde, "Alacaklı Amme İdaresi" teriminin Devleti, il özel idareleri ve belediyeleri ifade edeceği belirtilmiştir. Bununla, bu amme idareleri bakımından alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kim olacağına açıklık getirilmek istenilmiştir. Başka bir anlatımla alacaklı amme idaresi il özel idaresi olduğunda mahalli en büyük memuru vali, belediye olduğunda belediye başkanı, Devlet olduğunda bu konuda yetkili kamu ajanı olacaktır.

Anayasanın 126. maddesinin ikinci fıkrasına göre, illerin idaresi yetki genişliği esasına dayanır. Bu esas, 5442 sayılı İl İdaresi Kanununun 3. maddesinde belirtildikten sonra 4. maddesinde, il genel idaresinin başı ve merciinin vali olduğu, bakanlıkların kuruluş kanunlarına göre oluşturulan taşra teşkilatının valinin emri altında bulunduğu belirtilmiştir.

Yine aynı Kanunun valilerin hukuki durumları, görev ve yetkilerini gösteren 9. maddesinde, valinin, ilde Devletin ve Hükümetin temsilcisi ve ayrı ayrı her bakanın mümessili ve bunların idari ve siyasi yürütme vasıtası olduğu, bu sıfatla valilerin ilin genel idaresinden her bakana karşı ayrı ayrı sorumluluğu bulunduğu, bakanların, bakanlıklarına ait işleri için valilere re'sen emir ve talimat verebilecekleri hüküm altına alınmıştır.

Bu hukuki duruma göre valiler, bakanlıkların taşra teşkilatı bakımından mahallin en büyük mülkiye memurudur. Nitekim, 1580 sayılı Belediye Kanununun 7 ve 71. maddelerinde, vali ve kaymakamlar, "mahallin en büyük mülkiye memuru" olarak tanımlandığı gibi 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 80 ve 81. maddelerinde yine "mahallin en büyük mülkiye memuru" olarak tanımlanmışlardır.

Anayasanın 113. maddesinin birinci fıkrası, bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri, yetkileri ve teşkilatının kanunla düzenleneceğini amirdir. Bu hüküm uyarınca teşkilat kanunlarında bakanlıkların görev ve yetkileri ile teşkilatı düzenlenmiştir.

178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede, Maliye Bakanlığının görevleri arasında, Devlete ait mali politikaları geliştirmek, uygulamak ve Devlet gelirlerini tahsil etmek de yer almıştır.

178 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 543 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile değişik 34. maddesinde, Maliye Bakanlığının taşra teşkilatının defterdarlıklardan oluşacağı, Ek (3) sayılı cetvelde belirtilen bölgelerde gelirler bölge müdürlükleri de kurulabileceği açıklanmıştır.

178 sayılı kanun Hükmünde Kararnameye 543 sayılı Kanun Hükmünde kararname ile eklenen Ek:II. maddede, defterdarların, bulunduğu ilde Maliye Bakanlığının en büyük memuru ve il ve bağlı ilçeler teşkilatının amiri olduğu, işlemlerin kanun hükümlerine göre yürütülmesi, denetlenmesi ve merkez ve taşradan sorulan soruların cevaplandırılması, kanuna aykırı hareketi görülenler hakkında takibatta bulunulması ile görevli ve sorumlu olduğu belirtilmiştir.

Bu durumda, Devlete ait vergi, resim ve harçların takip ve tahsili bakımından, Devleti, Maliye Bakanlığı temsil ettiğinden alacaklı amme idaresi Maliye Bakanlığı olmaktadır. 543 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin yukarıda değinilen ek: II.maddesinde belirtildiği üzere Maliye Bakanlığının il düzeyinde mahalli en büyük memuru ve il ve bağlı ilçeler teşkilatının amiri defterdar olduğundan ihtiyati haczin defterdarın kararıyla uygulanması gerekmektedir. 6183 sayılı Kanunun 5. Maddesindeki "Takibat alacaklı amme idaresinin mahalli dairesince yapılır. hükmü de bu görüşü doğrulamaktadır.

Dosyanın incelenmesinden 6183 sayılı Kanunun 13. maddesine göre ihtiyati haczin uygulanmasına ilişkin dava konusu işlem defterdarın ihtiyati haciz kararına dayanılarak uygulanmış bulunduğundan dava konusu işlemde bu yönüyle kanuna aykırılık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle Vergi Mahkemesinin haciz kararının defterdar tarafından alındığı gerekçesiyle ihtiyati haciz uygulama işleminin iptaline ilişkin temyize konu kararının bozulması gerektiği görüşü ile çoğunluğun temyiz isteminin reddine ilişkin kararına katılmıyoruz.

X-KARŞI OY

Uyuşmazlıkta, tasfiye halindeki davacı şirket hakkında uygulanan ihtiyati haciz kararının iptali istemiyle açılan davayı 6183 sayılı Kanunun 13. Maddesi hükmü uyarınca ihtiyati haciz kararının alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla alınması gerektiği halde bu konuda karar verme yetkisi bulunmayan Defterdar tarfından alınmasının yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle kabul ederek ihtiyati haciz kararını iptal eden vergi mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

Olayın çözümü ihtiyati haciz varakasının tasdiki konusuna alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun Vali mi yoksa Defterdar mı olduğunun tayin ve tespitine bağlı bulunmaktadır. 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun un 13. Maddesinde ihtiyati hacizin aşağıdaki hallerden birinin mecudiyeti takdirinde hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlere göre, derhal tatbik olunacağı öngörülmüş olup, aynı maddede ihtiyati haczin sebepleri yedi bend halinde ayrı ayrı sayılmıştır.

Aynı Kanundaki terimleri açıklayan 3. maddesinin 3. fıkrasında "Alacaklı Amme İdaresi" teriminin Devleti, Vilayet Hususi İdarelerini ve Belediyeleri ihtiva ettiği tasrih edilerek bu ibarenin şumulü tayin edilmiş bulunmaktadır.

Olayda, Devlete ait bir kamu alacağı söz konusudur. Devletin mahalli en büyük temsilcisi ise İllerde Vali, İlçelerde Kaymakamdır. Defterdarın böyle bir temsil yetkisi bulunmamamkatdır. Ne var ki bu olayda Vali, defterdara yetki vermiştir. Validen aldığı yetkiye dayanarak defterdarın haciz varakasını imzalamış olması kanunun amacına uygun düşmektedir.

Bu nedenle, ihtiyati haciz kararının Validen aldığı yetki ile Defterdar tarafından imzalanmasının yasaya aykırı olmadığından aksi yönde hüküm kuran vergi mahkemesi kararının bozulması gerektiği oyu ile çoğunluk görüşüne katılmıyorum.

Danıştay 9. Daire, E. 1997/5041, K. 1998/4443, 23 Kasım 1998 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. İstemin Özeti
  4. Türk Milleti Adına
  5. Xx- Karşı Oy
  6. X-karşı Oy

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
9. Daire
Esas No
1997/5041
Karar No
1998/4443
Tarih
23 Kasım 1998

İlgili Kararlar

  • Danıştay 9. Daire E.1997/5098 K.1998/4403
  • Danıştay 4. Daire E.1997/5279 K.1998/4153
  • Danıştay 4. Daire E.1997/5313 K.1998/4650
  • Danıştay 4. Daire E.1997/5412 K.1998/4651
  • Danıştay 4. Daire E.1997/5413 K.1998/4652
  • Danıştay 4. Daire E.1997/5656 K.1998/4468

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.