KÜNYE
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2021/1939 E., 2023/1441 K.·T.C. Danıştay Dokuzuncu Daire
- Karar tarihi
- 13 Nisan 2023
- Esas No
- 2021/1939
- Karar No
- 2023/1441
- Temyiz eden (davalı)
- … Belediye Başkanlığı-…
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davacı)
- … Endüstri ve Tic. A.Ş.
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
674 kelime·3 dk okuma·4 bölüm
Dava konusu istem: Davacı şirket tarafından maliki olduğu taşınmazlar nedeniyle 2009 ilâ 2018 yıllarına ilişkin emlak vergilerinin tamamının Sultangazi Belediyesine ödendiği, davalı idarece tahakkuk ettirilen emlak vergilerinden ödenen tutarların mahsubu ile gecikme faizi de hesaplanmaması istemiyle yapılan … tarih ve … sayılı başvurunun zımnen reddine dair işlem ile emlak vergisi tahakkuklarının iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; davacı şirkete ait taşınmazların 2009 ilâ 2018 yıllarına ilişkin emlak vergilerinin Sultangazi Belediyesine arsa niteliğinde beyan olunarak ödendiği konusunda taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı,
sınırların değişmesi nedeniyle emlak vergisi tahsil etme yetkisi son bulan belediyeye yapılan 2009-2018 yıllarına ilişkin ödemelerin geçersiz olacağı sonucunu doğurmayacağı, vergi toplama yetkisi hukuki dayanaktan yoksun kalan belediyenin, kendisine ödenmiş olan vergiyi yetkili belediyeye iade etmesi gerektiği gibi idarenin bütünlüğü ilkesi gereğince yetkili belediyenin bu vergileri borçlu durumda bulunan belediyeden de isteyebileceği,
bütün bunlar yapılmayarak ödenen vergilerin mükelleften bir kez daha tahsili amacıyla vergi tahakkuk ettirilmesinin hakkaniyete uygun olmadığı gibi Anayasa ile güvence altına alınan idarenin bütünlüğü ilkesi ile vergide belirlilik ilkelerine de aykırılık teşkil ettiği, davalı idarece 2009-2018 yıllarına ilişkin olarak davacı adına mükerrer olarak tahakkuk ettirilen emlak vergilerinin kaldırılması istemiyle yapılan başvurunun reddine dair işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı,
davacı tarafça arsa olarak beyan edilen Pirinççi mahallesi Çıngırak sokak 170 parsel No:1'de konut bulunmasına karşın , 20/09/2019 tarihinde yapılan yoklamada taşınmazın üzerinde bir adet konut bulunduğu ancak beyannamenin arsa olarak verildiğinden bahisle davacı adına yapılan ek tahakkuk yönünden yapılan değerlendirmede ise;
bu durumun 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu'nun 33. maddesi uyarınca vergiyi tadil eden sebepler arasında sayılması nedeniyle taşınmazın arsadan konuta çevrilerek rayiç bedel farkı üzerinden doğrudan tahakkuk yapılmış ise de yoklama neticesi düzenlenen fark vergilerin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 30. ve 34. maddeleri uyarınca ihbarnameye bağlanarak mükellefe tebliğ edilmesi gerekirken belirtilen taşınmaza ilişkin olarak tespit edilen matrah farkı üzerinden doğrudan tahakkuk yapılarak alacağın tahsil edilmeye çalışılmasında bu yönüyle hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne,
dava konusu işlem ile davacı adına yapılan tahakkuk işlemlerinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu, kaldırılmasını gerektiren bir neden bulunmadığı belirtilerek davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davanın öncelikle süreaşımı ve husumet nedeniyle reddi gerektiği, taşınmazların 2009 ilâ 2018 yıllarına ilişkin emlak vergisi borçlarının Sultangazi Belediyesine ödendiği, ancak Sultangazi Belediyesinin 29/11/2018 tarihli yazısı ile taşınmazların Belediyelerinin sınırlarında kaldığının anlaşılmasıyla birlikte emlak kaydının kapatıldığının bildirildiği, bunun üzerine geçmişte tahsil edilen vergilerin Sultangazi Belediye Başkanlığından iadesinin istenildiği, ancak bu talebin ilgili idarece kabul edilmediği, diğer yandan davacının emlak bildiriminde … mahallesi … sokak … parsel No:…'de konut bulunmasına karşın arsa olarak bildirimde bulunduğu,
beyanın düzeltilmesi suretiyle ortaya çıkan farkın ödenmesi gereken borca eklendiği, işlemlerin hukuka uygun olduğu iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'IN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 9. Daire, E. 2021/1939, K. 2023/1441, 13 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama