İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /Vergi Dava Daireleri Kurulu

DANIŞTAY · VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU

İçtihat Metni

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E.2023/1317 K.2024/893

Dava konusu istem: Davacı tarafından, esas sözleşmesinde düzenlenen faaliyet konuları arasında taşınmaz ticaretine yönelik hüküm bulunduğu, 1987, 1990, 1995, 1997 ve 2002 yıllarında aktife kaydedilen taşınmazların (19 adet taşınmaz) 2013,

Esas2023/1317Karar2024/893Tarih2 Ekim 2024Okuma11 dk · 2.239 kelime

KÜNYE

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu 2023/1317 E., 2024/893 K.·T.C. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu

Karar tarihi
2 Ekim 2024
Esas No
2023/1317
Karar No
2024/893
Temyiz eden (davacı)
... İnşaat ve Tesisat Anonim Şirketi
Vekili
Av. ...
Karşı taraf (davalı)
... Defterdarlığı (...Vergi Dairesi Müdürlüğü)
Vekili
Av. ...
İstemin konusu
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:... K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
Yargılama süreci
—
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.239 kelime·11 dk okuma·9 bölüm

Dava konusu istem: Davacı tarafından, esas sözleşmesinde düzenlenen faaliyet konuları arasında taşınmaz ticaretine yönelik hüküm bulunduğu, 1987, 1990, 1995, 1997 ve 2002 yıllarında aktife kaydedilen taşınmazların (19 adet taşınmaz) 2013,

2014 ve 2015 yıllarında satışı suretiyle gerçekleştirilen devir ve teslim işlemleri nedeniyle fiilen taşınmaz ticareti faaliyetiyle iştigal edildiği ve 2014 ve 2015 yıllarında satışı gerçekleştirilen taşınmazların taşınmaz ticareti faaliyeti amacıyla aktifte yer aldığından bahisle bu taşınmazların satışına yönelik teslimlerin 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) işaretli bendinin uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan hali uyarınca katma değer vergisinden müstesna tutulamayacağı yolunda düzenlenen vergi inceleme raporlarına istinaden 2014 ve 2015 yıllarından sonraki yıllara devreden

katma değer vergisinin azaltılması suretiyle 2014, 2015, 2016, 2017 ve 2018 yıllarına ilişkin yeniden düzenlenen katma değer vergisi beyan tablolarına göre 2018 yılının Ocak ila Mart ve Haziran dönemleri için re'sen tarh edilen katma değer vergileri ile vergilerin bir katı tutarında kesilen ve tekerrür hükmü uygulanarak artırılan vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır.

... Vergi Mahkemesinin ...tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:

i. Dava konusu katma değer vergileri ile vergilerin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezaları yönünden yapılan inceleme:

Dava konusu vergi ve cezaların dayanağı vergi inceleme raporlarında 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) işaretli bendinde düzenlenen katma değer vergisi istisnası şartlarının gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır.

Olayda, davacı tarafından 1987, 1990, 1995, 1997, 2002 ve 2010 yıllarında alınan gayrimenkuller, (2010 yılında alınan gayrimenkul hariç) 2013 ila 2015 yıllarında satılmıştır.

Bu durumda, davacı şirketin esas sözleşmesinde gayrimenkul alımına ve kiralanmasına ilişkin hükümler bulunduğundan ve fiilen de taşınmaz ticareti faaliyetiyle iştigal ettiğinden 3065 sayılı Kanun'un 17. maddesinin (4) fıkrasının (r) işaretli bendinin uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan halinde belirtilen istisnadan faydalanması mümkün değildir.

Bu nedenle dava konusu vergiler ve vergilerin bir katı tutarında kesilen cezalarda hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

ii. Vergi ziyaı cezalarının tekerrür hükmü uygulanmak suretiyle artırılan kısmı yönünden yapılan inceleme:

Olayda, ihbarnamelerde, vergi ziyaı cezalarının, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 339. maddesinde düzenlenen tekerrür hükümleri uyarınca artırılarak uygulandığına ilişkin herhangi bir açıklamaya veya yasal dayanağa yer verilmemesi davacının hakkaniyete uygun yargılama hakkını kısıtlar nitelikte olduğundan vergi ziyaı cezalarının tekerrür hükmü uygulanmak suretiyle artırılan kısmında hukuki isabet görülmemiştir.

iii. Karar sonucu:

Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle bir kat vergi ziyaı cezalı katma değer vergileri yönünden davayı reddetmiş, vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle arttırılan kısmını kaldırmıştır.

Tarafların istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararı:

Vergi Dava Dairesi, istinaf istemlerine konu vergi mahkemesi kararının usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istemleri reddetmiştir.

Tarafların temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 01/02/2023 tarih ve E:2019/6727, K:2023/442 sayılı kararı:

i. Temyiz istemine konu kararın, Vergi Mahkemesi kararının, davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrası yönünden yapılan inceleme:

3065 sayılı Kanun'un "Sosyal ve Askeri Amaçlı İstisnalarla Diğer İstisnalar" başlıklı bölümünde yer alan 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) işaretli bendinin, uyuşmazlığa konu dönemde yürürlükte bulunan halinde, kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde, en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler ile bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara devir ve teslimlerinin katma değer vergisinden istisna olduğu,

istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin teslimlerinin istisna kapsamı dışında olduğu kurala bağlanmıştır.

Davacı şirketin esas faaliyet konusunun yer aldığı 22/07/1985 tarih ve 1310 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi'nde yayımlanan esas sözleşmesinin maksat ve mevzuyu içeren bölümünün taşınmaz ticaretine ilişkin olan kısmında "Şirket kendi gayesinin tahakkuku için menkul ve gayrimenkul mallar satın alabilir, kiraya verebilir, şirketin veya üçüncü şahısların borçları için mülkiyeti şirkete veya üçüncü şahıslara ait gayrimenkul mallar üzerine ayni haklar başta olmak üzere ipotek tesis edebilir, fek edebilir, şirkete ait menkul işletme tesisatı üzerine ticari işletme rehni tesis edebilir, ayrıca şirket; kendi veya üçüncü şahısların borçları için kefil olabilir, üçüncü şahısların kefaletini kabul edebilir." şeklinde hükme yer verilmiştir.

Buna göre davacı şirketin esas faaliyet konusunun taşınmaz ticareti olmadığı görülmüştür.

Diğer taraftan, 2013 ila 2015 yıllarında satışı gerçekleştirilen taşınmazların, 1987, 1990, 1995, 1997 ve 2002 yıllarında alındığı dikkate alındığında, taşınmaz ticareti için gerekli unsurlardan biri olan devamlılık şartının olayda gerçekleşmediği sonucuna varılmıştır.

Bu durumda, davacının fiilen taşınmaz ticaretiyle iştigal ettiği ve anılan taşınmazların ticari amaçla iktisap edildiği yolunda somut bir tespit bulunmadığından dava konusu cezalı tarhiyatta hukuki isabet; aksi yöndeki gerekçeyle verilen temyize konu kararın anılan hüküm fıkrasında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

ii. Temyiz istemine konu kararın, Vergi Mahkemesi kararının, vergi ziyaı cezalarının tekerrür nedeniyle arttırılan kısmının kaldırılmasına ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrası yönünden yapılan inceleme:

Temyiz istemine konu kararın anılan hüküm fıkrasına davalı tarafından yöneltilen temyiz isteminin, yukarıda belirtilen davacının temyiz isteminin kabulüne dair hukuksal nedenler ve gerekçeyle reddi gerekmektedir.

iii. Karar sonucu:

Daire bu gerekçeyle temyiz istemine konu kararın, Vergi Mahkemesi kararının, davanın reddine ilişkin hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine dair hüküm fıkrasını bozmuş, temyiz istemine konu kararın diğer hüküm fıkrasını ise onamıştır.

... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı:

Vergi Dava Dairesi, bozulan hüküm fıkrası yönünden ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar etmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI

Taşınmaz ticaretinin varlığı için aranan devamlılık unsurunun olayda gerçekleşmediği belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI

Cevap verilmemiştir.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ

Davacı tarafından 23/10/1990 ve 27/01/1997 tarihlerinde alınarak aktife kaydedilen dokuz adet taşınmazın etrafına çekilen "çit", yevmiye defterine yapılan kayıtlara göre, taşınmazın işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için taşınmaza sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde taşınmaza bağlı kılınan taşınır nitelikte bir mal olduğundan, bu çitin bütünleyici parça değil taşınmazın eklentisi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.

Bu durumda, "251 Yeraltı ve Yerüstü Düzenleri" hesabında izlenen "çit" tesliminin, taşınmazlara özgü uygulanan katma değer vergisi istisnası kapsamında değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır. Bu nedenle, cezalı tarhiyatın, taşınır bir mal niteliğinde olan çit tesliminden kaynaklanan kısmında hukuka aykırılık bulunmadığından, ısrar kararının anılan hüküm fıkrası sonucu itibarıyla hukuka uygun görülmüştür.

Açıklanan nedenlerle, ısrar kararının anılan hüküm fıkrasına yöneltilen temyiz isteminin reddi; ısrar kararının diğer hüküm fıkrasının Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

Davacı adına düzenlenen vergi inceleme raporlarında, davacının esas sözleşmesinde düzenlenen faaliyet konuları arasında taşınmaz ticaretine yönelik hüküm bulunduğu, davacı tarafından 1987, 1990, 1995, 1997 ve 2002 yıllarında aktife kaydedilen taşınmazların (19 adet taşınmaz) 2013, 2014 ve 2015 yıllarında satışı suretiyle gerçekleştirilen devir ve teslim işlemleri nedeniyle fiilen taşınmaz ticareti faaliyetiyle iştigal edildiği ve 2014 ve 2015 yıllarında satışı suretiyle gerçekleştirilen taşınmazların,

taşınmaz ticareti faaliyeti amacıyla aktifte yer aldığından bahisle bu taşınmazların satışına yönelik teslimlerin 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) işaretli bendinin uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan hali uyarınca katma değer vergisinden müstesna tutulamayacağı tespit edilmiştir.

Davacı tarafından 23/10/1990 ve 27/01/1997 tarihlerinde aktife kaydedilen dokuz adet taşınmazın etrafına çekilen "çit", "251 Yeraltı ve Yerüstü Düzenleri" hesabında izlenmiş, taşınmazlarla birlikte satışa konu edilmiş ve taşınmaz teslimiyle birlikte "çit tesliminin" de katma değer vergisinden istisna olduğundan bahisle katma değer vergisi hesaplanmamıştır. Anılan tespitler ışığında yeniden düzenlenen katma değer vergisi beyan tablolarına göre dava konusu vergiler tarh edilmiş, vergilerin bir katı tutarında vergi ziyaı cezaları kesilmiş ve cezalar tekerrür hükmü uygulanarak artırılmıştır.

İLGİLİ MEVZUAT

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun "Sosyal ve Askeri Amaçlı İstisnalarla Diğer İstisnalar" başlıklı bölümünde yer alan 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) işaretli bendinin, uyuşmazlığa konu dönemde yürürlükte bulunan halinde, kurumların aktifinde veya belediyeler ile il özel idarelerinin mülkiyetinde,

en az iki tam yıl süreyle bulunan iştirak hisseleri ile taşınmazların satışı suretiyle gerçekleşen devir ve teslimler ile bankalara borçlu olanların ve kefillerinin borçlarına karşılık taşınmaz ve iştirak hisselerinin (müzayede mahallerinde yapılan satışlar dahil) bankalara devir ve teslimlerinin katma değer vergisinden istisna olduğu, istisna kapsamındaki kıymetlerin ticaretini yapan kurumların, bu amaçla aktiflerinde bulundurdukları taşınmaz ve iştirak hisselerinin teslimlerinin istisna kapsamı dışında olduğu kurala bağlanmıştır.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun "Eşya Hukuku" başlıklı dördüncü kitabının "Mülkiyet" başlıklı birinci kısmında yer alan "Genel Hükümler" başlıklı birinci bölümünün "B. Mülkiyet hakkının kapsamı" başlıklı alt bölümünde düzenlenen "I. Bütünleyici parça" başlıklı 684. maddesi ile "III. Eklenti" başlıklı kısmında yer alan 686. maddesi sırasıyla şu şekildedir:

"Madde 684- Bir şeye malik olan kimse, o şeyin bütünleyici parçalarına da malik olur.

Bütünleyici parça, yerel âdetlere göre asıl şeyin temel unsuru olan ve o şey yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe ondan ayrılmasına olanak bulunmayan parçadır.

...

Madde 686- Bir şeye ilişkin tasarruflar, aksi belirtilmedikçe onun eklentisini de kapsar.

Eklenti, asıl şey malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel âdetlere göre, işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl şeye sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl şeye bağlı kılınan taşınır maldır.

Eklenti, asıl şeyden geçici olarak ayrılmakla bu niteliğini kaybetmez."

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

i. Israr kararının, mahkeme kararının, dava konusu vergi ve cezaların, taşınmaz teslimlerine uygulanan katma değer vergisi istisnasından kaynaklanan kısmı yönünden davanın reddine dair hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine ilişkin hüküm fıkrası yönünden yapılan hukuki değerlendirme:

Danıştay Dördüncü Dairesinin yukarıda yer verilen kararının dayandığı aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar kararının anılan hüküm fıkrasının bozulması gerekmektedir.

ii. Israr kararının, dava konusu vergi ve cezaların, "çit teslimine" uygulanan katma değer vergisi istisnasından kaynaklanan kısmı yönünden davanın reddine dair hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine ilişkin hüküm fıkrası yönünden yapılan hukuki değerlendirme:

Bir eşyaya ilişkin mülkiyet hakkının kapsamı belirlenirken bütünleyici parça ve eklenti kavramları hukuki önem arz eder. Buna göre bir eşyanın, asıl eşyanın bütünleyici parçası sayılabilmesi için bu eşyanın asıl eşya yok edilmedikçe, zarara uğratılmadıkça veya yapısı değiştirilmedikçe asıl eşyadan ayrılmasına olanak bulunmaması, asıl eşya ile dışarıdan görülebilen maddi ve içten sürekli nitelikte bir bağlılığının bulunması ve bu bağlılığın da yerel adetlere göre mevcut sayılması şartlarının gerçekleşmesi gerekir. Bu suretle bütünleyici parça niteliğine haiz olan eşya kural olarak bağımsız bir eşya niteliğini kaybeder ve asıl eşyaya uygulanacak hukuki statüden faydalanmaya başlar.

Eklenti, malikinin anlaşılabilen arzusuna veya yerel âdetlere göre, asıl eşyanın işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için asıl eşyaya sürekli olarak özgülenen ve kullanılmasında birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl eşyaya bağlı kılınan taşınır maldır. Bir eşyanın eklenti niteliğinde olabilmesi için aranan şartlar şu şekildedir:

i. Eşya, taşınır mal niteliğinde olmalı

ii. Malikin iradesine veya yerel adetlere göre, eşyanın, asıl eşyanın işletilmesi, korunması veya yarar sağlaması için sürekli olarak özgülenmeli

iii. Eşya, birleştirme, takma veya başka bir biçimde asıl eşyaya bağlı kılınmalı

Bu durumda, davacı tarafından 23/10/1990 ve 27/01/1997 tarihlerinde aktife kaydedilen dokuz adet taşınmazın etrafına çekilen ve "251 Yeraltı ve Yerüstü Düzenleri" hesabında izlenen "çit"in, taşınmazın bütünleyici parçası mı yoksa eklentisi mi olduğunun dolayısıyla "çit teslimi"ne katma değer vergisi istisnasının uygulanıp uygulanamayacağının ortaya konulması gerekmektedir.

Olayda, inceleme raporunda tespit edilen yevmiye kayıtlarına göre davacı tarafından yaptırılan "çit", "251 Yeraltı ve Yerüstü Düzenleri" hesabında izlenmek suretiyle ana taşınmaza özgülenmiştir. Bu çitin, zarara uğratılmadan asıl taşınmazdan ayrılmasına olanak bulunduğu açıktır. Dolayısıyla anılan çit eşyasının olayın özelliğine göre ana taşınmazın bütünleyici bir parçası olarak değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır.

Uyuşmazlıkta, çit eşyasının, mahiyeti gereği taşınır nitelikte bir mal olduğu, yevmiye defter kayıtlarına göre taşınmazın işletilmesi, korunmasının sağlanması için taşınmaza özgülendiği ve bu yolla ana taşınmaza bağlı kılındığı hususları birlikte dikkate alındığında anılan çit eşyasının, taşınmazın eklentisi niteliğinde olduğu sonucuna varılmıştır.

3065 sayılı Kanun'un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) işaretli bendinde (uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan halinde) kurala bağlanan katma değer vergisi istisnası, belirli şartların gerçekleşmesi halinde iştirak hisseleri ve taşınmazlar için uygulanan bir istisnadır. Taşınmazlara uygulanacak bu istisna, taşınmazlarla birlikte aynı hukuki statüye tabi olan bütünleyici parça niteliğindeki eşyalar hakkında da uygulanacaktır. Ancak taşınır mal niteliğinde olan bir eşyanın taşınmaz niteliğinde olan bir eşyanın eklentisi olması durumunda ve taşınmazlarla birlikte eklentinin de teslime konu edilmesi halinde, eklentinin tesliminin anılan istisna kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.

Bu durumda, taşınır bir mal niteliğinde olan ana taşınmazın eklentisi çitin, taşınmaz olarak kabul edilmesi mümkün bulunmadığından, anılan çit tesliminin 3065 sayılı Kanun'un 17. maddesinin (4) numaralı fıkrasının (r) işaretli bendinde (uyuşmazlık konusu dönemde yürürlükte bulunan halinde) taşınmazlar için öngörülen katma değer vergisi istisnası kapsamında değerlendirilmesine olanak bulunmamaktadır.

Bu nedenle, dava konusu vergi ve cezaların, "çit tesliminden" kaynaklanan kısmında hukuka aykırılık bulunmadığından, ısrar kararının anılan hüküm fıkrasında sonucu itibarıyla hukuka aykırılık görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle;

1- Davacının temyiz isteminin kısmen KABULÜNE,

2- ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının, mahkeme kararının, dava konusu vergi ve cezaların, taşınmaz satışından kaynaklanan kısmı yönünden davanın reddine dair hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine ilişkin hüküm fıkrasının BOZULMASINA,

3- Temyiz istemine konu ısrar kararının, mahkeme kararının, dava konusu vergi ve cezaların, çit tesliminden kaynaklanan kısmı yönünden davanın reddine dair hüküm fıkrasına yöneltilen istinaf isteminin reddine ilişkin hüküm fıkrasına yönelik temyiz isteminin REDDİNE,

4- Davacıdan, temyiz istemi reddedilen tutar üzerinden, mahkemece karara bağlanan nispi harç mahsup edilmek suretiyle 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun ilgili hükümleri ve Kanun'a ek (3) sayılı Tarife uyarınca nispi harç alınmasına,

5- Yeniden verilecek kararda karşılanacağından, yargılama giderleri hakkında hüküm kurulmasına gerek bulunmadığına,

02/10/2024 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

X - KARŞI OY

Temyiz isteminin reddi ile ısrar kararının aynı hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca onanması gerektiği oyuyla Kurul kararına katılmıyoruz.

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, E. 2023/1317, K. 2024/893, 2 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Edenin İddiaları
  4. Karşı Tarafın Savunması
  5. Danıştay Tetkik Hâkimi ...'in Düşüncesi
  6. Türk Milleti Adına
  7. İnceleme Ve Gerekçe
  8. Maddi Olay
  9. İlgili Mevzuat
  10. Hukuki Değerlendirme
  11. X - Karşı Oy
  12. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
Vergi Dava Daireleri Kurulu
Esas No
2023/1317
Karar No
2024/893
Tarih
2 Ekim 2024

İlgili Kararlar

  • Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E.2023/1319 K.2024/849
  • Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E.2023/1346 K.2024/920
  • Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E.2023/1353 K.2024/921
  • Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E.2023/1354 K.2024/922
  • Danıştay 8. Daire E.2023/1362 K.2024/4327
  • Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E.2023/1362 K.2024/863

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.