İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /Danıştay Kararları
  3. /Vergi Dava Daireleri Kurulu

DANIŞTAY · VERGİ DAVA DAİRELERİ KURULU

İçtihat Metni

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E.2023/577 K.2025/137

Dava konusu istem: Davacı tarafından, 13/07/2021 tarih ve 31540 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:529)'nin, "Diğer hususlar ve cezai yaptırım" başlıklı 8. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile "İlk bildirim" başlıklı…

Esas2023/577Karar2025/137Tarih19 Mart 2025Okuma13 dk · 2.635 kelime

KÜNYE

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu 2023/577 E., 2025/137 K.·T.C. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu

Karar tarihi
19 Mart 2025
Esas No
2023/577
Karar No
2025/137
Temyiz eden (davacı)
... Eğitim ve Danışmanlık Limited Şirketi
Vekili
Av. ..
Karşı taraf (davalı)
... Bakanlığı - ANKARA
Vekilleri
Av. ..., Av. ...
İstemin konusu
Danıştay Dördüncü Dairesinin 21/12/2022 tarih ve E:2021/8785, K:2022/8755 sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.
Yargılama süreci
—
Karar metni, Danıştay Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.635 kelime·13 dk okuma·6 bölüm

Dava konusu istem: Davacı tarafından, 13/07/2021 tarih ve 31540 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:529)'nin, "Diğer hususlar ve cezai yaptırım" başlıklı 8. maddesinin (2) numaralı fıkrası ile "İlk bildirim" başlıklı geçici 1. maddesinin iptali istemiyle dava açılmıştır.

Danıştay Dördüncü Dairesinin 21/12/2022 tarih ve E:2021/8785, K:2022/8755 sayılı kararı:

213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Bilgi Verme" başlığını taşıyan 148. maddesinin birinci fıkrasında, kamu idare ve müesseseleri, mükellefler veya mükelleflerle muamelede bulunan diğer gerçek ve tüzel kişilerin, Maliye Bakanlığının veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların isteyecekleri bilgileri vermeye mecbur oldukları belirtilmiştir.

Aynı Kanun'un "Devamlı Bilgi Verme" başlıklı 149. maddesinde de, kamu idare ve müesseseleri (kamu hizmeti ifa eden kurum ve kuruluşlar dâhil) ile gerçek ve tüzel kişilerin vergilendirmeye ilişkin olaylarla ilgili olarak Maliye Bakanlığı ve vergi dairesince kendilerinden yazı ile istenecek bilgileri belli fasılalarla ve devamlı olarak yazı ile vermeye mecbur oldukları kurala bağlanmıştır.

Kanun'un "Uluslararası Anlaşmalar Gereğince Bilgi Değişimi" başlıklı 152/A maddesinde ise Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığının veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanların, usulüne uygun olarak yürürlüğe girmiş uluslararası anlaşmalarda yer alan bilgi değişimi hükümleri çerçevesinde Maliye Bakanlığınca tespit edilecek usullere göre Vergi Usul Kanunu'nun 1. maddesinde belirlenen şümulle sınırlı olmaksızın bilgi toplayabileceği hükmüne yer verilmiştir.

213 sayılı Kanun'un "Defter ve belgelerle diğer kayıtların ibraz mecburiyeti" başlıklı 256. maddesinde, geçen maddelerde yazılı gerçek ve tüzel kişiler ile mükerrer 257. madde ile getirilen zorunluluklara tabi olanların, muhafaza etmek zorunda oldukları her türlü defter, belge ve karneler ile vermek zorunda bulundukları bilgilere ilişkin mikro fiş, mikro film, manyetik teyp, disket ve benzeri ortamlardaki kayıtlarını ve bu kayıtlara erişim veya kayıtları okunabilir hale getirmek için gerekli tüm bilgi ve şifreleri muhafaza süresi içerisinde yetkili makam ve memurların talebi üzerine ibraz ve inceleme için arz etmek zorunda oldukları;

bu zorunluluğun, Maliye Bakanlığınca belirlenecek usule uygun olarak, tasdike ve 3568 sayılı Kanun'un 8/A maddesi uyarınca düzenlenecek katma değer vergisi iadesine dayanak teşkil eden rapora konu hesap ve işlemlerin doğrulanması için gerekli kayıt ve belgelerle sınırlı olmak üzere bu hesap ve işlemlere doğrudan ya da silsile yoluyla taraf olanlara, defter ve belgelerinin tetkiki amacıyla yeminli mali müşavirler ve serbest muhasebeci mali müşavirler tarafından yapılan talepler için de geçerli olduğu ifade edilmiştir.

Aynı Kanun'un "Yetki" başlıklı mükerrer 257. maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendinde, Vergi Usul Kanunu'nun 149. maddesine göre devamlı bilgi vermek zorunda olanlardan istenilen bilgiler ile vergi beyannameleri ve bildirimlerin, şifre, elektronik imza veya diğer güvenlik araçları konulmak suretiyle internet de dâhil olmak üzere her türlü elektronik bilgi iletişim araç ve ortamında verilmesi,

beyanname ve bildirimlerin yetki verilmiş gerçek veya tüzel kişiler aracı kılınarak gönderilmesi hususlarında izin vermeye veya zorunluluk getirmeye, beyanname, bildirim ve bilgilerin aktarımında uyulacak format ve standartlar ile uygulamaya ilişkin usul ve esasları tespit etmeye, bu zorunluluğu beyanname, bildirim veya bilgi çeşitleri, mükellef grupları ve faaliyet konuları itibarıyla ayrı ayrı uygulatmaya Maliye Bakanlığının yetkili olduğu hükmü yer almıştır.

Kanun'un mükerrer 355. maddesinin birinci fıkrasında da, Vergi Usul Kanunu'nun 86, 148, 149, 150, 256, ve 257. maddelerinde yer alan zorunluluklar ile mükerrer 257. madde hükmü uyarınca getirilen zorunluluklara uymayanlara özel usulsüzlük cezası kesileceği hükme bağlanmıştır. 13/07/2021 tarih ve 31540 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:529)'nin ilgili maddelerindeki düzenlemeler ise şu şekildedir: "Amaç ve kapsam" başlıklı 1. maddesi:

"(1) Gelirlerin/servetlerin arkasındaki gerçek isimlerin bilinmesi vergi kaçakçılığı ile mücadele açısından büyük önem arz etmektedir. Ülkemizin de üyesi bulunduğu Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Teşkilatı Vergi Amaçlarına Yönelik Şeffaflık ve Bilgi Değişimi Küresel Forumu (Küresel Forum), vergi kaçakçılığıyla mücadele amacına yönelik olarak çalışmalar yürütmektedir.

Bu bağlamda, Küresel Forum, faaliyetleri gereği şeffaflık ve bilgi değişimi konusunda ülkelerin uyması gereken uluslararası asgari standartlar oluşturmuş olup tüzel kişiliklerin ve tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin gerçek faydalanıcısının bilinmesi hususu standardın unsurlarından biridir. Bu konu, suç gelirlerinin aklanması ve terörizmin finansmanının önlenmesi amacıyla Mali Eylem Görev Gücü tarafından belirlenen tavsiyelerde de karşılık bulmaktadır.

(2) Bu kapsamda, tüzel kişiler ve tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin gerçek faydalanıcı bilgisinin güncel, tam ve doğru bir şekilde tespit edilebilmesi amacıyla gerçek faydalanıcının belirlenmesine ve bilinmesine ilişkin olarak bildirim zorunluluğu getirilen mükelleflerin kapsamı, bildirimin şekli, bildirimde bulunulacak dönem, bildirim verme zamanı, bildirimin gönderilme usulü ile uygulamaya ilişkin diğer usul ve esasların belirlenmesi bu Tebliğin konusunu teşkil etmektedir."

"Tanımlar ve kısaltmalar" başlıklı 2. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (a) işaretli bendi:

"Gerçek faydalanıcı: Tüzel kişi veya tüzel kişiliği olmayan teşekkülleri nihai olarak kontrolünde bulunduran ya da bunlar üzerinde nihai nüfuz sahibi olan gerçek kişi veya kişileri ifade eder"

"Dayanak" başlıklı 3. maddesi:

"Bu Tebliğ, 3/11/2011 tarihinde imzalanan ve 3/5/2017 tarihli ve 7018 sayılı Kanunla onaylanması uygun bulunan ve 1/7/2018 tarihinde yürürlüğe giren Vergi Konularında Karşılıklı İdari Yardımlaşma Sözleşmesi, yürürlükteki Çifte Vergilendirmeyi Önleme Anlaşmaları ile 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 148, 149, 152/A ve 256 ncı maddeleri ve mükerrer 257 nci maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendine dayanılarak hazırlanmıştır."

"Gerçek faydalanıcı bilgisi bildirimi verme zorunluluğu getirilenler" başlıklı 4. maddesinin (1) numaralı fıkrası:

"Bu Tebliğin konusunu teşkil eden gerçek faydalanıcı bilgisi bildirimini, bildirim verme süresinin başladığı 1/8/2021 tarihi itibarıyla faal olan (tasfiye işlemi devam edenler dâhil);

a) Kurumlar vergisi mükellefleri,

b) Kollektif şirketlerde şirketi temsile yetkili kimse veya ortak, eshamsız komandit şirketlerde komandite ortaklardan biri ve adi ortaklıklar adına en yüksek ortaklık payına sahip kişi, Türkiye’de yönetim merkezi olan veya Türkiye’de mukim yöneticisi olan yabancı ülkede kurulmuş trust ve benzeri teşekküllerin yöneticileri, mütevellileri veya temsilcileri vermek zorundadırlar."

"Diğer hususlar ve cezai yaptırım" başlıklı 8. maddesinin (2) numaralı fıkrası:

"Bu Tebliğde yapılan düzenlemeler kapsamında bildirilmesi gereken bilgileri bildirmeyen, eksik veya yanıltıcı bildirimde bulunan mükellefler hakkında 213 sayılı Kanunun ilgili ceza hükümleri tatbik olunur."

"İlk bildirim" başlıklı geçici 1. maddesi:

"(1) Gerçek faydalanıcı bilgisi verme yükümlülüğü getirilen kurumlar vergisi mükellefleri dâhil bütün mükellefler ile diğer kişilerin, en geç 31/8/2021 günü sonuna kadar gerçek faydalanıcı bilgisini 6 ncı maddenin ikinci fıkrasında belirtilen form ile elektronik ortamda Gelir İdaresi Başkanlığına bildirmeleri gerekmektedir."

Anayasa'nın 38. maddesinde yer alan suçta ve cezada kanunilik ilkesi uyarınca hangi eylemlerin yasaklandığının ve bu yasak eylemlere verilecek cezaların hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak biçimde kanunda gösterilmesi, kuralın açık, anlaşılır ve sınırlarının belli olması gerekmektedir. Kişilerin yasak eylemleri önceden bilmeleri düşüncesine dayanan bu ilkeyle temel hak ve özgürlüklerin güvence altına alınması amaçlanmaktadır. Anayasa'nın 38. maddesinde idari ve adli cezalar arasında bir ayrım yapılmadığından, vergi suç ve cezaları da bu maddede öngörülen ilkelere tabidir.

Vergi cezalarına ilişkin düzenlemelerin Anayasa’nın 38. maddesi kapsamında incelenmesinde vergi kanunlarının bütüncül bir yaklaşımla ele alınması gerekir. Vergi, resim, harç veya benzeri mali yükümlülüklerle ilgili düzenlemeler yapılırken bu yükümlülüklere ilişkin tüm unsurların aynı kanun, madde veya fıkrada düzenlenmesi zorunlu değildir. Bu çerçevede kanunla belirlenmesi zorunlu olan temel unsurlar aynı kanunun farklı hükümlerinde düzenlenebileceği gibi farklı kanunlarda da düzenlenebilir.

Ancak, Anayasanın 38. maddesindeki suç ve cezalara ilişkin kanunilik ilkesi uyarınca vergi suç ve cezalarının düzenlenmesinde tek kaynak kanundur ve vergi idaresinin düzenleyici işlemleri ile vergiye ilişkin suç ve ceza kuralı konulamaz.

Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:529)'nin "Diğer hususlar ve cezai yaptırım" başlıklı 8. maddesinin (2) numaralı fıkrasındaki ihtilaf konusu düzenleme ile anılan Tebliğ ile bildirim zorunluluğu getirilen gerçek faydalanıcı bildiriminin verilmemesi fiilinin, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun ilgili ceza hükümlerinin tatbik edilmesini gerektireceği belirtilmek suretiyle anılan fiil vergi cezasını gerektiren bir fiil olarak tanımlanmıştır. Tebliğ'e dayanak olarak gösterilen 213 sayılı Kanun'un 148, 149 ve mükerrer 257. maddelerinde yer alan zorunluluklara uymayanlara özel usulsüzlük cezası kesileceği hükme bağlanmıştır.

Dolayısıyla, Tebliğ hükümleri gereğince bildirim yapmayan mükelleflere özel usulsüzlük cezası kesileceğine ilişkin hükmün, 213 sayılı Kanun'un mükerrer 355. maddesine dayandığı, idarenin düzenleyici işlemiyle kanunda olmayan bir yaptırım ya da cezanın getirilmediği anlaşılmıştır.

Bu durumda, dayanak gösterilen kanuni düzenlemeler ile çelişmediği, üst normlarda yer almayan yeni bir düzenleme ve kanunda öngörülmeyen ceza ya da yaptırım getirmediği anlaşılan Tebliğ hükümlerinde hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna ulaşılmıştır.

Daire bu gerekçeyle davayı reddetmiştir.

TEMYİZ EDENİN İDDİALARI

Tebliğ ile bildirilmesi istenen tüm bilgilerin ticaret sicil müdürlüklerinde ve mükelleflerin bağlı olduğu vergi dairelerinde bulunduğu, aksine bir tespit olmadan zaten var olan bilgiler bakımından bildirim yükümlülüğü getirilmesinin hukuk devleti ilkesi ile bağdaşmayacağı, bir tacirin ticaret siciline gerekli bilgileri vermemesinin Türk Ticaret Kanunu'nda idari yaptırıma bağlandığı, aynı durum için dava konusu Tebliğ hükmü ile de ceza öngörülmesinin mükerrer cezalandırmaya sebebiyet vereceği, Tebliğ'de dayanak olarak gösterilen düzenlemelerin hiçbirinin gerçek faydalanıcı kavramı ile ilgili olmadığı,

Tebliğ'de tanımı yapılan "Trust" kavramının mevzuatta yer almadığı, mevzuatta yer almayan bir kavram bakımından bildirim yükümlülüğü getirilemeyeceği, dava konusu Tebliğ hükümlerinin hukuka aykırı olduğu belirtilerek Danıştay Dördüncü Dairesinin aksi yöndeki gerekçeyle verilen kararının bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.

KARŞI TARAFIN SAVUNMASI

Gerçek faydalanıcı kavramının, hem OECD Gelir ve Servet Üzerinden Alınan Vergilere İlişkin Model Anlaşması'nın hem de BM Model Vergi Anlaşması'nın temettü, faiz, telif haklarını içeren çeşitli gelirlerle ilgili hükümlerinde yer aldığı, Tebliğ ile ülkemizin de üyesi olduğu Küresel Forum ve Mali Eylem Görev Gücü gibi uluslararası kurumlar tarafından oluşturulan standartlar ve imzalanan uluslararası anlaşmalar kapsamındaki yükümlülükler dikkate alınarak gerçek faydalanıcının belirlenmesi ve bildirilmesine ilişkin usul ve esasların belirlendiği,

davacı tarafından iddia edildiğinin aksine ticaret sicili müdürlüklerinin kayıtlarından söz konusu bilgilerin edinilemeyeceği, Tebliğ'de dayanak olarak belirtilen maddelerden açıkça anlaşılacağı üzere kanuna dayanmayan bir cezalandırma durumunun söz konusu olmadığı, Tebliğ ile getirilen düzenlemelerin hukuka uygun olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.

DANIŞTAY TETKİK HAKİMİ ...'NİN DÜŞÜNCESİ

Tebliğ ile getirilen bildirim yükümlülüğünün, Vergi Usul Kanunu'nun dayanak olarak gösterilen 148, 149, 152/A ve 256. maddelerinde belirtildiği üzere somut vergilendirme ilişkisi kapsamındaki bir bilginin edinilmesine ilişkin olmadığı, suç gelirlerinin aklanması ve terörün finansmanının önlenmesi amaçlı çabalar kapsamında gerçek faydalanıcının ve hatta hakkında şüphe duyulacak üçüncü kişilerin tespitine yönelik olduğu, dolayısıyla söz konusu maddelerin vergilendirmeye ilişkin olaylar dışında, devamlı bilgi verme ya da bildirimde bulunma zorunluluğunu kapsamadığı anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan, Tebliğ'in yayımlandığı ve davanın açıldığı tarihler itibarıyla, 213 sayılı Kanun'da gerçek faydalanıcı bildiriminde bulunulmasına ilişkin yükümlülük getirme hususunda Hazine ve Maliye Bakanlığının yetkisinin bulunduğuna ve bildirimde bulunulmadığı takdirde ceza uygulanacağı yolunda bir kurala yer verilmemiştir.

Anılan hususlardaki düzenlemeler 05/07/2022 tarihinde yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun'un 26 ve 28. maddeleriyle getirilmiştir.

Bu durumda, Tebliğ'de yapılan düzenlemeler uyarınca bildirilmesi gereken bilgileri bildirmeyen, eksik veya yanıltıcı bildirimde bulunan mükellefler hakkında 213 sayılı Kanun'un ilgili ceza hükümlerinin tatbik olunacağı yolundaki düzenlemenin, Tebliğ'in yayımlandığı tarih itibarıyla kanuni dayanağının bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:529)'nin, "Diğer hususlar ve cezai yaptırım" başlıklı 8. maddesinin (2) numaralı fıkrasının iptaline karar verilmesi gerektiğinden, Daire kararının bu yönden bozulması, davacının diğer temyiz istemlerinin ise reddi gerektiği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, dosya tekemmül ettiğinden yürütmenin durdurulması istemi hakkında bir karar verilmeksizin Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

HUKUKİ DEĞERLENDİRME

Danıştay dava dairelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup dilekçede ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR SONUCU

Açıklanan nedenlerle; 1- Davacının temyiz isteminin REDDİNE, 2- Danıştay Dördüncü Dairesinin 21/12/2022 tarih ve E:2021/8785, K:2022/8755 sayılı kararının ONANMASINA, 3- Davacıdan, peşin olarak yatırılan (2023 yılına ilişkin) ... TL temyiz karar harcı mahsup edilmek suretiyle 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun ilgili hükümleri ve Kanun'a ek (3) sayılı Tarife uyarınca maktu harç alınmasına, 4- Yürütmenin durdurulması istemi hakkında karar verilmediğinden, yatırılan yürütmenin durdurulması harcının istemi halinde davacıya iadesine, 19/03/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.

X - KARŞI OY

23/09/2022 tarih ve 31962 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 529)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No:541) ile değiştirilmeden önceki hali ile "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde, dava konusu Tebliğ'in, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 148, 149, 152/A ve 256. maddeleriyle mükerrer 257. maddesinin birinci fıkrasının (4) numaralı bendine dayanılarak hazırlandığı belirtilmiştir.

213 sayılı Kanun'un 148. maddesi, idarenin, somut bir vergi incelemesi kapsamında bilgi ve belge talebinde bulunabileceğine dair bir yetki hükmü içermektedir. Maddede dava konusu Tebliğ'de öngörüldüğü şekilde sürekli bildirim usulüne yer verilmemiştir. İdarenin yapacağı her bir inceleme kapsamında zaten bilgi ve belge talebinde bulunabileceği de dikkate alındığında 148. maddenin, dava konusu Tebliğ hükümlerine ve bu kapsamda getirilen sürekli bildirim yükümlülüğüne dayanak oluşturmadığı anlaşılmıştır.

213 sayılı Kanun'un "Devamlı Bilgi Verme" başlıklı 149. maddesinin, dava konusu Tebliğ hükümlerine ve bu kapsamda sürekli bildirim yükümlülüğüne yönelik normatif dayanak oluşturduğu ilk bakışta söylenebilirse de, maddenin lafzı dikkate alındığında söz konusu yükümlülüğün ancak, vergilendirmeye ilişkin olaylarla ilgili olarak söz konusu olabileceği, vergilendirmeye ilişkin somut bir olay ve bu olayla doğrudan bir ilişki mevcut olmadan, mükelleflere ve hatta sorumlu veya temsilci olmayan gerçek ve tüzel kişilere yönelik genel nitelikli bir devamlı bilgi verme yükümlülüğü getirilemeyeceği sonucuna ulaşılmaktadır. Dolayısıyla, anılan maddenin de dava konusu Tebliğ hükümlerine ve bu kapsamda getirilen sürekli bildirim yükümlülüğüne dayanak oluşturduğunun kabulü mümkün değildir.

Aynı Kanun'un 152/A maddesinde de, "Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlar" ifadesi ile asıl olarak idari makamlarca veya yetkilendirilmiş kişilerce gerçekleştirilecek somut bilgi toplama çabasına dair belirgin bir yetki ve usul öngörülmüştür. Ancak dava konusu Tebliğ, söz konusu bilgi toplama faaliyetini doğrudan mükellefler ile meslek mensuplarına yüklediği gibi 213 sayılı Kanun'un "Defter ve Belgelerle Diğer Kayıtların İbraz Mecburiyeti" başlıklı 256. maddesinde öngörülen yükümlülük de somut bir vergilendirme işlemine ilişkindir.

Bu bağlamda, Tebliğ ile getirilen bildirim yükümlülüğünün, Vergi Usul Kanunu'nun dayanak olarak gösterilen 148, 149, 152/A ve 256. maddelerinde belirtildiği üzere somut vergilendirme ilişkisi kapsamındaki bir bilginin edinilmesine ilişkin olmadığı, suç gelirlerinin aklanması ve terörün finansmanının önlenmesi amaçlı çabalar kapsamında gerçek faydalanıcının ve hatta hakkında şüphe duyulacak üçüncü kişilerin tespitine yönelik olduğu, dolayısıyla söz konusu maddelerin vergilendirmeye ilişkin olaylar dışında, devamlı bilgi verme ya da bildirimde bulunma zorunluluğunu kapsamadığı anlaşılmaktadır.

Diğer taraftan, 05/07/2022 tarih ve 31887 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7417 sayılı Devlet Memurları Kanunu İle Bazı Kanunlarda ve 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 26. maddesi ile 213 sayılı Kanun'un mükerrer 257. maddesinin birinci fıkrasına (8) numaralı bendinden sonra gelmek üzere Hazine ve Maliye Bakanlığının, tüzel kişiler ve tüzel kişiliği olmayan teşekküllerin gerçek faydalanıcı bilgisinin güncel, tam ve doğru bir şekilde tespit edilebilmesi için gerçek faydalanıcının kapsamını belirlemeye, bu kapsama girenlerin bildirilmesi zorunluluğunu getirmeye, bildirimin içerik,

format, standart, verilme süresi ve yöntemini belirlemeye, bunlarda değişiklik yapmaya, bildirim verme yükümlülüğünü sektör, mükellef grupları ve mükellefiyet durumları itibarıyla belirlemeye, bu kapsamdaki bilgi ve bildirimlerin elektronik ortamda muhafaza ve ibraz edilmesi yükümlülüğü getirmeye ve uygulamaya ilişkin diğer usul ve esasları belirlemeye yetkili olduğuna dair (9) numaralı bent eklenmiştir.

7417 sayılı Kanun'un 28. maddesiyle de 213 Kanun'un mükerrer 355. maddesinin birinci fıkrasına ikinci cümlesinden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümleler eklenmiştir:

"Mükerrer 257 nci maddenin birinci fıkrasının (7) numaralı bendi ile getirilen zorunluluklara uymayanlara, (1) ve (2) numaralı bentlerde yer alan özel usulsüzlük cezasının 5 katı, (3) numaralı bentte yer alan özel usulsüzlük cezasının 2 katı uygulanır.”

“Mükerrer 257 nci maddenin birinci fıkrasının (9) numaralı bendi ile getirilen zorunluluklara uymayanlara (1) numaralı bentte yer alan özel usulsüzlük cezasının 3 katı uygulanır.”

Söz konusu değişiklik sonrası 23/09/2022 tarih ve 31962 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 529)'nde Değişiklik Yapılmasına Dair Tebliğ (Sıra No:541) ile dava konusu Tebliğ'in "Dayanak" başlıklı 3. maddesinde yer alan "(4)" ibaresi "(9)" şeklinde değiştirilmiştir.

Tebliğ'in yayımlandığı ve davanın açıldığı tarihler itibarıyla, 213 sayılı Kanun'da gerçek faydalanıcı bildiriminde bulunulmasına ilişkin yükümlülük getirme hususunda Hazine ve Maliye Bakanlığının yetkisinin bulunduğuna ve bildirimde bulunulmadığı takdirde ceza uygulanacağı yolunda bir kurala yer verilmemiştir.

Anılan hususlardaki düzenlemeler 05/07/2022 tarihinde yürürlüğe giren 7417 sayılı Kanun'un 26 ve 28. maddeleriyle getirilmiştir.

Bu durumda, Tebliğ'de yapılan düzenlemeler uyarınca bildirilmesi gereken bilgileri bildirmeyen, eksik veya yanıltıcı bildirimde bulunan mükellefler hakkında 213 sayılı Kanun'un ilgili ceza hükümlerinin tatbik olunacağı yolundaki düzenlemenin, Tebliğ'in yayımlandığı tarih itibarıyla kanuni dayanağı bulunmadığı sonucuna ulaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle, Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No:529)'nin, "Diğer hususlar ve cezai yaptırım" başlıklı 8. maddesinin (2) numaralı fıkrasının iptaline karar verilmesi gerektiğinden, Daire kararının bu kısma ilişkin hüküm fıkrasının bozulması gerektiği görüşüyle Kurul kararına katılmıyoruz.

Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, E. 2023/577, K. 2025/137, 19 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Temyiz Edenin İddiaları
  4. Karşı Tarafın Savunması
  5. Danıştay Tetkik Hakimi ...'nin Düşüncesi
  6. Türk Milleti Adına
  7. Hukuki Değerlendirme
  8. X - Karşı Oy
  9. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Danıştay
Daire
Vergi Dava Daireleri Kurulu
Esas No
2023/577
Karar No
2025/137
Tarih
19 Mart 2025

İlgili Kararlar

  • Danıştay 8. Daire E.2023/593 K.2025/2752
  • Danıştay 9. Daire E.2023/596 K.2025/1099
  • Danıştay 6. Daire E.2023/601 K.2025/1412
  • Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu E.2023/624 K.2025/114
  • Danıştay 3. Daire E.2023/628 K.2025/1121
  • Danıştay 6. Daire E.2023/628 K.2025/1259

Tüm Arşiv

Danıştay KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.