KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2024
- T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2022/101 Esas - 2024/16
- Esas no
- 2022/101
- Karar no
- 2024/16
- Hakim
- ....
- Katip
- ...
- Davacı
- ....
- Mersis No
- ....
- Vekili
- Av. ....
- Davalılar
- 1- ....
- Vekili
- Av. ....
Karar Metni
2.224 kelime·11 dk okuma·8 bölüm
2-.... Mersis No: ...
DAVA
Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 23/03/2022
KARAR TARİHİ : 08/02/2024
YAZILDIĞI TARİH :22/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı taraf vekili dava dilekçesi ve sair beyanlarında özetle; müvekkilinin tanınmış ... markalarının sahibi olduğunu, davalı yanın .... sayısı ile gerçekleştirdiği marka başvurusuna yönelik itirazlarının Kurum tarafından reddolunduğunu, verilen kararın hatalı olduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, .... sayısı ile tanınmış markaların sicilinde kaydı olduğunu, davalı yanın markasında “...” sayısının yer aldığını, “....” ve “...” sayılarının tüketicilerce müvekkili ile ilişkilendirileceğini, müvekkilinin “...” markasının yanı sıra “...” markasının da bulunduğunu, davalı tarafın 35. Sınıftaki tescil başvurusunun,
müvekkili markalarının kapsamındaki emtialar ile doğrudan aynı olduğunu, davalı yanın kötü niyetle bu başvuruyu yaptığını iddia ederek ... sayılı ... kararının iptalini ve dava konuş .... sayılı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen .... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu ''... çeşit pazarı'' ibaresinin 35. Sınıf hizmetlerde tescili amacıyla 25.11.2020 tarih ve .... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 01.03.2021 tarih ve 367 sayılı bültende ilan olunduğu, anılan ilana karşı davacı yanın önceki tarihli “...” ve “...” markalarına dayalı olarak itirazda bulunduğu, bu itirazların ... tarafından haklı bulunmayarak reddolunduğu, söz konusu karara karşı davacı tarafça yeniden itiraz edilerek, başvurunun bir kez daha reddinin talep olunduğu,
davacı itirazını değerlendiren ...’nun 18.01.2022 tarih ve ... sayılı kararı ile; '' (...) Yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların bütün olarak değerlendirildiğinde, görsel, işitsel veya anlamsal düzeyde ilişkilendirme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırma ihtimaline yol açabilecek derecede benzer olmadıkları kanaatine ulaşılmıştır.
Zira işbu başvuruda yer alan "..." ibaresi kendinden sonra gelen "çeşit" ve "pazarı" ibaresiyle birleşip "... çeşit pazarı" şeklinde bir bütün olarak algılanmaktadır. Markalar arasında karıştırılma ihtimaline yol açabilecek derecede benzerlik bulunmadığından muterizin iddiaları kabul edilebilir nitelikte bulunmamış ve iş bu itirazın reddi gerekmiştir.
Markalar benzer görülmediğinden kullanımın ispatı değerlendirmesi yapılmamıştır.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi tarafından düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle:
Dava konusu marka kapsamında 35. Sınıfta yer alan hizmetlerin tamamının, davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında da aynı -aynı tür olarak yer aldığı, taraf markalarını oluşturan ibarelerin bütünsel anlamda yarattıkları somut farklılık hali ile birlikte ortak unsur olan “...” ibaresinin rapor kapsamında açıklanan ayırt edici niteliğinden kaynaklı tüketicinin işaretler arasında herhangi bir yanılgı yaşama ihtimallerinin bulunmadığı, SMK m. 6/3 koşullarının somut olayda oluşmadığı, SMK m. 6/5 koşullarının somut olayda oluşmadığı, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.
Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.
Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları .... çeşit pazarı ... (35. sınıf) ... ... ... ... ... ... ... (35. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu marka kapsamında yer alan 35. Sınıf hizmetlerin tamamının, davacı yanın önceki tarihli markalarının neredeyse tamamı kapsamında birebir yer almakta olduğu, anılan hizmetler bakımından ayrıntılı bir karşılaştırma yapılmasına gerek olmaksızın, taraf markalarının benzer tüketici gruplarına hitap eden, benzer ihtiyaçları karşılayan, satış, sunum ve dağıtım kanalları ortak olan, birbirini tamamlayıcı ya da birbiri yerine tercih edilebilir mahiyette oldukları;
bununla birlikte davacı yanın bir kısım eski tarihli markalarının, önceki sınıflandırma tebliğleri doğrultusunda 35.sınıftaki “mağazacılık hizmetlerini” genel ifadelerle içerdiği, uygulamada genel nitelikte tanımlanan bu hizmetlerin, 35. Sınıf altında spesifik olarak sınıflandırılmış hizmetler ile doğrudan aynı ya da benzer olarak görülemeyeceği görüşünün hakim görüş olarak kabul edildiği,
dolayısıyla Yüksek Mahkemenin de benimsediği üzere 35. sınıf mağazacılık hizmetlerinde önceki tebliğlere göre "genel olarak" tescilli önceki markalar ile aynı sınıfta spesifik olarak bazı mallara özgülenerek sınırlandırılmış sonraki tarihli markaların kapsamındaki emtiaların doğrudan aynı ya da aynı tür olarak kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi doğrudan benzer olarak dahi görülmedikleri; ancak bu durum davacı yanın sair markaları ile dava konusu markanın başvuru kapsamında yer alan tüm hizmetler bakımından aynı tür hizmetleri kapsadıkları yönündeki tespiti değiştirmediği anlaşılmıştır.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu ... çeşit pazarı şeklindeki ibarenin şekli unsur taşımaksızın sayı ve sözcüklerden oluşan bir bileşke marka olduğu, “...” ibaresinin bir sayı olduğu, bununla birlikte “... çeşit” ibaresinin esasen günlük hayatta da kullanılan bir tamlama olduğu, çok çeşitliliği ifade eden, ortalama zekadaki bir tüketicinin de anlamını derhal algılayabildiği bir ibare olduğu, “pazar” kelimesinin ise uyuşmazlık konusu hizmetler açısından jenerik bir kavram olduğu, başvurunun bu haliyle unsurlarına bölünmeksizin “... çeşit pazarı” olarak bütün bir tamlama halinde algılanacağı anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacı yanın önceki tarihli markaları ise genel olarak “...” şeklinde olup bu markalarının kurumsal imajını yansıtan görselinin de esasen şeklinde olduğu, davacı yanın bu ibareyi sabit tutarak çok sayıda seri marka yarattığı, bu seri markalar arasında ... ve .... gibi alternatif versiyonların da bulunduğu; söz konusu markaların tamamının, dava konusu markada olduğu gibi kalıpsal bir oluşuma sahip olduğu, başka bir ifadeyle münhasıran “....” ya da “...” ibarelerinin davacı markalarının esas unsurunu oluşturduğundan bahsedilemeyeceği, markaların kurumsal kimliğini “...”, “...” gibi tamlamaların bütününün oluşturduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
... 'nun 08.06.2016 gün ve... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli markalar ile davalının "... çeşit pazarı" ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı,
her iki taraf markasının ortak olarak “...” sayısını içermelerine rağmen, ortalama bir tüketicinin, taraf markalarının bütünsel algılarında salt bu ibare nedeniyle oluşan benzerlikten ötürü bir yanılgı yaşama ihtimali bulunmayacağı, ... ifadesinin binbir gece masalları, binbir çeşit gibi toplumsal bilinirliğinin bulunduğu,
dava konusu markanın tüm unsurları ile bir bütün halinde algılanacağı, kaldı ki tüketicinin “...” sayısını ihtiva eden çok sayıda markayı özellikle de uyuşmazlık konusunu da oluşturan 35. Sınıftaki satış hizmetlerinde günlük hayatta, internet satış sitelerinde ve birçok noktada tecrübe etmiş olma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olduğu, zira anılan ibarenin kavram olarak “çok çeşitliliği” vurgular niteliğinden ötürü yaygın bir şekilde tercih edildiği,
bu nedenle anılan ibareye güçlü bir markasal vasıf da yüklemeyeceği, somut olayda anılan ibarenin kullanımı biçiminin kurumsal kimliklerine olan etkisinin birbirinden somut bir biçimde farklılaştığı, işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde,
davalının "... çeşit pazarı" markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı, taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı;
“davacının önceye dayalı kullanım” iddiası yönünden dosya kapsamına sunduğu somut deliller olmadığı gibi davacı kullanımlarının önceki tescilli markaları kapsamı dışında, dava konusu marka ile benzeşen mahiyette, dava konusu markanın esas unsurunu ihtiva eder nitelikte gerçekleştirildiğini gösterir de hiçbir delilin mevcut olmadığı, taraf markaları arasındaki ilişkinin SMK m. 6/1 kapsamında zaten tartışıldığı ve bir kanaate varıldığı durumda, SMK m. 6/3 kapsamında ayrıca bir incelemenin davacı lehine üstün bir hak sağlamayacağı da dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip .... Hakim .... · e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/101, K. 2024/16, 8 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama