KÜNYE
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2023/1292 E., 2024/1484 K.·T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu
- Daire
- İdare Dava Daireleri Kurulu
- Karar tarihi
- 12 Eylül 2024
- Esas No
- 2023/1292
- Karar No
- 2024/1484
- Temyiz eden (davacı)
- ...
- Karşı taraf (davalı)
- ... Kurulu
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- Danıştay Beşinci Dairesinin 19/12/2022 tarih ve E:2017/4797, K:2022/10405 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
2.624 kelime·13 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hâkimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının iptali, yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi ve 667 sayılı KHK'nın Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali talebiyle Anayasa Mahkemesine başvurulması istenilmiştir.
Daire kararının özeti:Danıştay Beşinci Dairesinin 19/12/2022 tarih ve E:2017/4797, K:2022/10405 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin iddiaları yerinde ve davacının Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmemiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, anılan beraat kararının 21/02/2018 tarihinde kesinleştiği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları ve davacının kendi beyanları yönünden, davacının sınavlara örgütün hakim-savcı sınav çalışma evlerinde hazırlandığına ve diğer hususlara yönellik A.B.K. isimli tanık ifadesi ile üniversiteye hazırlık döneminde örgüte müzahir dershaneye gittiğine, üniversitede örgüt evinde kaldığına ve bu dönemde örgütün sohbet adı verilen toplantılarına katıldığına, FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olması nedeniyle meslekten ihraç edilen S.M. isimli kişiden referans aldığına ve diğer hususlara yönelik kendi ifadesinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda, davacının tanık ifadesine karşı beyanlarına itibar edilmeyerek FETÖ ile süregelen bir ilişki içerisinde olduğu sonucuna varıldığı,
HTS analiz raporu yönünden, ByLock kullanıcısı olan kişilerle yaptığı görüşmeleri içerir HTS kayıtlarının davacı hakkında yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu,
Davacı hakkında tanzim edilen iddianamede yer verilen tespitler yönünden, "Şüphelinin dijital materyallerinde ... dizüstü bilgisayarın dijital imajında internet geçmişinde www.rotahaber.com, www.kuretv.com, www.aktifhaber.com isimli Fetö/Pdy silahlı terör örgütü ile iltisaklı örgütün propagandasını yapan internet sitelerine erişim sağlandığı, ... cep telefonu dijital imajında internet geçmişinde www.aktifhaber.com isimli FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı örgütün propagandasını yapan internet sitelerine erişim sağlandığı," yolunda iddianamede yer verilen tespitlerin davacı hakkında yukarıda yer verilen diğer tespitlerle birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatına yönelik destekleyici bir unsur olduğu sonucuna varıldığı belirtilerek,
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler ile kararda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davacının, FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu ve bu nedenle demokratik anayasal düzene sadakat yükümlülüğünü ihlal ettiği, dava konusu kararlarla özel hayatına saygı hakkına yapılan müdahalenin AİHS ve Anayasa anlamında durumun gerektirdiği ölçüde bir tedbir niteliğinde olduğu anlaşıldığından dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediği,
Dava konusu kararlarda hukuka aykırılık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesi ve özlük haklarının iadesine karar verilmesine yönelik isteminin de reddi gerektiği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davacı tarafından, dava konusu kararlar tesis edilirken, hiçbir aşamada savunmasının alınmadığı, bu sebeple savunma hakkının ihlal edildiği, görevini yerine getirirken bağımsız ve tarafsız olduğu, hakimlik teminatı dikkate alınmaksızın ve soruşturma yürütülmeksizin disiplin cezası verildiği, suç ve cezaların kanuniliği, şahsiliği ve geriye yürümezliği ilkesinin, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkelerinin, adil yargılanma hakkının, masumiyet karinesinin ihlal edildiği, kararların tesisinde kişiselleştirme yapılmadığı, kararda özel olarak şahsıyla ilgili kriter bulunmadığı, A.B.K. isimli şahsın beyanının çelişkili olduğu,
ifadede adı geçen G.D. isimli şahsı ise yalnızca Adalet Akademisinde sınıf arkadaşı olması nedeniyle tanıdığı, daha öncesinde bir tanışıklığı bulunmadığı, HTS kayıtlarının incelenmesi neticesinde G.D. isimli şahıs ile irtibatının bulunmadığının anlaşılacağı, sınava hazırlık döneminde kiralanmış olduğu evde kaldığı, dershane sınavında başarılı olması nedeniyle kendisine indirim yapıldığı için dershaneye gittiği, üniversite döneminde yalnızca iki yıl örgüte ait evde kaldığı ve bu süreçte de çeşitli zorluklar yaşadığı, bu evde barınamadığı, ailesinin durumunun iyi olmaması nedeniyle bu evde mecburen kaldığı,
sonrasında ise kendi isteği ile bu evden ayrıldığı ve devlet yurduna çıktığı, sonraki süreçte hiçbir bağlantısının bulunmadığı, davalı idarenin anayasal ve yasal olarak tanınan güvenceleri yok saydığı, davaya konu kararların gerekçesiz olduğu, Anayasa'ya, 2802 sayılı Hâkimler ve Savcılar Kanunu'na, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine ve ilgili mevzuata aykırı olarak usule ilişkin işlemlere riayet edilmediği, kanun hükmünde kararnameler ile yalnızca olağanüstü halin gerekli kıldığı konularda düzenleme yapılabileceği ve bu düzenlemelerin yalnızca o dönem için geçerli olabileceği, aksi düzenlemenin ölçülülük ilkesine aykırı olduğu,
gerekçesiz bir şekilde olağanüstü hal ilan edilmesinin Anayasa'ya aykırı olduğu, dava konusu kararların dayanağı olan 667 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (6749 sayılı Kanun'un) Anayasa'ya aykırı olduğundan bahisle iptali için Anayasa Mahkemesine başvurulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davalı idare tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'NUN DÜŞÜNCESİ
Dava dosyasında bulunan bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; davalı idarece, temyizen bakılmakta olan dosyada, davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı, bu nedenle, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı görüldüğünden davacının temyiz isteminin kabulü ve Daire kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 05/03/2023 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevap üzerine Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki bilgi ve belgeler incelendikten sonra 2577 sayılı İdari Yargılama Usulu Kanunu'nun 17. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının duruşma istemi yerinde ve Anayasa'ya aykırılık iddiası ciddi görülmeyerek gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması" sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Daire kararında da belirtildiği üzere, davacının ceza yargılaması sonucunda ... Ağır Ceza Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile silahlı terör örgütüne üyelik suçundan, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, kararın 21/02/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
667 sayılı KHK uyarınca, hâkimlerin ve savcıların terör örgütüne üyelik ve mensubiyeti bulunmasa da terör örgütü ile iltisaklı veya irtibatlı olmaları nedeniyle meslekte kalmalarının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmalarına yönelik işlem tesis edilebilmesi mümkündür. Nitekim dava konusu işlemler de davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisak ve irtibatının bulunduğu gerekçesiyle tesis edilmiştir.
Anayasa Mahkemesi, 14/11/2019 tarih ve E:2018/89, K:2019/84 sayılı kararında iltisaklı kavramını ''kavuşan, bitişen, birleşen'', irtibatlı kavramını ise ''bağlantılı'' olarak tanımlamış, bu kavramların hukuki niteliği ve objektif anlamının yargı içtihatlarıyla belirlenebileceğini belirtmiştir.
Bu kavramlar ile, kişilerin cezai sorumluluğunu gerektiren örgüte üyelik ve mensubiyet kavramlarına nazaran terör örgütleri ile daha az yoğun ve atipik bir bağlantının vurgulandığı açıktır.
Bu kapsamda, kişilerin terör örgütleri ile irtibat ve iltisaklarının ortaya konulabilmesi için, örgütün amaçlarının gerçekleştirilmesi ya da örgütten yarar sağlamak maksadıyla gerek örgütten gelen talimatlar doğrultusunda gerekse inisiyatif alarak bulundukları hâl ve hareketler neticesinde örgüte veya kendilerine yarar sağladıkları ya da örgüt ile amaç birliği veya sosyal birliktelik görünümü içinde oldukları yönünde kanaat oluşması yeterlidir.
Bu itibarla, davacının silahlı terör örgütüne üye olmak suçundan beraatine karar verilmiş ise de, ceza muhakemesinde terör örgütüne üye olma suçu yönünden delil olarak değerlendirilemeyecek bir kısım fiil ve davranışlar ile bunlara ilişkin bilgi ve belgeler, üstün bir kamu gücü olan yargı yetkisini kullanan hâkim ve savcılar hakkında tesis edilen idari tedbir niteliğindeki işlemlerde terör örgütüne irtibat veya iltisakın sübut bulup bulmadığı yönünden örgüt üyeliğine göre farklı değerlendirilebilecektir.
Bu çerçevede, davacının terör örgütü ile iltisak veya irtibatının bulunup bulunmadığına yönelik yargısal denetime ilişkin işbu dava dosyasında yer verilen tespitler birlikte değerlendirildiğinde, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu sonucuna varıldığından bahisle verilen Danıştay Beşinci Dairesi kararı usul ve hukuka uygun olup, temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2023/1292, K. 2024/1484, 12 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama