İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /Vergi Dava Daireleri Kurulu

DANIŞTAY · VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU

İçtihat Metni

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E.2023/388 K.2025/47

Dava konusu istem: Almanya'da mukim davacı şirketin %100 hisse sahibi olduğu ... Gayrimenkul Yatırım Anonim Şirketinin yatırım indirimi istisnasından yararlandığı kazançlarından henüz kâr payı dağıtımı yapılmayan 2013 ila 2016 vergilendirme dönemlerinde…

Esas2023/388Karar2025/47Tarih5 Şubat 2025Okuma9 dk · 1.877 kelime

KÜNYE

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu 2023/388 E., 2025/47 K.·T.C. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu

Karar tarihi
5 Şubat 2025
Esas No
2023/388
Karar No
2025/47
Temyiz eden (davacı)
...
Vekili
Av. ...
Karşı taraf (davalı)
... Başkanlığı - ...
Vekili
Av. ...
İstemin konusu
... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.
Yargılama süreci
—
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.877 kelime·9 dk okuma·6 bölüm

Dava konusu istem: Almanya'da mukim davacı şirketin %100 hisse sahibi olduğu ... Gayrimenkul Yatırım Anonim Şirketinin yatırım indirimi istisnasından yararlandığı kazançlarından henüz kâr payı dağıtımı yapılmayan 2013 ila 2016 vergilendirme dönemlerinde 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 61. maddesi uyarınca %19,8 oranında beyan edip ödediği gelir (stopaj) vergilerinin,

11/09/2018 tarihinde alınan genel kurul kararına istinaden 12/09/2018 tarihinde davacıya yapılan kâr payı dağıtımı işlemi üzerine Türkiye Cumhuriyeti ile Almanya Federal Cumhuriyeti Arasında Gelir Üzerinden Alınan Vergilerde Çifte Vergilendirmeyi ve Vergi Kaçakçılığını Önleme Anlaşmasının (ÇVÖA) ("Temettüler" başlıklı) 10. maddesi uyarınca %5 oranını aşan kısmının haksız hale geldiği ve anılan dönemlerde fazla kesinti yapıldığından bahisle aradaki (%14,8'lik) farka isabet eden verginin iadesi istemiyle Almanya'da mukim davacı şirket tarafından yapılan düzeltme başvurusunun zımnen reddi yolundaki işleme karşı açılan davada verilen merciine

tevdi kararı üzerine tesis edilen şikayet başvurusunun zımnen reddine dair işlemin iptali ile fazladan ödenen tutarın ödemenin yapıldığı tarihten itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesi istemiyle dava açılmıştır.

... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:

Almanya'da mukim davacı şirketin %100 oranında hisse sahibi olduğu ... Gayrimenkul Yatırım Anonim Şirketinin, 11/09/2018 tarihli Olağanüstü Genel Kurulu Kararı ile 2013 ila 2016 yılları kurum kazançlarına istinaden yararlandığı yatırım indirimine tabi kazançlarının ortaklara dağıtılmasına karar verilmiştir. Yatırım indirimine tabi kazancın dağıtılması sırasında, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun geçici 61. maddesi uyarınca %19,8 oranında vergi tevkifatı yapılmıştır.

Davacı şirket tarafından, dağıtıma konu edilen temettüler üzerinden ÇVÖA'nın 10. maddesinde belirlenen %5 oranında gelir (stopaj) vergisi tevkifatı yapılması gerekirken, %19,8 oranında yapılarak fazladan ödenmek durumunda kalınan toplam 53.413.561,20 TL tutarındaki kesintinin iadesi istemiyle 11/10/2018 tarihinde Büyük Mükellefler Vergi Dairesi Müdürlüğüne başvuruda bulunulmuştur. Anılan başvurunun zımnen reddi üzerine açılan davada ...

Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararıyla dava dilekçesi ve eklerinin Gelir İdaresi Başkanlığına tevdiine karar verilmiştir. Bu kararın 13/12/2019 tarihinde Gelir İdaresi Başkanlığına tebliğ edilmesinin ardından herhangi bir cevap verilmeyerek davacının talebi zımnen reddedilmiştir.

Bunun üzerine zımni ret işleminin iptali ile fazladan ödendiği iddia edilen 53.413.561,20 TL'nin ödemenin yapıldığı tarihten itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesi istemiyle işbu dava açılmıştır.

Davalı idare tarafından, yatırım indirimine tabi kazançların yurt dışında mukim ortaklara dağıtılması temettü niteliğinde olmadığından bu kazançların temettüler gibi vergilendirilemeyeceği ileri sürülmüştür. Davacı tarafından ise ortaklara yapılan her türlü kâr payı dağıtımının temettü vergilendirmesinin konusunu oluşturacağı, dolayısıyla bu hususa ilişkin Anlaşma hükümlerine göre vergilendirme yapılması gerektiği ileri sürülmüştür. İlk olarak bu hususun açıklığa kavuşturulması gerekmektedir.

İç hukukumuzda, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 75. maddesinde menkul sermaye iratlarının tanımı yapılmış ve anılan maddenin ikinci fıkrasının (1) numaralı bendinde, her nevi hisse senetlerinin kâr payları bu kapsamda değerlendirilmiştir.

Ayrıca ÇVÖA'nın 10. maddesinde temettülerin nasıl vergilendirileceği belirtildikten sonra temettünün, hisse senetlerinden, intifa senetlerinden veya intifa haklarından, maden hisselerinden, kurucu hisse senetlerinden veya alacak niteliğinde olmayıp kazanca katılmayı sağlayan diğer haklardan elde edilen gelirleri, bunun yanı sıra diğer şirket haklarından elde edilen gelir veya dağıtımı yapan şirketin mukim olduğu devletin mevzuatına göre, vergileme yönünden hisse senetlerinden elde edilen gelirle aynı muameleyi gören diğer gelirler ile yatırım fonu ve yatırım ortaklığından elde edilen gelirleri kapsayacağı hüküm altına alınmıştır.

Nitekim kazanç veya kâr payı anlamına gelen "temettü" kavramı vergi hukukunda ve doktrinde, kurumlarda kurum ortaklarına hisseleri oranında dağıtılan kâr payına karşılık olarak kullanılmaktadır.

Bu nedenle 193 sayılı Kanun'un anılan 75. maddesi kapsamındaki menkul sermaye iratlarının aynı zamanda temettü olarak nitelendirildiğinin kabulü gerekir. Yani Türkiye ile Almanya arasında, mukim mükelleflerden kaynaklı vuku bulacak temettü (menkul sermaye iradı) oranına ilişkin uyuşmazlıklarda iki ülke arasında imza edilen uluslararası anlaşma hükümlerinin; iç hukukumuzda meydana gelen uyuşmazlıklarda ise Gelir Vergisi Kanunu'nun 94. maddesi hükmünün uygulanması gerekmektedir.

Bununla birlikte olayda davalı idare tarafından, yasa koyucunun 4842 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'la 2003 yılında Gelir Vergisi Kanunu'na eklediği geçici 61. madde ile yatırım indirimine tabi kazançlar bakımından temettüden bağımsız ayrı bir vergi yükümlülüğü öngördüğü iddia edilmiştir.

Bu iddia karşısında, geçici 61. madde ile bu maddeyle doğrudan bağlantılı geçici 62. maddenin yasa koyucunun iradesini anlamak bakımından incelenmesi gerekmektedir.

Geçici 61. maddenin birinci fıkrasının ilk cümlesinde yer alan "Bu maddenin yürürlük tarihinden önce yapılan" ifadesi ve devamındaki ifadelerden maddenin "geçici madde" olduğu ve eskiden beri devam eden bir uygulamadan vazgeçilmiş olmasına karşın yeni dönemde eski uygulamadan kaynaklı işlemlere devam eden mükelleflere ilişkin kazanılmış hakların dikkate alınmasına yönelik özel bir hüküm niteliği taşıdığı,

ikinci fıkrasında da yine ilk fıkra ile uyumlu olarak tüm mükelleflere şamil yeni bir vergilendirme yükümlülüğü getirmeksizin birinci fıkrada belirtilen şekilde yatırım indirimi istisnasından yararlanan kazançlar ile bu maddenin yürürlük tarihinden önce gerçekleşen yatırımlar üzerinden hesaplanan ve kazancın yetersiz olması nedeniyle sonraki dönemlere devreden yatırım indiriminden yararlanan kazançlar üzerinden dağıtılsın veya dağıtılmasın %19,8 oranında gelir vergisi tevkifatı yapılacağı belirtilerek sadece durumları buna uyan mükelleflerin ilgili dönemde yapmaları gereken tevkifat oranının ne olması gerektiğini düzenleyen ara bir hüküm

niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla geçici 61. maddede, yatırım indirimine tabi kazançlarla ilgili olarak temettü vergilemesinden farklı yeni bir vergi yükümlülüğü öngörülmediği, anılan maddelerle yatırım istisnasından yatırım indirimi uygulamasına geçilirken geçmişte yapılan uygulamaların gözetilmesi ve ilgili yıllarda mükellef hakları ile Hazinenin korunmasının amaçlandığı açıktır.

Bu nedenle, Almanya Federal Cumhuriyeti'nde mukim davacı şirketin %100 oranında hisse sahibi olduğu ... Gayrimenkul Yatırım Anonim Şirketinin 2013 ila 2016 vergilendirme dönemlerinde yararlandığı "yatırım indirimi" tutarlarının davacı şirkete dağıtılması sırasında ÇVÖA hükümlerine göre %5 oranında tevkifat yapılması gerekirken, 193 sayılı Kanun'un geçici 61. maddesi uyarınca %19,8 oranında tevkifata tabi tutulmasında ve buna ilişkin olarak yapılan düzeltme/şikayet başvurularının reddine ilişkin işlemde hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Buna göre, fazla ve yersiz olarak tahsil edilen verginin tahsil tarihinden itibaren tecil faizi oranında hesaplanacak faiziyle birlikte davacıya iadesi gerekmektedir.

Vergi Mahkemesi belirtilen gerekçeyle davayı kabul etmiştir.

Davalının istinaf istemini inceleyen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:

Davacının iddiaları ve bu iddialar çerçevesinde ortaya çıkan uyuşmazlığın herhangi bir kuşku ya da hukuki tartışmaya meydan bırakmayacak şekilde ilk bakışta anlaşılabilecek vergilendirme hatası kapsamında olmayıp çözümü hukuki yorum gerektiren bir sorun niteliğinde olduğu anlaşılmaktadır.

İhtilafın çözümü maddi olayların ve mevzuatın değerlendirilmesini ve yorumlanmasını gerekli kılmaktadır.

Bu kapsamda davacının iddialarının düzeltme ve şikayet hükümleri kapsamında değerlendirilemeyeceği dikkate alındığında, şikayet başvurusunun zımnen reddine ilişkin işlemde hukuka aykırılık bulunmamaktadır.

Vergi Dava Dairesi, belirtilen gerekçeyle istinaf isteminin kabulü ile Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar vermiştir.

Davacının temyiz istemini inceleyen Danıştay Dördüncü Dairesinin 30/05/2022 tarih ve E:2022/1391, K:2022/3414 sayılı kararı:

213 sayılı Vergi Usul Kanunu, düzeltme istemine konu yapılabilecek hesap hatalarının, matrah hataları, vergi miktarında hatalar, verginin mükerrer olması; vergilendirme hatalarının ise mükellefin şahsında, mükellefiyette, mevzuda, vergilendirme ve muafiyet döneminde yapılan hatalar olabileceğini düzenlemiştir.

Uyuşmazlığın, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun birinci kitap altıncı kısım üçüncü bölümünde yer alan "Vergi Hatalarını düzeltme ve Reddiyat" başlıklı 116. ila 126. maddelerinde öngörülen düzeltme ve şikayet hükümleri kapsamında bulunduğunun kabulü gerektiğinden, anılan yasa maddeleri uyarınca bir inceleme ve değerlendirme yapmaksızın karar veren Vergi Dava Dairesi kararında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.

Daire bu gerekçeyle temyize konu kararı bozmuştur.

... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararı:

Vergi Dava Dairesi, ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeyle ısrar etmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI

Kâr dağıtımı aşamasında fazla ödenmiş hale gelen verginin dava konusu edilebilmesinin sadece düzeltme ve şikayet hükümleri uyarınca yapılan başvuruların reddi yönünde tesis edilen işlemin iptalinin istenmesiyle mümkün olduğu, nitekim benzer uyuşmazlıklarda Danıştay ve Anayasa Mahkemesine taşınan davalarda bu yolun izlenmesinde usul hukuku yönünden bir sorun görülmediği, diğer taraftan uyuşmazlıkta 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 10. maddesi kapsamında yapılan başvurunun reddine karşı açılan davada Mahkemece merciine tevdi kararı verilmesi üzerine düzeltme ve şikayet hükümlerinin işletildiği,

ancak ısrar kararının bu kararla çeliştiği ve hukuki güvenlik ilkesinin ihlal edildiği, kâr payı dağıtımı yapıldığı aşamada doğrudan dava konusu edilebilecek herhangi bir idari işlem bulunmadığı, ÇVÖA uyarınca haksız alınan vergilerin iadesi usulü için iç mevzuat hükümlerinin işaret edildiği, yatırım indirimine tabi tutulan kazanca uygulanan stopajın temettü stopajı olduğu belirtilerek ısrar kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI

Temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'IN DÜŞÜNCESİ

Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, ısrar kararının dayandığı hukuksal nedenler ve gerekçe karşısında, yerinde ve kararın bozulmasını sağlayacak nitelikte bulunmadığından, istemin reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

i. Uyuşmazlığa konu vergi hatalarının düzeltilmesine yönelik başvurular yönünden Danıştay vergi dava daireleri arasında içtihat farklılığı bulunup bulunmadığına yönelik inceleme:

Anayasa Mahkemesi Ford Motor Company (B. No: 2014/13518, 26/10/2017) kararında, yatırım indirimi istisnasından yararlanan kazançlar üzerinden 193 sayılı Kanun’un geçici 61. maddesi uyarınca uygulanan %19,8 oranındaki stopajın mahiyetine ilişkin Danıştayın Üçüncü ve Dördüncü daireleri arasında farklı içtihatların bulunması ve Kanun’un yürürlüğe girmesinin üzerinden uzun süre geçmesine rağmen ilgili hükmün yorumunda yeknesaklığın sağlanamaması nedeniyle hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerinin zedelendiği, bu durumda vergilendirme suretiyle mülkiyet hakkına yapılan müdahalenin belirlilik ve öngörülebilirlik kriterlerini taşıyan bir kanuna dayanmadığı sonucuna ulaşarak başvurucunun Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

Anılan kararında Anayasa Mahkemesi, içtihatlardan hangisinin daha isabetli olduğu hususunda bir yorum yapmayacağını, Danıştayın iki farklı Dairesinin farklı yorumlarının hukuk kuralının belirliliği ve öngörülebilirliğini etkileyip etkilemediğini denetlemesi sırasında belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri bakımından değerlendirme yapmasının bu yorumlardan birini benimsediği veya bunlardan birine üstünlük tanıdığı biçiminde anlaşılmaması gerektiğini ayrıca vurgulamıştır (§ 66).

Bugüne kadar Danıştayın ilgili Dairelerinin önüne gelen benzer konuya ilişkin uyuşmazlıkların bazılarının tahakkuk veya tarhiyat işlemlerine karşı açılan davalar olduğu, bazılarının ise düzeltme ve şikayet başvurularının reddine dair işlemin iptali istemiyle açılan davalar olduğu görülmüştür.

UYAP ortamında yapılan araştırmada, benzer konuda 213 sayılı Kanun'un 116 ila 126. maddelerinde düzenlenen düzeltme/şikayet hükümleri kapsamında yapılan başvurunun reddine dair işlemin iptali istemiyle açılan davalarda Danıştay Üçüncü Dairesinin öteden beri gelen içtihadının, uyuşmazlığın herhangi bir kuşku ya da hukuki tartışmaya meydan bırakmayacak şekilde ilk bakışta anlaşılabilecek vergilendirme hatası kapsamında olmayıp çözümünün hukuki yorum gerektirdiği yönünde (Danıştay Üçüncü Daire, 27/11/2012 tarih ve E:2010/6329, K:2012/3957; 05/11/2014 tarih ve E:2011/4377, K:2014/5029; 07/05/2015 tarih ve E:2014/5373, K:2015/2986) olduğu, yine Dokuzuncu Dairenin vermiş olduğu bir kararın da aynı yönde (21/05/2019 tarih ve E:2016/6109, K:2019/2257) olduğu anlaşılmıştır.

Diğer taraftan, Danıştay Başkanlık Kurulunun 19/07/2023 tarih ve K:2023/32 sayılı kararıyla Danıştay Dördüncü Dairesinin görev alanı değiştirilerek idari dava dairesi olarak görevlendirilmesine karar verilmiştir.

Tüm bu açıklamalar dikkate alındığında, benzer konuda olan ve düzeltme/şikayet hükümleri kapsamında yapılan başvurunun reddine dair işlemin iptali istemiyle yargı mercii önüne taşınan uyuşmazlıklar bakımından, Danıştay vergi dava daireleri arasında bir içtihat farklılığı bulunmadığı sonucuna varılmıştır.

ii. Israr kararına yöneltilen temyiz istemine yönelik inceleme:

Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.

Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1- Davacının temyiz isteminin REDDİNE, 2- ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı ısrar kararının ONANMASINA, 3- Davacıdan 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun ilgili hükümleri ve Kanun'a ek (3) sayılı Tarife uyarınca maktu harç alınmasına, 4- 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın Vergi Mahkemesine gönderilmesine, 05/02/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

X - KARŞI OY

Temyiz isteminin kabulü ile ısrar kararının Danıştay Dördüncü Dairesinin kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçe uyarınca bozulması gerektiği oyu ile karara katılmıyorum.

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, E. 2023/388, K. 2025/47, 5 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Edenin İddiaları
  4. Karşı Tarafın Savunması
  5. Danıştay Tetkik Hâkimi ...'ın Düşüncesi
  6. Türk Milleti Adına
  7. Hukuki Değerlendirme
  8. X - Karşı Oy
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
Vergi Dava Daireleri Kurulu
Esas No
2023/388
Karar No
2025/47
Tarih
5 Şubat 2025

İlgili Kararlar

  • Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E.2023/393 K.2025/67
  • Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E.2023/409 K.2025/106
  • Danıştay 5. Daire E.2023/411 K.2025/483
  • Danıştay 6. Daire E.2023/420 K.2025/526
  • Danıştay 8. Daire E.2023/430 K.2025/724
  • Danıştay 9. Daire E.2023/446 K.2025/529

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.