KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 14 Mart 2024
- Esas no
- 2021/393
- Karar no
- 2024/114
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ....
- Mersis No
- ...
- Vekili
- Av. ... -...
- Davalı
- ...
- Mersis No
- ...
- Vekili
- Av. ... - ....
- Dava
- Marka Hükümsüzlüğü
- Dava tarihi
- 19/11/2021
- Kararın yazıldığı tarih
- 18/03/2024
Karar Metni
3.160 kelime·16 dk okuma·8 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin ... sayısı ile gerçekleştirdiği başvuruya, davalı yanın ... No.lu ".... ...", ... No.lu"...", ... No.lu "..." ve ...
No.lu "...soma ..." markalarına dayalı itiraz ettiğini, müvekkili başvurusunun kısmen reddolunduğunu, müvekkilinin inşaat, iş makinesi ve madencilik sektörlerinde faaliyet gösterdiğini, 1969 yılından bu yana faaliyetlerinin bulunduğunu, müvekkilinin bu faaliyetlerinde ... markasını kullandığını, müvekkili şirket ile davalı şirketin iştigal konuları göz önünde bulundurulduğunda davalı şirketin, müvekkili şirketin kendilerinden çok daha önceki faaliyetlerinden ve markasından haberdar olmama ihtimali bulunmamakta olup kötü niyetli şekilde "..." markasını tescil ettirdiğini,
müvekkilinin gerçek hak sahipliği nedeniyle markalarını 7. ve 37. sınıfta tescil ettirememesi neticesinde davalı adına ... no ile tescilli "..." ve ... no ile tescilli "..." markalarının hükümsüzlüğünü talep etme zaruretinin ortaya çıktığını iddia ederek ... no ile tescilli "..." ve ... no ile tescilli "..." markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davacı yanın ... sayısı ile gerçekleştirdiği başvuruya yönelik itirazlar sonucunda verilen kısmi ret kararının ... sayılı ... kararı sonucunda reddedildiğini, davacı iddialarının dayanaksız olduğunu, davacı yanın tescil ettirmek istediği markanın, kendi markalarından doğan hakları ihlal ettiğini, davacının kötü niyetli olduğunu, taraf markalarının açıkça benzer olduklarını, davacının bu tescil ile haksız rekabet ortamı yaratmak istediğini, davacının tescil ettirmek istediği marka kapsamında, kendi markaları ile çakışan mal ve hizmetlerin yer aldığını,
kendilerinin uzun yıllardır bu markayı kullandığını, 1998 yılından bu yana .... faaliyet gösterdiğini, 2001 yılından itibaren de yurtdışında faaliyetlere başladıklarını, karayolu taşımacılık faaliyetlerinde uzun yıllardır hizmet ettiklerini, yaklaşık 30 yıldır kesintisiz olarak ..., yarı ..., araç üstü ekipmanları tasarımı, imalatı ve ihracatı alanlarında faaliyet gösterdiklerini, “....” markasının sektörde bilinen bir marka olduğunu, davacı tarafın faaliyet alanının ise farklı olduğunu, kendilerinin taşımacılık sektöründe faaliyetleri varken, davacı yanın dilekçesinde inşaat, iş makineleri ve madencilik sektöründe faaliyetleri bulunduğunu,
davacının kendi sektörü dışında markasını tescil ettirmeye çalışmasının kötü niyetli olduğunu, davacı yanın markasını uzun yıllardır kullandığı iddiasına rağmen bugüne kadar markasını tescil ettirmemiş olmasının anlaşılabilir olmadığını, davacının tescil ettirmeye çalıştığı ibarenin, davacıdan önce farklı kişilerce de tescil edildiğini, kendilerinin “...” markasını ilk olarak 1999 yılında tescil ettirdiğini, davacı yanın kendi faaliyet alanı dışında gerçekleştirmeye çalıştığı tescilin kötü niyetli olduğunu, davacı yanca dosyaya sunulan delillerin 19. Sınıf malların kullanımına yönelik olduğunu,
davacının 07 ve 37. Sınıf mal ve hizmetlerde faaliyetlerinin bulunmadığını, kendi markalarının 06, 07, 12. Sınıf mallarda uzun zamandır kullanıldığını ve kazanılmış hakkı bulunduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalıya ait ... sayılı ve ... sayılı markaların hükümsüzlüğü koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
Bilirkişi kurulunca düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle:
- Davalı yana ait ... sayılı ...ve ... sayılı ...davalı markaları kapsamındaki 37. Sınıfta yer alan “İnşaat hizmetleri, inşaat araç-gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri.”; 42. Sınıfta “mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri” bakımından, davacı yanca dosya kapsamına sunulan bilgi ve belgeler ile yerinde yapılan incelemeler sonucunda ticari defter ve kayıtlar üzerinden temin edilen bilgi ve belgeler kapsamında, davacı yanın üstün ve gerçek hak sahibi olduğu,
- Dava konusu markalar kapsamında yer alan sair mal ve hizmetler yönünden davacı yanın üstün ve gerçek hak sahipliğinin ise mevcut olmadığı, davacı yanın özellikle 07. sınıf mallar bakımından da başvurusunun reddedildiği gerekçesi ile ileri sürdüğü itirazlar gözetildiğinde, davacı yanın anılan sınıfta yer alan genel anlamdaki iş makineleri kapsamında doğrudan bir üretim faaliyetinin mevcut olmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporu ve ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.
Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.
Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
6769 sayılı Kanunun 25. Maddesine göre;
“(1) 5 inci veya 6 ncı maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir.
(2) Menfaati olanlar, Cumhuriyet savcıları veya ilgili kamu kurum ve kuruluşları markanın hükümsüzlüğünü mahkemeden isteyebilir.
(3) Marka hükümsüzlük davası, dava tarihinde sicilde marka sahibi olarak kayıtlı kişilere veya hukuki haleflerine karşı açılır. Markanın hükümsüzlüğü davalarında Kurum taraf gösterilmez.
(4) Bir marka, 5 inci maddenin birinci fıkrasının (b), (c) ve (d) bentlerine aykırı olarak tescil edilmiş olup da kullanım sonucunda tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından hükümsüzlük talebinden önce ayırt edici nitelik kazanmışsa hükümsüz kılınamaz.
(5) Hükümsüzlük hâlleri, markanın tescil edildiği bir kısım mal veya hizmete ilişkin bulunuyorsa, sadece o mal veya hizmet yönünden kısmi hükümsüzlüğe karar verilir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Hükümsüzlüğü Talep Olunan Davalı Markaları Davacının Kullanımı
... ... ... + ... (06, 07, 12, 35, 37 ve 42. sınıf)
Eldeki dava, davalı adına ... numara ile tescilli "..." ve ... numara ile tescilli "..."markalarının hükümsüzlüğüne karar verilmesi talebine ilişkindir.
Dosyanın tetkikinden; davacı taraf üstün hak sahipliği iddiaları ile ilgili 27.09.2022 tarihli dilekçesi ile ticari defterlerin ve kayıtların bulunduğu adresin .... olduğunu beyan ettiği; dosya kapsamına davacı yanca sunulmuş deliller incelendiğinde.
1980 ve 1990’lı yıllara ait ticaret sicil gazetesi örnekleri, 1972, 1977 tarihli “...” konulu fatura örnekleri, İçerikleri okunamayan fatura örneklerini, 17.05.1995 tarihli Demiryollar, limanlar ve hava meydanları inşaatı kontrol başmühendisliği hitaben yazılmış bir adet yazıyı, 1994 tarihli Hazine İç Ödemeler ... yazı örneği, 16.10.1991 tarihli ... kesilmiş Hakediş fatura örneği, 01.04.1981 tarihli ... kesilmiş fatura örneği, 1988 tarihli kasa defteri noter tasdik örneğini, Muhtelif tarihlere ait teminat mektuplarını, davacı yanın .... ’ndan alınmış 1989 ve 1994 tarihli güvenlik yazıları,
09.06.2017 tarihli “iş makinesi kira gelirleri” konulu fatura örneği, davacıya kesilmiş fatura örnekleri, davacı yanın 20. Yıl katalogu aslı, davacı yanın 50. yıl katalog aslı, üzerinde tarih bilgisi yer almayan bir adet katalog aslı, içerisinde geçmiş yıllara ait çok sayıda fotoğraf ve video kaydı yer alan bir adet USB bellek (fotoğraf ve videolar davacı markalarının yer aldığı iş makineleri ve davacı tarafça gerçekleştirilmiş yol/yapı çalışmaları ve inşaat hizmetlerine yöneliktir.
Sunulan fotoğrafların üzerinde genel olarak tarih bilgisi yer almamakla birlikte eski tarihli yapılara yönelik fotoğraflar oldukları anlaşılabilmektedir) şeklinde delillerin sunulduğu; sunulan delillerin tamamında “...” ibaresinin markasal nitelikte kullanıldığı görülebilecek olup davacı yan faaliyetlerinin esasen yol/inşaat hizmetleri, mühendisliği ve projelerinde yüklenici olarak görev aldığı, hususiyetle kamu kurumları için bu projeleri gerçekleştirdiği;
dosyaya sunulan bu delillerin yanı sıra 06.01.2023 tarihinde davacı yana ait hem .... adresine yerinde defter incelemesi yapılmış hem de davacı yanın defterlerinin bir kısmının davacıya ait asıl şantiyede bulunduğunun belirtilmesi nedeniyle .... 'da bulunan şantiye alanında gidildiği, dosya kapsamına davalı tarafça sunulmuş deliller incelendiğinde ise, ...
2019 yılı Faaliyet Raporu, tarih bilgisi yer almayan fotoğraflar, üzerinde tarih bilgisi yer almayan tanıtım dokümanları, 14.10.2021 tarihli bayilik yetki belgesi örneği, ... dergisi Mayıs – Haziran 2021 sayısı içeriği, davacı yanın damperli ... satışı yaptığına yönelik 2009, 2010, 2011, 2012, 2014, 2015,2016 tarihli satış fatura örnekleri, davacı yana kesilmiş 2014, 2015, 2016 tarihli, ... malzemelerine yönelik satış fatura örnekleri, 3.04.2020 tarihli “....” içerikli bir adet fatura örneği, 2017, 2018, 2019, 2020, 2021 tarihlerine yönelik ... ve parçalarına yönelik satış fatura örnekleri, davalı yana ait Ticaret sicil kayıtları,
kapasite raporları, faaliyet belgeleri (davalı yanca sunulan kayıtlardan ...
2009 yılında kaydedilerek kurulan şirketin “... (...) ve yarı ... imalatı (karavan tipinde olanlar ve tarımsal amaçlı olanlar hariç) alanında faaliyet gösterdiği görülmektedir.), 2015 tarihli fuar katılım belge, fatura ve fotoğrafları vs. delillerin sunulduğu, sunulan bu delillerde davalı yan kullanımlarının “...” markasal unsuru ile gerçekleştirildiği, davalının çok uzun yıllardır .../yarı .../damperli ... üretim ve satışı faaliyetlerinde bulunduğu, anılan faaliyetlerin davalı yanın tescilli markaları kapsamında 12. Sınıfta ve 35.05 alt grubunda 12. Sınıftaki malların satışında özgülenmiş hizmetlerde de açıkça yer aldığı,
davalı yanın bu faaliyetlerinde 2009 yılına dek kullanımlarını somut olarak belgeler ile ortaya koyduğu görülmüştür.
Tüm dosya kapsamına göre yapılan incelemeler neticesinde ve bilirkişi raporlarında da izah edildiği üzere; davacı yana ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde 06.01.2023 tarihinde yerinde yapılan incelemeler sonucunda: davacı şirketin 2013 ila 2015 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin kağıt ortamında tutulduğu, 2016 ila 2018 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin e-defter olarak tutulduğu, ilgili yıllara ilişkin yevmiye ve defter-i kebirlerinin açılış beratları ile kapanış beratlarının zamanında ve usulüne uygun olarak GİB'e gönderildiği, imzalı beratların zamanında alındığı, kayıt nizamı hükümlerine göre “Türkçe” tutulduğu,
davacının defter kayıtlarının kendi içinde uyumlu olduğu; davacı şirketin ana faaliyet konusunun inşaat işleri, yol yapımı ve asfalt yapım işleri olduğu, davacı şirketin ticari defter kayıtlarının dayanağını oluşturan alış/satış faturaları, makbuzlar ve diğer tüm belgeler gözden geçirilerek, davacı şirket tarafından 2004 ila 2018 yılları arasında düzenlenen faturaların içeriğinin (yıllık ortamama) %83 ila %85’nın ana faaliyet konusu olan inşaat taahhüt işleri, yol yapımı ve asfalt yapımı işleriyle ilgili olduğu, arada kalan %10-%15’nin ise iş makinesi kiralanması, kurulan tesislerin kiralanmasına ilişkin olarak kesilen faturalar olduğu;
davacı şirket tarafından 2004 ila 2018 yıllarında toplam 1466 adet fatura düzenlediği bunun 173 adetinin kira bedeli içerikli olduğu, 2004 ila 2018 yılları arasısında ortalama (173/1466=) %11,80 oranıda kira geliri içerikli faturalar düzenlendiği, her yılda iki üç adet faturanın da almış olduğu iş makinelerinin ikinci el satışıyla ilgili olduğunun tespit edildiği, bunun yanı sıra davacı işyerlerinde yapılan tespitlerde kullanımların varlığı ile birlikte davacının yüklenicisi olduğu projelerden örnek kullanımların varlığı bulunduğu,
gerek dosya kapsamında mevcut deliller gerekse de yerinde yapılan tespitler sonucunda elde edilen bilgi ve belgeler çerçevesinde davacı yanın inşaat/yol projelendirme ve asfalt işlerine yönelik faaliyetlerinin çok eskiye dayandığı, çok uzun yıllardır bu alanda faaliyet gösterdiği, birçok yol çalışmasında yüklenici olarak görev aldığı, bu faaliyetlerinde ... markasını aktif olarak kullandığı hususlarının somut bilgi ve belgeler ile gözlemlenebildiği konusunda bir tereddüt bulunmadığı,
davacı yanın faaliyetlerinde çok uzun yıllardır “inşaat makinelerinin kiralanması” yönünde de ciddi ve süreklilik arz ettiği tespit edilebilen kullanımlardan bulunduğu, 2017 yılı öncesinde genel faaliyetlerine yaklaşık %10’unun bu iş makinelerinin 3. Kişi ve kuruluşlara kiralanması noktasında toplandığı, 2017 yılında ise kira geliri içerikli faaliyetlerin oldukça yükseldiği; bahsi geçen sektör ve verilen hizmetin niteliği gözetildiğinde, davacı faaliyetlerinin %10-15 lik bölümünün iş makinelerinin kiralanmasına yönelik hizmetlerin, bu alandaki hak sahipliğinin ortaya konulması açısından da yeterli olduğu;
bununla birlikte davacı yanın doğrudan doğruya iş makinelerinin alım satımı faaliyeti ile iştigal etmediği, daha ziyade mülkiyeti kendisinde bulunan iş makinelerinin, zaman içerisinde değişen ihtiyaçlara yönelik olarak elden çıkartılması amaçlı satışlarının yapıldığı görülmüş ise de bu noktada davacı yanın “...” markası altında doğrudan doğruya bir alım – satım faaliyetinin bulunmadığı gibi davacı yanın kendisinin de bir makine üreticisi olmadığı, farklı markalar altında satın aldığı iş makineleri üzerine kendi markasını taşıyan etiket/tanıtıcı logoları yerleştirmesinin, tüketici nezdinde reklam amaçlı olarak algılanacak olduğu,
tüketicinin bu araçların/makinelerin davacı yanca üretildiği yönünde bir algı edinmeyeceği; davacı yanın 2000’li yılların başından itibaren aktif olarak asfalt plent tesisi işlettiği ve özellikle belediyeler olmak üzere 3. Kişilere asfalt ürünü satışı gerçekleştirmiş olduğu da davalı defter ve kayıtlarından görülebildiği, dolayısıyla tüm bu deliller çerçevesinde davacı yanın temel anlamdaki faaliyet alanın “inşaat ve proje mühendisliği hizmetleri” , “iş makinelerinin kiralanması”, “asfalt üretim ve satışı” alanında olduğunun anlaşıldığı;
bu faaliyet alanları itibariyle dava konusu markalar kapsamında 37. Sınıfta yer alan “İnşaat hizmetleri, inşaat araç-gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri.”.
42. Sınıfta “mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri” bakımından örtüştükleri; bununla birlikte davacı yanın bu faaliyetlerinde ... markasını doğrudan doğruya kullandığı (daha eski yıllardaki faaliyetlerinde logonun nispeten daha değişik olduğu gözlenmiş ise de, bu durumda davacı yanın markasal kullanımlarının “...” ibaresi üzerinden yürütüldüğü tespitini değiştirmemektedir), “...” ibaresinin sekiz harf ve tek kelimeden oluşan bir marka olduğu, davalı yanın hükümsüzlük talebine konu markalarının ise ...+... ve ... gibi şekillerde olduğu,
davalının markalarının da sekiz harf ve tek kelimeden oluştuğu, “...” – “...” esas unsurlarına sahip bu markalar arasında yalnızca beşinci sıralarında yer alan “m-n” harfleri bakımından taraf markalarının farklılaştığı görülmekte ise de birbirine sesçil olarak son derece yakın harfler olan “m-n” harflerinden ibaret bu farklılığın, uyuşmazlık konusu inşaat makineleri, inşaat hizmetleri vb. hizmetlerin ilgili tüketicilerinin nitelik ve dikkat düzeyi yüksek dahi olsa, ilgili tüketiciler tarafından markaların birbirlerinden ayırt edilmelerini mümkün kılmayacağı;
bu çerçevede davacı yanın, davalı yana ait markaların başvuru tarihleri itibariyle üstün ve gerçek hak sahipliği somut bilgi ve belgeler ile ortaya koyabildiği değerlendirilen hizmetler bakımından, dava konusu markalar kapsamındaki 37. Sınıfta yer alan “İnşaat hizmetleri, inşaat araç-gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri.”nde davacı yanın doğrudan üstün ve gerçek hak sahipliğinn bulunduğu,
keza yine dava konusu markada yer alan 42. Sınıfta “mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri” bakımından da dava yanın bu üstün ve gerçek hak sahipliğinin, bu faaliyetlerin birbirlerini tamamlayan, biri olmadan diğerinin tamamlanması mümkün olmayan faaliyetler olmasından ötürü, bulunduğunun kabulü gerekeceği, bununla birlikte davalı markalarında yer alan sair mal ve hizmetler açısından ise, davacı tarafça dosyaya sunulan delillerin, davacı yanın SMK m. 6/3 kapsamında bir hakka sahip olduğu konusunda kanaate varılması için yeterli görülemediği anlaşılarak;
davalı yana ait ... sayılı ve ... sayılı davalı markaları kapsamındaki 37. Sınıfta yer alan “İnşaat hizmetleri, inşaat araç-gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri.”.
42. Sınıfta “mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri” bakımından, davacı yanca dosya kapsamına sunulan bilgi ve belgeler ile yerinde yapılan incelemeler sonucunda ticari defter ve kayıtlar üzerinden temin edilen bilgi ve belgeler kapsamında davacı yanın üstün ve gerçek hak sahibi olduğu, dava konusu markalar kapsamında yer alan sair mal ve hizmetler yönünden davacı yanın üstün ve gerçek hak sahipliğinin ise mevcut olmadığı,
davacı yanın özellikle 07. sınıf mallar bakımından da başvurusunun reddedildiği gerekçesi ile ileri sürdüğü itirazlar gözetildiğinde, davacı yanın anılan sınıfta yer alan genel anlamdaki iş makineleri kapsamında doğrudan bir üretim faaliyetinin mevcut olmadığı kabul edilerek aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 127,10-TL
GİDER AVANSI :4.613,00-TL
TOPLAM :4.740,10-TL
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2021/393, K. 2024/114, 14 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama