KÜNYE
Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2023/721 E., 2024/2974 K.·T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu
- Daire
- İdare Dava Daireleri Kurulu
- Karar tarihi
- 25 Kasım 2024
- Esas No
- 2023/721
- Karar No
- 2024/2974
- Temyiz eden (davalı)
- ... Kurulu
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davacı)
- ...
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- Danıştay Beşinci Dairesinin 28/11/2022 tarih ve E:2017/3191, K:2022/9275 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
2.430 kelime·12 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: 667 sayılı Olağanüstü Hal Kapsamında Alınan Tedbirlere İlişkin Kanun Hükmünde Kararname'nin 3/1. maddesi uyarınca FETÖ ile irtibat ve iltisakının olduğu gerekçesiyle davacının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararı ile bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin aynı Kurulun ... tarih ve ... sayılı kararının iptaline ve bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.
Daire kararının özeti: Danıştay Beşinci Dairesinin 28/11/2022 tarih ve E:2017/3191, K:2022/9275 sayılı kararıyla;
Davalı idarenin usule ilişkin itirazları yerinde görülmemiş,
"Maddi Olay ve Hukuki Süreç" ile "İlgili Mevzuat"a yer verilmiş; "Yargılamada İzlenen Usul ve Süreç", "FETÖ'ye İlişkin Tespit ve Değerlendirmeler", "Demokratik Anayasal Düzene Sadakat Yükümlülüğü", "Dava Konusu Edilen Kararların Hukuki Niteliği" başlıkları altında genel; "Kişiselleştirme ve Delillerin Değerlendirilmesi" başlığı altında hem genel hem de davacıya özel değerlendirmelerde bulunularak,
Davacı Yönünden Yapılan Değerlendirmede;
Davacının, silahlı terör örgütüne üye olma suçu nedeniyle hakkında yürütülen ceza yargılaması sonucunda ... Bölge Adliye Mahkemesi ... Ceza Dairesinin (ilk derece sıfatıyla) ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı ile 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (CMK) 223/2-e maddesi uyarınca anılan suçu işlediğinin sabit olmadığı (delil yetersizliği) gerekçesiyle beraatine karar verildiği, Dairelerinin karar verdiği tarih itibarıyla UYAP sistemi üzerinden yapılan incelemede söz konusu karara karşı davacı tarafından temyiz kanun yoluna başvurulduğu ve anılan kararın kesinleşmediğinin anlaşıldığı,
Davacının kendi beyanları yönünden, üniversiteye hazırlık döneminde (1990-1991 yılları) kime ait olduğunu bilmeden yalnızca eğitimi iyi olduğu için bir yıl süreyle FETÖ/PDY örgütüne müzahir dershaneye gittiğini, üniversite eğitimi döneminde kendisine Devlet yurdu çıkmaması üzerine ve namaz kılmaya uygun olduğu için dedesinin vasıtasıyla barınma amacıyla örgüte müzahir yurtta kaldığını beyan eden davacının bu beyanlarının, bir başka ifadeyle barınma ve eğitim saikiyle hareket ettiğinin aksini ve örgütsel saikle hareket ettiğini ortaya koyabilecek somut bir tespit,
tanık beyanı ya da başkaca bir bilgi ve belgenin dava dosyasında bulunmadığı gibi davalı idarece de dosyaya sunulmadığı görüldüğünden, davacının kararda ayrıntısına yer verilen beyanlarının örgütle irtibat ve iltisaklı sayılması için yeterli bir delil olarak değerlendirilmediği,
Davacı hakkındaki tanık beyanları yönünden, kararda yer verilen tüm değerlendirmeler ışığında, netice itibarıyla, davacı hakkındaki tanık beyanlarının davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan bir delil olarak değerlendirilmesine imkan bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Davacı hakkında düzenlenen iddianame ve verilen beraat kararı içeriğinde yer alan deliller yönünden, davacı hakkında düzenlenen iddianame ve verilen beraat kararı içeriğinde yer alan hususların davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan deliller olarak değerlendirilmesine olanak bulunmadığı,
Davacı hakkındaki sosyal çevre bilgisi yönünden, davacı hakkında somut bir tespiti içermeyen sosyal çevre bilgilerinin, davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile irtibat ve iltisakını ortaya koyan delil olarak değerlendirilmesinin mümkün bulunmadığı sonucuna varıldığı,
Davacıyla ilgili soruşturma bilgisi yönünden, Dairelerince verilen 01/06/2022 tarihli ara kararına davalı idare tarafından verilen 28/10/2022 tarihli cevapta davacı hakkında Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... esas sayılı (Hâkimler ve Savcılar Kurulu ... Dairesinin ... sayılı) soruşturma dosyasının dışında FETÖ/PDY örgütü ile bağlantılı olarak yürütülen veya sonuçlandırılan başka idari soruşturma bulunmadığı belirtilmiş ise de, bu disiplin soruşturması kapsamında davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatına ilişkin varsa elde edilen bilgi ve belgelerin neler olduğu ortaya konulmadığından, söz konusu soruşturmanın davacının FETÖ/PDY terör örgütü ile iltisakı ve irtibatı bulunup bulunmadığının değerlendirilmesinde dikkate alınmadığı,
belirtilerek, dosyada bulunan bilgi ve belgeler ile yukarıda yer verilen açıklamalar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davalı idarece bakılmakta olan dosyada davacının terör örgütlerine veya Milli Güvenlik Kurulunca Devletin milli güvenliğine karşı faaliyette bulunduğuna karar verilen yapı, oluşum veya gruplarla iltisakı yahut bunlarla irtibatı olduğuna ilişkin yeterli delil sunulmadığı, sunulan delillerin ise davacının iltisakı veya irtibatını ortaya koyacak yeterlilikte ve nitelikte olmadığı,
ayrıca ilgili kamu kurumları ve özel kuruluşlarca Dairelerinin 01/06/2022 tarihli ara kararına verilen cevaplarda da davacının iltisakını ve/veya irtibatını ortaya koyan herhangi bir bilgi ve belgenin bulunmadığının anlaşıldığı, bu nedenle davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatının olduğu gerekçesiyle tesis edilen dava konusu kararlarda hukuka uyarlık bulunmadığı,
Dava konusu kararlarda hukuka uyarlık görülmediğinden davacının bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davacıya ödenmesinin gerektiği,
Öte yandan; davalı idarece, davacının FETÖ ile iltisak ve irtibatını ortaya koyacak nitelikte delillerin tespit edilmesi halinde yeniden işlem tesis edilebileceğinin de açık olduğu gerekçesiyle,
Hakimler ve Savcılar Kurulu Genel Kurulunun ... tarih ve ... sayılı kararının ve bu karara karşı yapılan yeniden inceleme talebinin reddine ilişkin ... tarih ve ... sayılı kararının davacıya ilişkin kısmının iptaline, bu kararlar nedeniyle yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Davalı idare tarafından, usule ilişkin itirazlarının yerinde görülmeme gerekçesinin kararda yer almadığı, dava konusu işlemin bir disiplin işlemi olmadığı, bu nedenle hukuki denetimin disiplin işlemi kapsamında yapılamayacağı, meslekten çıkarılan ilgililer hakkında işlem tesis edildiği tarihte idarelerince yapılan değerlendirmeyi destekleyen ve idari/adli süreçte taraflarına gönderilen bilgi ve belgelerin yargı yeri ile paylaşılmasının işlemin dayanağı delillerin sonradan tespit edildiği anlamına gelmeyeceği, bu şekildeki bir ifadenin hukuki dayanaktan yoksun olduğu;
davacının 10/02/2017 tarihli sorgusunda, üniversite döneminde kaldığı FETÖ/PDY bağlantılı yurtlara ve irtibatına ilişkin beyanları ile şüpheli sıfatıyla alınan ifadesindeki, üniversiteye hazırlık döneminde FETÖ/PDY irtibatlı dershaneye gittiğine ilişkin beyanı; kullanıcısı olduğu telefonun Bylock listesinden çıkarıldığı bildirilmiş ise de, söz konusu gelişmenin davacının hukuki durumunu değiştirmediği, davacı hakkındaki diğer bilgi ve belgelerin HSK Genel Kurulunca yapılan değerlendirmeyi ve dava konusu işlemin hukuka uygunluğunu teyit ettiği;
tanık S.Y.'nin davacının FETÖ/PDY irtibat veya iltisakı ve davacının FETÖ/PDY bağlantılı organizasyon ve toplantılara katılması hakkındaki beyanı.
1999-2001 yılları arasında bir kez olmak üzere yemekli sohbete gittiğine ilişkin tanık beyanı, dijital materyallerinde yapılan incelemede, silinen verilerden, internet geçmişi taramasından veya internet kalıntılarından geldiği değerlendirilen "www.rotahaber.com, www.aktifliafaer.com, www.samanyoluhaber.com, www.bankasya.com.tr, Kimseyokmu" isimli sınırlı sayıda site bilgilerine rastlanılması şeklindeki tespit ile davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisaklı veya irtibatlı olduğuna dair ihbar ve şikâyetler olması hususları birlikte değerlendirildiğinde Kurul kanaatinin,
davacının FETÖ/PDY silahlı terör örgütüyle iltisaklı ve/veya irtibatlı olduğu yönünde oluştuğu, ayrıca her ne kadar davacı hakkında "silahlı terör örgütüne üye olma" suçundan yapılan ceza yargılamasında beraatine kararı verilmiş ise de; dava konusu işlem "üyelik" isnadına değil "iltisak ve irtibat" isnadına dayandığından söz konusu kararın davacının hukuki durumunu değiştirmediği; parasal ve özlük hak, maddi, manevi tazminat ve faize ilişkin taleplerin yasal dayanaktan yoksun olduğu,
685 sayılı KHK, Anayasa'nın 159. maddesinin 10. fıkrası ve 7075 sayılı Kanun'un 10. maddesinin 1. fıkrası uyarınca tam yargı davalarına karşı yargı yolunun kapalı olduğu, 685 sayılı KHK'nın yürürlüğe girdiği 23/01/2017 tarihi öncesi için hiçbir şekilde parasal ve özlük hak, maddi ve manevi tazminat ve faize hükmedilemeyeceği, söz konusu taleplerin dava tarihinden itibaren dikkate alınabileceği ve faiz konusunda da yasal faizin dikkate alınabileceğine dair yerleşik Danıştay içtihatlarına aykırı taleplerin de kabulünün mümkün olmadığı ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Davacı tarafından, Danıştay Beşinci Dairesince verilen kararın usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'UN DÜŞÜNCESİ
Temyiz isteminin reddi ile Daire kararının düzeltilerek onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Kurulumuzun 21/02/2024 tarihli ara kararına davalı idarece verilen cevaba ilişkin bilgi ve belgelerin dosyaya sunulması üzerine, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında ayrıca bir karar verilmeksizin gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen incelenerek bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan;
"a) Görev ve yetki dışında bir işe bakılmış olması,
b) Hukuka aykırı karar verilmesi,
c) Usul hükümlerinin uygulanmasında kararı etkileyebilecek nitelikte hata veya eksikliklerin bulunması",
sebeplerinden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçesi yukarıda açıklanan Danıştay Beşinci Dairesi kararının davacı lehine hükmedilen parasal haklara yürütülecek yasal faizin başlangıcına ilişkin hükmü dışındaki kısımları, aynı gerekçe ile Kurulumuzca da uygun bulunmuş olup davalı idare tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın esastan bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Öte yandan, parasal hakların ödenmesinde, davacının meslekten çıkarıldığı tarihten, iptal kararı uyarınca mesleğe iade edildiği tarih arasında geçen dönemde varsa tespit edilecek çalışmaları karşılığında edindiği gelirin düşülmesi gerektiği tabiidir.
Daire kararının davacı lehine hükmedilen parasal haklara yürütülecek yasal faizin başlangıcına ilişkin kısmına gelince;
Faiz, en genel anlamıyla, konusu bir miktar paranının ödenmesinden ibaret olan borçlarda, alacaklının bu paradan yoksun kaldığı süre içinde oluşan zararına karşılık olarak ödenen ve alacağın türüne göre oranı değişen bir bedeldir.
Hukuka aykırı işlem veya eylem nedeniyle uğranılan zararların ya da yoksun kalınan maddi ve manevi hakların karşılanması zaman içinde gecikebildiğinden, ilgililerin bu gecikmeden doğan zararının giderilmesi için 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun uyarınca faiz uygulanması gerekli bulunmaktadır.
Yerleşik yargısal içtihatlara göre, yasal faizin başlangıç tarihinin dava dilekçesinde belirtilmemesi hâlinde, iptal davasının açıldığı tarihten itibaren faize hükmedilmesi gerekmektedir.
Dosyanın incelenmesinden, davacının dava dilekçesinde parasal haklarına yasal faiz yürütülmesini istediği, ancak bunun başlangıç tarihini göstermediği, bu durumda dava açma tarihi olan 22/02/2017 tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerekirken, Daire kararında meslekten çıkarıldığı tarihin yasal faizin başlangıcı olarak alındığı görülmektedir.
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde; temyiz incelemesi sonunda Danıştayın, kararda yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan maddi hatalar ile düzeltilmesi mümkün eksiklik veya yanlışlıklar varsa kararı düzelterek onayacağı hükmüne yer verilmiştir.
Bu durumda, temyize konu Daire kararının (6) "Sonuç olarak" bölümünün üçüncü paragrafında yer alan "yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığını ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten" ifadesi ile hüküm fıkrasının üçüncü sırasındaki "yoksun kaldığı parasal haklarının meslekte kalmasının uygun olmadığına ve meslekten çıkarılmasına ilişkin işlemin tesis edildiği tarihten" ifadesinin, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendi uyarınca, "meslekten çıkarıldığı tarihten itibaren yoksun kaldığı parasal haklarının, dava tarihinden" şeklinde düzeltilerek onanması gerektiği sonucuna varılmıştır.
Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2023/721, K. 2024/2974, 25 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama