İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAGEREKÇELİ KARAR

Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2021/165 K.2022/375

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

Esas2021/165Karar2022/375Tarih22 Kasım 2022Okuma17 dk · 3.497 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Karar tarihi
22 Kasım 2022
T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
2021/165 Esas - 2022/375
Esas no
2021/165
Karar no
2022/375
Dava
Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
Dava tarihi
16/06/2021
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.497 kelime·17 dk okuma·4 bölüm

Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,

DAVA

Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin tütün ürünleri sektöründe faaliyet gösterdiğini, birçok tanınmış

markası bulunduğunu, bu markalardan birinin de “...” markası olduğunu,

anılan markanın T/00148 numarası ile tanınmış markalar sicilinde de kaydı

bulunduğunu, müvekkili markalarının 1927 yılından beri tescilli olduğunu, yine

uluslararası birçok ofiste ve ... nezdinde de tescillerinin olduğunu, davalı

yanın “...” ibaresinin ayniyet derecesindeki benzeri bir ibareyi tescil

ettirmeye çalıştığını, davalı yanın “.............” ibareli marka

başvurusuna yönelik itirazlarını kurum tarafından reddolunduğunu, başvurunun

03.sınıfta tescilinin talep edildiğini, başvurunun müvekkili markaları ile ayırt

edilemeyecek düzeyde benzer olduğunu, davalı markasının esas unsurunun

“.............” ibaresi olduğunu, markada yer alan “NATURAL

....................

ibaresinin, 03. Sınıf emtialar açısından herhangi bir ayırt ediciliği bulunmadığını,

bu anlamda “...” ibaresi ile müvekkilin ait ve tanınmış “...” ve türevi

markalarının benzer olduklarını, anılan ibareler arasında farklı olan yegane

harflerin “C” ve “K” harfleri olduğunu, her iki markada da devam selerinin

“amel” şeklinde olduğunu, markaların işitsel olarak önemli düzeyde benzer

olduklarını, İngilizce kelime marka kullanımlarının Türkiye’de yaygın olduğu ve

İngilizce dilinde “C” ünsüz harfinin “K” olarak telaffuz edildiğini, müvekkili

markasının doğru telaffuzunun “...” olup; ortalama bilgi ve dikkate sahip

tüketiciler tarafından “...”, “...”, “...” gibi farklı şekillerde de

telaffuz edildiğini, davalıya ait markanın da “...” şeklinde okunacağını,

anılan ibarenin birçok dilde “deve” anlamına geldiğini, markalar arasındaki

benzerliğin son derece yüksek olduğunu, dava konusu markadaki “diş

macunları, ağız gargaraları, beyazlatma maddeleri, deodorant ve oda

kokuları ile sabunlar gibi kimi ürünlerin doğrudan olarak sigara içen tüketicilerin

ihtiyaçlarına hitap edecek şekilde tasarlanan ürünler olduklarını, bu ürünlerin

tütün ve tütün tüketicilerine hitaben pazarlandığını, dolayısıyla birbirlerini

tamamlayan ürünler olduklarını, hijyen reyonları incelendiğinde ürünlerin

kayda değer bir bölümünün sigara içenler için özel olarak tasarlanmış ve

pazarlanmış olan, çoğu zaman da piyasa ortalamasına kıyasla daha yüksek

fiyatlara satılan ürünler olduğunu, “...” markası ile aynı satış noktalarında, kullanım biçimleri aynı olmasa dahi birbirini tamamlar nitelikteki“...” isimli

bir diş macunu veya oda kokusu gören bir tüketicinin aklına müvekkilinin

tanınmış markası geleceğini, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin

bulunduğunu, “...” ibareli başvurunun, “...” markalarına ayırt

edilemeyecek derecede benzer olduğunu, “...” markasının, mümkün

olan en yüksek ayırt ediciliğe haiz olduğunu, tanınmış markaların korumalarının

geniş olduğunu, müvekkili markasının da küresel bir marka olduğunu, ...

Fikri Mülkiyet El Kitabında da müvekkili markasının “tütün sektöründe “...”

markası (eşit derecede meşhur deve şekil markasıyla birlikte)” şeklinde,

tanınmış marka olarak verilen örnekler arasında gösterildiğini, “...”

markasının tanınmış marka niteliğini haiz olduğunu belirtir pek çok kurum ve

yargı kararı bulunduğunu, müvekkili markasının Paris Sözleşmesi kapsamında

da tanınmış olduğunu, dava konusu markanın bu tanınmışlıklar nedeniyle de

reddi gerektiğini, 6/5 maddesi uyarınca sınıfsal benzerlik kriterinin

aranmadığını, Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi nezdinde

görülen, 2017/449 E., 2018/306 K. Sayılı dosyada, 43. Sınıftaki “cml ...

bistro” markasının, müvekkili markaları ile karıştırılabilecek şekilde benzer

görüldüğünü, dava konusu markanın tescilinin müvekkili markalarının ayırt

ediciliğinin sulandıracak olduğunu, müvekkili tarafından daha evvel kurum

nezdinde yapılan itirazlarda da farklı mal ve hizmet sınıflarında çok sayıda

markanın müvekkili markalarının tanınmışlığı nedeniyle reddine karar

verildiğini, başvurunun kötü niyetli olduğunu, iddia ederek 2021-M-2581 sayılı YİDK kararının iptali ve 2019/58703 sayılı

markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı TÜRKPATENT vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.

YARGILAMA

Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen YİDK kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.

Davanın açılmasını müteakip tarafların dava, cevap, cevaba cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile Alâkalı ticaret sicil kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.

Türk Patent'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu “... ... sons natural product 100% laurel soap

made from olive oil & natural oils” ibaresinin 03. Sınıf emtialarda tescili

amacıyla 20.06.2019 tarihinde ve 2019/58703 sayısı ile gerçekleştirildiği görülen

marka başvurusunun, yapılan ilk incelemeler sonrasında 12.09.2019 tarih ve

332 sayılı bültende ilan olunduğu, anılan ilana karşı davacı yanın önceki tarihli “...” esas unsurlu

markalarına dayalı olarak itirazda bulunduğu, davalı yanın bu itiraza karşı SMK

m. 19/2 uyarınca kullanım ispatı talep ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı’nın

28.10.2020 tarihli kararı neticesinde davacı yanın bir kısım markaları açısından

değerlendirildiği görülen kullanım ispatı talebinin yalnızca 34. Sınıf “sigaralar”

emtiaları açısından davacı markalarının kullanımlarının mevcut olduğu görüşü

ile değerlendirildiği ve neticesinde taraf markalarının farklı mal ve hizmetleri

kapsadığı gerekçeleriyle davacı itirazlarının reddine karar verildiği, söz konusu karara karşı davacı yanca yeniden itirazda bulunulduğu,

davacı itirazlarını değerlendiren Yeniden İnceleme ve Değerlendirme

Kurulu’nun 13.04.2021 tarih ve 2021-M-2581 sayılı kararı neticesinde özetle;

“2019/58703 başvuru numaralı "... ... sons natural product 100%

laurel soap made from olive oil & natural oils" ibareli başvurunun ilanına

yapılmış olan itirazın reddi yönündeki Markalar Dairesi Başkanlığı kararına karşı,

başvurunun 2016 40058, 2016 40051, 2016 03577, 2016 03576, 2015 18867, 2014

08697, 2012 18782, 2011 76614, 2011 64899, 2010 19128, 2010 19125, 2010

07404, 2010 07403, 2010 01920, 2010 19519, 2009 06306, 2008 66994, 75909,

82481 sayılı "... dark blue", "... deep blue", "...", "...", "...

connect", "... shisha", "... art of tobacco", "... signature

collection", "... sky blue 20", "... black", "... whıte", "... brown", "... regular", "... essential", "şekil", "... since 1913", "... since

1913 one", "...", "..." ibareli markalara dayanılarak 6769 s. SMK'nın 6

(1), (4), (5) ve (9) uncu maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz

incelenmiştir.

Başvuru sahibinin Markalar Dairesi Başkanlığı (MDB) nezdindeki yayına itiraz

işlemlerinde, itiraz gerekçesi 75909, 82481, 2008 66994, 2009 06306, 2010 19519,

2010 01920, 2010 07403, 2010 07404, 2010 19125, 2010 19128, 2011 64899, 2011

76614, 2012 18782 ve 2014 08697 sayılı markalar hakkında SMK m. 19(2)

çerçevesinde kullanım ispatı talebinde bulunduğu; yayına itiraz sahibi

tarafından sunulan delillerin incelenmesi neticesinde MDB tarafından 75909,

82481, 2009 06306, 2010 01920, 2010 07403, 2010 07404, 2010 19125, 2010

19128, 2011 64899, 2011 76614 ve 2012 18782 tescil sayılı itiraz gerekçesi

markaların 34.Sınıf: Sigaralar. mallarında kullanımının ispatlandığının tespit

edildiği görülmüştür.

Yayına itiraz sahibinin Kurul nezdinde yapmış olduğu işbu incelemenin

konusunu oluşturan itirazında, MDB tarafından yapılan bu tespite ilişkin

herhangi bir itirazda bulunmadığı ve karara itiraz dilekçesinde bu hususla ilgili

herhangi bir gerekçe ya da açıklamaya yer vermediği tespit edilmiş olmakla

birlikte, kullanım ispatı konusunun daha önceki aşamada (MDB nezdindeki

yayına itiraz sürecinde) tartışılmış olması, kullanım ispatı konusunun ana

uyuşmazlığa (SMK m. 6(1)) bağlı ve aynı uyuşmazlık içinde çözülmesi gereken

bir mesele olması nedeniyle ve Kurul kararının bütünlüğü de gözetilerek

yapılan incelemede MDB’nin söz konusu tespitinde bir isabetsizlik bulunmadığı

kanaatine varılmıştır.

Yapılan inceleme sonucunda başvuru ile itiraz gerekçesi markaların belli

düzeyde benzer olduğu görülmekle birlikte başvurunun tescile konu mallarının

itiraz gerekçesi markaların tescil kapsamında bulunan mallar/hizmetlerle farklı

türden olduğu tespit edilmiştir. Dolayısıyla başvurunun tescile konu malları

açısından markalar arasında karıştırılma ya da ilişkilendirme olasılığı

bulunmadığı tespit edilmiştir.

6769 s. SMK'nın 6 (4) bendi "Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6ncı maddesi

bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka

başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine

reddedilir." hükmünü amirdir.

6769 s. SMK'nın 6 (5) bendi "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki

tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle

haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya

ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın

tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla,

başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına

bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." hükmünü

amirdir.

Tüm bu bilgiler ışığında yapılan değerlendirmede itiraz gerekçesi "..."

markasının T/00148 sayı ile tanınmış marka statüsünde bulunduğu görülmekle

birlikte, işbu başvuru ile tanınmış markanın benzerlik düzeyi ve başvuru ile tescili

talep edilen malların tanınmış "..." markasının tanınmışlığı haiz olduğu

"sigaralar" ile farklı türden olduğu hususu dikkate alındığında sunulan bilgi ve

belgelerin başvurunun tescile konu malları bakımından tescile bağlanması

durumunda tanınmış markaya verilecek zararın ya da bu markanın ününden

sağlanacak yararın nelerden oluşacağını ve nasıl ortaya çıkacağını

göstermede de yeterli olmadığı tespit edilmiştir.” şeklindeki gerekçeler ile davacı taraf itirazlarının bir kez daha reddine karar

verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde 16/06/2021 tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.

Bilirkişi kurulunca düzenlenen raporda/ek raporda özetle:2019/58703 sayılı marka başvurusu kapsamında yer alan 03.

sınıftaki mallar ile davacı yanın işlem ve dava dosyasına dayanak

yaptığı markalar kapsamında yer alan emtialar arasında aynı,

aynı tür ya da benzerlik düzeyinde dahi bir ilişkinin mevcut

olmadığı,

bu nedenle iltibas ihtimaline yönelik ilk şart meydana

gelmediğinden, işaretler arasında görsel, işitsel veya kavramsal

bir benzerliğin var olup olmadığı noktasında 6/1 maddesi

kapsamında ayrıca bir karşılaştırma yapılmasına da gerek

olmadığı,

davacı tarafa ait “...” ibaresini taşıyan markaların tütün ve

tütün ürünleri sektöründe gerek ülkemizde gerekse de dünyada

bilinen/tanınan bir marka olduğu, ancak rapor kapsamında

açıklanan nedenlerle bu durumun dava konusu marka

kapsamındaki mallara sirayet edebilecek düzeyde olmadığı gibi

taraf markaların tamamen farklı nitelikte ve farklı ihtiyaçlara

yönelik emtiaları kapsadıkları, anılan ibarenin tescilinin davacı

markasının itibarına zarar verir, ayırt edici vasfını zedeler veya

davalı lehine haksız menfaat temin eder sonuçlar doğuracağına

dair bir izlenimin oluşmadığı, hal böyleyken dava konusu marka

ile davacının tanınmışlığının bulunmadığı bir emtia grubunda karşı

karşıya kalan tüketicinin hiç tereddütsüz olarak davacı

markalarını anımsayacağından, refleks olarak davacı markalarını

zihninde çağrıştıracağından bahsedilmesinin mümkün olmadığı,

tanınmışlığın sağladığı korumaya ilişkin yasal düzenlemelerde

aranılan herhangi bir kriterin ihlal edildiğinden

bahsedilemeyeceği,

takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.

Bilirkişi raporunun/ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.

GEREKÇE

Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.

“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;

(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.

(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.

(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.

(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.

(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.

(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.

(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.

(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.

(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.

Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.

Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.

Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.

Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.

Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (Tekinalp, Ünal; Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2012, s. 443).

Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.

Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;

Davalı Markası

..

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, bilirkişi raporlarında da zikredildiği üzere; tarafların emtia gruplarına bakıldığında; davacı markaları ve yine

sicilde kayıtlı davacı yana ait sair markaların tamamı 34. Sınıf “tütün- tütün

mamul ve ürünleri” emtialarını kapsamakta olup dava konusu marka ise 03.

Sınıftaki temizlik ve hijyen, kozmetik ve kişisel bakım, parfümeri, hırdavat ve

marangoz ürünleri, zımpara, cila, vaks gibi kullanımlara yönelik ürünleri

kapsadığı, her iki ürün grubu birbirinden tamamen bağımsız nitelikteki

sektörlere yönelik emtiaları içermekte olup bahsi geçen emtialar bakımından

taraf markaları arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığı, markaların

bağımsız ihtiyaçlara yönelik farklı tüketici gruplarına hitap ettiği, birbiri ile

doğrudan rekabet ilişkisi içerisinde yer almadığı, sunum, satış ve dağıtım

kanallarının farklı olduğu, hatta davacı yan markaları kapsamındaki tütün ve

tütün ürünlerinin ülkemizdeki yasal düzenlemeler çerçevesinde satış ve sunum

biçimlerinde dahi belli kısıtlamalar olmasının yanı sıra 18 yaşından büyük

tüketicilerin kanunen satın alabileceği ürünler olmalarından kaynaklı her iki

markanın birbirinden tamamen bağımsız ürünler ihtiva ettikleri; davacı yanın özellikle diş sağlığı ürünleri ile tütün mallarının tamamlayıcı

nitelikte olduğu hususundaki iddialarının mesnetsiz olduğu, zira “Tamamlayıcı" kavramı, herhangi iki mal ve / veya hizmetin birlikte

kullanılması anlamında genişletilebilecek bir kavram olmayıp yaygın

teamüllerde de tüketicinin iki ürün arasında bu yönde doğrudan bir algısının

mevcut olup olmadığının gözetilmesi gerektiği, başka bir deyişle söz gelimi kahve – tütün mamulü

arasındaki ilişki çoğu zaman tüketicilerin bireysel alışkanlıklarından kaynaklı bir

birliktelik içermekte ise de gerek ürün kategorisi olarak, gerek satış noktaları

açısından, gerek karşıladıkları ihtiyaç bakımından, gerek ilgili tüketici kitleleri

bakımından (tütün mamullerinin yalnızca 18 yaşından büyük tüketicilerin satın

alabilmesi gibi) birbirleri doğrudan bir benzerlik taşımadığı; diş sağlığı ve ağız bakım ürünlerinin bir kısmı üzerinde

sigara kullanıcılarına yönelik mesajlar yer almakta ise de bu durum ilgili ürünler

ile tütün mamulleri arasında doğrudan bir benzerlik kurulması için yeterli

olmadığı; dolayısıyla aslında doğrudan rekabet içerisinde olmayan, aynı satış –

sunum kanallarına dahi sahip olmayan (söz gelimi tütün mamulleri

marketlerde genel olarak özel standlar/raflar üzerinde, reklamına ve piyasaya

arzına ilişkin sınırlandırmalara tabi olacak şekilde ve marka adı dahi derhal

fark edilemeyecek şekilde sergilenmektedir), doğaları gereği birbirlerinden

farklı mahiyetteki mal ve hizmetlerin birbiri ile ilişkilendirilemeyeceği; eldeki davada 03 ve 34.sınıf emtiaları taşıyan taraf markaları bakımından

bu şart meydana gelmediğinden, karıştırılma ihtimali açısından incelenmesi

gereken ikincil kriter olan işaretlerin, ilgili tüketiciler nezdinde birbirleri ile

ilişkilendirilebilir bir benzerlik hali taşıyıp taşımadıklarının incelemesinin

yapılmasına gerek duyulmaksızın SMK m. 6/1 düzenlemesinde yer alan

şartların somut uyuşmazlık açısından meydana gelmediği kabul edilmiştir.

Davacı yanın işlem ve hükümsüzlük talepli dava

dosyasına sunmuş olduğu delillerin, davacı yana ait “...” markalarının

özellikle tütün ürünleri sektöründe uzun süreli, yoğun ve aktif kullanıma sahip

olduğunu göstermeye elverişli olduğu, kaldı ki davacı markalarının gerek

ülkemizde gerekse de yurtdışında tanınmış marka olarak kabul edildiği, hatta

bizzat davacı yan tarafından dosyaya sunulduğu görülen ... Fikri Mülkiyet El

Kitabında da davacı markasının “tütün sektöründe “...” markası (eşit derecede

meşhur deve şekil markasıyla birlikte)” şeklinde bir bütün olarak tütün ürünlerine

yönelik tanınmış bir marka şeklinde kabul edildiğinin görüldüğü

anlaşılmaktadır. Bununla birlikte “...” ibaresi İngilizce’de “deve”

anlamına gelen bir sözcük olup bu anlamı itibariyle de yaratılmış ya da farazi

bir ibare olmadığı aşikardır. Dolayısıyla bu anlama gelen yabancı dildeki bir

sözcüğün, üçüncü kişilerce de farklı mal ve hizmet sınıflarında farklı hak

sahipleri tarafından da tercih edilebilecek bir sözcük olarak tercih edilmesinin,

her hal ve koşulda sadece davacı yan markalarının tanınmışlığından

yararlanma amacı taşıdığı yönünde bir yorumda bulunulması isabetli

olmayacaktır.

Her ne kadar dava konusu

ambalaj görselinden oluştuğu değerlendirilen markanın bir yüzünde Latin

alfabesinden harf karakterleri ile “... ... SONS” ibareleri markasal

nitelik arz edecek şekilde kullanılmış ve bu kullanıma konu 3 kelimeden ilki olan

“...” ibaresi ile davacı yanın “...” markaları arasında yalnızca

başlangıç harflerinden ibaret tek bir harf farkı bulunmakta ve bu harf farkkının

da görsel ve kavramsal olarak taraf markalarını oluşturan ibarelerin

farklılaşmasına yol açmamasından ötürü taraf markalarının bu unsurları

itibariyle aralarında benzerlik mevcut ise de dava konusu markanın davacı

yanın tanınmışlığı bulunan sektör ile bir ilişkisinin bulunmadığı, her iki markada arasındaki benzerlik düzeyinin görsel anlamdaki sair unsurlar, ek kelime

unsurları ve yine davacı yan markalarında yer alan bir başka tanınmış figür

olan “DEVE” figürüne dair doğrudan bir kullanım taşımamasından ötürü

tüketicinin, davacı markaları ile ilgisiz bir sektörde başvuru konusu edilmiş

dava konusu markayı gördüğünde, zihninde davacı markalarının

çağrışmayacağı gibi mevcut görsel ve sözcük unsurları ile başvuru konusu

edilen dava konusu markanın da davacı yanın tanınmış markalarına zarar

verecek sonuçlar doğurmayacağı anlaşılmıştır.

Dava konusu markanın tescil edilmek

istenildiği emtialar, davacı yanın fiili anlamda tanınmışlığı bulunan sektör ile

herhangi bir şekilde ilişkilendirilmesi mümkün olmayan mahiyetteki emtialara

yönelik olup tüketicinin anılan mallar üzerinde dava konusu marka ile karşı

karşıya kaldığında, zihninde, davacı yanın ilgili sektörde faaliyet göstermeye

başladığı yönünde bir algı edinmesi mümkün görülmemiştir. İşaretler arasındaki benzerlik düzeyinin düşüklüğü,

davacı yanın tanınmış markalarının sözcük ve şekil unsuru ile bir bütün halinde

dava konusu markada kullanılmamış olunması, dava konusu markanın birden

fazla ek ve ayırt edici sözcük unsuru ile birlikte tamamen farklı bir görsellikte

tescil başvurusuna konu edilmiş olunması gibi tüketicinin algısını etkileyecek

unsurlarda işaretler arasında yeterli düzeydeki uzaklaşma halinin, tüketicinin

dava konusu marka ile karşılaşması halinde, zihninde, herhangi bir şekilde

davacı markalarını oluşturmayacağı, dava konusu markanın tescilinin de

davacı markalarının sektörel bilinirliğine zarar verecek mahiyette bir sonuç

ortaya koymayacağı anlaşılmaktadır.

Dolayısıyla somut olayda davacı yan markasının tanınmışlığı bulunan

“tütün mamulleri” sektörü ile tamamen farklı bir mal grubu taşıyan dava

konusu markanın tescilinin, davacı yanın tanınmışlık temelli oluşan ayırt edici

karakterine zarar verebilecek ya da davacı yanın markasının tanınmışlığından

kaynaklı bir imaj transferini mümkün kılacak sonuçlar doğurmayacağı,

davalının tescil ettirmek istediği işaretin davacı yanın markasının

tanınmışlığından yararlanma amacını taşıdığının ortaya konulamadığı,

davalının tescil başvurusunun davacı markalarından haksız

yararlanma riski doğurduğu yönünde bir izlenimin doğmadığı, davacı yanın

markaları ayırt edici güce sahip olmakla birlikte İngilizce somut anlama haiz

bir kelime olarak (...) üçüncü kişilerce de farklı mal ve hizmetlerde tercih

edilme ihtimalinin mevcut olduğu, markalarda “... – ...” ibareleri

benzerlik teşkil etse de dava konusu markanın sahip olduğu sair sözcük ve

görsel unsurlarının bütünsel algıda yarattığı izlenimin, davacı yanın tanınmış

markalarını çağrıştırır başkaca bir özellike taşımadığı, somut uyuşmazlık konusu

markanın tescili kapsamında yer alan mal grubunda, tüketicinin “...

... SONS” ibaresinden oluşan marka ile karşı karşıya kalması halinde

herhangi bir şekilde davacı markalarının zihninde çağrışmayacağı, dolayısı ile

tanınmışlık temelli bir tescil engelinin somut olayda mevcut olmadığı anlaşılmaktadır.

Açıklanan nedenlerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi açıklandığı üzere:

1-Davanın REDDİNE,

2-Harçlar Yasasına göre hesaplanan 80,70-TL karar harcından peşin alınan 59,30-TL’nin mahsubu ile bakiye 21,40-TL’nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

3-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 15.000,00-TL maktu ücreti vekâletin davacıdan alınarak davalı TÜRKPATENT'e verilmesine,

4-Davacının yapmış olduğu yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,

5-Davalılar tarafından yargılama gideri sarfedilmediğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,

6-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatırana iadesine (HMK m.333),

Dair, verilen karar hazır olan taraf vekillerinin yüzlerine karşı tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde Bölge Adliye Mahkemelerinde istinaf yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. 22/11/2022

Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2021/165, K. 2022/375, 22 Kasım 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Dava
  4. Cevap
  5. Yargılama
  6. Gerekçe
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2021/165
Karar No
2022/375
Tarih
22 Kasım 2022

İlgili Kararlar

  • Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2021/166 K.2022/376
  • Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/166 K.2022/1078
  • İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/168 K.2022/682
  • İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2021/168 K.2022/145
  • İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/169 K.2022/870
  • Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/169 K.2022/1171

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.