İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /Vergi Dava Daireleri Kurulu

DANIŞTAY · VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU

İçtihat Metni

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E.1998/159 K.1999/154

Tasfiye halindeki yükümlü kurumun yönetim kurulu üyesi ve tasfiye memuru tarafından tarhiyata karşı açılan davayı inceleyen ... Vergi Mahkemesi, ... günlü ve E: ..., K: ... sayılı kararıyla; şirket tüzel kişiliğinin sona ermesinden sonra gerçekleştirilen…

Esas1998/159Karar1999/154Tarih12 Mart 1999Okuma6 dk · 1.206 kelime

KÜNYE

Vergi Dava Daireleri Kurulu 1998/159 E., 1999/154 K.·T.C. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu

Karar tarihi
12 Mart 1999
Esas No
1998/159
Karar No
1999/154
Temyiz Eden
... Vergi Dairesi Başkanlığı
Karşı Taraf
—
İstemin Özet
Aralık 1990 ayında tasfiyeye giren ve 27.4.1993 tarihinde ticaret sicilinden kaydı silinerek hukuki varlığı sona eren yükümlü kurumun 1990 yılına ilişkin işlemlerinin incelenmesi sonucu adına, resen kaçakçılık cezalı katma değer vergisi salınmıştır.
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.206 kelime·6 dk okuma·3 bölüm

Tasfiye halindeki yükümlü kurumun yönetim kurulu üyesi ve tasfiye memuru tarafından tarhiyata karşı açılan davayı inceleyen ... Vergi Mahkemesi, ... günlü ve E: ..., K: ... sayılı kararıyla; şirket tüzel kişiliğinin sona ermesinden sonra gerçekleştirilen inceleme sonucu yapılan tarhiyata ilişkin ihbarnamelerin şirket adına düzenlenemeyeceği, tüzel kişiliği sona eren şirketin temsilinin de mümkün olmadığı gerekçesiyle davayı ehliyet yönünden reddetmiştir.

Tarafların davanın esasının incelenmesi gerektiğini ileri sürerek yaptıkları temyiz başvurularını inceleyen Danıştay Onbirinci Dairesi, 15.10.1997 günlü, E:1996/5119, K:1997/3571 sayılı kararıyla.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10, 137 ve 377 nci maddelerinin birlikte değerlendirilmesinden tüzel kişilerin vergiye ilişkin ödevlerinin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği, tüzel kişiliğin tasfiye edilmiş olması halinde bile tasfiyeden önceki dönemlere ait ödevlerden yasal temsilcilerin sorumlu olacağı, tüzel kişiler adına dava açma hakkının da yasal temsilciler vasıtasıyla yerine getirileceği sonucuna ulaşıldığı,

yükümlü kurumun tasfiyesinin 27.4.1993 tarihinde sonuçlanarak hukuki varlığı sona ermişse de, bu durumun şirketin sona ermesinden önceki dönemlere ait vergiye ilişkin ödevlerden dolayı o dönemde şirketi temsile yetkili olan kişinin sorumluluğunu ve şirketi temsile yetkili kişi olarak şirket adına dava açma hakkını ortadan kaldırmayacağı, 28.12.1990 tarihine kadar şirket yönetim kurulu üyesi, bu tarihten sonra da tasfiye memuru olan şahıs tarafından Ocak-Aralık 1993 dönemlerine ilişkin tarhiyatın kaldırılması istemiyle,

şirketin tüzel kişiliği sona ermeden önceki "yasal temsilci" sıfatıyla açılan davada işin esasının incelenmesi gerekirken davanın ehliyet yönünden reddinde yasal isabet görülmediği gerekçesiyle her iki taraf istemini kabul ederek kararı bozmuştur.

Bozma kararına uymayan ... Vergi Mahkemesi, ... günlü, E: ..., K: ... sayılı kararıyla ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeye ek olarak; aynı kurum adına aynı nedenle salınan kaçakçılık cezalı kurumlar vergisine karşı açılan davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki kararlarına karşı tarafların temyiz istemlerinin Danıştay Dördüncü Dairesinin, 11.11.1997 günlü ve E:1996/2638, K:1997/4218 sayılı kararıyla reddedildiği gerekçesiyle direnmiştir. Direnme kararı vergi dairesi başkanlığı tarafından temyiz edilmiş, tasfiye memurunun dava açma ehliyetinin bulunduğu iddia edilerek kararın bozulması istenmiştir.

Savunmanın Özeti: Savunma verilmemiştir.

Danıştay Tetkik Hakimi ...'ın Düşüncesi: Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar vergi mahkemesi ısrar kararının bozulmasını sağlayacak durumda bulunmadığından temyiz isteminin reddi gerektiği düşünülmektedir.

Danıştay Savcısı ...'un Düşüncesi: Danıştay 11 inci Dairesinin 15.10.1997 günlü ve E:1996/5119, K:1997/3571 sayılı bozma kararında yer alan düşüncede yazılı nedenlerle, temyiz isteminin kabulü ile ilk kararında ısrar eden vergi mahkemesi kararının bozulması gerekeceği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Genel Kurulunca, dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü: Tel, vida, civata ticareti yaparken, 27.12.1990 tarihinde faaliyetine son vererek tasfiyeye giren ve 27.4.1993 tarihinde tasfiye edilerek ticaret sicilinden kaydı silinen yükümlü şirketin 1990 yılına ilişkin işlemleri 10.12.1993 günlü inceleme yazısı üzerine incelenerek düzenlenen 13.4.1995 tarihli inceleme raporu uyarınca adına salınan kaçakçılık cezalı katma değer vergisine karşı tasfiye memuru tarafından açılan davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki vergi mahkemesi ısrar kararı temyiz edilmiştir.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10 uncu maddesinin birinci fıkrasında, tüzel kişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, vakıflar ve cemaatler gibi tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri tarafından yerine getirileceği öngörülmüş, ikinci fıkrasında, yukarıda yazılı olanların bu ödevleri yerine getirmemeleri yüzünden mükelleflerin veya vergi sorumlularının varlığından tamamen veya kısmen alınamayan vergi ve bunlara bağlı alacakların kanuni ödevleri yerine getirmeyenlerin varlıklarından alınacağı belirtilmiş, son fıkrada ise;

tüzel kişilerin tasfiye haline girmiş veya tasfiye edilmiş olmalarının, kanuni temsilcilerin tasfiyeye giriş tarihinden önceki zamanlara ait sorumluluklarını kaldırmayacağı kurala bağlanmıştır.

Bu düzenlemeden de anlaşılacağı gibi tüzel kişinin vergi borçları nedeniyle sorumluluğu bulunan kanuni temsilcinin bu sorumluluğu şirket tasfiyeye girmiş olsa bile, bu dönemden öncesi için devam etmekte, tasfiye halinde ise tasfiye memurunun sorumluluğunu düzenleyen Kurumlar Vergisi Kanununun 34 üncü maddesi uyarınca sorumluluk tahakkuk eden vergi borçları için tasfiye memurlarına geçmektedir.

Dolayısıyla davalı idarenin vergi alacağını tasfiye dönemine kadar kanuni temsilciden, tasfiye döneminde tasfiye memurundan isteyebilmesi mümkündür.

Tasfiye döneminin tamamlanmasından sonra, tasfiyeden önceki döneme ait vergi borcunun, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 10 uncu maddesinin son fıkrası uyarınca kanuni temsilciden istenmesi gerekmektedir.

Olayda ihbarnamenin yükümlü şirket adına düzenlendiği, bu ihbarnameye karşı şirket adına, tasfiye döneminden önce şirketin yönetim kurulu üyesi daha sonra da tasfiye memuru olan şahıs tarafından dava açıldığı anlaşılmaktadır. Bu tarihte hukuken şirketin varlığından söz edilemeyeceği gibi ihbarnamenin tasfiye memuru hakkında hüküm ifade etmesi, salınan vergi ve cezadan sorumlu tutulması mümkün olmadığından davanın ehliyet yönünden reddi yolundaki ısrar kararında hukuka aykırılık görülmemiştir.

Bu nedenlerle temyiz isteminin reddine, 12.3.1999 gününde oyçokluğu ile karar verildi.

X - KARŞIOY

Temyiz başvurusu; tüzel kişiliği sona eren şirket adına eski yönetim kurulu üyesi ve tasfiye memuru tarafından açılan davanın ehliyetsizlik nedeniyle reddine dair Vergi Mahkemesi kararının Danıştay Onbirinci Dairesince bozulmasından sonra aynı mahkemece verilen direnme kararının, davalı Vergi Dairesi Başkanlığı tarafından bozulması istemine ilişkindir.

Kanun yolu olarak temyiz başvurusu; ilk derece yargı yerinde dava aleyhine sonuçlanan tarafın, menfaatini ihlal eden mahkeme kararının bir üst yargı yerince hukuka uygunluk denetimine tabi tutulmasını ve, sonuçta, kararın veya ilgili hüküm fıkrasının bozulmasını sağlamak amacıyla yapmış olduğu başvurudur. Bu bakımdan; sözkonusu başvurunun esasının üst yargı yerince incelenebilmesi için, temyize konu edilen kararın veya ilgili hüküm fıkrasının bozulmasında, temyize gelen tarafın hukuksal yararının bulunması gereklidir.

Olayda; tasfiyesi ve tüzel kişiliği sona eren şirket adına bu tarihten sonra resen yapılan katma değer vergisi tarhiyatı ve kaçakçılık cezası kesme işleminin iptali istemiyle eski yönetim kurulu üyesi ve tasfiye memuru tarafından açılan dava, Vergi Mahkemesince, ehliyetsizlik nedeniyle incelenmeksizin reddedilmiş; bu kararın temyiz başvurusu sonunda bozulması üzerine de, aynı yolda direnme kararı verilmiştir.

213 sayılı Vergi Usul Kanununun 20 nci maddesinde, vergi tarhiyatı, bir idari işlem olarak tanımlanmıştır. Aynı Kanunun 366 ncı maddesinde öngörülen ceza kesme işlemi de, aynı niteliktedir. İdari Rejimin ilkelerine göre, kamu gücü kullanan idarenin tek yanlı iradesiyle yapmış olduğu bu işlemler, herhangi bir makamın, özellikle de, yargı yerlerinin onamına gerek kalmadan uygulanabilir niteliktedir.

Başka anlatımla; idarenin yapmış olduğu işlemi uygulayabilmesi, yargı yerinin bu işlemi hukuka uygun görmesi koşuluna bağlı değildir. Vergileme işleminin diğer idari işlemlerden tek farkı, diğer idari işlemlerin idari davaya konu edilmelerinin icrailiklerine doğrudan etki yapmamasına karşın, vergileme işlemlerinin idari davaya konu edilmeleri halinde tahsilatın 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 27 nci maddesinin 3 üncü fıkrası uyarınca kendiliğinden durmasıdır.

Bu aşamadan sonra, tahsilatın yeniden olanaklı hale gelmesi, davanın yargı yerince kısmen veya tamamen reddedilmesine bağlı bulunmaktadır. Ancak; bu sonucun doğabilmesi bakımından, davanın, esasının incelenerek reddedilmesiyle, ön kabul koşullarına uyulmamış olunması sebebiyle incelenmeksizin reddedilmesi arasında herhangi bir fark mevcut değildir.

Dolayısıyla, tarhiyata karşı açılan davanın, ehliyetsizlik, süre aşımı v.s. gibi nedenlerle esasına girilmeksizin reddedilmesi durumunda da, vergi idaresi, tarh ve ceza kesme işlemlerini uygulayabilir; yani, tahsilat işlemlerine başlayabilir. Bu bakımdan; olayda olduğu gibi, ehliyetsizlik sebebiyle davanın incelenmeksizin reddi yolundaki vergi mahkemesi kararlarının temyizen incelenmesini istemekte, vergi idaresinin herhangi bir menfaati yoktur.

Bu nedenle, davalı vergi dairesi başkanlığının, uygulamada yapılan terminoloji hatasına bağlı olarak, "davanın reddi" yerine "tarhiyatın onanması"; "davanın kısmen reddi, kısmen de dava konusu tarhiyatın iptali" yerine "tarhiyatın tadilen onanması" denilmesinden kaynaklanan, vergileme işleminin vergi mahkemesinin onamından geçmesi halinde tahsilat yapabileceği konusundaki sanısının sonucu olan temyiz başvurusunun, incelenmeksizin reddi gerekeceği oyu ile temyiz isteminin esasının incelenmesiyle verilen karara karşıyız.

XX - KARŞIOY

Direnme kararının Danıştay Onbirinci Dairesince verilen bozma kararı esasları doğrultusunda bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan karara katılmıyoruz.

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, E. 1998/159, K. 1999/154, 12 Mart 1999 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Türk Milleti Adına
  4. X - Karşıoy
  5. XX - Karşıoy

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
Vergi Dava Daireleri Kurulu
Esas No
1998/159
Karar No
1999/154
Tarih
12 Mart 1999

İlgili Kararlar

  • Danıştay 3. Daire E.1998/159 K.1999/799
  • Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E.1998/163 K.1999/173
  • Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E.1998/179 K.1999/179
  • Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E.1998/180 K.1999/174
  • Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E.1998/193 K.1999/203
  • Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E.1998/263 K.1999/201

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.