KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 7 Mart 2024
- Esas no
- 2022/403
- Karar no
- 2024/88
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ...
- Mersis No
- ...
- Vekili
- Av. ... -....
- Davalılar
- 1- ...
- Vekili
- Av. ...
Karar Metni
2.472 kelime·12 dk okuma·10 bölüm
2- ... ...
DAVA
Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 21/10/2022
KARAR TARİHİ : 07/03/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH :25/04/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesiyle; ... ...’nun ... sayılı kararının iptali ile Davalı adına ... numara ile işlem gören ve müvekkili şirketin ... ve ... türevi markaları ile benzerlik arz eden ... ... ibareli başvurusunun kapsamında kalan tüm emtialar için REDDİNE, eğer işbu başvuru dava sırasında tescil edilmiş ise başvuru kapsamında kalan tüm emtialar için HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ...’nun ... sayılı kararının iptali şartlarının oluşup oluşmadığı ve davalı adına ... numara ile işlem gören ... ... ibareli başvurusunun kapsamında kalan tüm emtialar için reddi koşullarının oluşup oluşmadığı, başvurunun dava sırasında tescil edilmesi halinde başvuru kapsamında kalan tüm emtialar için HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalılardan marka başvurusu sahibi şahsın, 17.05.2021 tarihinde ...'na müracaat ederek ... ... ibaresinin marka olarak tescili için başvuruda bulunduğu, başvurunun ... kod numarası ile işleme alındığı, başvurunun ilanına davacı tarafından itiraz edildiği, ...'nın itirazı reddetmesi üzerine, muteriz tarafından kararın tekrar incelenmesi için ... yeniden itiraz ettiği, ... tarafından ... sayılı kararı ile; ''(...) Karıştırılma, ilişkilendirilme olasılığı ve tanınmışlık gerekçeli itirazlar belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir.
İnceleme sonucunda, ilgili tüketicilerin "... ..." ibareli başvuru ile .... sayılı "..." ibareli itiraz gerekçesi markaları -tescile konu 10. sınıfta mallar ile aynı aynı tür malların gerekçe markalar kapsamında bulunmadığı hususu da dikkate alındığında- farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle, markalar arasında karıştırılma, ilişkilendirilme veya tanınmışlık nedeniyle lişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varılmıştır.” şeklinde karar verildiği ve eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
1-Dava konusu ... başvuru numaralı "... ..." ibareli başvuru ile davacı tarafa ait ... sayılı ''...'' markasının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu ancak işaretsel benzerlik şartının davacı tarafa ait diğer markalar bakımından oluşmadığı,
2-Davalının markasının kapsamına alınmak istenilen tüm emtialar yönünden emtia ayniyeti, benzerliği, türdeşliği şartının gerçekleşmediği,
3-Bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ve iltibas ihtimalinin oluşmadığı,
4-Davacının “tanınmışlık” iddialarının davalının markasının tesciline, hükmüne bir etkisinin, engelinin olamayacağı,
5-Dava konusu ... kararının iptali veya markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Eczacı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
1-Dava konusu ... başvurulu numaralı ”... ...” ibareli başvuru ile davacı tarafa ait ... sayılı ... markasının görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu ancak işitsel benzerlik şartının davacı tarafa ait diğer markalar bakımından oluşmadığı,
2-Davalının markasının kapsamına alınmak istenilen tüm emtialar yönünden emtia ayniyeti, benzerliği, türdeşliği şartının gerçekleşmediği,
3-Bu nedenle karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ve iltibas ihtimalinin oluşmadığı,
4-Davacının “tanınmışlık” iddialarının davalının markasının tesciline, hükmüne bir etkisinin, engelinin olmayacağı,
5-Dava konusu ... kararının iptali veya markanın hükümsüzlüğü koşullarının oluşmadığı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporlarının usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.
Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.
Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Davacı Markası
... ... ... (10.SINIF) ... ... ...
(1, 3, 5, 16, 21.SINIF)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; çekişme konusu mallar 10.sınıfa ait olup davaya mesnet markaların emtiaları 03, 05, 16, ve 21.sınıflarda bulunduğu, taraf markalarına ait emtialar aynı sınıflarda olmadığı gibi, birbirleri ile ilişkili ve benzer olmadığı, dolayısıyla, dava konusu marka başvurusu kapsamında olan mallar ile davacı tarafa ait markaların emtiaları aynı veya benzer, ilişkili olmadığı, buna göre; davalının markasının kapsamına giren 10.sınıflara giren emtiaların hitap ettiği ortalama alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen seviyesi incelendiğinde.
"Cerrahi, tıbbi, diş hekimliği ve veterinerlik için alet, cihaz ve mobilyalar, yapay organlar ve protezler" gibi malların alıcılarının doktorlar veya ortopedistler gibi konusunda uzman kişiler olduğu veya doktor kontrolünde satılan mallar olduğundan, alıcıların bu emtiaları satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirdiği, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak,
makul süreli bir araştırma yaparak kötü, kalitesiz bir ürün alma riskini azaltmaya çalıştığı, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını verdiği ve seçici davrandığı gerçekleri gözetildiğinde, söz konusu tüketici kitlesinin bu emtiaları satın alırken sahip olduğu seçicilik, algı, dikkat ve özen seviyesinin yüksek olduğu görülmektedir.
Davalının markasının incelenmesinde; standart büyük harf karakteri ile arasına boşluk bırakılarak yazılan ... ve ... ibarelerinden oluştuğu, bileşik kelime unsurundan oluşan dava konusu markanın esaslı unsurunu ibarenin bütününün oluşturduğu, zira tüm ibarelerin aynı punto ile yazıldığı, ... ibaresinin Google arama motorunda yapılan araştırma sonucunda Fransızca bir ibare olduğu ve "hoş, sevimli, şirin" manalarına geldiği, ... ibaresi İngilizce bir ibare olup "maske" manasına gelmediği, ... ... ibaresi Türk tüketicisi bakımından bir anlam ifade etmediği, her iki dili bilen tüketici açısından "neşeli maske" manasına gelen bir tamlama olduğu, ibareler yazıldığı şekilde /...-.../ ya da /...-.../ şeklinde okunacağı anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; tek kelimeden oluşan kelime markaları ve iki ibareden oluşan bileşik kelime markaları şeklinde oluştuğu, esaslı unsur şeklinde oluşturulan ... markası davalı markasının ilk ibaresi ile aynı olup, ibare aynı şekilde okunacak ve aynı kavramı çağrıştıracağını, davacı tarafa ait diğer bir markası ... ibaresinin bir sözlük anlamı bulunmadığı ve yazıldığı şekilde /... ya da .../ şeklinde okunacağı,
davacı tarafa ait "... ..." markası kavramsal olarak anlamı olmayan "..." ve İngilizce "beyaz" manasına gelen bir ibare ile bileşik kelime markası olarak oluşturulduğu ve markanın esaslı unsurunu kelime bütünü oluşturduğu, İbareler /... veya .../ şeklinde okunacağı, davacı taraf markaları da kelime markaları olup esaslı unsur durumunda olduğu, davacı tarafa ait markalar da Türk tüketici açısından manası herkes tarafından bilinen, belirli bir kavramı çağrıştıran ibareler olmadığı anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "... / ..." esas ibareli markalar ile davalının "... ..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde;
davacı tarafa ait ... ibaresinin davalı tarafa ait bileşik markanın ilk unsurunu oluşturduğu ve ayırt edici bir şekilde görsel olarak algılandığı, markalar telaffuz edilirken kulağa ilk gelen duyulan sesin /.../ ya da /.../ olacağı, ... ... olan davalı markasının davacının markasının serisi şeklinde algılanma olasılığının yüksek olduğu, davacı tarafa ait ... markası davalı markası ile ilişkiledirilebilecek nitelikte olması bakımından benzer olduğu,
davacı tarafa ait ... ve ... ... markaları ile davalı tarafa ait marka başvuru karşılaştırıldığında, dava konusu ... ... ibaresinin iki kelimeden oluşan bileşik marka olduğu ve bir bütün olarak algılandığı, ibarenin kavramsal olarak “... maske” şeklinde algılanacağı, davacı taraf markalarının ise ... ve ... ... şeklinde bir bütün olarak algılanacağı, kavramsal olarak “...” ve “... beyaz” şeklinde algılanacağı, markaların bütün olarak görsel anlamda birbirlerinden yeterli düzeyde farklılaştığı,
taraf markalarının okunuşunda /... ve .../ ibarelerinin seştes olmasından kaynaklı baskın olmayan işitsel benzerliğin taraf markaları arasında oluşan görsel ve kavramsal farklılık karşısında berteraf olacağı ve markaların bütünsel açıdan benzer imajları tüketicilere vermeyeceği ve taraf markaları arasında benzerlik oluşmayacağı, Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği, Somut olay açısından bakıldığında; davacı tarafa ait ...
VE ... ... markalarının görsel, işitsel ve kavramsal olarak dava konusu markadan farklı olduğu, markaların görsel mizanpajının oldukça farklı olduğu ve görsel hafızada bıraktıkları izin aynı olmadığı, ayrıca marka kapsamında bulunan emtaiaların da aynı, benzer veya ilişkili olmadıkları, dolayısıyla taraf markaları arasında benzerlik, ilişkilendirme veya karıştırılma ihtimalinin oluşmayacağı, davacı tarafa ait ... ibaresi davalı tarafa ait ... ... ibaresinin ilk unsuru şeklinde birebir yer aldığı ve görsel algıda dikkati çeken ilk unsur olduğu,
bu nedenle tüketicilerin karşılaştırılan işaretleri görsel, işitsel ve kavramsal açılardan birbirine yakınlaştıracağı ancak bu durumun tek başına karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkması için yeterli olmadığı, zira taraf markalarının kapsamındaki emtiaların aynı, benzer veya ilişkili olmaması karşısında, tüketicilerin davalının dava konusu edilen “... ...” ibaresini ihtiva eden markasıyla karşılaştığında bu markaları “benzer bulması ve karıştırması” ihtimalinin bulunmadığı,
farklı tür mallarda davalı markasını gören tüketicilerin, bunları davacı tarafa ait ... ibaresini içeren markaların bir devamı veya serisi gibi algılamayacağı, marka sahipleri arasında idari veya ekonomik bir bulunduğu düşüncesine kapılmayacağı, belirtilen hususlar birlikte dikkate alındığında markalar arasında karıştırılma ihtimali oluşmayacağı, taraf markalarının kullanılacağı emtiaların farklı olduğu ve benzer alıcı kitlesine hitap etmediği, zaten de ... ve ... ... işaretleri arasında da görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik oluşmadığı için bu markalar arasında herhangi bir şekilde benzerlik oluşmadığı,
davacı tarafa ait ... markasının dava konusu marka işaretleri arasında ilişkilendirme ihtimali oluşturabilecek düzeyde görsel bir benzerlik oluşsa bile taraf markalarının emtialarının farklı olduğu göz önüne alındığında, iltibas ihtimali için çifte benzerlik şartının oluşması gerektiğinden, davacı tarafın işbu davaya konu markaların hiçbirinin dava konusu marka başvurusu ile karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı,
işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "... ..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı,
taraf markaları arasında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının uygulama alanı bulmayacağı dikkate alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... Hakim ... · e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/403, K. 2024/88, 7 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama