İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /9. Daire

DANIŞTAY · 9. DAİRE

İçtihat Metni

Danıştay 9. Daire E.2022/1930 K.2022/5663

Dava konusu istem: Davacı vakfa ait Çanakkale ili … Mah. … sokak … pafta … sayılı parselde kayıtlı taşınmaza ilişkin salınan 2018 yılına ait kanalizasyon harcamalarına katılma payının kaldırılması istemine ilişkindir.

Esas2022/1930Karar2022/5663Tarih10 Kasım 2022Okuma11 dk · 2.271 kelime

KÜNYE

Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2022/1930 E., 2022/5663 K.·T.C. Danıştay Dokuzuncu Daire

Karar tarihi
10 Kasım 2022
Esas No
2022/1930
Karar No
2022/5663
Temyiz eden (davalı)
… Belediye Başkanlığı - …
Vekili
Av. …
Karşı taraf (davacı)
… Vakfı
Vekili
Av. …
İstemin konusu
… Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:… , K:… sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Yargılama süreci
—
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.271 kelime·11 dk okuma·4 bölüm

Dava konusu istem: Davacı vakfa ait Çanakkale ili … Mah. … sokak … pafta … sayılı parselde kayıtlı taşınmaza ilişkin salınan 2018 yılına ait kanalizasyon harcamalarına katılma payının kaldırılması istemine ilişkindir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:.

Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararıyla; belediyelere ait vergi, resim, harç ve benzeri mali yükümlülüklerin 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'na tabi olduğu, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu gereği belediyelerin, kanunların kendilerine yükledikleri bazı hizmetleri yerine getirirken hizmetin karşılığı olarak belirli bir miktarı hizmetten yararlananlardan alabilecekleri, vergi ve harçlardan sonra üçüncü bir gelir kalemi olan harcamalara katılma paylarının tahsilinde 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun hükümlerinin uygulanacağı hususlarının birlikte değerlendirilmesinden, harcamalara katılma paylarının,

kamusal gücün kullanılmasına dayalı olarak kamusal alan ve tesislerin yapımı, donanımı, genişletilmesi ya da iyileştirilmesi için yapılan harcamalara doğrudan bir katkı olarak sunulan, kamu hizmetinin finansmanının ise bu hizmetten yararlananlardan sağlanması esasına göre alınan vergi benzeri mali yükümlülük niteliğine olduğu sonucuna anlaşıldığı, davacı vakfın, kamuya yararlı vakıf niteliğinde olduğu, Bakanlar Kurulu'nun 06/07/1981 tarih ve 8/3292 sayılı kararı ile "vergi muafiyeti statüsü" kazandığı ve halen vergiden muaf vakıf statüsünde olduğu,

bu durumda, davacı vakfın, dava konusu vergi benzeri kamu alacağı olan kanalizasyon harcamalarına katılma payından muaf olduğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu kanalizasyon harcamalarına katılma payının kaldırılmasına karar verilmiştir.

Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu ve davalı idare tarafından ileri sürülen iddiaların söz konusu kararın kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği belirtilerek istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI

Harcamalara katılma payının, vergi ya da harç olmadığı, vergiler, genel kamu harcamalarının karşılanması amacına hizmet ederken katılma paylarında, sadece ilgili bayındırlık çalışmalarına ilişkin giderlere bir katkı sunulmasının amaçlandığı, vergi alınırken mükellefin ödediği vergi kadar bir yararlanma elde edip etmediğine bakılmazken, harcamalara katılma payında bayındırlık çalışmasından doğrudan doğruya faydalanan taşınmaz maliklerinin mükellef olduğu, 2464 sayılı Kanun'da sadece ibadet yerlerinden katılma payının alınmayacağının düzenlendiği, bunun dışında bir muafiyet hükmünün bulunmadığı iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI

Savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … 'IN DÜŞÜNCESİ: Mülga 903 sayılı Türk Kanunu Medenisinin Birinci Kitabının İkinci Babı Üçüncü Faslının Değiştirilmesi, Bu Kanuna Bazı Madde ve Fıkralar Eklenmesi, Bazı Vakıfların Vergi Muafiyetinden Faydalandırılması Hakkında Kanun'un 4. maddesinde, Bakanlar Kurulunca, gelirlerinin en az %80’ini, nevi itibariyle genel, özel ve katma bütçeli idareler bütçeleri içinde yer alan bir hizmetin veya hizmetlerin yerine getirilmesini istihdaf etmek üzere tahsisan kurulacağı kabul edilen vakıflara, tahsis edilen miktar için, vergi muafiyeti tanınabileceği düzenlenmiş, bu maddeye dayanılarak ise,

09/08/1981 tarih ve 17423 sayılı resmi gazetede yayınlanan 06/07/1981 tarih ve 8/3292 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile davacı vakfa 903 sayılı Kanun ve vakıf resmi senedi hükümlerine uygun faaliyette bulunmak şartı ile vergi muafiyeti tanınmıştır. Davacı vakıf halen vergiden muaf vakıf statüsündedir.

01/01/2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu ile 17 Şubat 1926 tarih ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi ve dolayısıyla 903 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemeler yürürlükten kaldırılmıştır.

07/08/2003 tarih ve 25192 sayılı sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4962 sayılı Bazı Kanunlarda değişiklik Yapılması ve Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında Kanun'un 20. maddesinde, gelirlerinin en az üçte ikisini nev’i itibarıyla genel, katma ve özel bütçeli idarelerin bütçeleri içinde yer alan bir hizmetin veya hizmetlerin yerine getirilmesini amaç edinmek üzere kurulan vakıflara, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınabileceği, bunların vergi muafiyetinden yararlanması ve muafiyetlerinin kaybedilmesine ilişkin şartlar, usul ve esasların ise Maliye Bakanlığınca belirleneceği düzenlenmiştir.

Maliye Bakanlığı'nca, anılan yetkiye dayanılarak çıkarılan 1 Seri Nolu Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında Genel Tebliğ'in "Vergisel Avantajlar" başlıklı 5.4. maddesinde ise, vergiden muaf vakıflara halen mevcut düzenlemelere göre Vergiden muaf vakıf statüsünü kazanan vakıflara halen mevcut düzenlemelere göre, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17. maddesinin 1 ve 2 numaralı fıkraları kapsamına giren teslim ve hizmetleri için katma değer vergisi istisnasından, 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 4. maddesinin (k) bendine göre,

bu vakıflara kuruluşu için veya kurulduktan sonra tahsis olunan malların intikalinde veraset ve intikal vergisi istisnasından, 492 sayılı Harçlar Kanununun 59. maddesinin (b) bendine göre, bu vakıflar tarafından iktisap edilecek gayrimenkullerin ve sair ayni hakların tescilleri ve şerhi gerektiren işlemleri ile bunlara ait tesislerin ve bu tesislerin sonradan iktisap edecekleri gayrimenkullerin ve sair ayni hakların tescilleri ve şerhi gerektiren işlemleri ve bunların terkinlerinde harç istisnasından ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 4. maddesinin (m) fıkrasına göre,

kiraya verilmemek ve resmi senedinde yazılı amaçlara tahsis edilmek şartıyla vakfa ait binalar için emlak vergisi muafiyetinden yararlanma hakkı tanınmıştır. Görüleceği üzere 4962 sayılı Kanun'a dayanılarak çıkartılan tebliğ ile tanınan muafiyet ve istisnalar tahdidi olarak sayılmıştır.

4962 sayılı Kanun ile vakıflara vergi muafiyeti verilebileceği, buna ilişkin usul ve esasların ise Maliye Bakanlığı'nca çıkarılacak bir tebliğ ile belirleneceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla, 4962 sayılı Kanun ile vakıflara doğrudan tanınan bir hak bulunmadığından, Maliye Bakanlığınca bu hususa ilişkin çıkarılan tebliğin, dayanağı 4962 sayılı Kanun ile getirilen bir hakkın kapsamını daraltıp, sınırladığından da bahsedilemeyecektir.

Diğer taraftan, 27/02/2008 tarih ve 26800 sayılı resmi gazetede yayımlanan 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 3. maddesinde mazbut vakıf, mülhak vakıf, cemaat vakfı, esnaf vakfı ve yeni vakıf olmak üzere beş vakıf türünün tanımı yapılmış, mazbut vakfın, bu Kanun uyarınca Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıfları, yeni vakfın ise,

mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ile 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre kurulan vakıfları ifade ettiği hükme bağlanmıştır. Aynı Kanun'un "Muafiyet ve istisnalar" başlıklı 77. maddesinde, Vakıflar Genel Müdürlüğüne ve mazbut vakıflara ait taşınmazların Devlet malı imtiyazından yararlanacağı, haczedilemeyeceği, rehnedilemeyeceği, tüm iş ve işlemlerinin, her türlü vergi, resim, harç ve katılım payından istisna olduğu düzenlenmiştir.

Dairemizin E:2021/4071 sayılı dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden, davacı vakfın 26/02/1971 tarihinde kurulduğu, vakfeden … 'nun vefatı üzerine yönetim kuruluna defterdarın teklifi, valinin onayı ile 2014 yılından beri ilçe kaymakamları ve vali yardımcılarının atandığı, vakfın malvarlığının bu şekilde teşekkül ettirilen yönetim kurulu tarafından yönetildiği, bu durumda, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlüğe girdiği 1926 yılından çok sonra kurulmuş olan, Vakıflar Genel Müdürlüğünün idaresinde olmayıp, sadece bu kurumun denetimine tabi olan davacı vakfın, yeni vakıf olarak değerlendirilebileceği ve 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 77. maddesi ile mazbut vakıflara tanınan haklardan yaralanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.

Gelinen noktada, ne 5737 sayılı Vakıflar Kanunu kapsamında ne de 4962 sayılı Kanun ve 1 Seri Nolu Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında Genel Tebliğ hükümleri uyarınca harcamalara katılma payından muafiyeti bulunmadığı anlaşılan davacı vakıf adına salınan harcamalara katılma payına ilişkin dava konusu uyuşmalıkta, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun 86. ve devamı maddeleri kapsamında işin esası irdelenerek bir karar verilmesi gerekirken, Vergi Mahkemesince, harcamalara katılma payının "vergi benzeri mali yükümlülük", davacı vakfın da vergiden muaf vakıf statüsünde olduğundan bahisle verilen kabul kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

Nitekim, 4962 sayılı Kanun ve 1 Seri Nolu Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında Genel Tebliğ hükümleri uyarınca vergiden muaf vakıflara tanınan muafiyet ve istisnalar tahdidi olarak sayıldığından, harcamalara katılma payının vergi benzeri mali yükümlülük olarak kabul edilmesi durumunda dahi, anılan tebliğde sayılanlar arasında harcamalara katılma payı yer almadığından,davacı vakfın muafiyet hükümlerinden yararlanamayacağı da açıktır.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1.Davalının temyiz isteminin reddine, 2.Davanın yukarıda özetlenen gerekçeyle kabulüne ilişkin Vergi Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki … Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararının ONANMASINA, 3.Temyiz isteminde bulunandan …TL maktu harç alınmasına, 4.2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, onama kararının taraflara tebliğini ve bir örneğinin de … Bölge İdare Mahkemesi … Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın … Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 10/11/2022 tarihinde, kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.

(X) KARŞI OY: Dosyanın incelenmesinden, davacı vakfa ait Çanakkale ili … Mah. … sokak … pafta … sayılı parselde kayıtlı taşınmaza ilişkin salınan 2018 yılına ait kanalizasyon harcamalarına katılma payının kaldırılması istemiyle açılan davayı, Bakanlar Kurulu'nun 06/07/1981 tarih ve 8/3292 sayılı kararı ile "vergi muafiyeti statüsü" kazandığı ve halen vergiden muaf vakıf statüsünde bulunduğu açık olan davacı vakfın, dava konusu vergi benzeri kamu alacağı olan kanalizasyon harcamalarına katılma payından muaf olduğu gerekçesiyle kabul eden Vergi Mahkemesi kararına karşı yapılan istinaf başvurusunu reddeden Bölge İdare Mahkemesi kararının temyizen incelenerek bozulması istenildiği anlaşılmaktadır.

Uyuşmazlık, vakıflara tanınan vergi muafiyetinin kapsamına ilişkin olduğundan, bu hususa ilişkin mevzuatın değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu kapsamda;

Mülga 903 sayılı Türk Kanunu Medenisinin Birinci Kitabının İkinci Babı Üçüncü Faslının Değiştirilmesi, Bu Kanuna Bazı Madde ve Fıkralar Eklenmesi, Bazı Vakıfların Vergi Muafiyetinden Faydalandırılması Hakkında Kanun'un 4. maddesinde, Bakanlar Kurulunca, gelirlerinin en az %80’ini, nevi itibariyle genel, özel ve katma bütçeli idareler bütçeleri içinde yer alan bir hizmetin veya hizmetlerin yerine getirilmesini istihdaf etmek üzere tahsisan kurulacağı kabul edilen vakıflara, tahsis edilen miktar için, vergi muafiyeti tanınabileceği düzenlenmiş, bu maddeye dayanılarak ise,

09/08/1981 tarih ve 17423 sayılı resmi gazetede yayınlanan 06/07/1981 tarih ve 8/3292 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile davacı vakfa 903 sayılı Kanun ve vakıf resmi senedi hükümlerine uygun faaliyette bulunmak şartı ile vergi muafiyeti tanınmıştır. Davacı vakıf halen vergiden muaf vakıf statüsündedir.

01/01/2002 tarihinde yürürlüğe giren Türk Medeni Kanunu ile 17 Şubat 1926 tarih ve 743 sayılı Türk Kanunu Medenîsi ve dolayısıyla 903 sayılı Kanun ile yapılan düzenlemeler yürürlükten kaldırılmıştır.

07/08/2003 tarih ve 25192 sayılı sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 4962 sayılı Bazı Kanunlarda değişiklik Yapılması ve Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında Kanun'un 20. maddesinde, gelirlerinin en az üçte ikisini nev’i itibarıyla genel, katma ve özel bütçeli idarelerin bütçeleri içinde yer alan bir hizmetin veya hizmetlerin yerine getirilmesini amaç edinmek üzere kurulan vakıflara, Cumhurbaşkanınca vergi muafiyeti tanınabileceği, bunların vergi muafiyetinden yararlanması ve muafiyetlerinin kaybedilmesine ilişkin şartlar, usul ve esasların ise Maliye Bakanlığınca belirleneceği düzenlenmiştir.

Maliye Bakanlığı'nca, anılan yetkiye dayanılarak çıkarılan 1 Seri Nolu Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında Genel Tebliğ'in "Vergisel Avantajlar" başlıklı 5.4. maddesinde ise, vergiden muaf vakıflara halen mevcut düzenlemelere göre Vergiden muaf vakıf statüsünü kazanan vakıflara halen mevcut düzenlemelere göre, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 17. maddesinin 1 ve 2 numaralı fıkraları kapsamına giren teslim ve hizmetleri için katma değer vergisi istisnasından, 7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanununun 4. maddesinin (k) bendine göre,

bu vakıflara kuruluşu için veya kurulduktan sonra tahsis olunan malların intikalinde veraset ve intikal vergisi istisnasından, 492 sayılı Harçlar Kanununun 59. maddesinin (b) bendine göre, bu vakıflar tarafından iktisap edilecek gayrimenkullerin ve sair ayni hakların tescilleri ve şerhi gerektiren işlemleri ile bunlara ait tesislerin ve bu tesislerin sonradan iktisap edecekleri gayrimenkullerin ve sair ayni hakların tescilleri ve şerhi gerektiren işlemleri ve bunların terkinlerinde harç istisnasından ve 1319 sayılı Emlak Vergisi Kanununun 4. maddesinin (m) fıkrasına göre,

kiraya verilmemek ve resmi senedinde yazılı amaçlara tahsis edilmek şartıyla vakfa ait binalar için emlak vergisi muafiyetinden yararlanma hakkı tanınmıştır. Görüleceği üzere 4962 sayılı Kanun'a dayanılarak çıkartılan tebliğ ile tanınan muafiyet ve istisnalar tahdidi olarak sayılmıştır.

4962 sayılı Kanun ile vakıflara vergi muafiyeti verilebileceği, buna ilişkin usul ve esasların ise Maliye Bakanlığı'nca çıkarılacak bir tebliğ ile belirleneceği düzenlenmiştir. Dolayısıyla, 4962 sayılı Kanun ile vakıflara doğrudan tanınan bir hak bulunmadığından, Maliye Bakanlığınca bu hususa ilişkin çıkarılan tebliğin, dayanağı 4962 sayılı Kanun ile getirilen bir hakkın kapsamını daraltıp, sınırladığından da bahsedilemeyecektir.

Diğer taraftan, 27/02/2008 tarih ve 26800 sayılı resmi gazetede yayımlanan 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 3. maddesinde mazbut vakıf, mülhak vakıf, cemaat vakfı, esnaf vakfı ve yeni vakıf olmak üzere beş vakıf türünün tanımı yapılmış, mazbut vakfın, bu Kanun uyarınca Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilecek ve temsil edilecek vakıflar ile mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlük tarihinden önce kurulmuş ve 2762 sayılı Vakıflar Kanunu gereğince Vakıflar Genel Müdürlüğünce yönetilen vakıfları, yeni vakfın ise,

mülga 743 sayılı Türk Kanunu Medenisi ile 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu hükümlerine göre kurulan vakıfları ifade ettiği hükme bağlanmıştır. Aynı Kanun'un "Muafiyet ve istisnalar" başlıklı 77. maddesinde, Vakıflar Genel Müdürlüğüne ve mazbut vakıflara ait taşınmazların Devlet malı imtiyazından yararlanacağı, haczedilemeyeceği, rehnedilemeyeceği, tüm iş ve işlemlerinin, her türlü vergi, resim, harç ve katılım payından istisna olduğu düzenlenmiştir.

Dairemizin E:2021/4071 sayılı dosyasında yer alan bilgi ve belgelerden, davacı vakfın 26/02/1971 tarihinde kurulduğu, vakfeden … 'nun vefatı üzerine yönetim kuruluna defterdarın teklifi, valinin onayı ile 2014 yılından beri ilçe kaymakamları ve vali yardımcılarının atandığı, vakfın malvarlığının bu şekilde teşekkül ettirilen yönetim kurulu tarafından yönetildiği, bu durumda, 743 sayılı Türk Kanunu Medenisinin yürürlüğe girdiği 1926 yılından çok sonra kurulmuş olan, Vakıflar Genel Müdürlüğünün idaresinde olmayıp, sadece bu kurumun denetimine tabi olan davacı vakfın, yeni vakıf olarak değerlendirilebileceği ve 5737 sayılı Vakıflar Kanunu'nun 77. maddesi ile mazbut vakıflara tanınan haklardan yaralanamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır.

Gelinen noktada, ne 5737 sayılı Vakıflar Kanunu kapsamında ne de 4962 sayılı Kanun ve 1 Seri Nolu Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında Genel Tebliğ hükümleri uyarınca harcamalara katılma payından muafiyeti bulunmadığı anlaşılan davacı vakıf adına salınan harcamalara katılma payına ilişkin dava konusu uyuşmalıkta, 2464 sayılı Belediye Gelirleri Kanunu'nun 86. ve devamı maddeleri kapsamında işin esası irdelenerek bir karar verilmesi gerekirken, Vergi Mahkemesince, harcamalara katılma payının "vergi benzeri mali yükümlülük", davacı vakfın da vergiden muaf vakıf statüsünde olduğundan bahisle verilen kabul kararına yönelik istinaf başvurusunun reddi yolundaki Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşüncesi ile Daire kararına katılmıyoruz.

Nitekim, 4962 sayılı Kanun ve 1 Seri Nolu Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında Genel Tebliğ hükümleri uyarınca vergiden muaf vakıflara tanınan muafiyet ve istisnalar tahdidi olarak sayıldığından, harcamalara katılma payının vergi benzeri mali yükümlülük olarak kabul edilmesi durumunda dahi, anılan tebliğde sayılanlar arasında harcamalara katılma payı yer almadığından,davacı vakfın muafiyet hükümlerinden yararlanamayacağı da açıktır.

Danıştay 9. Daire, E. 2022/1930, K. 2022/5663, 10 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Edenin İddiaları
  4. Karşı Tarafın Savunması
  5. Türk Milleti Adına
  6. Hukuki Değerlendirme
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
9. Daire
Esas No
2022/1930
Karar No
2022/5663
Tarih
10 Kasım 2022

İlgili Kararlar

  • Danıştay 9. Daire E.2022/1931 K.2022/5664
  • Danıştay 12. Daire E.2022/1941 K.2022/5179
  • Danıştay 5. Daire E.2022/1952 K.2022/9221
  • Danıştay 13. Daire E.2022/1957 K.2022/4300
  • Danıştay 5. Daire E.2022/1957 K.2022/9222
  • Danıştay 13. Daire E.2022/1968 K.2022/4067

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.