KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 7 Mart 2024
- Esas no
- 2022/133
- Karar no
- 2024/92
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ...
- Mersis No
- ...
- Vekili
- Av. ... - [....
- Davalı
- 1- ... Mersis No: ...
Karar Metni
2.695 kelime·13 dk okuma·14 bölüm
....
VEKİLİ
Av. ... - ... DAVALI : 2- ... VEKİLİ : Av. ....
DAVA
Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 14/04/2022
KARAR TARİHİ : 07/03/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 25/04/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkili şirketin “....” seri markalarının sahibi olduğunu, "...." ibareli markaları ...nezdinde tescilli olduğunu, müvekkil firmanın, çok uzun bir süredir istikrarlı bir şekilde yüksek bütçeli reklam, promosyon ve diğer tanıtım faaliyetlerinde bulunmuş ve bu faaliyetlerine de her sene artan bütçeler ile devam ettiğini, "...." markasını, tüm iş dallarında ve iştigal alanlarında bilinen, meşhur bir marka haline getirdiğini, bu sebeple müvekkilin ... ve devamındaki markaları ...nezdinde tescil edilmiş olup;
marka tescilinin sağladığı korumadan yararlandığını, müvekkili şirketin, "..." ve benzeri ibareli markaların sahibi olduğunu, Türkiye genelinde 500 adet "...." markası adı altında mağaza işlettiğini, 2001 yılında kurulan "..." Türkiye'de, Ayakkabı Marketi Sisteminin öncülüğünü de yapan bir mağazalar zinciri olduğunu, "...." mağazalarında;
"..." markası adı altında ayakkabı, bot, çizme terlikler, patikler, kemer, çanta ve benzeri birçok ürün satıldığını, Türkiye Genelinde "..." markası ile tanınmış olduğu gibi dünya çapında 33 ülkeye de ihracat yaptığını, müvekkil firmaya ait ... markasının .... başvuru numarası ile tanınmış marka olarak ...nezdinde tescil edildiğini, tanınmış marka olan müvekkili firmaya ait markanın tüm sınıflarda korunması gerektiğini, müvekkili şirketin Türkiye’ de tanınmışlığı en yüksek ilk 3 firmadan biri olduğunu, davalı markasının “....” olduğunu, davalının markasına eklediği “...” ibaresinin anılan markaya herhangi bir ayırt edicilik katmadığını,
zira “...” ibaresinin ...’ un kısaltması olduğunu, bu kısaltmanın söz konusu markaya bir farklılık katmadığını, ...’un, müvekkili şirketin merkezinin bulunduğu il olduğunu, bundan dolayı tüketiciler nezdinde markalar arasında bir işletmesel yada organik bağ kurma ihtimali ve markaların aynı firmaya ait olduğu zannına kapılmalarının kuvvetle muhtemel olduğunu, davalının markasına “...” ibaresini ekleyerek oluşturmuş olmasının ve müvekkil markalarına benzetmeye çalışmasının açıkça davalının kötüniyetli ve haksız kazanç elde etme amacında olduğunu gösterdiğini, davalının tescil ettirmeye çalıştığı markasının,
müvekkilinin tescilli markası olan “...” markası ile de karıştırılma ihtimali olan bir marka olduğunu, davalının, müvekkilin “...” markası üzerinde tek bir harf değişikliği yaparak müvekkilinin markasında yer alan “...” harfini “...” harfi ile değiştirdiğini, müvekkili markalarında biri olan "...." markasının ... nezdinde 03, 09, 14, 03, 04, 05, 06, 07, 08, 09, 10, 11, 12, 13, 14, 15,16,17,18,19,20,21,22,23,24,25,26,29, 30, 31, 32, 33, 34, 35,..Sınıflarda tescilli olup, tanınmış marka olarak korunduğunu, davalının müvekkili markalarından haberdar olmamasının mümkün olmadığını,
davalı markası olan "...." markasının müvekkiline ait "...." markalarının alt bir markası veya marka serisi olarak değerlendirileceğini, "....” markasının aynı sınıfta tescil edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalı yanın müvekkilinin markasının yıllar içinde oluşturulmuş ayırt ediciliğinden yararlanmak istediğini, dava konusu markanın müvekkili markaları ile karıştırılma ihtimalinin son derece yüksek olduğunu, müvekkilinin “...” ibaresi ile çok sayıda tescilli markasının bulunduğunu, müvekkili markalarının tanınmış olduğunu, davalının müvekkili markalarından yararlanmayı amaçladığını, davalının kötü niyetli olduğunu,
iddia ederek ... kararının iptali ve dava konusu markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı şirket davaya cevap vermemiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "..." ibaresinin 25. ve 35. sınıf emtialarda tescili amacıyla 2.11.2020 tarih ve .... sayısı ile gerçekleştirildiği görülen marka başvurusunun yapılan ilk incelemeler sonrasında 29.03.2021 tarih ve 369 sayılı marka bülteninde ilan olunduğu, anılan ilana karşı davacı yanın önceki tarihli .... sayılı "...." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali tanınmış marka ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle “...” esas unsurlu markaların dayalı olarak itirazda bulunduğu, anılan itirazların ... kararı sonucunda reddine karar verildiği,
söz konusu ret kararına karşı davacı yanın bir kez daha itirazda bulunulduğu, itirazları inceleyen ...’nun 22.03.2022 tarih ... sayılı kararı neticesinde özetle; “.... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "...", "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali tanınmış marka ve kötü niyet gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.” İnceleme sonucunda,
ilgili tüketicilerin "..." ibareli başvuru ile "..." ibaresini baskın/esas unsur olarak içeren itiraz gerekçesi markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle, markalar arasında karıştırılma, ilişkilendirilme veya tanınmışlık nedeniyle ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varılmıştır. İtiraz ekinde başvurunun kötü niyetle yapıldığını gösteren kanıtlar sunulmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde kanaat oluşmadığından, kötü niyet gerekçeli itiraz kabul edilmemiştir.
Son olarak, itiraz sahibinin emsal kararlar gerekçeli itirazı, farklı markalar hakkında verilen kararların incelenen başvuruyla ve bu başvuru hakkındaki kararla bağlantısının bulunmaması nedeniyle haklı bulunmamıştır.'' gerekçeleriyle ... tarafından itirazın reddine dair karar tesis edildiği; eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA /EK RAPORDA özetle:
-Dava konusu .... sayılı marka başvurusu kapsamında yer alan 25. ve 35. Sınıf emtiaların tamamının davacı yanın önceki tarihli markaları kapsamında aynı sınıfta yer alan emtialar ile aynı, aynı tür olduğu,
-Başvurunun, davacı yanın seri marka ailesi ile karıştırılma ihtimali doğurabilecek düzeyde benzer bir algı yarattığı,
-Dava konusu markanın tescilinin davacı yan markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlama ve davacı yanın ilgili piyasada oluşturduğu/oluşturmaya çalıştığı ayırt edici karakteri zedeleyeceği, bu nedenle tanınmışlığa dayalı olarak da davacı markalarının korunması gerektiği,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporu ve ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.
Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.
Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları ... ... (25, 35. sınıf) ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... ... (02, 03, 07, 09, 10, 14, 16, 18, 24, 25, 27, 28, 35, 38, 41, 42. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında. Dava konusu marka başvurusu 25. Sınıfta yer alan tüm alt gruplar ve 35. Sınıfta yer alan 01-02-03-04. Alt gruplar ve 05. Alt grupta 1-34. Sınıflarda yer alan tüm malların satış hizmetleri kapsadığı, davacı markaları ise 02., 03., 07.,09., 10.,14.,16., 18.,24., 25.,27.,28., 35. Sınıfta yer alan 01-02-03-04. Alt gruplar ve 05. Alt grupta (01-34 yer alan tüm malların satış hizmeti), 38., 41.,42.
Sınıfta yer alan sınıfları kapsadığı, dava konusu markanın kapsamında yer alan 25. Sınıf malların, davacı şirketin redde mesnet göstermiş olduğu markalarının kapsamındaki 25. sınıf malları ile aynı olduğu, ayrıca, davaya konu marka kapsamında 35. Sınıfında yer alan tüm alt gruplar ve 35.05. alt grubunda yer alan hizmetlerin davacı şirketin redde mesnet göstermiş olduğu markalar kapsamında yer alan malları ile aralarında mal hizmet ilişkisi bulunması ve yine davacı şirketin redde mesnet markaları kapsamında 35.05 alt grupta yer alan satış hizmetleri ile aynı olduğu görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu markanın ... ibareli marka olduğu, markanın dikdörtgen bir siyah zemin üzerinde beyaz renk ile baş harfi büyük geri kalan harfleri küçük olacak şekilde tasarlandığı ve kelime markası olduğu, anılan ibarenin ingilizcede “akışçı” anlamına geldiği, markanın bütün olarak “...-...” şeklinde telaffuz edilerek algılanacağı anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacının bazı markaları tek başına “...” ibaresinden, bazı markalarında ise ... ibaresi ile beraber ek bazı sözcük ve şekillerden oluşmakta olduğu, markaların baskın sözcük unsurunun “...” ibaresi olduğu, davacı yanın şekil unsuruna haiz markasında da tüketicinin markayı tanımlarken ifade edeceği ibarenin yine “...” kelimesi olacağı, bu anlamda davacı markalarının esas unsurunun “...” ibaresinin kendisi olduğu, ... kelimesi etrafında oluşturduğu seri bir marka ailesinin yer aldığı anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
.... 'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde;
dava konusu marka her ne kadar “...” şeklinde oluşturulmuş ve markanın son sesi olan “...” eki nedeniyle, davacı yan markalarından bu anlamda bir farklılık taşımakta ise de markanın başında yer alan “...” ibaresinin taraf markalarında aynı oldukları ve aynı sesi verdikleri, anılan ibarenin dava konusu marka içerisinde bağımsız karakterini ve sözcüksel bütünlüğünü koruyacak şekilde varlığını sürdürdüğü,
başka bir ifadeyle “...”ekinin, dava konusu marka içerisinde “...” ibaresi ile birlikte yazılmasının oluşan bütünde ...-... olarak telaffuz edilirken davacı markaları ... (+ ek ibareler) şeklinde telaffuz edileceği, bu çerçevede ibarelerin söyleniş tarzları, kulakta bıraktıkları tını, ses uyumları, vurguları gözetildiğinde, taraf markalarının işitsel anlamda benzerlik olduğu,
bu nedenle taraf markaları arasında “...” ibaresi ve bu ibarelerin taraf markalarındaki kullanım biçimleri itibariyle görsel anlamda düşük, işitsel anlamda yüksek bir benzerlik bulunacağı gibi kavramsal olarak da her iki marka içerisinde de “...” ibaresini gören tüketici açısından, bu ibarenin anlamı bilinmese de aynı kavramsal kökene işaret eden bir unsur olarak algılanması kuvvetle muhtemel olacağı, kaldı ki davacı yanca, dosya kapsamına emsal olarak sunulan çok sayıdaki mahkeme kararında da “...” ibaresinin, sonraki marka başvurularında, benzer şekillerdeki kullanımlarının,
tüketici nezdinde yanılgı doğurabileceği yönünde hükümler kurulduğu, işaretlerin bütünsel algı itibariyle birbirleriyle ilişkilendirilebilirliği karşısında sadece sıradan, makul düzeyde dikkate sahip olan alıcı kitlesinin değil dikkat/özen/bilgi/bilinç seviyesi yüksek olan alıcı grubunun bile yanılgı yaşaması, önceki ile sonraki markayı ilişkilendirme ve zihinde çağrıştırma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olması, karşılaştığı markalardan hangisinin hangi tarafa ait marka olduğunu ilk bakışta anlayamaması ihtimali bulunduğu,
kaldı ki, tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu düşünebileceği ve yanılgı yaşamasının mümkün olabileceği, dolayısıyla tüketicinin iki marka arasında idari/iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesinin iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olarak görüleceği, “...” ibareli davalı markası ile “...” esas unsurlu davacı markaları arasında benzerlik ve iltibas tehlikesi bulunduğu,
dava konusu markayı gören tüketicinin, davacının bildiği ve tanıdığı markalarından biri olduğu algısı ve güvencesiyle hareket ederek tercihlerini yönlendirme ihtimalinin, davalı lehine aynı zamanda haksız bir menfaat sağlayarak davacının markalarının bilinirliğinden yararlanma sonucunu doğurabileceği, dava konusu markanın bu şekilde kompoze edilmesinin ilgili tüketicinin ilgisini çekmek ve ilgili kesmi, bu kapsamında yer alan emtialara yönelendirme sonucunu doğurabileceği, bunun neticesinde ise davacının marka kimliğinin ve piyasada oluşturmaya çalıştığı ayırt ediciliğin zedelenmesi sonucunu doğurabileceği,
tüm bu nedenlerle her ne kadar taraf markaları karıştırılma ihtimali çerçevesinde yapılan değerlendirmelerde benzer görülmüş ise de davacı yanın aynı zamanda tanınmışlık nedeniyle de dava konusu markanın varlığını engellemesi mümkün görüldüğü, davacı markasının tanınmışlığının, ... ibareli davalı markası bakımından tescil engeli yarattığı anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm verilmiştir.
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 172,90-TL
GİDER AVANSI :5.441,00-TL
TOPLAM :5.613,90-TL
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/133, K. 2024/92, 7 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama