KÜNYE
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2022/1915 E., 2022/3752 K.·T.C. Danıştay Dokuzuncu Daire
- Karar tarihi
- 23 Haziran 2022
- Esas No
- 2022/1915
- Karar No
- 2022/3752
- Temyiz eden (davalı)
- … Vergi Dairesi Başkanlığı - …
- Vekili
- Av….
- Karşı taraf (davacı)
- …
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
553 kelime·3 dk okuma·4 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına, … Gıda Oto Kiralama Turizm İnşaat Tekstil Deri Dayanıklı Tüketim Malları Petrol Ürünleri Sanayi Ticaret Limited Şirketi'nin vergi borçlarının tahsili amacıyla kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen … tarih ve … sayılı ödeme emrinin iptali istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ...
Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:..., K:… sayılı kararıyla; dava konusu ödeme emrinin dayanağı asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin iş yeri adresinde 29/08/2017 ve 04/09/2017 tarihlerinde tebliğ edilmeye çalışıldığı, tebliğ alındısının "adres kapalı" ve "ihbar bırakıldığı halde ikinci kez gidilip evde bulunamadığından evrak çıkış merciine iade" şerhi ile yalnız dağıtıcı imzasını taşıdığı, sonrasında asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisinin ikametgah adresinde yapılmaya çalışılan tebliğin alındısında herhangi bir şerh, imza ve tarih olmadığı, tebliğ evrakının iadesi üzerine,
davalı idarece tebliğ evrakının ikinci defa 26/03/2018 tarihinde tebliğe çıkarıldığı ve aynı sebeplerle tebliğ edilemediğinden bahisle memur eliyle tebligat pusulasının kapıya yapıştırıldığı görüldüğünden, 29/08/2017 ve 04/09/2017 tarihli tebligatların, tebliğ tarihlerinde yürürlükte olan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 102. maddesinin son fıkrasında belirtilen kişilerle birlikte imzalanarak tutanak haline getirilmediği, asıl borçlu şirketin kanuni temsilcisinin ikametgah adresinde yapılmaya çalışılan ilk tebligatın alındısında herhangi bir şerh, imza ve tarih olmadığı,
anılan maddenin 01/01/2018 tarihinden itibaren değişen halinde yer alan ikinci defa çıkarılan tebliğ evrakının aynı sebeplerle tebliğ edilememesi halinde tebliğ evrakının gönderildiği idareden alınabileceği şerhini içeren pusulanın kapıya yapıştırılacağına ilişkin şartların oluşmadığı, asıl borçlu şirket adına düzenlenen ödeme emrinin, yasada belirtilen şartlara uyulmaksızın usulsüz olarak tebliğ edildiğinden,
bu durumda amme alacağının asıl borçlu şirket nezdinde kesinleştiğinden söz edilemeyeceği için davacı adına kanuni temsilci sıfatıyla düzenlenen dava konusu ödeme emrinde hukuka uyarlık görülmediği gerekçesiyle dava konusu ödeme emrinin iptaline karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: Davanın süre aşımı yönünden reddi gerektiği yolundaki davalı idarenin itirazında yasal isabet görülmediği, Vergi Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu, kararın kaldırılmasını gerektiren başka bir neden de bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Asıl amme borçlusu hakkında yapılan takibat işlemlerin tamamlandığı, şirket malvarlığının borcu karşılayamayacağının tespit edildiği, dava konusu işlemlerin hukuka ve yasaya uygun olarak tesis edildiği iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …İN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 9. Daire, E. 2022/1915, K. 2022/3752, 23 Haziran 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama