KÜNYE
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2021/83 E., 2023/745 K.·T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu
- Daire
- İdare Dava Daireleri Kurulu
- Karar tarihi
- 12 Nisan 2023
- Esas No
- 2021/83
- Karar No
- 2023/745
- Temyiz eden (davacı)
- …
- Karşı taraf (davalı)
- … Kurulu
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- Danıştay Beşinci Dairesinin 29/06/2020 tarih ve E:2017/191, K:2020/2751 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
1.895 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararının iptali, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi ve 6749 sayılı Kanun'un 3. maddesinin Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 29/06/2020 tarih ve E:2017/191, K:2020/2751 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları ile davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacı hakkında FETÖ/PDY silahlı terör örgütüne üyelik suçundan ... Ağır Ceza Mahkemesinin E:… sayılı dosyasında ceza davası açıldığı, Dairelerinin karar tarihi itibarıyla yargılamanın devam ettiğinin görüldüğü,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, davacının örgütün içinde yer aldığına, üniversitede örgüt evlerinde kaldığına ve diğer hususlara yönelik tanık ifadelerinin değerlendirilmesi sonucunda, FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı tarafından, dava konusu meslekten çıkarma kararının ceza hukuku anlamında bir suçlama ve ceza niteliğinde olması nedeniyle ceza hukuku güvencelerinin olaya uygulanması gerektiği, meslekten çıkarma kararının verildiği tarihte FETÖ'nün silahlı terör örgütü olduğuna dair herhangi bir yargı kararı bulunmadığından, silahlı terör örgütüne mensubiyet, irtibat ve iltisaktan da bahsedilemeyeceği, savunması alınmadan işlem tesis edildiği,
667 sayılı KHK'nın 3. maddesine dayanılarak soyut değerlendirmeler ile meslekten çıkarma kararı verilmesinin hakimin azli niteliğinde olduğu ve Anayasa'nın 139. maddesine aykırılık teşkil ettiği, meslekten çıkarma kararının şahsına yönelik kişiselleştirme içermediği, tanık V.Y.Ç.'nin beyanlarının somut hiçbir veriye dayanmadığı, suç atmaktan ve ötekileştirmekten öteye geçmediği, etrafındaki arkadaşlarından yola çıkarak kendisi hakkında soyut iddialarda bulunduğu, söz konusu beyanlara ceza mahkemesinde itibar edilmediği, gizli tanık beyanlarının gerçeği yansıtmadığı ve çelişkili olduğu,
Cumhuriyet savcısı M.İ.G. ile Kocaali adliyesinde beraber çalışmadıkları, 667 sayılı KHK'nın öngörülebilir ve ulaşılabilir olmadığı, muğlak ifadeler içerdiği ve işleme dayanak olamayacağı, suç ve cezaların kanuniliği ve geçmişe yürümezliği ilkelerinin ihlal edildiği, ceza hukukunun temel ilkelerinin idari alanda da uygulanması gerektiği, meslekten çıkarma kararının verildiği tarihte hakkında herhangi bir delilin bulunmadığı, dosyaya sunulan delillerin meslekten çıkarma kararından sonra tespit edildiği,
sonradan ortaya çıkan delillerin hükme esas alınamayacağı, makul sürede yargılanma hakkının, masumiyet karinesinin, özel hayata ve aile hayatına saygı hakkının, şeref ve itibara saygı hakkının, ayrımcılık yasağının, eğitim hakkının, mülkiyet hakkının, bağımsız ve tarafsız mahkeme ilkesinin, gerekçeli karar hakkının, çekişmeli yargılama ve silahların eşitliği ilkesinin ihlal edildiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NIN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
İfadesine başvurulan Gizli Tanık …'ye ait, Sakarya İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadeler Şube Müdürlüğünce düzenlenen 30/03/2017 tarihli bilgi alma tutanağında, "Y.Y. 2007-2009 tarihleri arasında Adliye imamı olduğunu söyleyerek Adliyede işi olanlara kendisinin halledebileceğini söyleyerek menfaat de temin ederdi. M.İ.G. in iddianameleri yine FETÖ ye bağlı olan bayan hakim olan … isimli hakime aktarılır, bu şekilde ortaklaşa hareket ederlerdi..." şeklinde beyanda bulunulduğu görülmekte ise de, davacı ile Cumhuriyet savcısı M.İ.G.'nin aynı dönemde Kocaali adliyesinde çalışmadıkları anlaşıldığından, söz konusu tanık beyanının hükme esas alınamayacağı sonucuna varılmıştır.
Öte yandan, davacının en yakını konumunda olan ve hayatın olağan akışına göre durumunu bilmesi gerektiği beklenilen eşinin Cumhuriyet savcısı olarak görev yapmakta iken Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun … tarih ve … sayılı kararı ile 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisakı ve irtibatı olduğu gerekçesiyle meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına, anılan bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin yine aynı Kurulun … tarih ve … sayılı kararı ile reddine karar verildiği,
bu kararların iptali istemiyle açılan davada, Danıştay Beşinci Dairesince davanın reddi yolunda verilen 20/05/2021 tarih ve E:2017/3874, K:2021/1417 sayılı kararın, Kurulumuzun 23/02/2022 tarih ve E:2021/3433, K:2022/593 sayılı kararıyla onanarak kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacının eşinin ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan 6 yıl 10 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı yapılan istinaf başvurusunun … Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile reddedildiği, söz konusu kararın temyiz edildiği ancak Yargıtayca henüz bir karar verilmediği görülmüştür.
Davacının ise ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223. maddesinin 2. fıkrasının (e) bendi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle beraatine karar verildiği ve bu kararın istinaf kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleştiği görülmüştür.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir.
Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır.
Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2021/83, K. 2023/745, 12 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama