KÜNYE
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu 2022/236 E., 2024/76 K.·T.C. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2024
- Esas No
- 2022/236
- Karar No
- 2024/76
- Temyiz eden (davacı)
- … Üniversitesi
- Vekili
- Av. …
- Karşı taraf (davalı)
- … Vergi Dairesi Başkanlığı - … (… Vergi Dairesi Müdürlüğü)
- Vekili
- Av. …
- İstemin konusu
- ... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
638 kelime·3 dk okuma·4 bölüm
Dava konusu istem: Davacı tarafından, üniversite kaynaklarının off-shore banka şubesi hesaplarında nemalandırılması nedeniyle üniversite bünyesinde oluştuğu kabul edilen iktisadi işletme adına 2009 ila 2011 hesap dönemlerine ilişkin olarak kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis ettirilmesi gerektiği yolundaki vergi tekniği raporuna istinaden tesis edilen vergi mükellefiyetinin iptali istemiyle dava açılmıştır.
... Vergi Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı kararı:
Kamu kurum ve kuruluşlarına tanınan her türlü mali kolaylıklarla desteklenen kamu kurumu niteliğindeki devlet üniversitelerinden bir farkı bulunmayan vakıf üniversiteleri, kuruluş amaçlarına uygun olarak gerçekleştirdikleri faaliyetleri nedeniyle Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 4. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) işaretli bendi uyarınca kurumlar vergisinden muaftır.
Uyuşmazlıkta, vakıf üniversitesi olan davacının bilimi, fenni öğretmek, yaymak, geliştirmek amacıyla gerçekleştirdiği kültür ve eğitim faaliyetlerinin kurumlar vergisinden muaf olduğu tartışmasızdır. Bununla birlikte 2009, 2010 ve 2011 yıllarında süreklilik arz edecek şekilde eğitim-öğretim faaliyetleriyle ilgisi bulunmayan, üniversite kaynaklarının off-shore banka şubeleri hesaplarında nemalandırılması faaliyetinin, amacı, hacmi ve ticari organizasyona dayalı olması hususları dikkate alındığında, Kurumlar Vergisi Kanunu'nun yukarıda anılan hükmü uyarınca söz konusu muafiyet kapsamında değerlendirilmesi mümkün değildir.
Bu durumda, davacı üniversite varlıklarının Türkiye'de kurulu bankaların kıyı ötesi şubeleri nezdinde nemalandırılması suretiyle gerçekleştirilen faaliyet nedeniyle üniversite bünyesinde iktisadi işletme oluştuğu anlaşıldığından, dava konusu işlemde hukuka aykırılık görülmemiştir.
Vergi Mahkemesi bu gerekçeyle davayı reddetmiştir.
Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Üçüncü Dairesinin 01/10/2019 tarih ve E:2016/7224, K:2019/5223 sayılı kararı:
Davacı üniversitenin, rektörlük, idari ve mali işler başkanlığı, genel sekreterlik gibi unsurlarının eğitim-öğretim faaliyetinin devamı için gerekli olduğu, bankalardan elde edilen faiz gelirlerinin menkul sermaye iradı niteliğinde olduğu ve vergilendirilmesinin ticari faaliyet kapsamında değerlendirilemeyeceği, kesinti yoluyla vergilendirilmemiş olmasının da bu durumu değiştirmeyeceği sonucuna varılmıştır.
Diğer taraftan, 5520 sayılı Kanun'un geçici 2. maddesinde yer alan hükmün, dernek ve vakıfların elde ettiği gelirleri düzenlediği, yorum yoluyla dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmelerin bu kapsama alınamayacağı ve kesinti yoluyla vergilendirilmemiş olan kazançların iktisadi işletme oluşturduğu şeklindeki kabulün kıyas ve yorum yoluyla vergilendirme yapılamayacağı ilkesine de uygun düşmediği açıktır.
Tüm bu hususlar dikkate alındığında faiz gelirleri nedeniyle üniversite bünyesinde iktisadi işletme olduğu varsayımıyla tesis edilen mükellefiyet işleminde ve mezkûr gerekçeyle verilen Mahkeme kararında hukuka uygunluk görülmemiştir.
Daire bu gerekçeyle kararı bozmuş; davalının karar düzeltme istemini de reddetmiştir.
... Mahkemesinin … tarih ve E:…, K:… sayılı ısrar kararı:
Vergi Mahkemesi aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ilk kararında ısrar etmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Kişi ya da kurumların sahip oldukları nakit varlıkları finans piyasalarında değerlendirmelerinin, bu varlıkların zamana bağlı değer kaybını önlemek amacıyla gerçekleştirildiği, ticari bir nitelik arz etmediği, Kurumlar Vergisi Kanunu uygulaması açısından kamu tüzel kişiliğini haiz vakıf üniversitesi bünyesinde iktisadi işletme oluşabilmesi için tedavül ekonomisine dahil olan bir mal veya hizmet üretiliyor olması gerektiği, tek başına faiz geliri elde edilmesinin iktisadi işletmenin varlığına işaret etmeyeceği belirtilerek aksi yöndeki gerekçeyle verilen ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Cevap verilmemiştir.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ …'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyizen incelenen ısrar kararının, Danıştay Üçüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
Danıştay Üçüncü Dairesinin yukarıda yer verilen kararının dayandığı aynı hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar kararının bozulması gerekmektedir.
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, E. 2022/236, K. 2024/76, 14 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama