İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /İdare Dava Daireleri Kurulu

DANIŞTAY · İDARE DAVA DAİRELERİ KURULU

İçtihat Metni

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2024/2791 K.2025/2260

2- ... VEKİLİ: Av. ...

Esas2024/2791Karar2025/2260Tarih30 Ekim 2025Okuma14 dk · 2.752 kelime

KÜNYE

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu 2024/2791 E., 2025/2260 K.·T.C. Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu

Daire
İdare Dava Daireleri Kurulu
Karar tarihi
30 Ekim 2025
Esas No
2024/2791
Karar No
2025/2260
Temyiz eden (davacılar)
1- ...
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.752 kelime·14 dk okuma·12 bölüm

2- ... VEKİLİ: Av. ...

KARŞI TARAF (DAVALI) : ... Bakanlığı VEKİLİ : Av. ...

DAVALI YANINDA MÜDAHİLLER

1- ... Anonim Türk Sigorta Şirketi 2- ... 3- ... VEKİLİ: Av. ...

İSTEMİN KONUSU

... İdare Mahkemesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.

YARGILAMA SÜRECİ

Dava konusu istem: Davacılardan ...'in 22/09/2009 tarihinde İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesinde normal yolla gerçekleştirilen doğumunda davalı idarece hatalı ve eksik tedavi uygulamak suretiyle hayati tehlike geçirip uzun süre tedavi görmek zorunda kalındığı, bebeğin ise önce engelli olarak doğumuna ardından ölümüne sebebiyet verildiği ileri sürülerek uğranıldığı belirtilen zararlara karşılık anne ... için 10.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi, baba ... için 10.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi olmak üzere toplam 20.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işletilecek yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi istenilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi kararının özeti:... İdare Mahkemesinin ...tarih ve E:... K:... sayılı kararıyla; davacıların çocuklarının vefatı olayında davalı idarenin herhangi bir hizmet kusurunun bulunmadığının, İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi ... Anabilim Dalında görevli öğretim üyelerince hazırlanan 26/03/2015 tarihli rapordan anlaşıldığından, davacıların maddi ve manevi tazminat istemlerinin dayanağının bulunmadığı ve davacıların iddialarının davalı idarenin maddi ve manevi tazminat ödemekle yükümlü kılınmasını gerektirecek nitelikte görülmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Daire kararının özeti: Danıştay Onuncu Dairesinin 15/11/2021 tarih ve E:2019/6649, K:2021/5533 sayılı kararıyla; maddi tazminat istemi yönünden; temyizen incelenen kararın davacıların maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmı usul ve hukuka uygun olduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bu kısmının bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmediği; manevi tazminat istemi yönünden; davacılar tarafından, dava dilekçesinde, annenin normal doğuma zorlandığı, karnına şiddetli bir şekilde bastırıldığı iddialarına yer verildiği,

davacı annenin doğum takibine ilişkin evrakta, anneye kristaller manevrası (fundal bası) yapıldığına dair bir kaydın bulunmadığı, olay hakkında başlatılan inceleme kapsamında alınan ve dosyada mevcut olan doktor ifadelerine göre, annenin tam açıklığa geldiği 00.30 ile hafif vajinal kanamanın başladığı 02.00 arasında (ilki asistan doktor ..., ikincisi asistan doktor ... tarafından olmak üzere) iki kez kristaller manevrasının uygulandığı,

anılan ifade kapsamında "Uterin rüptür nasıl oldu?" sorusuna ... tarafından, "Uterin rüptür tahminen kristaller manevrası sırasında oluştu.", ... tarafından ise, "Rüptür kristallerden olabilir." şeklinde cevap verildiği; her ne kadar hükme esas alınan İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Anabilim Dalında görevli öğretim üyelerince hazırlanan raporda, "kontrollü kristaller uygulamasının tüm vakalarda rüptür oluşturduğuna dair veri olmadığı, hala uygulandığı,

literatürde yer bulan ve kullanılmaya devam edilen kontrollü kristaller manevrası uygulamasında tıbbi hata olmadığı" belirtilmiş ise de, dava konusu olaya yönelik tıbbi kayıtlarda gebeye iki kez kristaller manevrası uygulandığından bahsedilmemesi,

olay hakkında inceleme başlatılması üzerine alınan doktor ifadelerinde bu uygulamadan bahsedilmesi ve kristaller manevrasının rüptür sebebi olabileceğinin belirtilmesi karşısında, davacı annede gelişen uterus rüptürünün, anneye uygulanan kristaller manevrasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda davacıların maddi gerçeğe hiçbir zaman ulaşamayacak ve ömür boyu şüphe duyacak olmaları nedeniyle uğradıkları manevi zararın, manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı ilkesi de gözetilmek suretiyle makul bir tutarda tazmini gerekirken, davacıların manevi tazminat istemlerinin tümden reddedilmesinde hukuki isabet bulunmadığı gerekçesiyle,

davanın reddine ilişkin temyize konu Mahkeme kararının davacıların maddi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmının onanmasına, manevi tazminat istemlerinin reddine ilişkin kısmının bozulmasına karar verilmiştir.

İlk Derece Mahkemesi ısrar kararının özeti: ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, manevi tazminat istemi yönünden davanın reddi yolundaki ilk kararda ısrar edilmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI

Davacılar tarafından, bilirkişi raporunun yetersiz olduğu, bebeğin ağırlığı ve davacı annenin fiziki durumu göz önüne alındığında seçilen normal doğum yönteminin hatalı olduğu, davalı idareye ait hastanede yenidoğan ünitesinin bulunmamasının da davalı idarenin kusurlu olduğunu gösterdiği, yanlış ve eksik tedavi uygulanması nedeniyle hizmet kusurunun oluştuğu ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI

Davalı idare ve davalı idare yanında müdahiller tarafından, İdare Mahkemesince verilen ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu ve temyiz dilekçesinde öne sürülen nedenlerin, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ

Temyiz isteminin kabulü ile İstanbul 5. İdare Mahkemesi ısrar kararının bozulması gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

İNCELEME VE GEREKÇE

MADDİ OLAY

Davacılardan ...'in, ilk gebeliği devam ederken 21/09/2009 tarihi saat 14.30'da İstanbul Eğitim ve Araştırma Hastanesine miadında sancılı gebe olarak başvurduğu, yapılan muayenenin ardından normal doğum kararı alınarak yatışının yapıldığı, vajinal muayenelerinde saat 15.30'da açıklık 1 cm, 17.00'da açıklık 2 cm, ÇKS (çocuk kalp sesi) 140, 19.30'da açıklık 4 cm, ÇKS 140, 22.00'da açıklık 5 cm, 23.00'da açıklık 5 - 6 cm, ÇKS 142 olduğu, su kesesinin açıldığı, sularının temiz geldiği, 24.00'da açıklık 8 cm, ÇKS 140 olduğu,

augmentasyona (destekleme, servikal açılma veya fetal inişin başarısız olması nedeniyle yetersiz kontraksiyonların uyarılması) başlandığı, 00.30'da açıklık tam, %90 silinme, ÇKS 138 olduğu, gebenin doğumhaneye alındığı, saat 02.00'a kadar doğum takibinin yapıldığı, (dosyada mevcut doktor ifadelerine göre) gebeye iki kez kristaller manevrasının (fundal bası, annenin karnına yukarıdan bastırılarak bebeğin dışarı itilmesine yardımcı olmayı hedefleyen müdahale) uygulandığı, ancak doğumun gerçekleşmediği,

02.00'da hafif vajinal kanama, kontraksiyonlarda azalma ve ÇKS'de bradikardi (kalbin yavaş atması) gelişmesi sonrasında doğumun ikinci devresinin uzaması ve uterus rüptürü ön tanılarıyla acil sezaryen ameliyatına alındığı, ameliyat notuna göre, bebeğin sol omuz ve gövdesinin bir kısmının batında izlendiği (saptanan rüptür alanının sütüre edildiği), saat: 02.20'de hipotonik (kas direnci düşük - gevşek) bir bebek doğurtulduğu, kalp atımının olmadığı, kardiyopulmoner resüsitasyon uygulandığı, 45. dakikada spontan solunumunun geldiği,

ileri takip ve tedavi için bebeğin yenidoğan yoğun bakım ünitesine sahip özel bir sağlık kuruluşuna sevk edildiği, annenin yatarak yapılan takip ve tedavisinin ardından 13/10/2009 tarihinde taburcu edildiği, bebeğin özel sağlık kuruluşunda perinatal asfiksi tanısıyla yapılan tedavisinin ardından 29/08/2010 tarihinde vefat ettiği, davacılar tarafından, dava konusu olay nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemiyle 12/07/2011 kayıt tarihli dilekçeyle davalı idareye başvuruda bulunulduğu, bu başvurunun zımnen reddi üzerine de temyizen incelenen davanın açıldığı anlaşılmaktadır.

İLGİLİ MEVZUAT

Anayasa'nın 125. maddesinde, idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükme bağlanmış; 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde ise, idari eylem ve işlemlerden dolayı kişisel hakları doğrudan muhtel olanlar tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Uyuşmazlıkta ısrara ilişkin husus, olayda hizmet kusurunun bulunmaması nedeniyle davacıların manevi tazminat istemlerinin reddi gerektiğine ilişkindir.

Öncelikle, idarelerin, kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütme yükümlülüğünün bulunduğu tartışmasızdır.

Söz konusu yükümlülüğe aykırılık haline ilişkin olarak Anayasa'nın 125. maddesinde; idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolunun açık olduğu belirtildikten sonra, son fıkrasında, idarenin kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu hükmü yer almış; 2577 sayılı Kanun'un 2. maddesinin 1. fıkrasının (b) bendinde de, idari eylem ve işlemlerden dolayı hakları muhtel olanların idareye karşı tam yargı davası açabilecekleri kuralı getirilmiştir.

Genel anlamı ile tam yargı davaları, idarenin faaliyetlerinden ötürü, hakları doğrudan zarara uğrayanlar tarafından idare aleyhine açılan tazminat davaları olup, idarenin hukuki (mali/tazmin) sorumluluğunun yargı aracılığıyla belirlenip hüküm altına alınmasını sağlamaktadır.

İdare kural olarak, yürüttüğü kamu hizmetiyle nedensellik bağı kurulabilen zararları tazminle yükümlü olup; idari eylem ve/veya işlemlerden doğan zararlar, idare hukuku kuralları çerçevesinde, hizmet kusuru veya kusursuz sorumluluk ilkeleri gereği tazmin edilmektedir.

İdarenin yürütmekle görevli olduğu bir hizmetin kuruluşunda, düzenlenişinde veya işleyişindeki nesnel nitelikli bozukluk, aksaklık veya boşluk olarak tanımlanabilen hizmet kusuru; hizmetin kötü işlemesi, geç işlemesi veya hiç işlememesi hallerinde gerçekleşmektedir. Hizmet kusurundan dolayı sorumluluk, idarenin sorumluluğunun doğrudan ve asli nedenini oluşturmaktadır.

Kusursuz sorumluluk ise, kamu hizmetinin görülmesi sırasında kişilerin uğradıkları özel ve olağan dışı zararların idarece tazmini esasına dayanmakta olup; kusur sorumluluğuna oranla ikincil derecede bir sorumluluk türüdür. Başka bir anlatımla idare, yürüttüğü hizmetin doğrudan sonucu olan, idari faaliyet ile nedensellik bağı kurulabilen, özel ve olağan dışı zararları kusursuz sorumluluk ilkesi gereği tazminle yükümlüdür.

Zarar gören kişinin hizmetten yararlanan durumunda olduğu ve hizmetin riskli bir nitelik taşıdığı sağlık hizmetinde, idarenin tazmin yükümlülüğü hizmet kusuruna dayanmaktadır.

Özellikle de sağlık hizmeti gibi bünyesinde risk unsuru taşıyan hizmet alanlarında, sağlıktan sorumlu olan idarelerin kamu hizmetlerinin gereği gibi işlemesini sağlayacak organizasyonları yaparak, yeterli araç ve gereçle donatılmış bina, tesis ve araçlarda hizmetin özelliğine uygun olarak seçilen ve yetişmiş personelle hizmeti yürütmek yükümlülüğünün bulunduğu da tartışmasızdır.

Esasen Anayasa'nın 56. maddesi de Devlete, herkesin hayatını, beden ve ruh sağlığı içinde sürdürmesini sağlamak; insan ve madde gücünde tasarruf ve verimi artırarak, işbirliğini gerçekleştirmek amacıyla sağlık kuruluşlarını tek elden planlayıp hizmet vermesini düzenlemekle ve bu görevini kamu ve özel kesimlerdeki sağlık ve sosyal kurumlarından yararlanarak, onları denetleyerek yerine getirmekle ilgili pozitif bir yükümlülük getirmiştir.

Bunun yanında, manevi zararın varlığı, sadece şeref, haysiyet ve onur kırıcı işlem ve eylemlere maruz kalmış ya da kişilerin vücut bütünlüğünün ihlal edilmiş olmasına, ölüm nedeniyle ağır bir elem, üzüntü duyulması şartına bağlı olmayıp; idarenin yürütmekle yükümlü olduğu kamu hizmetini gereği gibi eksiksiz olarak sunamaması nedeniyle ilgililerin yeterli hizmet alamamalarından dolayı üzüntü ve sıkıntı duymaları da manevi zararın varlığı ve manevi tazminatın hükmedilmesi için yeterli bulunmaktadır.

Manevi tazminat, mal varlığında meydana gelen bir eksilmeyi karşılamaya yönelik bir tazmin aracı değil, manevi tatmin aracıdır. Olay nedeniyle duyulan elem ve ızdırabı kısmen de olsa hafifletmeyi amaçlar. Belirtilen niteliği gereği manevi tazminatın zenginleşmeye yol açmayacak ve idarenin sorumluluğunun varlığını ortaya koyacak şekilde belirlenmesi gerekmektedir.

Temyize konu edilen kararla ilgili dosyanın incelenmesinden; davacılar tarafından, dava dilekçesinde, annenin normal doğuma zorlandığı, karnına şiddetli bir şekilde bastırıldığı iddialarına yer verildiği, davacı annenin doğum takibine ilişkin evrakta, anneye kristaller manevrası (fundal bası) yapıldığına dair bir kaydın bulunmadığı, olay hakkında başlatılan inceleme kapsamında alınan ve dosyada mevcut olan doktor ifadelerine göre, annenin tam açıklığa geldiği 00.30 ile hafif vajinal kanamanın başladığı 02.00 arasında (ilki asistan doktor ..., ikincisi asistan doktor ... tarafından olmak üzere) iki kez kristaller manevrasının uygulandığı,

anılan ifade kapsamında "Uterin rüptür nasıl oldu?" sorusuna ... tarafından, "Uterin rüptür tahminen kristaller manevrası sırasında oluştu.", ... tarafından ise, "Rüptür kristallerden olabilir." şeklinde cevap verildiği görülmektedir.

İdare Mahkemesince olayda idarenin hizmet kusuru bulunup bulunmadığının tespiti amacıyla bilirkişiliğine başvurulan İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi ...

Anabilim Dalında görevli öğretim üyelerince hazırlanan 26/03/2015 tarihli raporda ise özetle, "başlangıçtaki normal doğum kararı ile travayda fetüste distress düşündürecek bulguların olmaması, annenin daha sonra uterus rüptürü ön tanısı ile ameliyata alınması, bu konuda bir gecikme olmaması hususlarının vakanın yönetimlerinin doğru yapıldığını gösterdiği,

ayrıca travayın ilerlemediği bu tip vakalarda 'augmentasyon' amacı ile kontrollü oksitosin kullanımında, literatürde yer bulan ve kullanılmaya devam edilen kontrollü kristaller manevrası uygulamasında tıbbi hata olmadığı” yönünde görüş bildirilmiş, anılan rapor doğrultusunda da davanın reddine karar verilmiştir.

Diğer yandan, olay hakkında ...Sulh Ceza Mahkemesi nezdinde ilgili doktorlar aleyhine görevi kötüye kullanma suçu dolayısıyla açılan ceza davası kapsamında alınan Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunca bebeğe yönelik olarak hazırlanan... tarih ve ...sayılı raporda, "mevcut tıbbi belgelere göre ilk olarak normal doğum kararının doğru olduğu, uterus rüptürü ön tanısı ile ameliyata alınmasının doğru olduğu, ameliyata alınmasında bir gecikmenin olmadığı, travayda sezaryen kararına kadar çekilen NST'lere göre bebeğin intrauterin sıkıntıda olduğunu gösteren bulguların olmadığı,

uterus rüptürünün öngörülemez, önlenemez bir tablo olduğu cihetle doğum eylemine katılan sağlık personeline kusur atfedilemeyeceği" görüşlerine; aynı Kurulca anneye yönelik olarak hazırlanan... tarih ve ... sayılı raporda ise, bebeğe yönelik olarak hazırlanan raporda belirtilen hususlara ek olarak, "uterus rüptürünün ağır kanama ile seyir eden bir patoloji olduğu, uterus rüptüründe anne ölüm oranlarının yüksek olduğu" görüşüne yer verilmiş;

anılan Mahkemenin ... tarih ve E:..., K:...sayılı kararıyla da bahsi geçen raporlara dayanılarak sanıkların atılı suçun işlenmesinde kusurlarının bulunmaması nedeniyle beraatlerine karar verilmiş, bu karara karşı yapılan temyiz başvuru neticesinde Yargıtay ...Ceza Dairesinin... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla, temyize konu kararın bozulmasına, sanıklar hakkında açılan kamu davalarının zamanaşımı nedeniyle düşmesine karar verilmiştir.

Bu bakımdan, gerek ... İdare Mahkemesinde açılan tam yargı davasında alınan Bilirkişi Raporu'nda, gerekse...Sulh Ceza Mahkemesinde görevi kötüye kullanma suçu kapsamında yapılan yargılamada alınan Adli Tıp Kurumu Raporu'nda olayda hizmet kusurunun bulunmadığı yönündeki tespitlere yer verildiği görülmektedir.

Bununla birlikte, dava dosyasında yer alan, davacıların ihbar ve şikayeti üzerine İstanbul İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve..., Disiplin... sayılı Oluru üzerine Bakırköy Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi kadın hastalıkları ve doğum klinik şefi Op. Dr. ... tarafından düzenlenen İnceleme Raporu'nda "...

Gebelik süreci sağlıklı geçen, ilk gebeliğine miadında ağrı ile hastaneye başvuran, operasyon korkusu nedeniyle sezaryeni reddeden 19 yaşındaki genç annenin, doğumu takiben 23 gün ağır doğum komplikasyonundan hastanede yatark çıkması, bebeğinin halen yoğun bakımda ümitsiz ağır asfiktik komplikasyonlarla yatmakta olması ve bu tablonun İstanbul'un merkezindeki bir eğitim araştırma hastanesinde olması büyük bir sağlık sorunudur.

Bu sorunu oluşturan sorumluları en hafiften en ağıra doğru sıralayacak olursak. 1- Hastanın sezaryen korkusu ve genel sağlık politikamızda sezaryeni dışlayan telkinler sezaryen olması gereken hastanın uzunca bir süre vajinal doğum yapacakmış gibi takip edilmesine yol açmıştır. Bu sorun tecrübeli bir uzman muayenesi ile aşılabilirdi. 2- Asistanların eğitim hastanesinde başlarında uzman olmaksızın yalnız nöbet tutmaları hatalara yol açmıştır.

Tecrübeli bir uzman varlığında hasta başlangıçta sezryen için ikna edilebilir, belirli saat travaydan sonra ilerlemeyen doğum nedeniyle sezaryene alınabilir. Sahipsiz kalan asistanların kontrolsüz güç uygulayarak kristaller yapmaları engellenebilir. Haber vermeden kristaller yapılması ve rüptür olması halinde hastanede bulunan uzman, rüptür sonrası sezaryene hemen başlayacağından fetal asfiksi zamanı bu olguda olduğu kadar ağır olmayacaktır.

3-Eğitim araştırma Hastanesi doğum kliniğinde "icapçı nöbet sistemi" bu doğum sonrası oluşan komplikasyonlarda en önemli yeri kaplamaktadır. ..." yönünde değerlendirmelerde bulunulduğu görülmektedir.

Sonrasında, davacılardan ... ile Op. Dr. ...'ın şikayeti ve İl Sağlık Müdürlüğünün ... tarih ve disiplin ...sayılı yazılı emri üzerine Süleymaniye Doğum ve Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekim vekili Op. Dr. ... tarafından düzenlenen İnceleme Raporu'nda ise "... Doğum esnasında yırtılma nedenlerinden biri de aşırı uterus (rahim) içi basıçtır. ... adlı hastanın aşırı uterus içi basınç nedenini oluşturan olasılıklar: 1- Synpitan (oksitosin) verilmesi ...

Rahim içi basıncı artırır. 2- Asistan Dr. ... ve asistan Dr. ...'ın anne karnından kristaller manevrası denilen manevra ile uterusa basınç uygulaması. 3- Başpelvis uygunsuzluğu sonucu çocuğun başı annenin pelvisinin dar olması nedeniyle geçemez, rahim kasıldıkça rahim içi basınç artar ve rahim yırtılır. Bu vakada uterus yırtılmasına her üç neden birlikte olmuş olabilir. Bu vakada en kıdemli asistan Dr. ..., ...

Hastanın muayene sonucu durumunu icap nöbetçi uzman klinik şef muavini Op. Dr. ...'e haber vermediği, tam açık olan hasataya nöbetçi uzman klinik şef muavini Op. Dr. ...'e haber vermeden %5 dextroz içine synpitan (oksitosin) koyup hasatnın doğum sancılarını artırdığı, tam açık olan hastaya bebeğini doğurması için karnına bastırarak uterus içi basıncını artırdığı için kusurludur. ... Doğum acil bir olaydır. Bunu en kıdemli asistan olarak kendi nöbetçi uzmanına bildirmelidir.

Asistan Dr. ... tam açık olan hastaya bebeğini doğurması için karnına bastırarak uterus içi basıncını artırdığı için kusurludur. ... Op. Dr. ... nöbetinde hastaneyi hiç telefon ile arayıp hastalar hakkında bilgi almamış, yatan hasta olduğunu hiç merak etmemiş, yatan hastaları bir kere bile muayene etmemiş. 2009 Eylül ayında kendisine düşen nöbet sayısı 4 olduğu halde ... Nöbetini icap (evde) tutmuş. ...

Ayrıca eğitim sorumlusu bir klinik şef muavini olarak uzmanlık eğitim öğrencilerinden As. Dr. ...'a sorun olduğunda ara, As. Dr. ...'e tereddütün olduğunda ara diyerek Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği'nin madde 117/b ve c, madde 46 ayrıca 18 Temmuz 2009 yayımlanan Tıpta ve Diş Hekimliğinde Uzmanlık Eğitimi Yönetmeliği'nin madde 26/3'e aykırı hareket etmiştir. Kusurludur. ...

Uterus rüptürü nedeniyle sezaryen ameliyatı ile doğum yapan ... adlı hastanın uterus rüptürü (rahim yırtılması) olması ve bunun sonucu bebeğin asfiktik kalmasında Nöbetçi As. Dr. ..., As. Dr. ... ve icap nöbetçisi Uzman Dr. Klinik Şef Muavini O. Dr. ... kusurludur. ..." şeklinde değerlendirmelerde bulunulduğu görülmektedir.

Bu durumda, her ne kadar...

İdare Mahkemesince hükme esas alınan Bilirkişi Raporu'nda, "kontrollü kristaller uygulamasının tüm vakalarda rüptür oluşturduğuna dair veri olmadığı, hala uygulandığı, literatürde yer bulan ve kullanılmaya devam edilen kontrollü kristaller manevrası uygulamasında tıbbi hata olmadığı" belirtilmiş ise de, konuya ilişkin dava dosyasında yer alan ve yukarıda aktarılan İnceleme Raporları da göz önünde bulundurulmak suretiyle, dava konusu olaya yönelik tıbbi kayıtlarda gebeye iki kez kristaller manevrası uygulandığından bahsedilmemesi,

olay hakkında inceleme başlatılması üzerine alınan doktor ifadelerinde bu uygulamadan bahsedilmesi ve kristaller manevrasının rüptür sebebi olabileceğinin belirtilmesi karşısında, davacı annede gelişen uterus rüptürünün, anneye uygulanan kristaller manevrasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda davacıların maddi gerçeğe hiçbir zaman ulaşamayacak ve ömür boyu şüphe duyacak olmaları nedeniyle uğradıkları manevi zararın, manevi tazminatın zenginleşme aracı olamayacağı ilkesi de gözetilmek suretiyle makul bir tutarda tazmini gerektiği sonucuna varılmıştır.

Bu itibarla, ... İdare Mahkemesinin davacıların manevi tazminat istemlerinin tümden reddi yönündeki ısrar kararında hukuki isabet bulunmamaktadır.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1. Davacıların temyiz isteminin kabulüne; 2. ... İdare Mahkemesinin manevi tazminat istemi yönünden davanın reddine ilişkin temyize konu ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının BOZULMASINA, 3.Yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın İstanbul 5. İdare Mahkemesine gönderilmesine, 4. Bu kararın tebliğ tarihini izleyen günden itibaren 15 (onbeş) gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 30/10/2025 tarihinde oyçokluğu ile karar verildi.

KARŞI OY

X- ... İdare Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının usul ve hukuka uygun bulunduğu, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenlerinin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı anlaşıldığından, temyiz isteminin reddi ile temyize konu ısrar kararının onanması gerektiği oyuyla, karara katılmıyoruz.

Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu, E. 2024/2791, K. 2025/2260, 30 Ekim 2025 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Davalı Yanında Müdahiller
  4. İstemin Konusu
  5. Yargılama Süreci
  6. Temyiz Edenin İddiaları
  7. Karşı Tarafın Savunması
  8. Danıştay Tetkik Hâkimi ...'ın Düşüncesi
  9. Türk Milleti Adına
  10. İnceleme Ve Gerekçe
  11. Maddi Olay
  12. İlgili Mevzuat
  13. Hukuki Değerlendirme
  14. Karşı Oy
  15. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
İdare Dava Daireleri Kurulu
Esas No
2024/2791
Karar No
2025/2260
Tarih
30 Ekim 2025

İlgili Kararlar

  • Danıştay 2. Daire E.2024/2863 K.2025/5072
  • Danıştay 8. Daire E.2024/2879 K.2025/9089
  • Danıştay 8. Daire E.2024/2881 K.2025/8605
  • Danıştay 8. Daire E.2024/2883 K.2025/9074
  • Danıştay 8. Daire E.2024/2886 K.2025/9075
  • Danıştay İdare Dava Daireleri Kurulu E.2024/2887 K.2025/2271

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.