KÜNYE
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2020/2316 E., 2021/3402 K.·T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu
- Daire
- İdare Dava Daireleri Kurulu
- Karar tarihi
- 29 Aralık 2021
- Esas No
- 2020/2316
- Karar No
- 2021/3402
- Temyiz eden (davacı)
- …
- Vekilleri
- Av. …
- Karşı taraf (davalı)
- … Kurulu
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- Danıştay Beşinci Dairesinin 22/01/2020 tarih ve E:2016/50170, K:2020/202 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
773 kelime·4 dk okuma·4 bölüm
Dava konusu istem: Davacının 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun …tarih ve … sayılı kararının iptali istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 22/01/2020 tarih ve E:2016/50170, K:2020/202 sayılı kararıyla;
Anayasaya aykırılık iddiasının ciddi görülmediği,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararın Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda …Ağır Ceza Mahkemesinin …tarih ve E:…, K:…sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP ortamında yapılan inceleme sonucu anılan mahkumiyet kararının kesinleşmediğinin görüldüğü,
ByLock delili yönünden, davacının …ID numarasıyla ve bir kullanıcı adı ve şifre almak suretiyle bu ağa dâhil olduğunun anlaşıldığı,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, tanık ifadelerinin değerlendirilmesi sonucunda, davacının FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
Davalı idare tarafından dava dosyasına sunulan ve …Cumhuriyet Başsavcılığının …tarih ve E:…sayılı dosyasında davacıya ait olan …numaralı GSM hattı üzerinde yapılan inceleme neticesinde bilirkişi tarafından tanzim edilen 19/07/2017 tarihli HTS Bilirkişi Raporunun incelenmesinden; davacının 31/12/2014-20/07/2016 tarihleri arasında, hakkında FETÖ/PDY Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma suçu kapsamında işlem yapılan 50'nin üzerinde hakim-savcı ile çok sayıda telefon görüşmesi yaptığının tespit edildiğinin görüldüğü, söz konusu tespitlerin davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin, AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararda hukuka aykırılık görülmediği,
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı tarafından, 667 sayılı KHK'nın 3/1 maddesindeki düzenlemenin yasallık/belirlilik ilkesine aykırı olduğu; savunması dahi alınmadan tesis edilen dava konusu karar ile, adil yargılanma hakkının, gerekçeli karar hakkının, özel hayata saygı hakkının, savunma ve etkili başvuru hakkının, mülkiyet hakkının, ifade hürriyetinin, çekişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkelerinin, suç ve cezaların kanuniliği ilkelerinin, hukuki güvenlik, demokrasi ve hukukun üstünlüğü ilkelerinin ihlal edildiği;
herhangi bir kamu görevini üstlenememenin dışında avukatlık, noterlik ve arabuluculuk gibi pek çok serbest mesleği dahi icra etmesi engellenerek adeta "sivil ölüm" durumunun oluşturulduğu, disiplin yaptırımı olmaktan öte cezai bir mahiyet taşıyan dava konusu kararın ölçülülük ilkesine aykırı olduğu, ByLock verilerinin kanuna aykırı olarak elde edildiği ve hiçbir yargılamada delil olarak kullanılamayacağı, aleyhine beyanda bulunan tanıkların etkin pişmanlıktan yararlanan, tanımadığı kişiler olduğu,
salt kendini kurtarma gayesi ile beyanda bulundukları, aleyhine ifade veren tanıklara soru sorma ve kendi tanıklarını dinletme imkanı tanınmadığından söz konusu ifadelerin kararda gerekçe olarak kullanılamayacağı, meslekten çıkarılmasından çok sonra verilen hakkındaki mahkumiyet hükmünün, dava konusu işlemi hukuka uygun hale getirmeyeceği, aksi yöndeki bir kabul ile masumiyet karinesine ve hukuka aykırı biçimde verilen temyize konu Daire kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NiN DÜŞÜNCESİ : Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan; "a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması, b) Hukuka aykırı karar verilmesi, c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2020/2316, K. 2021/3402, 29 Aralık 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama