KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 29 Şubat 2024
- Esas no
- 2022/464
- Karar no
- 2024/60
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - Mersis No: ...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Davalı
- 1-...
- Vekili
- Av. ... - ...
- Davalı
- 2- ... ...
Karar Metni
2.574 kelime·13 dk okuma·14 bölüm
...
VEKİLİ
Av. ... -...
DAVA
Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 30/11/2022
KARAR TARİHİ : 29/02/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/04/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesiyle; müvekkili şirketin 1995 yılında kurulduğunu, tekstil sektöründe ülkemizin lider kuruluşlarından olduğunu, müvekkili şirketin “...” ibareli markasını ilk kez 2001 yılında tescil ettirdiğini, dava konusu “...” ibareli marka başvurusuna müvekkili şirket tarafından itiraz edildiğini, itirazın hukuka aykırı olarak reddedildiğini, ... kararının haksız olduğunu, müvekkili şirkete ait markaların 18, 25 ve 35. Sınıflarda tescilli olduğunu, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin tek başına herhangi bir ayırt ediciliği olmadığını, dava konusu markanın esas unsurunun “...” ibaresi olduğunu,
dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin müvekkili markası ile birebir aynı şekilde düzenlendiğini, müvekkili markasının sektörünün lider markalarından olduğunu, dava konusu markanın müvekkilinin tanınmışlığından haksız fayda elde edilmesine sebep olacağını, taraf markaları arasında ilişkilendirilme/karıştırılma riskinin çok yüksek olduğunu, taraf markalarının kapsadıkları mal ve hizmet sınıflarının birebir aynı veya ikame/tamamlanan alanlardan olduğunu, markaların hitap ettiği tüketici kitlesinin birebir aynı olduğunu, müvekkili markasının tekstil alanında tanınmış marka olduğunu beyanla;
... ...’nın ... sayılı kararının iptaline, ... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şahıs vekili cevap dilekçesiyle; müvekkilinin davacı şirketin varlığından işbu dava ile haberdar olduğunu, müvekkiline yöneltilen kötü niyet iddialarının kabul edilemez nitelikte olduğunu, davacının “...” şeklinde bir başvurusu olmadığını, müvekkili markasında kullanılan logoda “...” ibaresinin birleşik olarak ve yana yatırılmış “S” şekilde yazıldığını, müvekkili markasının davacı markasından farklı olduğunu, markaların farklı sektörlerde yer aldığını, müvekkilinin çevresinde “Nargile Uzmanı” olarak bilindiğini, kendi sektöründe lider olduğunu, markaların iltibasa yol açmayacağını belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ...’nın ... sayılı kararının iptali ve ... sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğü koşullarının oluşup oluşmadığı, noktalarında toplandığı anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; dava konusu ... sayılı marka başvurusu, 03 / 35. sınıflar için tescil edilmek üzere 12.01.2021 tarihinde yapıldığı, dava konusu marka başvurusu tescili talep olunan tüm sınıflar yönünden 27.04.2021 tarihli 371 sayılı Resmi Marka Bülteni’nde yayımlandığı, dava konusu başvurunun yayımına davacı şirket tarafından “benzerlik/karıştırılma ihtimali”, “tanınmışlık”, “diğer fikri haklar veya kişi hakları” ve “kötü niyet” gerekçelerine dayanılarak itiraz edildiği, itiraza dayanak gösterilen markalar; ... sayılı markalar olduğu,
davacı şirketin yayıma itirazı ... tarafından 23.11.2021 tarih ve ... sayılı karar ile kısmen kabul edilmiş olup, marka başvurusu kapsamından 03. Sınıf malların tamamının, 35. Sınıf hizmetlerin bir kısmının çıkartılmasına karar verildiği, dava konusu marka başvurusu, itiraza mesnet olarak gösterilen tüm markalar ile benzer kabul edildiği, davacı şirket ... kararına itiraz ederek, itirazlarının yeniden değerlendirilmesini ve marka başvurusunun tümden reddini talep ettiği, itiraz üzerine verilen ve dava konusu yapılan 02.11.2022 tarihli ... sayılı ... kararı ile “...
Yapılan incelemede, başvuru kapsamında kalan hizmetler bakımında, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Muterize ait markanın tanınmış olduğu ve SMK m.6/5 hükmünde yer alan koşullarının varlığına dair yeterli delil muteriz tarafından sağlanmadığından tanınmışlıktan haksız yarar sağlama gerekçeli itiraz da kabul edilmemiştir. SMK m.6/6 koşulları oluştuğu ispatlanamadığından bu yöndeki itiraz da kabul edilmemiştir.
Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönündeki iddia da somut delillerle ispatlanmadığı gibi, sadece markalar arasındaki benzerlik iddiasına dayandırıldığından ve Kurul'un kanaatine göre, markalar arasındaki benzerlik veya karıştırılma ihtimali, diğer başkaca koşulların varlığı aranmaksızın, tek başına, kötü niyet iddiasının kabulü için yeterli bir kanıt teşkil etmediğinden (aynı yönde bkz. .... , 01/02/2012 tarih, ... sayılı kararı, para.
90) bu gerekçeye dayalı itiraz da yerinde ve haklı görülmemiştir.'' gerekçesiyle, ''İtirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir.” şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Bilirkişi kurulunca düzenlenen RAPORDA/ EK RAPORDA özetle: 1. Dava konusu marka başvurusu kapsamında yer alan ve işbu davanın konusunu oluşturan 35. Sınıf hizmetler ile davacıya ait ... sayılı “... ...” ve ... sayılı “... ...” ibareli markalar kapsamında yer alan hizmetlerin aynı/aynı tür olduğu, 2. Davalıya ait dava konusu marka başvurusu ile davacıya ait ... sayılı “... ...” ve ... sayılı “... ...” ibareli markaların görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olduğu, markalar arasında dava konusu edilen tüm hizmetler bakımından karıştırılma ihtimali bulunduğu, takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(...) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.
Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.
Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir ... olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Davacı Markaları
... ... ... (35. sınıf) ... ...'... ...'... .... (03,18,25,35. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu marka, 03 ve 35. Sınıf mal ve hizmetler bakımından başvuruya konu edilmişse de, davacı şirketin itirazı kapsamında 03. Sınıf malların tamamı ile 35. Sınıfta yer alan hizmetlerin bir kısmı, marka kapsamından çıkarıldığı, davanın konusunu, itiraz sonrasında marka kapsamında kalan “35.
Sınıf: Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.
Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri.
İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri.
Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.” oluşturduğu, dava konusu marka kapsamında yer alan 35. Sınıf tüm hizmetlerin davacıya ait .... tescilli markalarında aynı/aynı tür emtialar olarak yer aldığı, davacıya ait ... markalar ise, dava konusu marka kapsamında yer alan mal ve hizmetler ile aynı/aynı tür/benzer mal ve hizmetleri içermediği, görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; dava konusu marka başvurusu “...” ibaresinden oluşmakta olup, kelimelerin arkasında mavi-pembe-siyah renklerden oluşan bir arka plana yer verildiği, “...” ibaresi, “...” ibaresine nazaran çok daha büyük punto ile yazılmış olup, markanın ön planda olan unsuru “...” ibaresi olduğu, “...” ve “...” harfleri küçük harflerle yazılmış ve “...” ve “...” harfleri, harflerin ucundan birleştirildiği, “...” ibaresi, İngilizce’de “yünnan'da salween nehrinin üst bölgesinde yaşayan tibetbirman halklarına ve üyelerine verilen ad” ve “Yunan alfabesinin 13. harfi” olarak tanımlandığı,
“...” ibaresi ise, Türkçe’de de “galaksi” şeklinde yazılan ve “gök ada” anlamına gelen kelimenin İngilizcesi olduğu, “...” ibaresi, dava konusunu oluşturan hizmetler bakımından tanımlayıcı bir ibare olmadığı, buna karşın, yazı puntosu olarak çok küçük bir şekilde yazılmış ve markada görsel olarak, ...” ibaresine oranla arka planda kaldığı, dava konusu markada öne çıkan unsur “...” ibaresi olduğu, anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacının .... sayılı “... ...” ve ... sayılı “... ...” ibareli markalarının ise, kapsamında renk ya da şekil kullanılmamış ... markaları olduğu, siyah-beyaz renklerle oluşturulmuş markalarda “...” kelimesinden sonra üstte “nokta(.)” işareti kullanılmış ve sonra gelen “...” ve “...” unsurları ile ayrılması sağlandığı, “...” ibaresinin, İngilizce “siyah” kelimesi olduğu, davacı markalarının “...+...” ve “...+...” şeklinde oluşturulduğu, “...” ibaresi ile bir seri oluşturulduğu, “...” ve “...” ibareleri, “...” ibaresine nazaran, anlam olarak markaya ayırt edici nitelik katmadığı, “...” ibaresi bir rengi, “...” ibaresi ise bir sayıyı temsil ettiği, dolayısıyla davacı markalarının esas unsuru da “...” ibaresi olduğu, anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
....'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu,
işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayamayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olduğu,
taraf markaları arasında iltibas bulunduğu kabul edilmiş, öte yandan davalı şahıs vekili her ne kadar benzerlik değerlendirilmesi yapılırken tarafların faaliyet alanları üzerinden bir değerlendirme yapılmadığını bildirerek itiraz etmiş ise de.
SMK 6/1 maddesi kapsamında benzerlik değerlendirmesinin faaliyet alanları değil markaların tescil edilmek istendiği emtialar üzerinden yapılması gerektiği anlaşılmış; ayrıca davacı tarafça, yayıma itiraz dilekçesi ekinde 22 sayfadan oluşan markanın tanıtımını içeren bir belge sunulduğu, sunulan belgede uluslararası basında yayınlanan reklamlar, mağaza görselleri, röportajlar, sosyal medya paylaşımlarının yer aldığı, dava dilekçesi ekinde ise, aynı belgenin tekrar sunulduğu,
ayrıca bu belgeye ek olarak markanın reklamlarından görüntüler, çeşitli dergilerde yayınlanan reklamlar, sosyal medya hesaplarından görüntüler, bazı ünlülerin "...” markalı ürünleri kullandığını gösterir fotoğraflara yer verildiği, bu belgeler incelendiğinde “...” markasının giyim sektörü markası olduğu; sunulan belgelerin bir kısmının yurtdışında yayınlanan belgeler olduğu, büyük bir kısmının markanın olağan kullanımını gösterir belgeler olduğu, markanın ne kadar süredir kullanıldığının, markaya ne kadar yatırım yapıldığının veya tüketiciler tarafından markanın ne kadar bilindiğinin sunulan belgeler ile tespitinin mümkün olmadığı,
tanınmışlığın değerlendirilebileceği yeterli belgenin dosya kapsamında bulunmadığı, bu nedenle iddia edilen tanınmışlığın ispatlanamadığı, davacıya ait markanın tanınmış olduğu kabul edilse dahi, davacı markasının kullanıldığı “giyim sektörü” ile dava konusu marka kapsamında yer alan hizmetlerin ilişkilendirilebilir sektörler olmadığı gözetildiğinde, dava konusu markanın davacının tanınmış markasının ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin bulunmadığı ve davacı yan delilleri arasında bu açıdan bir delilin bulunmadığı.
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrası şartlarının oluşmadığı kabul edilerek davacının bu itirazı yerinde görülmemiş, açıklanan nedenlerle davanın kabulü ile ...'nın ... sayılı kararın iptaline, ... sayılı markanın tüm mal ve hizmetler bakımından hükümsüzlüğüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
MASRAF DÖKÜMÜ
İLK MASRAF : 172,90-TL
GİDER AVANSI :6.193,50-TL
TOPLAM :6.366,40-TL
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/464, K. 2024/60, 29 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama