KÜNYE
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2022/3331 E., 2023/4475 K.·T.C. Danıştay Dokuzuncu Daire
- Karar tarihi
- 9 Kasım 2023
- Esas No
- 2022/3331
- Karar No
- 2023/4475
- Temyiz eden (davalı)
- ... Vergi Dairesi Başkanlığı-... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davacı)
- ... Vakfı
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
597 kelime·3 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem:Davacı vakfa bağlı iktisadi işletmenin elde ettiği ve vakfa aktarılan kazanç üzerinden, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. maddesinin 1. fıkrasının 6/b-i bendinde düzenlenen tevkifatın yapılmaması gerektiği ihtirazi kaydı ile verilen 2021/Nisan dönemi muhtasar beyannamesine göre tahakkuk ettirilen gelir (stopaj) vergisinin 618.700,98-TL'lik kısmının iptali ve ödenen tutarın iadesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:...
Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; olayda,Vakfa ait iktisadi işletmenin kazancının kurumlar vergisine tabi olduğu, Vakfın ise kurumlar vergisi mükellefi olmadığı hususlarının ihtilafsız olduğu, Gelir Vergisi Kanunu'nun 94/6-b-i bendinde 75. maddeye atıfta bulunularak maddenin sadece 2. fıkrasının 1,2 ve 3 numaralı bendinde yazılı kâr paylarından stopaj yapılacağının ifade edildiği, 75/2. maddesinde ise iştirak hisselerinden doğan kazançların menkul sermaye iradı olarak sayıldığı, ancak vergi kanunlarında iştirak hissesinin tanımının yapılmadığı,
sadece anılan 75. maddenin 2. bendinin parantez içi bölümünde, limited şirket ortaklarının, iş ortaklarının ve komanditerlerin kâr payları ile kooperatiflerin dağıttıkları kazançların iştirak hisselerinden doğan kazanç olduğu, kooperatiflerin ortakları ile yaptıkları muamelelerden doğan kârların ortaklara, kooperatifle yaptıkları muameleler nisbetinde tevziinin, kazanç dağıtımı sayılmayacağının belirtildiği,
dernek veya vakıflara ait iktisadi işletmelerden elde edilen kârın dernek veya vakıf hesabına aktarılmasının iştirak kazancı kabul edildiğine ilişkin açık bir düzenlemeye yer verilmediği;bu itibarla vergi kanunlarında tanımı yapılmamakla birlikte, genel anlamda iştirak hissesi kazancından söz edilebilmesi için ortada iki ayrı işletme bulunması, bir işletmenin diğer işletmenin sermayesine katkı vermesi ve verdiği bu katkı payı karşılığında kazanç elde etmiş olması gerektiği;
olayda ise, vakfa ait iktisadi işletme söz konusu olup ortada iki ayrı işletmenin varlığından ve birinin diğerinin sermayesine iştirak ettiğinden söz edilmesine olanak bulunmadığı, zira iktisadi işletmenin kendisinin vakfa ait olduğu, vakfın vergi mükellefi olamamasından dolayı mükellefiyetin iktisadi işletme adına tesisinin söz konusu olduğu,
bu nedenle aynı tüzel kişilik içerisinde iştirak ilişkisi olamayacağından iktisadi işletme tarafından Vakfa aktarılan tutarın kâr payı olarak kabul edilemeyeceği, Vakıf açısından da iştirak kazancı olarak değerlendirilemeyeceği, ihtirazı kaydın kabul edilmemesi suretiyle yapılan davaya konu tahakkuk işleminde hukuka uyarlık bulunmadığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne, dava konusu tahakkukun iptali ile tahsil edilen tutarın davacıya iadesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının hukuka ve usule uygun olduğu belirtilerek 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Mevzuat kapsamında davalı idarece yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığı iddiasıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Savunma verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 9. Daire, E. 2022/3331, K. 2023/4475, 9 Kasım 2023 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama