KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 19 Mart 2024
- T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2022/250 Esas - 2024/132
- Esas no
- 2022/250
- Karar no
- 2024/132
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Mersis No
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- 1- ....
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- 2- ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali
- Dava tarihi
- 06/07/2022
- Kararın yazıldığı tarih
- 06/05/2024
Karar Metni
2.531 kelime·13 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkilinin .... nolu ''...'' ibareli 29 ve 30. Sınıfta gerçekleştirdiği marka başvurusuna karşı davalı firmanın tescilli markalarını mesnet göstererek yaptığı itirazın ilk olarak reddine karar verildiği halde ... tarafından itirazların kısmen kabul edildiği, verilen kararın hatalı olduğunu, “...” ibaresinin İngilizce “zevk, beğeni” anlamlarına gelen bir kelime olduğunu, bu nedenle ayırt ediciliğinin bulunmadığı,
davalı markalarının esas unsurunun “..., sponge” kelimeleri olduğunu, müvekkili markasında ise esas unsurun “...” markası olduğunu, markalar arasında bütünsel algılar itibariyle bir benzerlik bulunmadığını, Kurum nezdinde “...” ibaresi içerir çok sayıda marka tescilinin yer aldığını, ortalama tüketicilerin taraf markalarını karıştırmayacaklarını, davalı markalarının zayıf marka niteliğinde olduğunu, müvekkilinin .... sayısı ile tescilli “...” markasının zaten mevcut olduğunu, bu markadan dolayı kazanılmış hakkı bulunduğunu, anılan markanın “... ...” şeklinde olduğunu, müvekkili markasının ayırt edici unsurunun “...” kelimesi olduğunu,
anılan markanın da ayırt edici unsurunun “...” ibaresi olduğunu, anılan markanın kapsamı ile dava konusu markanın kapsamının da örtüştüğünü, diğer yandan davalı taraf markalarının kapsamı ile müvekkili markasının kapsamının aynı olmadığını iddia ederek ... sayılı ... kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davacı taraf iddialarının yerinde olmadığını, taraf markaları arasında işitsel ve anlamsal yönden ciddi benzerlik bulunduğunu, bu benzerliğin ilgili ortalama tüketiciler nezdinde karıştırılma ihtimaline yol açacağını, markalarda "...”" ibaresinin ortak olduğunu, davacı markasında “...” ibaresinin çatı marka olduğunu, anılan ibarenin tali ve arka planda olduğunu, markanın esas unsurunun tek başına “...” olduğunu, müvekkilinin “...” markaları açısından da aynı durumun söz konusu olduğunu, dolayısıyla “...” markasının da bir esas unsur olmadığını,
“...” kelimesinin tanımlayıcı ya da ayırt edicilikten yoksun bir ibare olarak değerlendirilemeyeceğini, bu ibareyi tek başına içerir marka tescillerinin varlığının da bu durumu örneksediğini, anılan ibarenin anlamı nedeniyle zayıf bir kavram olmayacağını, herhangi bir malı çağrıştırmadığını, davacı yanın hükümden düşmüş bir markaya dayanak kazanılmış hak iddiasında bulunmasının mümkün olmadığını, Kurum nezdinde “...” ibaresi içerir markaların birçoğunun uyuşmazlık konusu 30. Sınıf mallar yönünden reddedildiğini veya hükümden düştüğünü belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı başvurusuna davalı tarafından yapılan itirazın kısmen kabulü akabinde verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu "..." ibaresinin 29 ve 30. sınıf mallarda tescili amacıyla 16.09.2020 tarih ve .... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun 27.11.2020 tarih ve 361 sayılı bültende ilana çıktığı, anılan ilana karşı davalı yanın .... sayılı markalarına dayalı olarak itirazda bulunduğu, davacı başvuru sahibinin .... sayılı markaları bakımından SMK m. 19/2 uyarınca kullanmama def’i ileri sürdüğü, işbu itirazların ... tarafından reddedildiği,
söz konusu karara karşı davalı tarafça yeniden itiraz edildiği ve bunun üzerine davalı itirazlarının .... tarafından bir kez daha incelendiği, Kurul tarafından verilen .... sayılı karar sonucunda özetle; “.... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "... ...", "... ...", "... ... tart cake", "... ... croissant" ibareli markalar ile karıştırılma ihtimali gerekçesiyle 6769 s. SMK'nın 6 ncı maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir.
Başvuru sahibi yayına itiraza cevaben sunduğu karşı görüş dilekçesinde, 6769 s. SMK'nın 19(2) maddesi hükmü kapsamında, itiraza gerekçe olarak gösterilen .... sayılı markaların, tescil kapsamlarında bulunan tüm mal ve hizmetler bakımından kullanıldıklarının ispatlanmasını istemiştir. Yapılan incelemede, .... sayılı markanın, başvuru tarihi itibariyle beş yıldan uzun süredir tescilli olmaması nedeniyle henüz kullanım ispatı yükümlülüğü altında bulunmadığı belirlenmiştir.
Buna karşın, 2014 69296 sayılı markanın, itiraz konusu başvurunun yapıldığı tarih itibariyle beş yıldan uzun süredir tescilli durumda olduğu, dolayısıyla söz konusu marka bakımından SMK m. 19(2) hükmünün uygulanabilir durumda olduğu tespit edilmiştir.
İtiraz sahibinin yayına itiraz aşamasında sunmuş olduğu belgelerin incelenmesi neticesinde, .... sayılı marka bakımından ciddi kullanımın ispatlanamadığı kanaatine varılmış, belirtilen markanın 6769 s. SMK madde 6/1 incelemesinde esas alınması mümkün görülmemiştir. Takiben, kullanım ispatına konu olmayan markalar bakımından itiraz incelenmiştir.
Yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile .... sayılı markaların, ilişkilendirilme ihtimali de dahil olmak üzere karıştırılma ihtimaline neden olabilecek şekilde benzer oldukları kanaatine varılmıştır. Bunun yanı sıra, başvurunun eşya listesi kapsamında yer alan "SINIF 30: Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler.
Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar.
Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez" malları ile aynı/aynı tür malların, .... sayılı markaların eşya listeleri kapsamında yer aldığı belirlenmiştir.
Markaların benzerliği ve malların aynı/aynı tür olması hususları birlikte değerlendirildiğinde, işbu başvuru ile .... sayılı markalar arasında, yukarıda sayılan mallar bakımından, 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceği kanaatine varılmıştır.” şeklindeki gerekçeler sonucunda başvuru kapsamından 30.sınıftaki “Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler.
Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları. Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar.
Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez" emtialarının çıkartılmasına karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA ve EK RAPORDA özetle:
-Dava konusu ....sayılı başvuru kapsamında reddine karar verilen 30.sınıf emtiaların tamamının, ret gerekçesi davalı markaları kapsamında yer alan emtialar ile aynı, aynı tür ya da yüksek düzeyde benzer emtialar olduğu,
-Başvuru ile ret gerekçesi markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal açısından var olan benzerliklerin bütünsel anlamda işaretlerin özellikle iktisadi kaynakları bakımından tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalini doğurabileceği,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporu ve ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.
Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.
Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....................).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davacı Markası Davalı Markaları
... .... (30. sınıf) ... ... (30. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu marka kapsamında reddine karar verilen 30. Sınıf gıda ürünlerinin tamamı, davalı yanın redde gerekçe markaları kapsamında aynı sınıfta yer alan gıda ürünleri ile aynı, aynı tür ya da benzer mahiyetteki ürünler olup bu emtialar bakımından taraf markalarının kapsamları itibariyle ayrıntılı bir incelemeye tabi tutulmaksızın, benzer tüketici kitlelerine yönelik, benzer ihtiyaçları karşılayan, birbiri ile doğrudan rekabet ilişkisi içerisinde olan, birbirleri yerine tercih edilebilir, satış ve sunum biçimleri benzer mahiyetteki emtiaları kapsadıkları değerlendirmesi yapılması mümkün olduğu görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; “...” ibaresinin davalı yan adına 60’ı aşkın kayıtlı markada yer alan, davalıya ait bir çatı marka türevi olduğu, markalardaki “....” şeklindeki unsurların gıda sektörü açısından ayırt ediciliği zayıf, sektör aktörlerinin kullanımına açık kalması gereken ibareler oldukları, “...” ibaresinin özellikle ''... ...' markasında doğrudan münhasır esas unsur, diğer iki markada ise “...” üst markası ile birlikte kullanılan esas unsurlardan biri olduğu anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; “...” ibaresinin, tüketiciler tarafından davacı yanın çatı markası olmasından ötürü ilk algıda geri planda algılanacak olduğu, kaldı ki zaten genel mizanpajda da “...” kelimesine nazaran son derece küçük harflerle yazıldığı, bu halde marka bütünündeki dikkat çekici unsurun tek başına “...” şeklindeki ibare olacağı, tüketicinin dava konusu markayı gördüğünde “...” markasının “...” isimli yeni bir ürünü/malı/hizmetinin adı olarak öncül algısını bu ibareye yükleyeceği anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
....'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davalı adına tescilli "..." esas ibareli ile davacının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde;
taraf markalarının başvuru kapsamında reddedilen 30. Sınıftaki gıda ürünlerini kapsadıkları, bu ürünlerin ilgili tüketicilerinin hemen her kesimden kimseler oldukları, “...” kelimesinin yaygın bilinen İngilizce sözcükler arasında olmadığı, dolayısıyla böylesi bir durumda işaretler arasında karıştırılma ihtimalinin önüne geçilebilmesi adına tercih edilen işaretler arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal farklılıkların çok daha belirgin bir şekilde olması gerektiği, halbuki somut uyuşmazlıkta dava konusu markada hakim unsurun doğrudan “...” kelimesi olduğu, bu kelimenin davalı markalarının da esas unsur/unsurlarından biri olduğu,
markaların bu haliyle görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzer algıları tüketiciye verdikleri, “...” ibaresinin uyuşmazlık konusu emtialar açısından ayırt ediciliği bulunan bir kelime olduğu, hal böyleyken tüketicinin markaların farklılaşan unsurları itibariyle iki ayrı marka karşısında olduğunu algılasa dahi bu markaların işletmesel kaynakları yönünden aynı kaynağa ait olduklarını düşünebileceği ve buna bağlı olarak yanılgı yaşayabileceği bu durumun ise tam olarak karıştırılma ihtimalinin bir karşılığı olduğu;
başka bir anlatımla ilgili alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davalının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu, taraf markaları arasında iltibas bulunduğu, dava konusu ... sayılı ... kararının iptali koşullarının oluşmadığı anlaşıldığından aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip .... Hakim... · e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/250, K. 2024/132, 19 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama