KÜNYE
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu 2024/798 E., 2024/1270 K.·T.C. Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu
- Karar tarihi
- 25 Aralık 2024
- Esas No
- 2024/798
- Karar No
- 2024/1270
- Temyiz eden (davalı)
- ... Defterdarlığı - ... (... Vergi Dairesi Müdürlüğü)
- Vekili
- Av. ...
- Karşı taraf (davacı)
- ... Vakfı ... Okulları İktisadi İşletmesi
- Vekili
- Av. ...
- İstemin konusu
- Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun 26/04/2024 tarih ve E:2023/454, K:2024/420 sayılı bozma kararı üzerine verilen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... kararının temyizen incelenerek bozulması istenmektedir.
- Yargılama süreci
- —
Karar Metni
851 kelime·4 dk okuma·5 bölüm
Dava konusu istem: Davacı adına, bağlı bulunduğu vakfa aktardığı kazanç üzerinden tevkifat yapılmaması gerektiği ihtirazi kaydıyla verilen 2017 yılının Aralık dönemine ilişkin muhtasar beyannameye istinaden tahakkuk eden gelir (stopaj) vergisinin 415.324,57 TL'lik kısmının kaldırılması ve tahsil edilen tutarın 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesi uyarınca hesaplanacak tecil faiziyle birlikte iadesine karar verilmesi istemiyle dava açılmıştır.
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun bozma kararı üzerine verilen ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararı:
Davacı iktisadi işletmenin ait olduğu vakfa aktardığı kazanç, 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 75. maddenin ikinci fıkrasının (2) numaralı bendinde düzenlenen iştirak hisselerinden doğan kazançlar kapsamında bulunmadığından, aktarılan kazancın anılan Kanun'un 94. maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı bendinin (b-i) alt bendi geregince gelir vergisi tevkifatına tabi tutulması hukuken mümkün değildir. Bu itibarla, tahakkuk eden gelir (stopaj) vergisinin 415.324,57 TL'lik kısmında hukuka uygunluk bulunmamaktadır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun 112. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca, tahsili hukuka aykırı bulunan tutarın, idarece tahsil edildiği tarihten işbu karara göre iade edileceği tarihe kadar geçen süre için hesaplanacak tecil faiziyle birlikte davacıya iadesi gerekmektedir.
Vergi Dava Dairesi bu gerekçeyle tahakkuk eden gelir (stopaj) vergisinin 415.324,57 TL'lik kısmını kaldırmış ve bu tutarın tahsil tarihinden itibaren hesaplanacak tecil faiziyle birlikte davacıya iadesine karar vermiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
Kararın hukuka aykırı olduğu belirtilerek bozulması gerektiği ileri sürülmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
Dernek ve vakfa ait iktisadi işletmenin dernek ve vakıftan ayrı bir oluşum olarak kabul edilemeyeceği, 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu'nun 16. maddesinin (4) numaralı fıkrasında, kurumlar vergisinin, tüzel kişiliği haiz olmayan dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler için bağlı oldukları dernek veya vakıf adına tarh olunacağı düzenlenerek esasında vergilendirilen gelirin dernek veya vakfa ait gelir olduğunun açık bir şekilde vurgulandığı, dernek ve vakfa ait iktisadi işletmenin dernek ve vakıftan ayrı olarak defter tutmasının sadece vergilendirilecek gelirin doğru bir şekilde tespit edilebilmesi amacına yönelik olduğu belirtilmiştir.
Vakıf ile vakfa bağlı iktisadi işletme arasındaki ilişkinin iştirak ilişkisi olmadığı, iştirak ilişkisinin var olabilmesi için birden fazla ticari işletmenin veya tacirin bulunmasının şart olduğu, aynı tüzel kişilik içerisinde iştirak ilişkisinin söz konusu olamayacağı, konuya ilişkin olarak Maliye Bakanlığınca verilen özelgelere göre de iştirak kazancı elde edilebilmesi için ortada iki ayrı kişiliğin bulunması gerektiği, Gelir Vergisi Kanunu’nun 75. maddenin ikinci fıkrasının (2) numaralı bendinin parantez içi bölümünde, iştirak hisseleri ifadesinden ne anlaşılması gerektiğinin açık bir şekilde belirtildiği ve anılan düzenlemede iştirak hissesi tanımının genişletilmesine imkan verecek bir düzenlemeye yer verilmediği,
1 Seri No.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği'nin iştirak hisselerinin satışından doğan kazançlara yönelik istisnaya ilişkin düzenlemelerin yer aldığı "5.6.2.2.2. İştirak hisseleri, kurucu senetleri ve intifa senetleri" başlıklı kısmında, "iştirak hisseleri" deyiminin, menkul değerler portföyüne dahil hisse senetleri ile ortaklık paylarını ifade ettiğinin belirtildiği ve sınırlı şekilde sayılan iştirak hisseleri arasında vakfa bağlı iktisadi işletmelerin sayılmadığı iddia edilmiştir.
Vakıf veya derneğe ait iktisadi işletmede oluşan kârın gerçek kişilere aktarılmasının hiçbir şekilde mümkün olmaması karşısında iktisadi işletmenin bağlı bulunduğu vakıf veya derneğe aktardığı kârın gelir vergisi kesintisi yapılmasını gerektiren bir kâr dağıtımı olduğundan söz edilemeyeceği, Bakanlar Kurulu tarafından ...
Mektepleri Vakfına vergi muafiyeti tanındığı, 1 Seri No.lu Vakıflara Vergi Muafiyeti Tanınması Hakkında Genel Tebliğ ile iktisadi işletmenin dönem sonunda oluşan kârından ödenmesi gereken vergiler ve diğer yasal yükümlülükler ayrıldıktan sonra kalan net kârın, vakıf bütçesine gelir olarak aktarılmasının zorunlu hale getirildiği, şirketlerin ortaklarına dağıttığı kâr üzerinden vergi kesintisi yapılmasıyla kârın şirkette kalarak şirketin mali yapısının güçlendirilmesinin amaçlandığı, oysa vergi muafiyeti tanınan vakıflara ait iktisadi işletmelerin, elde ettikleri kârı vakfa aktarmasının zorunlu tutulduğu belirtilmiştir.
Sayılan nedenlerle dernek veya vakfa ait iktisadi işletmede oluşan kârın dernek veya vakfa aktarılması işlemi Gelir Vergisi Kanunu’nun 75. maddenin ikinci fıkrasının (2) numaralı bendinde düzenlenen kâr payı dağıtımı işlemi olmadığından aktarılan tutarın gelir vergisi tevkifatına tabi tutulamayacağı, bu yönde verilmiş yargı kararları bulunduğu, Maliye Bakanlığının önceki görüşünün de bu şekilde olduğu belirtilerek temyiz isteminin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ
Temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar bozma kararı uyarınca verilen kararın bozulmasını sağlayacak durumda görülmediğinden istemin reddi gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunca, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesinin (4) numaralı fıkrası uyarınca Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulunun bozma kararına uyularak verilen kararlara ilişkin temyiz incelemesinin, bozma kararına uygunlukla sınırlı olarak yapılması gerekmektedir. Temyize konu karar Kurulun bozma kararındaki esaslara uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen iddialar, kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu, E. 2024/798, K. 2024/1270, 25 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: Danıştay Karar Arama