KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 14 Mart 2024
- Esas no
- 2022/248
- Karar no
- 2024/116
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ...
- Mersis No
- ...
- Vekili
- Av. ....
- Davalı
- 1- ... -T.C. Kimlik No:...
Karar Metni
2.894 kelime·14 dk okuma·10 bölüm
...
VEKİLİ
Av. ... -... DAVALI : 2- ... VEKİLİ : Av. ....
DAVA
Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 04/07/2022
KARAR TARİHİ : 14/03/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 21/05/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA
Davacı taraf vekili dava dilekçesi ve sair beyanlarında özetle.
Müvekkilinin tanınmış ... markalarının sahibi olduğunu, ayrıca yine “...” ibaresini ilk olarak 2007 yılında tescil ettirdiğini ve bu marka üzerinde yatırımlar yaparak markalarını arttırdığını, müvekkili markalarının herkesin kullanıma açık bir ibare olmadığına dair çok sayıda kesinleşmiş yargı kararının mevcut olduğunu, “...” kelimesinin olası 25 farklı anlamı olduğunu ve bu kelimenin yaygın kullanımının “uymak, dinç, seçilim değeri yüksek” şeklinde olduğnu, davaya konu .... başvuru numaralı markanın müvekkili adına tescilli “...” ibareli markaları ile iltibas oluşturabilecek düzeyde benzer olduğunu,
“...” markasının ayırt ediciliği zayıf bir marka olarak yorumlanmasının yerleşik yüksek mahkeme kararlarına aykırı olduğunu, bu hususta verilmiş çok sayıda kararın bulunduğunu, bu kararların kesinleştiğini, ilgili kararlarda müvekkilinin “...” markalarının 29, 30 ve 32. Sınıf gıda ürünleri açısından tanımlayıcı bir ibare olarak görülmediğini, dava konusu markanın salt bir kelime markası olduğunu, markada müvekkilinin “...” markasının doğrudan kullanıldığını, müvekkili markalarının aynı zamanda tanınmış marka olduğunu, bu hususta verilmiş mahkeme kararları ve bilirkişi raporlarının mevcut olduğunu,
dolayısıyla “...” markasının tescil edildiği sınıflar açısından zayıf bir marka olarak kabul edilemeyeceğini, müvekkili şirket markalarının tescilli olmasından ötürü her koşulda kanunen korunması gerektiğini, tescilli bir hakkın korunmamasının anayasa aykırılık teşkil edeceğini, zayıf marka kavramının bu çerçevede tartışılamayacağını, dava konusu markanın müvekkili markaları ile aynı sınıflarda yer alan mal ve hizmetleri kapsadığını, ortalama tüketicilerin taraf markalarını benzer olarak göreceklerini, dava konusu markanın bütün olarak müvekkili markaları ile itlibas yaratacak düzeyde benzer olduğunu,
markaların kavramsal olarak benzer olduklarını, dava konusu markada “...” ibaresinin bağımsız ayırt edici varlığını korumakta olduğunu, “...” ibaresi içerir şekilde gerçekleştirilmiş başvurular ile ilgili verilen mahkeme kararlarında, bu ibareyi taşıyan markaların müvekkili markaları ile benzer görüldüklerini, markaların görsel olarak da ayırt edilemeyecek düzeyde benzer olduklarını, iddia ederek ... sayılı ... kararının iptali ve .... sayılı markanın tescili halinde tüm emtialar yönünden hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Diğer davalı taraf vekili davaya cevap dilekçesi ve sair beyanlarında özetle; müvekkili marka ile davacı markalarının benzer olmadığını, ... ve ... sözcüklerinin birleşiminden oluşan, karma nitelikli bir marka olduğunu, markada kullanılan geometrik şekillerin, yazım şeklinin de bir bütün olarak markaya ayırt edicilik kattığını, ... markasının mal ve hizmetlerinin çaylar, buzlu çaylardan oluştuğunu, müvekkili ürün içeriğinin davacının ürün içeriğinden farklı olduğunu ... ibaresinin ayırt edici bir unsur olmadığını, herkes tarafından anlamının bilindiğini, “...” ibaresinin yalnızca davacı tarafından kullanılıp,
onu işaret ettiğinin kabul edilemeyeceğini, ilgili sektörde çok sayıda firma tarafından farklı eklerle birlikte kullanılan ibarelerin, ayırt edicilik gücünün zayıf olduğunu, davacı ürünlerinin daha çok yetişkin kullanımına uygun olduğunu, bu ürünler genellikle protein oranı yüksek olup, spor yapan yahut sağlıklı yaşama önem veren bireyler tarafından kullanılmakta ve bu kişilerin de ürünleri alırken basit bir tüketici gibi davranmaktan çok detaylı bir inceleme yaptıklarını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı başvurusuna davacı tarafından yapılan itirazın reddiyle ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı ve marka tescil edilmiş ise hükümsüzlük şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "..." ibaresinin 30. Sınıf “Çaylar, buzlu çaylar.” sınıf mallarda tescili amacıyla 19.04.2021 tarih ve .... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 14.06.2021 tarih ve 374 sayılı bültende ilan olunduğu, anılan ilana karşı davacı yanın önceki tarihli “...” markalarına dayalı olarak itirazda bulunduğu,
...’nın ise davacı yanın bu itirazlarını 28.01.2022 tarihli kararı neticesinde haklı bulmayarak reddettiği, söz konusu karara karşı davacı yanın bir kez daha itirazda bulunarak başvurunun reddini talep ettiği, davacı itirazlarını değerlendiren .... ’nun 10.05.2022 tarih ve ... sayılı kararı neticesinde özetle;
“.... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "...", "...", "... ", "... , "..." ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali ve "..." markasının tanınmışlığı gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. …Karıştırılma ihtimali gerekçeli itiraz belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir.
Yapılan incelemede, "..." ibaresi ile bir ... unsurunun bileşiminden oluşan başvuru konusu marka ile itiraz gerekçesi "...", "...", "... " ibareli markaların ortak unsuru olan "..." ibaresinin 3 harften oluşan görece kısa olan; ihtiva ettiği "zinde (olmak)", "sıhhatli (olmak)" gibi anlamlar ve yarattığı "sağlık, zindelik, zinde olmak" gibi algı ve çağrışımlar ve ticari alandaki yaygın kullanımı itibariyle ayırt edici niteliği düşük bir ibare olması, bu bağlamda itiraz gerekçesi markaların da çekişme konusu mallar bakımından bir bütün olarak ayırt edici niteliği zayıf markalar olması,
başvuruda yer alan "..." ibaresinin "... ..." biçiminde kavramsal bir bütün olarak okunup algılanması, uyuşmazlık konusu markalarının kelime uzunlukları, harf ve hece sayılarının birbirinden farklı olmasının yanı sıra markaların bütünüyle bıraktığı izlenimin de birbirinden önemli ölçüde farklılaşmış olması gibi hususlar birlikte dikkate alındığında, markalar arasındaki farklılıkların benzerliklere göre daha belirleyici rol oynadığı ve söz konusu farklılıkların markalar arasında karıştırılma ihtimalini bertaraf edecek etkide olduğu kanaatine varılmıştır.
Dolayısıyla, "..." ibareli başvuru ile itiraz gerekçesi markalar arasında, 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı sonucuna varılmıştır. İtiraz gerekçesi "..." markasının tanınmışlığı iddiası da yeterli delillerle ispatlanamadığından haklı görülmemiştir. Her somut olayın kendi özellikleri ve somut koşulları çerçevesinde, ayrı olarak incelenmesi gerekliliği marka hukukunun temel prensiplerinden birisidir.
Bu genel ilke çerçevesinde, özellikle de marka örnekleri ve/veya eşya listeleri işbu başvurudan farklı olan başvurular için verilmiş olan kararların işbu başvuru için emsal karar teşkil etmesi de mümkün görülmemiştir.'' şeklindeki değerlendirmeler sonucunda itirazların reddine karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle: -Dava konusu .... sayılı başvuru kapsamında yer alan malların tamamı bakımından, taraf markalarının aynı, aynı tür ya da benzer mal ve hizmetleri kapsadıkları,
-Davacı yana ait “...” esas unsurlu markaların uyuşmazlık konusu mal ve hizmetler açısından ayırt edici vasfının bulunduğu mahkeme kararları ile tespit edilmiş olmakla birlikte günümüzde koşullarında bu ayırt edici gücünün yüksek olmadığı, sağlıklı beslenme – gıda sektörüne yönelik mal ve hizmetler açısından bu ibareye dair yerleşik ve yaygın olarak bilinen ve tüketici nezdinde kabul görmüş bir anlamın bulunduğu, somut olayda dava konusu markanın tüketici tarafından bir bütün olarak algılanacak, bütün olarak telaffuz edilecek ve bütün olarak yorumlanacak nitelikte olduğu,
tüketicinin “...” şeklindeki bu bütünü doğrudan tek kelimeden oluşan yabancı bir sözcük markası gibi algılayacağı, bu haliyle marka içerisinde birden fazla yer alan sözcüklerden markanın ilk sesini oluşturduğu görülen “...” ibaresinin yarattığı benzerliğin tek başına karıştırılma ihtimali sonucunu beraberinde getirmeyeceği,
-Bununla birlikte davacı yanca sunulan pek çok yargı kararında “...” ibaresinin, bağımsız ayırt edici varlığını koruyacak şeklindeki kullanımların, ilgili tüketici kitlesi nezdinde karıştırılma ihtimaline neden olacağı yönünde hüküm kurulduğu, nihai anlamda heyetimizin somut uyuşmazlık koşullarına özgü değerlendirmeleri ve ilgili yargı kararları çerçevesinde somut olayda karıştırılma ihtimalinin mevcut olup olmayacağının nihai takdir ve hukuki yorumunun mahkemeye ait olması gerektiği,
-Davacı markalarının tanınmışlığını gösterir mahiyette işlem dosyasına herhangi bir delil sunmadığı, hükümsüzlük talepli dava dosyasına sunduğu delillerin ise genel olarak iltibas ihtimalinin varlığına yönelik mahkeme kararları ve bir kısım fatura/... markaları ürün ambalaj görselleri, resmi nitelikte evraklardan ibaret olduğu, salt bu kararlardan ve sair delillerden davacı yanın “...” markalarının 6/5 maddesi uyarınca tanınmışlığına kanaat getirilmesinin mümkün olmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporu ve ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.
Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.
Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Örnek Davacı Markaları
...+... .... (30. sınıf) .... ... ... (30. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; taraf markalarının 30. Sınıfta yer alan “çaylar, buzlu çaylar”ürünleri bakımından birebir aynı malları kapsamakta olduğu, benzerliği tespit olunan bu emtialar arasındaki bu ilişkinin işaretler arasında iltibas ihtimali yaratıp yaratmadığı hususunun tespiti, işaretler yönünden bir değerlendirme yapılmaksızın mümkün olmadığı görülmektedir. Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu markanın tek kelime ve yedi harften oluşan bir işaret olduğu, marka beyaz zemin üzerine, büyük harflerle ve pembe renkte “...” ve bu ibareye bitişik yine büyük harflerle ve yeşil renkte “...” ibaresinden ve “...” ibaresinde yer alan “A” harfinin üst kısmından çıkartılan yeşil yapraklı dal ile “...” ibaresinin üst orta kısmına içinde renkli çiçeklerin, bitkilerin yer aldığı demlik şekli yer almakta olup, marka .... unsurlarından oluşan karma bir marka olduğu, marka bütün olarak bir anlam ihtiva etmediği gibi telaffuzunun da “...” şeklinde iki heceli olarak gerçekleştirilecek olduğu,
... kelimesinin kullanımının İngilizce’den gelen kavramsal karşılığı itibariyle “formda olmak, sağlıklı olmak, zinde olmak, sağlıklı bir bedene sahip olmak” anlamları ile bilindiği, ... kelimesini ise İngilizce “yapılmış, üretilmiş” anlamına geldiği, anılan ibarenin bir bütün olarak markanın asli unsurunu oluşturduğu, tüketicinin böylesi anlamsız bir kelimeyi bütün olarak yabancı ya da uydurulmuş bir sözcük markası gibi algılayacağı anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; anılan markalarının tamamının “...” ibaresini esas unsur olarak münhasıran, hiçbir stilize yazım karakteri olmaksızın içerecek şekilde veyahut stilize olarak yazılmak suretiyle ve yine ek olarak “x,indeks, index” gibi tali konumda ibarelerin kullanılması ile oluşturulmuş oldukları, bu bağlamda davacı yanın “...” ibaresinin sabit kılmak koşuluyla yarattığı birden fazla markasının, uyuşmazlık konusu emtialarda uzun yıllardır tescilli olduğu ve bu sayede oluşturulmuş bir seri marka ailesinin mevcut olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde;
dava konusu marka kapsamındaki mal ve hizmetler itibariyle taraf markaları arasında aynı, aynı tür veya benzerlik düzeyinde bir emtia ilişkisi mevcut olmakla birlikte, dava konusu markadaki “...” ibaresinin kullanımın davacı markalarına yanaşma amacı taşır mahiyette değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, anılan ibarenin marka içerisindeki asli/hakim unsur olarak kullanılmadığı, bir bütünün son hecesini oluşturduğu, dolayısıyla tüketicinin de bu ibareyi bir bütün olarak algılayacak ve ifade olacak olduğu,
taraf markalarının ilgili tüketici kitlesi genel anlamda ortalama dikkate sahip tüketiciler olmakla bu tüketicilerin her iki tarafa ait markalar altında sunulan hizmetleri/malları karıştırmak suretiyle satın alma yahut bu hizmetler/mallardan yararlanma biçiminde bir yanılgıya düşme ihtimallerinin oldukça düşük olacağı, zira tüketicinin “...” ibaresini, uyuşmazlık konusu mal ve hizmetlerde çok sayıda farklı versiyonda, çok sayıda farklı kullanım içerisinde görmeye alışkın olmasından anılan ibareye güçlü bir markasal vasıf zaten yüklemeyeceği, gerek bütünsel ve gerekse içerisinde bulunan unsurlar itibariyle başvuru konusu işaretin,
davacı markalarını sunan işletmeyle idarî ve ekonomik anlamda bağlantılı bir işletme tarafından piyasaya sunulduğu biçimde bir algılama oluşturmasının mümkün olmadığı, bununla birlikte davacı yanca dosya kapsamına sunulan çok sayıdaki kararda “...” ibaresinin sonraki marka içerisinde bağımsız ayırt edici karakterlerini koruyacak ve asli unsur olacak şekilde sonraki başvurulardaki kullanımların, ilgili tüketiciler nezdinde davacı markaları ile ilişkilendirilebilecek sonuçlar meydana getirebileceği yönünde hükümler kurulduğu,
davacı yanın işlem dosyasına “...” markalarını kullanım sonucunda ayırt edicilik kazandığını gösterir mahiyette herhangi bir delil sunmadığı, sunduğu sınırlı sayıdaki delilin lehine sonuçlanan birtakım mahkeme kararları ve bilirkişi raporlarına yönelik olduğu,
hükümsüzlük talepli dava dosyası ekinde ise çok sayıda emsal mahiyette ve lehine sonuçlanmış mahkeme kararını ibraz ettiği, bunun dışında “...” markalarını taşıyan tarihsiz ürün görselleri, 2018-2019-2020-2021 tarihli “...” markalı ürünlere ilişkin satış faturaları, gıda üretim izinleri, muhtelif mahkeme dosyalarında yer alan bilirkişi raporları gibi bir kısım delillere daha yer verdiği, sunulan mahkeme kararları ve sair deliller bütün olarak incelendiğinde davacı markalarının yoğun kullanım sonucunda ciddi bir sektörel bilinirlik ve tanınmışlık elde ettiği yönünde güncel bir kanaatin mevcut olmadığı,
ilgili kararlarda genel olarak “...” ibaresinin gıda ürünleri açısından tasviri bir anlama sahip olmadığı ve bu ibarenin sonraki markalarda bağımsız karakterini korumak kaydıyla gerçekleştirilen başvuruların karıştırılma ihtimaline neden olacağı yönünde değerlendirmelerde bulunulduğu, dosya kapsamındaki deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı yanın markaların SMK m. 6/5 kapsamındaki bir korumadan yararlanmalarını gerektirir bir tanınmışlığının mevcut olmadığı da dikkate alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/248, K. 2024/116, 14 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama