KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2024
- Esas no
- 2022/31
- Karar no
- 2024/14
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - T.C. Kimlik No: ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Davalı
- 1- ...
- Mersis No
- ...
Karar Metni
3.765 kelime·19 dk okuma·10 bölüm
... ...
VEKİLİ
Av. ... - ... DAVALI : 2- .... VEKİLİ : Av. ....
DAVA
Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 24/01/2022
KARAR TARİHİ : 08/02/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 17/04/2024
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesiyle ve sair beyanlarıyla; iki müvekkilinin ... nolu “ ...” ibaresi ile 37. Sınıfta marka başvurusu yaptığını, davalının itirazı üzerine karşı görüş bildirildiğini ve .... tarafından itirazın reddedildiğini, davalının ...’ya başvurması neticesinde marka başvurusunun reddedildiğini, müvekkilinin 2016 yılında ... ...İnş. Oto. San. Tic. Ltd.
Şti.’yi kurduğunu, ... kayıt ile inşaat, taahhüt, ve müteahhitlik işleri konusunda faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin soyadının ... olduğunu, müvekkilinin “...” ibaresini matuf hale getirdiğini, davalının 37. Sınıfta “ İnşaat hizmetleri, inşaat araç gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri” alanında hiçbir faaliyetinin bulunmadığını, ...
E. Sayılı dosya ile kullanmama sebebiyle hükümsüzlük davasının bulunduğunu, yine markaların görsel, işitsel ve yazılış olarak birbirinden oldukça farklı olduğunu, tüketicilerin bu markaları ayırt etmesinin kolay olduğunu, davalı ile müvekkilinin farklı sektörlerde faaliyet gösterdiğini, ... ilinde müvekkilinin inşaat alanında tanınmışlığa sahip olduğunu, davalının ise giyim, mefruşat ve otomotiv sektöründe olduğunu, davalı markasının tanınmış marka olmadığını, davalı markasının zayıf marka olduğunu, ... ibareli 629 adet marka başvurusu bulunduğunu, ... ibaresinin yaygın bir ibare olduğunu, ortalama tüketicinin markaları karıştırmayacağını,
müvekkilinin davalı firmada eski çalışan olduğunu, 2016 yılında şirketten ayrıldıktan sonra kurduğu şirket üzerinden bu ibareyi kullanmalarına onay vererek sessiz kaldığını, sonradan karşı iddiada bulunmanın hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, davalı şirketçe ... aşamasında sunulan belgelerin ciddi bir kullanım taşıyıp taşımadığının tartışılmadığını, davalı tarafça sunulan faturaların inşaat faaliyetiyle ilgisi olmadığını, tadilat ve dekorların yapılması amacıyla kullanılan malzemelere ait faturalar olduğunu, taşınmazlar üzerinde tedbir bulunması sebebiyle faaliyette bulunulmadığı iddiasının gerçek dışı olduğunu,
taşınmazlar üzerinde tedbir bulunmasının inşaat yapılmasına engel olmadığını beyanla ... ...’nın ... sayılı kararının iptaline karar verilmesi talep ve dava olunmuştur.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili sunduğu cevap ve ikinci dilekçesinde özetle; markaların benzer olduğunu, markaların birebir aynı hizmetleri kapsadığını, ... ve ... sayılı markaların sınıfların aynı/benzer olduğunu, hedef tüketici bakımından ayırt edilemeyeceğini, müvekkilinin ... sayılı markası sebebiyle davacı başvurusunun başlı başına reddi gerektiğini, müvekkilinin müteahhitlik belgesine sahip olmamasının herhangi bir önemi olmadığını, inşaat işlerinin sadece müteahhitlikten oluşmadığını, ... sayılı markanın kullanıldığını,
kullanıma arz verilmesinin tek sebebinin davacının babası tarafından müvekkilinin tasfiyesi için açılan davada 27/09/2016 tarihinden davanın sonuçlandığı 19/12/2019 tarihine kadar ki ihtiyati tedbir kararı olduğunu, 2016 yılında kentsel dönüşüm projesi kapsamında yapılacak olan inşaat projesinin bulunduğunu, 15/10/2020 tarihinde ...’de alınan arsa üzerinde inşaat çalışmalarına başlandığını, müvekkili şirketin özellikle ...’de çok meşhur bir şirket olduğunu, müvekkilinin sessiz kalma ile hak kaybetmediğini, 5 yıldan kısa bir süre içerisinde marka başvurusuna itiraz ettiğini, markasal kullanıma sessiz kalınmadığını,
davacının marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin bilinirlik için yoğun reklam ve tanıtım faaliyetinde bulunduğunu, bu kapsamda harcamalar yapıldığını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davacı başvurusuna davalı tarafından yapılan itirazın kabulü ile ilgili verilen ... kararının yerinde olup olmadığı iptal şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davacı ... adına vekili tarafından “...” ibaresinin 37. sınıfta yer alan hizmetlerde kullanılmak üzere tescil başvurusu 02.01.2020 tarihinde yapılmış olup ... numaralı tescil başvurusunun 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 16. maddesi gereğince 12.02.2020 tarih ve 342 sayılı ... ilanına karar verildiği, yapılan yayın üzerine, diğer davalı ...TİC.
A.Ş. vekili tarafından, .... nezdinde itirazda bulunulmuş, söz konusu Dairece yapılan inceleme neticesinde itirazın reddine karar verildiği,.... almış olduğu karara diğer davalı vekili tarafından .... (...) nezdinde itirazda bulunulmuş olup davaya konu ...’nın ... sayılı kararı ile;
“... başvuru numaralı “... çoşkunlar inşaat” ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı başvurunun, .... sayılı markalar ile karıştırılma ihtimali, eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık, diğer fikri haklar ve kötü niyet gerekçeleriyle gerekçesiyle 6769 s. SMK’nın 6. maddesi uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. (...) Başvuru sahibi yayına itiraza cevaben sunduğu karşı görüş dilekçesinde 6769 s. SMK’nın 19/2 maddesi hükmü kapsamında,
itiraza gerekçe olarak gösterilen .... sayılı markalara ilişkin olarak tescilli olduğu tüm mallarda ve hizmetlerde kullanım ispatı talebinde bulunmuştur.
Yukarıda belirtilen hükümden de anlaşılacağı üzere itiraz sahibinin somut olay bakımından 01/01/2015 02/1/2020 tarihleri arasında ( başvuru tarihi 02/01/2020) itiraz gerekçesi markalarını itiraz dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından ya “...’de ciddi biçimde kullanmakta olduğunu, ya da kullanamaması durumundan “ kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu” ispatlaması gerekmektedir.
Başvuruya konu ... sayılı markanın kapsamında “ SINIF 37: İnşaat hizmetleri, inşaat araç gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri” ile aynı/aynı tür ve ilişkilendirilebilir mallar/hizmetler bakımından kullanım ispatlaması gerekmektedir.
Kullanım ispatı formlarının ve itiraz dilekçesinin incelenmesi sonucunda itiraz sahibi firmaya 27/09/2016 tarihinde fesih talepli dava açıldığı, bu davanın açılmasıyla birlikte ilgili mahkemece itiraz sahibi firmanın taşınmazlarına ve araçlarına ihtiyati tedbir kaydı konulduğu ve söz konusu davanın sonuçlandığı 19/12/2019 tarihine kadar ihtiyati tedbir kararının devam ettiği görülmüştür.
İnşaat hizmetleri niteliği itibariyle uzun vadede faaliyete geçebilecek türden hizmetler arasındadır. İtiraz sahibi firma, kullanımı ispatlaması gereken 02/01/2015- 02/01/2020 tarih aralığında 3 yılı aşkın süre taşınmazlarını ve araçlarını kullanamamış durumdadır. İtiraz sahibinin sunduğu diğer belgelerde bu tarihten önce ve sonra söz konusu hizmetler bakımından faaliyet gösterme çabaları olduğunu kanıtlar niteliktedir.
Bu bağlamda yukarıda belirtilen durum Kurula göre itiraz sahibinin itiraz gerekçesi .... sayılı markalarını “SINIF 37: İnşaat hizmetleri, inşaat araç-gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri” bakımından kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğunu ispatlar niteliktedir.
Karşılaştırma ve ilişkilendirme olasılığı gerekçeli itirazın incelenmesi sonucunda .... sayılı itiraz gerekçeli markaların görsel, işitsel ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olduğu kanaatine varılmıştır. Buna ilaveten başvuru ile ... sayılı itiraz gerekçesi markanın aynı/aynı tür hizmetleri kapsadıkları tespit edilmiştir.
Bu çerçevede başvuru ile ... sayılı itiraz gerekçesi marka arasında karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkabileceği kanaatine varılmış ve itiraz haklı görülmüştür. (…) İtiraz sahibi dilekçesinde, başvuru sahibinin itiraz sahibi firmada 06/11/2015-01/02/2016 tarihleri arasında çalıştığını, 29/01/2016 tarihinde başvuran tarafından şirketin diğer ortaklarının haberi olmadan “... San. Tic. Ltd.
Şti.” nin kurulmuş olduğunu, başvuranın babası ...’un itiraz sahibi firmanın eski ortağı olduğunu ve 27/09/2016 tarihinde ... E. İle şirket fesih davası açtığını belirterek başvuru sahibinin kötüniyetli olduğunu iddia etmektedir. İnceleme sonucunda, başvuru sahibi ...’un itiraz sahibi şirkette çalıştığına dair sigorta bildirgeleri ve hizmet listesi dökümlerinin bulunduğu, halen bu şirkette çalışırken “... ... İnşaat Oto. San. Tic. Ltd.
Şti.” isimli firmayı kurmuş olduğuyka ilgili ticaret sicil gazetesinin bulunduğu tespit edilmiştir.
Bu kapsamda başvuru sahibinin muterizin eski çalışanı olduğu, bu itibarla muterizin ticari işlerinden ve de sırlarından haberdar olduğu, eski çalıştığı firmanın kullandığı markanın aynıyete varacak derecede benzerini, muterizin faaliyet alanına dahil mal/hizmetlerde kendisi adına tescil ettirmek için yapmış olduğu, başvurunun dürüst ticaret ilkeleriyle bağdaşmadığı ve haksız bir yarar elde etmeye yönelik olduğu değerlendirilmiştir.
Bu nedenle SMK 6/9 kapsamında yapılan itirazın kabulü gerekmiştir.
İtiraz sahibinin eskiye dayalı kullanım, tanınmışlık ve diğer fikri haklar gerekçeli itirazları ise, itiraz ekinde itiraz sahibinin başvuru kapsamındaki mallar için eskiye dayalı kullanımını gösteren kanıtlar sunulmadığından bu iddiaların ispatlanamamış olması ve markalar arasında tanınmışlık ve diğer fikri haklar nedeniyle ilişkilendirme ihtimalinin oluşmayacağı görüşüne varılması nedeniyle haklı bulunmamıştır.
Sayılan nedenlerle itirazın kabulü gerekmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın İKİ AYLIK yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen RAPORDA özetle:
1. Davaya konu markaların 6769 sayılı SMK’nın 6/1. maddesi bağlamında benzer olduğu,
2. Davalının 37. SINIFTA bulunan “İnşaat hizmetleri, inşaat araç gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri” yönünden kullanımı ispat edemediği,
3. Davaya konu marka başvurusunda bulunan ve kullanımı ispat edilen sınıf dışında kalan sınıflar yönünden SMK’nın 6/1. maddesi bağlamında iltibas ihtimali bulunmadığı,
4. ... tarafından verilen dava konusu ... sayılı ... kararının yukarıda açıklanan hususlar yönünden iptal koşullarının oluştuğu,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen EK RAPORDA özetle:
1. Davalının itiraza mesnet markalarından ... nolu markanın 42. Sınıftaki tescilli mühendislik hizmetleri, mühendislik ve mimari tasarım hizmetleri, mühendislik çizim hizmetleri, mimarlık hizmetleri, iç mimarlık hizmetleri, mimari danışma hizmetleri, müteahhitlik hizmetleri ile 37. Sınıftaki inşaat hizmetleri arasında benzerlik olduğu itirazının kabulüne, bununla birlikte ortalama tüketicinin ilgili hizmetler bakımından dikkat seviyesinin yüksek olması sebebiyle iltibas ihtimali bulunmadığını,
2. Davalının kullanıma ara verilmesinin makul gerekçeye dayalı olduğu itirazları yönünden kök rapordaki görüşünün korunduğu,
3. Davalının 37. Sınıf yönünden tanınmışlık iddiasına ilişkin sunduğu delillerin yeterli olmadığı ve markanın TANINMIŞ olduğunu ispatlayamadığı,
4. Kötüniyet iddialarının hukuki değerlendirme mahiyetinde olması sebebiyle mahkemeye ait olduğu,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, raporun ve ek raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.
Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.
Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun “Kullanma İspatı”na ilişkin 19/2. Maddesi.
“6 ncı maddenin birinci fıkrası kapsamında yapılan itirazlarda, itiraz gerekçesi markanın itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinde ...’de en az beş yıldır tescilli olması şartıyla, başvuru sahibinin talebi üzerine, itiraz sahibinden, itiraza konu başvurunun başvuru veya rüçhan tarihinden önceki beş yıllık süre içinde itiraz gerekçesi markasını itirazına dayanak gösterdiği mal veya hizmetler bakımından ...’de ciddi biçimde kullanmakta olduğuna ya da kullanmamaya dair haklı sebepleri olduğuna ilişkin delil sunması talep edilir.
İtiraz sahibi tarafından bu hususların ispatlanamaması durumunda itiraz reddedilir. İtiraz gerekçesi markanın, tescil kapsamındaki mal veya hizmetlerin sadece bir kısmı için kullanıldığının ispatlanması hâlinde itiraz, sadece kullanımı ispatlanan mal veya hizmetler esas alınarak incelenir.” şeklindedir. 25/7 maddesi ise. “6 ncı maddenin birinci fıkrası uyarınca açılan hükümsüzlük davalarında 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü def’i olarak ileri sürülebilir.
Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır. Hükümsüzlüğü istenen markanın başvuru veya rüçhan tarihinde, davacının markası en az beş yıldır tescilli ise davacı ayrıca, söz konusu başvuru veya rüçhan tarihinde 19 uncu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen şartların yerine getirildiğini ispatlar.” hükmünü içermektedir.
Böyle bir durumda marka hükümsüzlüğü talep eden davacının dayanak yaptığı markasını kullandığını ispat etmesi gibi bir yükümlüğü doğacaktır. Hükümsüzlük davasına dayanak yapılan markanın tescilli markanın kullanılmadığına ilişkin def’i de makanın kullanılıp kullanılmadığı dava tarihinden itibaren geriye doğru beş yıl içinde gerçekleşmiş olmalıdır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Kullanımın İspatı Yönünden:
Davacı tarafça davalının yayına itiraza dayanak teşkil edilen .... sayılı markalarının SMK anlamında ciddi şekilde kullanılmadığı iddia edilmektedir.
Davacıya ait markanın başvuru tarihi yukarıda da gösterildiği üzere 02.01.2020 tarihidir. Bu kapsamda davalının markasının geriye doğru 5 yıllık kulanımına ilişkin belgeler incelenmiş,
Davalının sunduğu delillerden başvuru tarihinden 5 yıl öncesine ilişkin bu belgelerden bir kısmının davalı şirketin farklı ticari faaliyet alanlarına ilişkin işyeri görselleri olduğu, faturaların ise genel olarak başka firmalarca davalı şirkete kesilmiş mal ve hizmet alımına ilişkin olduğu, bir kısım faturalarda yukarıda da gösterildiği üzere ilgili firmalardan işçilik hizmetinin de alındığını gösterdiği, faturalara konu malların miktarlarının çok yüksek miktarda olmadığı,
satın alınan bu ürünlerin doğrudan davalı firmaca inşaat faaliyetinde kullanıldığı sonucunu göstereceği değerlendirilemeceğinden,salt bu mal alımının veya tapu sahibinin olmanın doğrudan SINIF 37 “İnşaat hizmetleri, inşaat araç gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri” yönünden ilgili zaman aralığını kapsayacak şekilde, düzenli ve kesintisiz ticari etki doğuracak şekilde mal/hizmet niteliğine de uygun nitelikte ciddi kullanımı gösteremeyeceği dolayısıyla bu sınıflar yönünden kullanıma ilişkin şartların sağlanmadığı anlaşılmıştır.
Burada değinilmesi gerekli diğer bir husus ise davalı şirketin kullanımda bulunmamasının haklı bir nedenden kaynaklandığının sayılıp sayılmayacağı meselesidir.
Davalı tarafça ... E. sayılı dosyada verilen ihtiyati tedbir kararı sebebiyle 37. Sınıfın ilgili emtiaları yönünden kullanımda kesintiye uğrandığı iddia edilmektedir.
Haklı sebeplerin neler olduğu SMK’da açıkça sayılmamış olup, ... m.19’da haklı sebeplerin açıklaması yapılmıştır. ...m.19’a göre haklı sebep, marka ile korunan mal veya hizmetlere yönelik ithalat kısıtlamaları ya da diğer hükümet gereklilikleri gibi markanın kullanılmasına engel teşkil eden, marka sahibinin iradesinden bağımsız olarak ortaya çıkan durumlardır.
Dosya kapsamında davacı tarafça 25/03/2022 tarihli cevaba cevap dilekçesi ekinde ... sayılı dosya kapsamında verilmiş ihtiyati tedbir kararları sunulmuştur.
İlgili mahkemece 30/09/2016 tarihli tensip 10 nolu ara karar ile “ Dava dilekçesinde belirtmiş olduğu, davalı şirkete ait taşınmazları ile varsa şirkete ait araçalrın üçüncü kişilere devrin önlenmesi açısından ihtiyati tedbir konulmasına” karar verildiği görülmüştür.
İlgili mahkemece 17/10/2016 tarihli 1 nolu ara karar ile “ilgili şirkete ait tüm araçların üçüncü kişilere devrinin önlenmesine dair kararın kaldırılarak sadece davalı şirketinözel işleri için kullanmış olduğu … plakalı araçların üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi açısından uyap sisteminden kaydına tedbir konulmasına” karar verildiği görülmüştür.
İlgili mahkemece 02/11/2016 tarihli 1 nolu ara karar ile “davalı şirketin işleyişini ve faaliyetini engelleyecek şekilde ve telafisi imkansız zararlara neden olacak tedbir kararı verilemeyeceğinden ve ayrıca davalı şirket adına çekilen kredilerin şirket hesabına değilde şahıslar adına harcaması durumunda şirket yöneticilerinin mali sorumluluğunu doğuracağından davacı vekilinin bankalardan kredi çekilmesine ilişkin tedbir talebi mevcut delil durumu da gözönünde bulundurularak yerinde görülmediğinden reddine” karar verildiği görülmüştür.
İlgili mahkemece 05/06/2018 tarihli 1 nolu ara karar ile”.... parselde kain ... nolu bağımsız bölümün yıkılma tehlikesi bulunduğundan üzerindeki ihtiyati tedbirin kaldırılmasına” karar verildiği görülmüştür. Neticeten taraf beyanları ile ilgili tedbir kararlarının 11/12/2019 tarihinde kaldırıldığı anlaşılmaktadır.
Davalı tarafça dava aşamasında bir takım ruhsat bilgileri sunulmuş ise de huzurdaki dava ... kararının iptali davası olmakla, kurum aşamasında sunduğu belgeler dikkate alınarak bir inceleme yapılacaktır. Bu kapsamda verilen ihtiyati tedbir kararlarından gayrimenkuller üzerindeki üçüncü kişilere devrin engellenmesi yönünde verilmiş ihtiyati tedbir kararının olası etkisinin değerlendirilmesinin gerektiği açıktır.
Yukarıda davalının kullanım ispatı kapsamında sunduğu tapu kayıtları incelendiğinde 2011,2013 vb. Tarihlerde edinme söz konusu olması, davalının bu tarihlerden itibaren bu taşınmazlarla ilgili devri ilgilendirmeyen herhangi bir proje çizimi, ruhsat başvurusu, malzeme tedariği vs. işleminin de başlatmaması , yine verilen tedbir kararının faaliyeti durdurudcu nitelikte olmaması, davalı şirketin Yapi Müteahhitlerinin Siniflandirilmasi Ve Kayıtlarının Tutulmasi Hakkında Yönetmelik kapsamında bir yetki belgesi kaydının bulunmaması,
finansmana yönelik banka kredisi kullanma noktasında bir ihtiyati tedbir kararı da verilmediği değerlendirildiğinde salt gayrimenkullerin üçüncü kişilere devir yetkisinin tedbiren durdurulmasının markanın 37. Sınıfın ilgili emtiaları önünden kullanılmamasına haklı neden taşımayacağı; dolayısıyla itiraza mesnet .... sayılı markalar 37. Sınıftaki İnşaat hizmetleri, inşaat araç gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri” yönünden aşağıdaki değerlendirmede dikkate alınmamıştır.
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davacı Markası Davalı Markaları
... ... (37. sınıf) ... ... (07, 12, 14, 16, 20, 24, 25, 26, 27, 31,35, 36, 37, 38, 39, 40, 42, 44, 41,43, 45.sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; davacıya ait marka başvurusunun, davalının kullanım ispatında bulunmadığı değerlendirilen 37. Sınıftaki: İnşaat hizmetleri, inşaat araç gereçlerinin ve iş makinelerinin kiralanması hizmetleri dışındaki sınıflar yönünden aynı veya benzer olmadığı, bu suretle SMK md. 6/1’de sayılan emtiaların ilişkili olması şartının sağlanmadığı görülmektedir. Devamla;
Davacının markasının incelenmesinde; davaya konu davacı markası gri zemin üzerinde siyah harflerle “ ...” kelime unsurundan oluştuğu, ... ibaresinin faaliyet yerini, İnşaatın ise faaliyet konusunu göstermekle marka imajının ...ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.
Davalının markalarının incelenmesinde; davacı markalarının tamamının beyaz zemin üzerine tümü büyük ve kırmızı renkte yazılı ...ibaresinden oluştuğu, markanın kelime markası olduğu, herhangi bir figüratif unsur/şekil içermediği, markaların esas unsurunun ...ibaresi olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, markaların görsel, anlamsal ve sesçil olarak birbirlerine benzemesi karşısında markaların bütünsel olarak benzer olduğu;
markaların görsel, kavramsal ve sesçil olarak benzer ise de tescil sınıflarının benzer olmaması karşısında tüketicinin ayrı iki marka ile karşı karşıya kaldığını fark edeceği, taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi kapsamında iltibas bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Davalı vekili davacının kötü niyetli olduğunu iddia etmiştir.
Kötüniyetli tescil başvurusunun korunamayacağına ilişkin ... . sayılı kararı; “…Tescil başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması halinin 556 sayılı KHK'nin 42. maddesinde
düzenlenmemiş olmasına karşın başlı başına bir hükümsüzlük nedeni sayılması hususunda öğretide görüş
birliği mevcuttur. ( .... ). Diğer taraftan, Yerel Mahkemenin direnme kararında da belirtildiği üzere .... Markalar Yasası'nda da kötü niyetle marka tescili bir hükümsüzlük nedenidir. Yine, 1/95 sayılı Ortaklık
Konseyi kararları gereğince ... ile ... arasındaki fikri ve sınai mülkiyet haklarına ilişkin mevzuatın
uyumlu hale getirilmesi kapsamında 27.06.1995 tarihinde yürürlüğe giren 556 sayılı Markaların Korunması
Hakkındaki Kanun Hükmünde Kararname'nin mehazını oluşturan 89/104 sayılı ....'nin 3/2. ve 40/94 sayılı Topluluk Marka Tüzüğü'nün 51/1-b maddelerinde de kötü niyetli marka
tescil başvurusu mutlak ret ve hükümsüzlük nedeni olarak düzenlenmiştir. Bu durumda, gerek öğretide ileri
sürülen görüşler, gerekse mukayeseli hukuk ve mehaz ... mevzuatında yer alan hükümler
itibariyle; markalar hukukundaki ülkesellik ve başvuru ve tescilde öncelik ilkelerinin yanında başvuru ve
tescilde kötü niyetin himaye edilmemesine ilişkin temel ilkenin de aynen korunduğu anlaşılmaktadır.
Gerçekten de, 556 sayılı KHK'nin 35/1. maddesi uyarınca tescil başvurusu sırasında kötü niyetin başlı başına
bir itiraz sebebi olarak öne sürülebilmesi mümkün olduğu gibi, sonradan aynı nedenle hükümsüzlük davasının
açılabilmesi de KHK'nin amacına uygundur. Çünkü, KHK'nin 35/1. ve 42/1- ( a ) maddelerindeki düzenlemeler
de, esasen, MK.nun 2. maddesinin özel bir uygulamasından ibarettir. Bu bakımdan her somut olayın özellikleri
göz önüne alınarak açıkça kötü niyetle gerçekleştirildiği belirlenen marka tescilinin hükümsüzlüğüne karar
verilebilmelidir. Bu husus 556 sayılı KHK'nin 42. maddesinde başlı başına bir hükümsüzlük nedeni olarak
düzenlenmemiş olsa dahi, genel hüküm ve temel prensip niteliğindeki MK.nun 2. Maddesi uyarınca kötü niyetin korunması söz konusu olamayacağından aynı sonuca ulaşılması KHK'nin ruhuna da uygundur. '' şeklindedir. SMK 6/9 bakımından da yapılan değerlendirmelerin geçerli olduğu kanaatine ulaşılmıştır.
Mahkememizce 6769 sayılı SMK 6/9 genel hüküm ve temel prensip niteliğindeki MK’nun 2. maddesi, ilgili ... kararı ve yerleşik ... içtihatları gereğince, yeterli seçenek özgürlüğü varken
davacının itibar sahibi olduğu, davacı tarafça da dosya kapsamında önceki ilişkileri nedeniyle bilindiği anlaşılan markaya ve sektöre yönelik olarak ...sözcüğünün ön planda olduğu ... ibaresinin seçilerek marka olarak tescili yönünde başvuru yapılması davalının kötü niyetli bir başvuru yaptığına delalet ettiği kabul edilerek davanın reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Katip ... Hakim ... e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/31, K. 2024/14, 8 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama