KÜNYE
Danıştay 9. Daire Başkanlığı 2023/4949 E., 2024/2757 K.·T.C. Danıştay Dokuzuncu Daire
- Karar tarihi
- 16 Mayıs 2024
- Esas No
- 2023/4949
- Karar No
- 2024/2757
- Temyiz eden (davalı)
- ... Vergi Dairesi Başkanlığı-...
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davacı)
- ... Elektrik Dağıtım A.Ş.
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının, temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
700 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Elektrik Dağıtım şirketi olan davacı tarafından icra takibi yapılan ve şüpheli ticari alacaklarda izlenilen alacaklarından, kampanya kapsamında vazgeçilen kısmının, vergi matrahından hariç tutulması gerektiğinden bahisle, 2020 yılı için ihtirazi kayıtla verilen kurumlar vergisi beyannamesinde bu kısma ilişkin 1.618.241,50-TL kurumlar vergisi tahakkukunun iptali ve ödenen verginin yasal faiziyle iadesi istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun "Değersiz Alacaklar" başlıklı 322. maddesine göre alacağın değersiz alacak niteliği kazanabilmesi için kazai bir hükme veya kanaat verici bir vesikaya göre tahsilinin mümkün olmaması gerektiği, dosyanın incelenmesinden, davacı şirketin Yönetim Kurulunun 18/03/2020 ve 18/06/2020 tarihli kararları ile 2020 yılında tüm abonelerine yönelik kampanya başlatıldığı, kampanya kapsamında icra takibine konu edilen alacaklara ilişkin borçluların borcunu peşin ödemeyi kabul etmesi halinde alacağın bir kısmından vazgeçileceğine karar verildiği,
kampanya kapsamındaki borçlulara sms veya telefon yoluyla bilgilendirme yapıldığı, borçlular tarafından kampanya kapsamında ödeme yapmaları ile karşılıklı sözleşmenin kurulduğu, ayrıca icra takiplerinin hepsine borcun haricen tahsil edildiğine dair yazının gönderildiği, davacı şirketin kampanya kapsamında ödeme yapan borçluların hepsini icra dairesi nezdinde ibra ettiği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nu 132. maddesinde; tarafların şekle bağlı olmaksızın yapacakları ibra sözleşmesiyle borcu tamamen veya kısmen ortadan kaldırabileceği belirtilerek ibranın bir sözleşme olduğunun vurgulandığı,
bu durumda alacaktan, davacı şirketin tek taraflı iradesi ile değil de borçluların ödeme yapması ve karşılığında ibranamenin verilmesi ile karşılıklı sözleşme kapsamında vazgeçildiğinin anlaşıldığı, dolayısıyla olayda Kanunun aradığı kanaat verici vesika şartının gerçekleştiği sonucuna varıldığı, diğer yandan davacının muhasebe kayıtlarının incelenmesinden de mükerrer gider kaydı oluşturulmadığı anlaşıldığından,
2020 yılında davalı idare tarafından değersiz alacak olarak kabul edilmeyen ve kampanya kapsamında tahsilinden vazgeçilen 7.355.643,09 TL'nin kurum kazancından indirilemediğinden bahisle ihtirazi kayıtla verilen beyanname üzerinden tahakkuk eden 1.618.241,50-TL kurumlar vergisinde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, bu kısma ilişkin tahakkukun iptaline ve ödenen verginin ödeme tarihinden itibaren işleyecek tecil faiziyle iadesine karar verilmiştir.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusuna konu Vergi Mahkemesi kararının usul ve esas bakımından hukuka uygun olduğu belirtilerek, davalının istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Mükelleflerin beyan ettikleri matrahlara karşı dava açamayacakları, kararın hukuka aykırı olduğu iddialarıyla kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Yasal dayanaktan yoksun olan temyiz isteminin reddi gerektiği yolundadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay 9. Daire, E. 2023/4949, K. 2024/2757, 16 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama