KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 7 Mart 2024
- T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2022/228 Esas - 2024/95
- Esas no
- 2022/228
- Karar no
- 2024/95
- Hakim
- ....
- Katip
- ...
- Davacı
- ....
- Vekili
- Av. ....
- Davalı
- 1- ....
- Vekili
- Av. ....
- Davalı
- 2- ...
- Vekili
- Av. ....
- Dava
- Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
- Dava tarihi
- 20/06/2022
- Kararın yazıldığı tarih
- 13/05/2024
Karar Metni
2.602 kelime·13 dk okuma·8 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin, “...” ve “...” markaları ile pazara ürünlerini sunduğunu, ... nezdinde 1994 yılından bu yana tescilli olan markalarını uzun yıllardan beri kullanarak ayırt edicilik kazandırdığını, ... ibaresinin TANINMIŞ marka olduğunu, ... ve ... esas unsurlu birçok seri markanın maliki olduğunu, markalarını gerek yurt içinde gerekse de yurt dışında tescilli olarak uzun yıllardan beri yoğun ve ciddi surette kullandığını, ... markası üzerinde öncelik ve üstün hak sahibi olduğunu, davalı adına ... no sayılı ... ... ... ibareli markanın ilanına yapılan itirazın ... ve ... tarafından reddedildiğini,
davalı firma tarafından tescili talep edilen ... ... ... ibareli markanın, müvekkilinin “...” ibaresini esas unsur olarak kullandığını, dava konusu markada yer alan sair unsurların markaları farklılaştırmadığını, davalı tarafa ait “... ... ...” ibareli marka başvurusunun kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin “...” markalarının herkesçe bilindiğini, davalının salça konserveleri incelendiğinde, markaların kullanımı ve kullanıldığı ambalajların da müvekkili ile birebir aynı olduğunu, davalının kasten müvekkil markası ile karıştırılmaya yol açacak şekilde markasını dizayn ettiğini, markada yer alan “... ...” ibaresinin oldukça küçük şekilde,
markada görülmeyecek şekilde yer aldığını, markalar arasında yazılış okunuş ve telaffuz bakımından ayniyet olduğu gibi her iki markanın da kullanılmak istendiği sınıfların da aynı olduğunu, bu hizmetlerden yararlanacak tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu belirterek ... ...’nın 28.04.2022 tarih ve ...sayılı kararının İPTALİNE, ... sayılı 29 ve 30. sınıfta yer alan mallarda tescil başvurusu yapılan ... ... ... ibareli marka tescil edilmişse, HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE SİCİLDEN TERKİNİNE karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalının cevap dilekçesinde özetle; taraf markaları arasında SMK m.6/1 uyarınca karıştırılma ihtimalinden bahsedilemeyeceği gibi, davacı tarafından ileri sürülen “başvuru konusu markanın davacının seri markalarından olduğu algısı yaratıldığı” yönündeki iddiaların kabulü mümkün olmadığını, ... sözcüğünün ayırt edici gücünün son derece zayıf, anlamı herkes tarafından bilinen, hiç kimsenin doğrudan tekeline bırakılmaması gereken bir ibare olduğunu, davacı yanın tanınmışlık iddialarının kabulü mümkün olmadığı gibi davacı yanın kötü niyet iddialarının mesnetsiz olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalının 06.04.2020 tarih ve ... sayılı 29 ve 30. sınıfa giren mallarda kullanılmak üzere yaptığı marka başvurusunun ... ... tarafından 27.04.2020 tarihli ve 347 sayılı sayılı ....’nde ilanı üzerine davacının yukarıdaki tabloda detaylı bilgileri verilen tescilli markalarına ve 6769 sayılı SMK’nın m. 6/1, 6/3, 6/4 ve 6/9 hükümlerine dayalı olarak itiraz ettiği, davacının bu itirazının ... tarafından red edildiği ve davacının bu red kararına karşı ... nezdinde itiraz yaptığı ve huzurda dava konusu edilen ... tarih ve 28.04.2022 sayılı kararı ile;
'' (...) Yapılan incelemede markalar arası benzer unsur olan "..." ibaresinin gıda ürünleri için asgari ayırt ediciliğe sahip olmayan bir ibare olduğu, redde mesnet olan "... ...", "... ..." ibareli markaların yardımcı unsurla tescil edilmiş olmasının "..." ibaresi için münhasır hak teşkil etmeyeceği dikkate alındığında, başvuru ile redde mesnet markalar arasında ilişkilendirme/karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Muterizin karşı görüş dilekçesinde ifade ettiği tanınmışlık ve kötü niyet iddiaları ise sunulan bilgi ve belgeler çerçevesinde yerinde bulunmamıştır.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi tarafından düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle:
-Davaya konu ... sayılı başvuru ile davaya dayanak gösterilen davacının markaları arasında çekişme konusu mallar bakımından aynı/aynı tür ilişki olduğu gibi taraf işaretleri arasında görsel, işitsel ve genel izlenim bakımından da bir benzerlik bulunduğundan markalar arasında 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesinin oluşacağı,
- Davaya mesnet gösterilen davacının markalarının Hububattan (tahıl) imal edilmiş, işlemden geçirilmiş buğday, pirinç.” sektöründe tanınmış marka olduğundan ayrıca bir korumadan yararlanması gerektiği,
- Davacı yanın doğrudan dava konusu ibareye yönelik önceye dayalı bir kullanımının ise mevcut olmadığı, sair mallar yönünden ise SMK m. 6/3 koşullarının meydana gelmediği,
- SMK’nun m. 6/6’nin koşullarının olmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporu ve ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.
Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.
Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Davacı Markaları
... ... ... ... (29, 30. sınıf) ... ... (29, 30, 32, 35. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; davalı markasının emtia listesindeki 29 ve 30. sınıfta yer alan TÜM MALLARIN davacının davaya mesnet gösterdiği markaların tescil kapsamında yer aldığı, bu anlamda taraf markaların dava konusu olan 29 ve 30. sınıftaki emtialarının bire bir aynı olduğu görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu marka "... ... ... + ..." ibaresinden oluşan ... ve kelime unusrunu ihtiva eden karma bir marka olduğu, bayrak formunda bir şeklin içinde kırmızı zemin üzerinde beyaz renkle ve özel yazım ile üstte ... ibaresi altında ise daha küçük punto ile ... ... ibaresinden oluşmakta olduğu, markada ... ... ibaresi oldukça küçük punto ile konumlandırılmış olduğu, ek olarak davaya konu markada yer alan ... ibaresi davalının çatı markası olup bu marka hali hazırda tescilli olduğu,
bilindiği üzere çatı markaları, marka olarak da kabul edilen firmaların lokomotif markaları olup (..., ..., ... vs) işaretin (somut uyuşmazlıkta “...”) kaynak bildirme fonksiyonuna katkı yapan unsur olduğu,. bu şekilde yapılan başvurularda genelde koruma altına alınmak istenilen unsurun “çatı” marka değil bu markanın yanına eklenen sözcükler olduğu, dolayısıyla çatı markaların bütün içerisindeki konumları veya nitelikleri dikkate alındığında arka planda kalıp benzerlik değerlendirmesinde ikincil önem taşımakta olduğu,
bu anlamda çatı marka ile birlikte yapılan başvurularda, başvuruda yer alan çatı markanın haricinde kalan unsurların ayırt edici niteliğinin bulunması durumunda markada aslen korunmak istenilen ibarelerin çatı marka değil bu ek unsurlar olacağı, bir başka ifade ile tüketicinin, önceden bildiği çatı markanın serisi içinde olan, markalardaki ek unsurlara daha fazla önem vereceği, zira tüketiciler hiçbir zaman ana markayı söyleme eyleminde olmadığı, (... yerine ..., ... illaki yerine illaki), bu kapsamda davaya konu olan markanın baskın unsurunun ... ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacının markalarının bayrak formuna benzer şeklin içinde kırmızı zemin üzerinde eşit punto ile aynı sırada ... ve ... ibaresinden oluşmakta olduğu, markada .... uyarınca “...” anlamındaki, ... kelimesi ile “...” anlamındaki ... kelimesinin birleştirilmesi suretiyle türetilmiş fantezi bir sözcük grubu olduğu, bu açıklamalar kapsamında taraf markalarında ortak ibare olarak yer alan ... kelimesi gıda emtiası bakımından ayırt ediciliği yüksek bir marka işareti olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "... ..." esas ibareli markalar ile davalının "... ... ..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde;
... ibaresinin anlam kaybına uğramadan her iki taraf markasında aynen yer almasının markaların kavramsal kurgulanışı itibariyle benzer oldukları imajı yarattığı, her ne kadar davacı markasında ... kelimesi “... ...” ile birlikte yer alsa da bu ibarenin anlam bakımından ayırt ediciliğinin düşük olduğu, başka bir ifade ile ortak ibare olan ... ibaresinin okunuşundan kaynaklı olarak, işitsel açıdan da (düşük düzeyli) benzer oldukları; davalı markasının, davacı markalarından farklı olarak sadece “...” ile oldukça küçük punto ile konumlandırılan “... ...” ibaresini içermekte olup;
bu kelimenin hem anlamı hem de fonetik vurgusu ... ibaresini ön plana çıkardığı, dolayısıyla markadaki ek sözcüklerin, işitsel benzerliği ortadan kaldırmadığı, bu durumda taraf markaları arasında bütünsel açıdan benzerlik olduğu;
işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "... ... ..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu,
taraf markaları arasında iltibas bulunduğu; öte yandan dava dosyasında yer alan delillerden davacı yanın “... ...” ibaresini kullanım sonucunda ayırt edici hale getirdiğini göstermekle birlikte aynı zamanda “GIDA emtialarında özellikle “Hububattan (tahıl) imal edilmiş, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç.” alanında belli bir bilinirlik, sektörel bir tanınırlık elde ettiğini de ortaya koyar mahiyette olup davacının çok uzun yıllara sair kullanımlar sonucunda, zayıf bir ibareye kazandırmayı başardığı anlam ve bilinirliğin, bu ibarenin üçüncü kişilerce de tali ve dürüstçe kullanım kapsamında kalmayan,
asli unsur olarak kullanılmak istenilen marka başvurularında tesciline izin verilmesi halinde, yeniden zayıflayacağı ve markanın edindiği bu ayırt ediciliği yitirmesi sonucunu doğurabileceği, aynı zamanda şubeleşme kavramının oldukça yaygın olduğu “Hububattan (tahıl) imal edilmiş, işlemden geçirilmiş buğday, pirinç.” açısından, sektörel anlamda bilinen bir markanın benzerinin kullanımına izin verilmesinin, üçüncü kişinin haksız menfaat elde etmesi sonucunu da doğurabileceği, dolayısıyla davacının “Hububattan (tahıl) imal edilmiş, işlemden geçirilmiş buğday, pirinç.” açısından ayrıca bir korumadan yararlanması gerektiği.
SMK 6/3 maddesi kapsamında ise davacı yanın önceki tarihli kullanımları, tescilli marka örneklerinde yer alan kullanımlarını ihtiva etmekte olup bu çerçevede taraf markaları SMK m. 6/1 uyarınca benzer görülmüş olup, davacı yanın doğrudan dava konusu ibareye yönelik önceye dayalı bir kullanımının ise mevcut olmadığı, sair hizmetler yönünden ise SMK m. 6/3 koşullarının meydana gelmediği; öte yandan davacı yanın ticaret unvanı ...
ŞİRKETİ şeklinde olup anılan unvanın kılavuz unsuru “...” ibaresinden oluştuğu, davacı yanca sunulan deliller, davacının bu ibareyi ticaret unvanından bağımsız olarak markasal nitelik arz edecek şekilde “Hububattan (tahıl) imal edilmiş, işlemden geçirilmiş buğday, pirinç.” Alanında kullandığı, ancak zaten bu alandaki faaliyetlerin aynı zamanda davacının tescilli markaları kapsamında da yer aldığı, taraf markaların zaten karıştırılabilecek düzeyde benzer görüldükleri, dolayısıyla davacının ticaret unvanından kaynaklı üstün bir hakkının kabulü halinde bu üstün hakkın davacı lehine ek bir koruma sağlamayacağı.
SMK 6/6 m. koşullarının somut olayda oluşmadığı kabul edilmiştir.
Açıklanan nedenlerle .... sayılı kararının İPTALİNE, .... sayılı 29 ve 30. sınıfta yer alan mallarda tescil başvurusu yapılan ... ... ibareli markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE SİCİLDEN TERKİNİNE karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 172,90-TL
GİDER AVANSI :5.428,50-TL
TOPLAM :5.601,40-TL
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/228, K. 2024/95, 7 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama