İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /İdare Dava Daireleri Kurulu

DANIŞTAY · İDARE DAVA DAİRELERİ KURULU

İçtihat Metni

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2021/348 K.2021/1994

Dava konusu istem: İstanbul İli Şişli İlçesi ... Ortaokulunda 5. sınıf öğrencisi olan ...'ün din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muaf tutulması istemiyle annesi ... tarafından yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve ... sayılı Şişli Kaymakamlığı…

Esas2021/348Karar2021/1994Tarih25 Ekim 2021Okuma10 dk · 2.033 kelime

KÜNYE

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/348 E., 2021/1994 K.·T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu

Daire
İdare Dava Daireleri Kurulu
Karar tarihi
25 Ekim 2021
Esas No
2021/348
Karar No
2021/1994
Temyiz eden (davalı)
… Kaymakamlığı
Vekili
Av. …
Karşı taraf (davacı)
...'e Velayeten Annesi ..., Babası ...
Vekili
Av. …
İstemin konusu
.... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Yargılama süreci
—
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.033 kelime·10 dk okuma·8 bölüm

Dava konusu istem: İstanbul İli Şişli İlçesi ... Ortaokulunda 5. sınıf öğrencisi olan ...'ün din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muaf tutulması istemiyle annesi ... tarafından yapılan başvurunun reddine ilişkin … tarih ve ... sayılı Şişli Kaymakamlığı işleminin iptali istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin vermiş olduğu ihlal kararları ve sadece Hristiyanlık ve Musevilik dinlerine inanan öğrencilere din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muafiyet imkanının tanınmasının, diğer dinlere inanan, hiçbir dine inanmayan ya da tanrı tanımaz kişiler açısından eşitsizlik yaratacak olması karşısında, davacının çocuğunun din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muaf tutulması talebiyle yaptığı başvurunun reddine ilişkin dava konusu işlemde hukuka uyarlık bulunmadığı gerekçesiyle, dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.

Daire kararının özeti: Danıştay Sekizinci Dairesinin 09/10/2017 tarih ve E:2016/13792, K:2017/6981 sayılı kararıyla;

Anayasa'nın 24. maddesine göre din kültürü ve ahlak öğretiminin ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında olduğu, bu öğretimin Anayasa'nın öngördüğü amaca uygun bir müfredatla verilmesi gerektiği, içeriğinin nesnel ve çoğulcu olması, kişinin dininin bir ayrım ve eşitsizlik unsuru olarak kullanılmaması ve Devletin dinler karşısında tarafsız kalarak, bütün dinsel inançları eşdeğer görmesi gerektiği, öğretimde uygulanan müfredatın belirli bir din anlayışını esas alması durumunda, bunun din kültürü ve ahlak bilgisi dersi olarak kabul edilemeyeceği ve din eğitimi halini alacağı, nitekim, müfredatta yapılan değişiklik sonucunda ülkemizde çoğulculuk anlayışı içerisinde, nesnel ve rasyonel bir şekilde din kültürü ve ahlak bilgisi öğretiminin verildiği;

Davacıların başvuruda bulunduğu 05/10/2015 tarihinde uygulanan müfredatla din eğitimi yapılmayıp Anayasa'nın 24. maddesine uygun olarak din kültürü ve ahlak bilgisi öğretimi yapıldığı ve anılan madde uyarınca bunun zorunlu bir eğitim olduğu;

Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 24. maddesi ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununun 12. maddesinde hiçbir ayrım yapılmadan tüm vatandaşlar için din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin zorunlu tutulması karşısında, davacının çocuğunun bu dersten muaf tutulması isteminin reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık, işlemin iptaline dair Mahkeme kararında hukuki isabet görülmediği;

Öte yandan; davacının ...'e velayeten annesi ... olduğunun görüldüğü, ...'ün oğlu adına dava açmasına çocuğun babası olan ...'ün icazet verip vermediği hususunun Mahkemece araştırılması gerektiği;

gerekçesiyle .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: .... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla; baba ...'ün de icazeti bulunduğuna ilişkin beyan temin edildikten sonra dava konusu işlemin iptali yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI

Davalı idare tarafından, Anayasa'nın 24. maddesine uygun olarak işlem tesis edildiği, Anayasa'da bir değişiklik yapılmadan muafiyet tanınmasının mümkün olmadığı, din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin tek başına dini bilgilerin öğretildiği bir ders olmadığı; öğretim programlarının, farklılıkların zenginlik olarak anlaşılabilmesine imkan hazırlayacak şekilde düzenlendiği;

din kültürü ve ahlak bilgisi dersi öğretim programlarında konu içerikleri bağlamında İslâm dininin daha çok yer teşkil etmesinin, tarihi ve sosyolojik bir olgu olmasının yanı sıra ülkemizde yaşayanların çoğunluğunun Müslüman olması ve İslâm dinini öğrenme talepleri ile doğrudan ilgili olduğu; derslerde, belli bir öğretinin gereklerini yerine getirme konusunda herhangi bir zorlama olmadığı, uygulanmakta olan öğretim programlarının bireyin düşünce, vicdan ve din özgürlüğünü sınırlamadığı, aksine teşvik ettiği, bir arada yaşama kültürünün öneminin vurgulandığı,

öğretim programlarında İslâm dinine özü itibarıyla yer verildiği ve herkesçe kabul edilen genel ilkelere atıf yapıldığı, herhangi bir insan hakkı ihlalinin mevcut olmadığı ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI

Davacı tarafından, savunma verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ … DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile ısrar kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

Davacı, İstanbul İli Şişli İlçesi ... Ortaokulunda 5. sınıf öğrencisi olan çocuğunun zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muaf tutulması istemiyle 05/10/2015 tarihinde başvuruda bulunmuştur. Bu başvuru, "Eğitim ve Öğretim Yüksek Kurulu Başkanlığının 09/07/1990 tarih ve 1 sayılı kararıyla, Türkiye Cumhuriyeti uyruklu Hristiyan ve Musevi dinlerine mensup öğrencilerin din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muaf tutulduğu; bu dinden birine mensup olduklarını belgelendirmeleri kaydıyla din kültürü ve ahlak bilgisi dersine girmelerinin zorunlu olmadığı" yönündeki kararı uyarınca, Milli Eğitim Bakanlığı Din Öğretimi Genel Müdürlüğünün 03/02/2015 tarih ve ... sayılı emirleri doğrultusunda, dava konusu işlemle reddedilmiştir.

Bunun üzerine temyizen incelenen dava açılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT

2709 sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın;

“Yargı yetkisi” başlıklı 9. maddesinde “Yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılır.”,

“Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” başlıklı 11. maddesinin birinci fıkrasında “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.”

"Din ve vicdan hürriyeti" başlıklı 24. maddesinde; "Herkes, vicdan, dinî inanç ve kanaat hürriyetine sahiptir.

14 üncü madde hükümlerine aykırı olmamak şartıyla ibadet, dinî âyin ve törenler serbesttir.

Kimse, ibadete, dinî âyin ve törenlere katılmaya, dinî inanç ve kanaatlerini açıklamaya zorlanamaz; dinî inanç ve kanaatlerinden dolayı kınanamaz ve suçlanamaz.

Din ve ahlâk eğitim ve öğretimi Devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Din kültürü ve ahlâk öğretimi ilk ve ortaöğretim kurumlarında okutulan zorunlu dersler arasında yer alır. Bunun dışındaki din eğitim ve öğretimi ancak, kişilerin kendi isteğine, küçüklerin de kanunî temsilcisinin talebine bağlıdır.

Kimse, Devletin sosyal, ekonomik, siyasî veya hukukî temel düzenini kısmen de olsa, din kurallarına dayandırma veya siyasî veya kişisel çıkar yahut nüfuz sağlama amacıyla her ne suretle olursa olsun, dini veya din duygularını yahut dince kutsal sayılan şeyleri istismar edemez ve kötüye kullanamaz.",

“Eğitim ve öğrenim hakkı ve ödevi” başlıklı 42. maddesinde; “Kimse, eğitim ve öğrenim hakkından yoksun bırakılamaz.

Öğrenim hakkının kapsamı kanunla tespit edilir ve düzenlenir. …”

“Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma” başlıklı 90. maddesinin beşinci fıkrasında “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.”,

kuralları yer almaktadır.

1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu'nun 12. maddesinde "Türk milli eğitiminde laiklik esastır. Din kültürü ve ahlak öğretimi ilköğretim okulları ile lise ve dengi okullarda okutulan zorunlu dersler arasında yer alır." kuralı yer almaktadır.

İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşmesine (Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi-AİHS) ek 1 No'lu Protokolün "Eğitim Hakkı" başlıklı 2. maddesinde ise "Hiç kimse eğitim hakkından yoksun bırakılamaz. Devlet, eğitim ve öğretim alanında yükleneceği görevlerin yerine getirilmesinde, ana ve babanın bu eğitim ve öğretimin kendi dini ve felsefi inançlarına göre yapılmasını sağlama haklarına saygı gösterir." kuralına yer verilmiştir.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

A) Temel Hak ve Özgürlüklere İlişkin Milletlerarası Andlaşmaların Normlar Hiyerarşisindeki Yerinin İncelenmesi

Anayasa'nın 90. maddesinin beşinci fıkrasında yer alan "Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır." cümlesi, 07/05/2004 tarih ve 5170 sayılı Kanunla yapılan Anayasa değişikliği ile madde metnine eklenmiştir.

Söz konusu Anayasa değişikliğinin madde gerekçesinde “Uygulamada usulüne göre yürürlüğe konulmuş insan haklarına ilişkin milletlerarası andlaşmalar ile kanun hükümlerinin çelişmesi halinde ortaya çıkacak bir uyuşmazlığın hallinde hangisine öncelik verileceği konusundaki tereddütlerin giderilmesi amacıyla 90 ıncı maddenin son fıkrasına hüküm eklenmektedir.” ifadesine;

Anayasa Komisyonu raporunda ise:

“Milletlerarası andlaşmaları uygun bulma başlıklı 90 ıncı maddesine; kanunlarla milletlerarası andlaşmaların çelişmesi halinde hangisine öncelik verileceğini belirleyen düzenleme getirilmekte,

Teklifin, çerçeve 7 nci maddesi; usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin andlaşmalar ile kanunların çatışması halinde milletlerarası andlaşma hükümlerinin esas alınmasını öngörmektedir. Bu madde üzerindeki görüşmelerde sayısı çok fazla olan milletlerarası andlaşmaları uygulayıcıların bilmesinin zor olacağı, hangi andlaşmaların bu çerçevede değerlendirileceğinin tadad edilmesinin gerekli olduğu üyelerimizce ifade edilmiştir. Ancak bu öneri Komisyonumuzca kabul görmemiş ve çerçeve 7 nci madde Teklifte yer aldığı şekliyle kabul edilmiştir.”

ifadelerine yer verilmiştir.

Hukuk sistemimizde “usulüne göre yürürlüğe konulmuş milletlerarası andlaşmaların kanun hükmünde” olması gerek 1961 Anayasası döneminde gerekse 1982 Anayasası döneminde anayasal bir kural olup, 5170 sayılı Kanun'la yapılan Anayasa değişikliği söz konusu anayasal kurala ilişkin bir değişiklik getirmemiş, bununla birlikte normlar hiyerarşimizde köklü bir değişiklik yapmıştır. Değişiklik sonrasında, “temel hak ve özgürlüklere ilişkin” bir milletlerarası andlaşma hükmü ile bir kanun arasında uyuşmazlık çıkması halinde, milletlerarası andlaşma hükmünün “esas alınması” gereği, anayasal kural haline gelmiştir.

Anayasa'nın 90/5 maddesinin son cümlesi hükmünün, madde gerekçesiyle birlikte değerlendirilmesinden, getirilen bu yeni kuralın amacının, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla, kanun hükümleri arasında çıkabilecek bir çatışmanın çözüme bağlanması ve bu tür andlaşma hükümlerinin iç hukukta doğrudan uygulanmasının sağlanması olduğu sonucuna ulaşılmaktadır.

Buna göre, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmanın doğrudan uygulanabilir hükmüyle bir kanun hükmü arasında çatışma olduğunda, andlaşma hükmü üstün sayılacak ve kanun hükmü ihmal edilerek uygulanmayacaktır.

Andlaşmaların iç hukukumuz bakımından yürürlüğe girdiği tarihten sonraki bir tarihte yürürlüğe konulsa dahi, aynı konudaki kanun hükümlerinin ihmal edilerek, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmaların doğrudan uygulanabilir nitelikteki hükümlerinin uygulanması gerektiği hususunda herhangi bir duraksama bulunmamaktadır.

Bununla birlikte, Anayasanın 90/5 maddesinin son cümlesi hükmünde temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmaların, “kanunlardan üstünlüğü” kabul edilmekte olup, söz konusu andlaşmaların “Anayasadan da üstün olduğu” hususunda herhangi bir düzenleme öngörmediğinden, anılan Anayasa hükmü, milletlerarası andlaşma hükümlerine “sadece kanunlar bakımından” “hiyerarşik üstünlük” tanımaktadır. Anayasa 90/5 maddesinin son cümlesi hükmünün milletlerarası andlaşmalara “Anayasa hükümleri karşısında” hiyerarşik üstünlük tanıdığından söz edilemez.

Aynı konuda bir Anayasa hükmü bulunması hâlinde, andlaşma hükümlerinin esas alınması söz konusu olmayıp, “Anayasanın bağlayıcılığı” ve “üstünlüğü” ilkeleri gereği, Anayasa hükümleri ile temel hak ve özgürlüklere ilişkin andlaşma hükümleri arasında çatışma söz konusu olduğunda Anayasa hükmünün esas alınması gerekir.

Dolayısıyla Anayasa'nın; “Anayasanın bağlayıcılığı ve üstünlüğü” başlıklı 11. maddesinin birinci fıkrasında yer alan “Anayasa hükümleri, yasama, yürütme ve yargı organlarını, idare makamlarını ve diğer kuruluş ve kişileri bağlayan temel hukuk kurallarıdır.” hükmü ile 90/5 maddesinde yer alan hükümlerin birlikte değerlendirilmesinden, temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşma hükümlerinin normlar hiyerarşimizde aynı konuyu düzenleyen kanun hükümlerinin üzerinde, ancak, Anayasa hükümlerinin altında yer alan normlar olarak işleme tabi tutulması gerekmekte olup, Anayasa hükümleri ile andlaşma hükümleri arasında çatışma olduğu takdirde, mahkemelerce andlaşma hükümlerinin ihmal edilip Anayasa hükümlerinin uygulanması Anayasal bir zorunluluktur.

Bu değerlendirmeler ışığında bakılan uyuşmazlık incelendiğinde; kanunla çatıştığı hallerde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerekmekle birlikte, Anayasada açık hüküm bulunması halinde, mahkemelerce söz konusu Anayasa hükümlerinin esas alınması ve temyize konu uyuşmazlığın çözümünde de Anayasa'nın 24. maddesinin ölçü norm olarak uygulanması gerektiği sonucuna varılmaktadır.

B) Dava Konusu Kaymakamlık İşleminin İncelenmesi

Dosyanın incelenmesinden, davacının, "İstanbul İli Şişli İlçesi ... Ortaokulunda 5. sınıf öğrencisi olan çocuğunun, Müslüman olmaması nedeniyle zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muaf tutulması" istemiyle 05/10/2015 tarihinde başvuruda bulunduğu, bu başvurunun dava konusu işlemle reddedilmesi üzerine temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

Temyize konu ısrar kararında, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin 09/10/2007 tarih ve Başvuru No: 1448/04 sayılı Hasan ve Eylem Zengin kararı ile 16/09/2014 tarih ve Başvuru No: 21163/11 sayılı Mansur Yalçın ve diğerleri kararlarına atıf yapılmış olup; Hasan ve Eylem Zengin kararına esas başvuruda, dersin okutulma şeklinin ihlal oluşturduğu, Mansur Yalçın ve diğerleri kararında ise ders müfredatında Alevilerin kültür ve felsefesine yer verilmemesinin ihlal oluşturduğu iddia edilmiş ve AİHM tarafından hem ders içeriğine ilişkin eleştiriler getirilmiş hem de muafiyet sisteminin, kişileri dini inançlarını açıklamak zorunda bırakması nedeniyle, inanç özgürlüğünü zedeleyeceği vurgulanmıştır.

Yukarıda değinilen AİHM kararlarında yer alan, dersin içeriğinin düzeltilmesi yönündeki değerlendirmeler doğrultusunda, müfredat değişikliği yapılmış olup, bakılan uyuşmazlığın, bu müfredat değişikliği üzerine yeniden düzenlenen din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin içeriğinin değiştirilmesi isteminden değil, doğrudan, davacının Müslüman olmadığını belirttiği çocuğunun din kültürü ve ahlak bilgisi dersinden muaf tutulma isteminden kaynaklandığı görülmektedir. Bu nedenle, hukuki irdelemenin bu çerçevede yapılması ve uyuşmazlığın normlar hiyerarşisi ilkesine göre Anayasa'ya göre çözümlenmesi gerekmektedir.

Bu durumda, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 24. maddesinde din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin zorunlu tutulması karşısında, davacının çocuğunun bu dersten muaf tutulması isteminin reddedilmesine ilişkin dava konusu işlemde hukuka aykırılık, işlemin iptaline dair İdare Mahkemesi ısrar kararında hukuki isabet görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1. Davalı idarenin temyiz isteminin kabulüne; 2. Dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptaline ilişkin .... İdare Mahkemesinin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3. Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın .... İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 25/10/2021 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

X- Temyiz edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile temyize konu kararın onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2021/348, K. 2021/1994, 25 Ekim 2021 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Edenin İddiaları
  4. Karşı Tarafın Savunması
  5. Türk Milleti Adına
  6. İnceleme Ve Gerekçe
  7. Maddi Olay
  8. İlgili Mevzuat
  9. Hukuki Değerlendirme
  10. Karşı Oy
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
İdare Dava Daireleri Kurulu
Esas No
2021/348
Karar No
2021/1994
Tarih
25 Ekim 2021

İlgili Kararlar

  • Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E.2021/349 K.2021/1289
  • Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E.2021/351 K.2021/1257
  • Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2021/353 K.2021/1873
  • Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2021/354 K.2021/1681
  • Danıştay 12. Daire E.2021/356 K.2021/5115
  • Danıştay 9. Daire E.2021/358 K.2021/4448

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.