KÜNYE
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2020/491 E., 2022/4470 K.·T.C. Danıştay Dokuzuncu Daire
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2022
- Esas No
- 2020/491
- Karar No
- 2022/4470
- Temyiz eden (davalı)
- … Vergi Dairesi Başkanlığı
- Karşı taraf (davacı)
- …
- İstemin konusu
- … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
1.060 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden re'sen silinen … Turizm Anonim Şirketi'nin işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak (olay tarihinde yürürlükte bulunan) 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 17/9. maddesi uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla 2012/Ocak,Şubat,Temmuz ve Eylül dönemleri için re'sen tarh edilen katma değer vergisi ile kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesi'nin … tarih ve E:…. K:… sayılı kararıyla; davacının,.
Turizm Ticaret Anonim Şirketi'nin 28/05/2009 ilâ 25/08/2015 tarihleri arasında yönetim kurulu ikinci başkanı olarak kanuni temsilcisi olduğu, ancak, şirketin ticaret sicil kaydının, tasfiyeye tabi tutulmaksızın 6102 sayılı Kanun'un geçici 7. maddesi uyarınca 25/08/2015 tarihinde silindiği anlaşıldığından, tasfiye edilmeksizin ticaret sicilinden silinmiş şirketin adli yargı yerinde açılacak davayla ihyasının ve yeniden tescilinin sağlanması ve alacağın şirket adına kesinleştirilmesi ve kesinleştirmeden sonra şirketten tahsili yoluna gidilmesi,
tahsil edilememesi durumunda sorumluluğu çerçevesinde davacıya başvurulması gerekirken, doğrudan davacı adına tarh edilen vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu cezalı tarhiyatın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Mahkeme kararında, davacının,. Turizm Ticaret Anonim Şirketi'nin 28/05/2009 ilâ 25/08/2015 tarihleri arasında yönetim kurulu ikinci başkanı olarak kanuni temsilcisi olduğu belirtilmiş ise de, davacının.
İnşaat Turizm Ticaret Anonim Şirketi'nin 28/05/2009 tarihinden itibaren üç yıl süre ile yönetim kurulu üyeliğine seçildiği, ancak, şirketi temsil ve ilzam yetkisine sahip olmadığı ve vergi incelemesinde matrah takdirine dayanak oluşturan kayıt ve beyan dışı satışın 2012/Eylül döneminde yapıldığının kabul edildiği ve şirket defter belgelerinin ibrazının davacıdan 16/05/2017 tarihinde tebliğ edilen yazı ile istendiği anlaşılmış olup, davacı,
dava konusu katma değer vergilerinin ait olduğu dönemlerde şirketin kanuni temsilcisi sıfatını taşımadığından ve kayıt dışı bırakılan satışın yapıldığı 2012/Eylül döneminde yönetim kurulu üyeliği süresi de sona erdiğinden, yine, şirket defter ve belgelerinin ibrazının istendiği tarihte davacı, şirket kanuni temsilcisi ve yönetim kurulu üyesi olmadığından, davacı adına şirket kanuni temsilcisi olduğundan bahisle yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle davalı idarenin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı hakkında tesis edilen işlemlerin usul ve hukuka uygun olduğu iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
İNCELEME VE GEREKÇE
MADDİ OLAY
Davacı adına, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca ticaret sicilinden re'sen silinen ... Gıda İnşaat Turizm Anonim Şirketi'nin işlemlerinin incelenmesi sonucu düzenlenen vergi inceleme raporuna dayanılarak (olay tarihinde yürürlükte bulunan) 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 17/9. maddesi uyarınca kanuni temsilci sıfatıyla 2012/Ocak,Şubat,Temmuz ve Eylül dönemleri için re'sen tarh edilen katma değer vergisi ile kesilen üç kat vergi ziyaı cezasının kaldırılması istenilmektedir.
İLGİLİ MEVZUAT
5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun "Tasfiye" başlıklı 17. maddesinin olay tarihinde yürürlükte olan 9. fıkrasında; tasfiye edilerek tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmiş olan mükelleflerin tasfiye öncesi ve tasfiye dönemlerine ilişkin olarak salınacak her türlü vergi tarhiyatı ve kesilecek cezaların, müteselsilen sorumlu olmak üzere; tasfiye öncesi dönemler için kanuni temsilcilerden, tasfiye dönemi için ise tasfiye memurlarından herhangi biri adına yapılacağı, limited şirket ortaklarının, tasfiye öncesi dönemlerle ilgili bu kapsamda doğacak amme alacaklarından şirkete koydukları sermaye hisseleri oranında sorumlu olacakları, tasfiye memurlarının sorumluluğunun, tasfiye sonucu dağıtılan tutarla sınırlı olacağı hüküm altına alınmıştır.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bir şirketin borçlu kılınabilmesi ancak tüzel kişilik kazandığı tarih ile bu kişiliğin sona erdiği tarih arasındaki zaman diliminde olanaklıdır. Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre şirketlerin tüzel kişilikleri ticaret sicilinden silinmesiyle sona ermekte olup ticaret silicilinden kaydı silinen ve hukuksal varlığı sona eren bir kurumun bu tarihten sonra haklara sahip olması, borçlu kılınması, temsili, yargı yerlerinden koruma istemesi mümkün değildir.
Bu nedenle tasfiye edilerek tüzel kişilikleri ticaret sicilinden silinmek suretiyle sona eren kurumlar vergisi mükellefleri adına, tasfiyeye giriş tarihinden önceki dönemlerle ilgili olsa dahi bu aşamada vergilendirme yapılması mümkün bulunmamaktadır.
Tüzel kişiliği sona erdikten sonra borçlandırılmasına hukuken imkan bulunmayan kurumların hukuksal varlığının devam ettiği dönemlere ait olan, ikmalen veya re'sen tarhı gereken vergi ve kesilecek cezalardan sorumlu tutulacaklar konusundaki hukuki boşluk, (olay tarihinde yürürlükte bulunan) 5520 sayılı Kanun'un 17. maddesine eklenen ve yukarıda kuralına yer verilen 9. fıkra ile giderilmiştir.
Buna göre; tüzel kişi kanuni temsilcisinin tasfiyesi tamamlanmış ve ticaret sicilinden kaydı silinmiş tüzel kişiler adına 03/07/2009 tarihinden itibaren yapılacak tasfiyeye giriş tarihinden önceki dönemlere ilişkin tarhiyatların muhatabı olabileceği, söz konusu tarhiyatların müteselsilen sorumlu olmak üzere kanuni temsilcilerden herhangi biri adına yapılabileceği belirtilmiştir.
Yukarıda yer verilen yasal düzenlemeler uyarınca, tarhiyatın doğrudan kanuni temsilciler adına yapılabilmesi, asıl mükellefin tasfiye edilmesi ve tüzel kişiliğinin ticaret sicilinden silinmiş olması koşuluna bağlanmıştır.
Tasfiye ve iflas hallerinde ticaret şirketlerinin vergi mükellefiyetlerinin sona erdirilmesinde süreç; Türk Ticaret Kanunu ve Kurumlar Vergisi Kanunundaki işlemler yerine getirilerek, tasfiye edilme veya iflasın kapanması tescil ve ilan edildikten sonra, tüzel kişiliğin ticaret sicili kayıtlarından terkin edilmesiyle gerçekleşmektedir.
Dosyanın incelenmesinden; davacının yönetim kurulu üyesi olduğu... Gıda İnşaat Turizm Anonim Şirketi'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca 25/08/2015 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiğinin 01/09/2015 tarih ve 8896 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde tecsil ve ilan edildiği, başka bir ifadeyle 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun (olay tarihinde yürürlükte bulunan) 17. maddesinin 9. fıkrasında yer verilen tasfiye süreci takip edilerek tasfiyesinin sonlandırılmadığı anlaşılmıştır.
Bu durumda, tasfiyeye girmeksizin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi uyarınca re'sen kaydı silinen şirketin kanuni temsilcisi hakkında 5520 sayılı Kanun'un (olay tarihinde yürürlükte bulunan) 17. maddesinin 9. fıkrasında öngörülen tasfiye koşulunun gerçekleşmediği dikkate alındığında, anılan maddeye dayanılarak kanuni temsilci sıfatıyla yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığından, davayı kabul eden Vergi Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu yukarıda yazılı gerekçeyle reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.
Danıştay 9. Daire, E. 2020/491, K. 2022/4470, 3 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama