KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 26 Mart 2024
- T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2022/471 Esas - 2024/148
- Esas no
- 2022/471
- Karar no
- 2024/148
- Hakim
- ....
- Katip
- ...
- Davacı
- ....
- Vekili
- Av. ....
- Davalı
- 1-....
Karar Metni
3.683 kelime·18 dk okuma·9 bölüm
.... VEKİLİ : Av. .... DAVALI : 2-.... VEKİLİ : Av. ....
DAVA
Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
DAVA TARİHİ : 06/12/2022
KARAR TARİHİ : 26/03/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 28/03/2024
Mahkememizde görülmekte bulunan Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
DAVA
Davacı vekili, dava dilekçesinde ve sair beyanlarıyla; müvekkilinin ... numaralı marka başvurusuna yaptığı itirazların reddedildiğini, redde ilişkin ... sayılı ... kararının iptalini talep ettiklerini, davaya konu marka ile müvekkiline ait markaların ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğundan karıştırma ihtimali bulunduğunu, müvekkiline ait markaların “...” şeklinde olduğunu, karşı tarafa ait markanın “...” ibareli olduğunu, müvekkiline ait “...” ibareli marka ile birlikte ayrıca “.....” biçiminde seri nitelikte çok sayıda markalarının bulunduğunu, karşı taraf markasının “...” ibaresinden türemiş bir kelime olduğunu,
bu ibarenin müvekkilinin markasında kullanılan bir ibare olduğunu, “...” ibaresinin de müvekkiline ait seri markalardan birisi olarak algılanabileceğini, müvekkiline ait markalarda mavi ve yeşil renk birleşimi olan turkuaz renk kullanıldığını, karşı tarafın da markalarında mavi ve yeşil renk kullandığını, kullanılan renklerin aynı renklerin tonları olarak algılanacağını ve bu benzerliğin markaların karıştırılması ihtimalini arttırdığını, karşı tarafça da seri olarak algılanabilecek nitelikte “...” ibaresini içeren marka başvuruları dosyalanmakta olduğunu, ... başvuru numaralı “...”, ... başvuru numaralı “... ...”,
... başvuru numaralı “... ...”, ... başvuru numaralı “... memnunlar kulübü” ibareli marka başvurularına yönelik müvekkil adına ... nezdinde itirazlarının da dosyalandığını, davalı tarafın “...” ibaresini farklı kelimeler kullanmak suretiyle adına tescil ettirmek istediğini, taraf markalarının aynı ve bağlantılı hizmetler için kullanılacağını ve tüketici nezdinde aynı hizmetleri içermeleri nedeniyle ayırt edilemeyecek kadar benzer markalar olarak görüleceğini, marka işaretleri benzer olduğu gibi uhdelerinde de aynı ve bağlantılı hizmetleri bulundurduklarını, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdiklerini,
müvekkilinin tescilli markalarının tanınmış olduğunu, müvekkilinin sunduğu hizmetle 81 ilde canlı takip ve tahmini varış zamanı bildiren ilk ve tek firma olduğunu, müvekkilinin markalarının tanıtımı için harcadığı yoğun emek göz önüne alındığında karşı yanın davaya konu markasının tescillenmesi durumunda müvekkilinin markasından haksız yararlanması durumunun söz konusu olacağını,
müvekkilinin markalarının farklı bir firma tarafından kullanılması halinde de ayırt ediciliğinin zedeleneceğini ve tüketiciler nezdinde markaların karıştırılması halinde de ilgili markanın hizmetlerinden faydalanan tüketicilerin müvekkilinin markalarının kalite ve güvenini bulamayınca da müvekkilinin itibarının zedeleneceğini, davalı tarafın kötüniyetli olduğunu, davalı tarafa müvekkili adına 22.10.2021 tarihinde ....
Noterliği nezdinde ...yevmiye numaraları ile ihtarnameler keşide edildiğini, bu ihtarnamelerde müvekkiline ait “... burada” ibareli markaya benzer olan “kargon burada” ibaresinin kullanımına son verilmesinin ihtar edildiğini, karşı tarafça devamlı olarak müvekkili firmaya ait markalar ile karıştırılma ihtimali bulunan ibarelerin kullanıldığını ve Kurum nezdinde tescil edilmeye çalışıldığını, davaya konu markanın haksız rekabete sebebiyet verdiğini iddia ederek; ... sayılı ... kararının iptaline, ... nolu markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı şirket vekili cevap dilekçesiyle; davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkilinin pazarlama ve tanıtım faaliyetleri kapsamında ticari faaliyetinde kullandığı “...” markasını değiştirme kararı alıp faaliyetine “...” markası ile devam etmeye karar verdiğini, bu karara uygun olarak 15.03.2021 tarihinde ...
A.Ş. adına ... nezdinde dava dışı ... başvuru no ile düzyazı şeklinde “...” marka başvurusunda bulunulduğunu, düz yazı şeklinde “...” ibareli tescil başvurusuna konu müvekkili markasının 27.04.2021 tarihinde marka bülteninde yayınlanıp herhangi bir itiraza konu olmadan 20.09.2021 tarihinde ... nezdinde tescil edildiğini, ... tasarım işlemlerinin tamamlanmasının ardından işbu davaya konu edilen ... başvuru no ile ...
A.Ş. adına ... şeklinde “...” isimli marka başvurusunda bulunulduğunu, dava dışı ... “...” markasının ... tarafından tescili üzerine müvekkilinin 01.09.2021 tarihinde ticaret unvanını ...
A.Ş. olarak tescil ve ilan ettirdiğini, ticari faaliyetinde kullandığı web sitesinin alan adını .... olarak değiştirip bu tarihten itibaren ticari faaliyetlerinde “...” markasını yoğun şekilde kullanmaya başladığını, müvekkilinin tescilli “...” markasının tanıtım ve pazarlama faaliyetlerine çok ciddi yatırım yaptığını ve yapmakta olduğunu, müvekkili ile ...
A.Ş. arasında 19.11.2021 tarihinde imzalanan ... uyarınca devredilen markalar arasında düz yazı ve ... şeklinde “...” isimli markaların da bulunduğunu, ... nezdinde de marka devir işlemlerinin tescil edilerek markaların müvekkili adına kaydedildiğini, davacı tarafından ... sayılı düzyazıdan ibaret “...” ibareli markaya hiçbir itiraz edilmeyip anılan marka tescil ve ilan edilmişken, yine benzer şekilde ... sayılı “...” markasının da müvekkili adına tescilli olduğunu, buna rağmen davacının dava konusu ... sayılı “... ...” markasına itiraz ettiğini, bu itirazların ... tarafından reddedildiğini,
bu markanın da müvekkili adın tescil ve ilan edildiğini, tarafların aynı alanda faaliyet göstermelerine karşın markaların son derece birbirinden uzak markalar olması nedeniyle tüketici nezdinde hiçbir karışıklık yaşanmadığını, dava konusu yapılan ... kararının davacının tüm iddia ve itirazlarına gerekçeleriyle cevap verdiğini, usul ve hukuka uygun olduğunu, davacının iddialarının aksine taraf markalarının benzer olmadığını, somut olayda 6769 sayılı SMK madde 6/1 koşullarının oluşmadığını, müvekkiline ait dava konusu markanın karma nitelikte olduğunu, davacının markalarının kelime markası şeklinde olduğunu,
karıştırılma ihtimali değerlendirilirken markalarındaki logonun varlığının ve ayırt ediciliğe sunduğu katkının göz ardı edilmemesi gerektiğini, markalar arasında yüksek düzeyli farklılık bulunduğunu, “...” ibaresinin ayırt edici niteliğinin yüksek olduğunu, davacının iddia ettiği gibi “...” ibaresinden türetilmiş bir kelime algısı bulunmadığını, kompozisyonu bakımıyla artık başlı başına bir kelime algısı yarattığını, “...” markasının “...” ve “... (petrolün kısaltması)” olarak algılanmaması örneğinde olduğu gibi “...” ibareli markanın da bir bütün olarak marka algısı yarattığını,
“...” ve “...” şeklinde markanın parçalara ayrılması ve bu şekilde karşılaştırma yapılmasının marka hukuku ilkeleriyle de bağdaşmadığını, davacı markalarında ayırt edici niteliği bulunmayan iki kelimenin bir araya getirilip birleşiminden ortaya yeni bir ibare veya anlam çıkarılmadığını, “...” ve “...” gibi kimsenin tekeline verilmesi mümkün olmayan marka vasfı olmayan iki ibarenin bir araya getirilmesi ile ortaya asgari seviyede ayırt edici nitelik kazanan markalar çıktığını, bu markaların orijinal markalar gibi yüksek seviyede bir koruma görmesinin mümkün olmadığını,
ayırt ediciliği düşük markalarda en küçük farklılığın dahi markaları ayırt etmeye yettiğinin kabulünün gerektiğini, somut olayda “...” ibaresinin taraf markalarında ortak unsur olduğu gerekçesiyle taraf markalarının benzer olduğuna hükmedilmesi halinde bu kararın davacı tarafa “...” ibaresi üzerinde tekel hakkı tanındığı anlamına geleceğini, böyle bir kabulün hukuka uygun olmadığı gibi bu husus birçok markanın kullanılamaz hale gelmesine yol açacağını, taraf markalarının sınıfsal olarak da benzer olmadığı gibi ilgili tüketicinin niteliği gereği markaların karıştırılmasının mümkün olmadığını,
davacıya ait gerekçe olarak gösterilen markanın 41. Sınıf hizmetlerde tescilli olmadığı gibi bu sınıf ile ilişkilendirilebilecek herhangi bir mal ve hizmet yönünden tescilli olmadığını, taraf markaları benzer olmadığından davacının tanınmışlık iddiasının davaya etkisinin olmadığını, davacının “...” markasının tanınmışlığına dair Davalı Kurum nezdinde dosyaladığı itirazda hiçbir doküman/delil sunmadığını, davacı markalarının tanınmış olmadığını, davacının kötü niyet iddiasını “...” şeklindeki kullanıma dayandırdığını, bu iddianın dava konusu edilen “...” ibareli marka ile hiçbir alakası bulunmadığını,
davacının dava dışı “...” gibi sektörde sıklıkla kullanılan ve marka vasfı taşımayan ibareleri kendi adına tescil ettirerek 3. kişilerin dürüst kullanımlarını engellemek adına hareket etmekle kendisinin kötü niyetli olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalının adına tescil ettirmek istediği ... no'lu marka tesciline ilişkin ... no'lu markaya yaptıkları itiraz neticesinde ittihaz edilen ... 'nun ... sayılı KARARININ İPTALİ, dava konusu ... sayılı markanın tescil edilmesi halinde HÜKÜMSÜZLÜĞÜ, noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden.
10.06.2021 tarihinde yapılan dava konusu marka başvurusunda 38 / 39 / 41. sınıf için tescil talebinde bulunulduğu, dava konusu marka başvurusunun yayımına ... davacı tarafından yapılan itirazda; “benzerlik/karıştırılma ihtimali (6/1)”, “eskiye dayalı kullanım (6/3)”, “tanınmışlık (6/5)”, “diğer fikri haklar veya kişi hakları (6/6)”, “kötü niyet (6/9)” ve “diğer” gerekçelerine dayanıldığı, itirazda dayanak gösterilen benzer markalar; .... numaralı markalar olduğu, itiraza ilişkin açıklamaların dava aşamasındaki iddialarla aynı yönde olduğu,
başvuru sahibinin yayıma itiraza karşılık olarak sunduğu karşı görüşleri, dava aşamasındaki savunmaları ile aynı doğrultuda olduğu, Yayıma itirazın incelenmesi üzerine Markalar Dairesi Başkanlığı (...) tarafından 23.02.2022 tarihinde, ileri sürülen itiraz sebepleri haksız bulunarak itirazın reddine karar verildiği, ... kararı kapsamında itiraz gerekçesi olarak ileri sürülen sebeplerden (6/6) – diğer fikri haklar ve kişi hakları ile ilgili olarak herhangi bir açıklama, sonuç veya ifade bulunmadığı, ... kararına davacı ... tarafından aynı gerekçe ve açıklamalarla itiraz edilerek itirazın yeniden incelenmesi talep edildiği,
bu itiraza karşı başvuru sahibinin sunduğu karşı görüş de öncelilerle ve dava aşamasındaki savunmalarla paralel olduğu, karara itirazın incelenmesi üzerine verilen ve dava konusu yapılan 04.10.2022 tarih ve ... sayılı ... kararıyla; “.
Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır.
Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Öte yandan, 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi "Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye'de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir." hükmüne amirdir.
Somut olay açısından, itiraza konu başvurunun tescilinin 6769 Sayılı SMK'nın 6/5 maddesi hükmünde belirtilen koşulların oluşmasına yol açacağı yönünde bir kanaat oluşmadığından, tanınmışlık gerekçesine dayalı itiraz haklı görülmemiştir. Başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde somut ve elle tutulur delillere rastlanmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde bir kanaat de oluşmadığından, bu iddiaya dayalı itiraz haklı görülmemiştir.
Diğer tüm iddialar da yerinde görülmemiştir.'' gerekçesiyle, '' İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.” şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
1) Dava konusu marka ile davacı markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimali bulunmadığı,
2) Davacının tescilsiz marka kullanımına ilişkin iddiasını hem marka işlem dosyası hem dava dosyası kapsamında ispat edemediği, bu nedenle dava konusu marka başvurusu bakımından davacının eskiye dayalı kullanımından kaynaklanan bir tescil engelinin varlığından söz edilemeyeceği,
3) Davacının dayanak markalarının tanınmışlık düzeyine ulaştığına yönelik iddialarını marka işlem dosyasında ve dava dosyasında ispat edemediği, taraf markaları arasında benzerlik bulunmaması karşısında da tanınmışlık düzeyinden kaynaklı tescil engelinin varlığından söz edilemeyeceği,
4) Davacının aşamalarda diğer fikri haklar ve kişi hakları ile ilgili iddialarını ispat edememesi karşısında başkasına ait herhangi bir fikri mülkiyet hakkında kaynaklı bir tescil engelinin varlığından söz edilemeyeceği,
5) Dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin iddianın ispat edilemediği,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Pazarlama uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
- Dava konusu başvuru kapsamında yer alan 38. ve 39. Sınıf mal ve hizmetlerin tamamının ve dava konusu markanın 41. Sınıfında yer alan eğitim ve öğretim faaliyetleri ile davacı markalarının 35. Sınıfında yer alana eğitim ve öğretim hizmetlerinin aynı, aynı tür ya da benzer nitelikte oldukları,
- Bununla birlikte rapor kapsamında açıklanan nedenlerle taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerlik ilişkisinin kurulamayacağı,
- Davacının eskiye dayalı kullanımından kaynaklanan bir tescil engelinin varlığından söz edilemeyeceği konusunda marka vekili bilirkişi ile aynı görüşte olduğumu,
- Davacının dayanak markalarının tanınmışlık düzeyinden kaynaklı tescil engelinin varlığından söz edilemeyeceğini,
- Dava konusu marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin iddianın ispat edilemediği hususunda marka vekili bilirkişi ile aynı görüşte olduğu,
Bilirkişi raporunun / ek raporun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzelendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) ..... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır. Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.
Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.
Tanınmış marka kavramı yerleşik ... içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, ..., ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir (....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Davacı Markası .... .... (38, 39, 41.sınıf) ... (16, 35, 38, 39.sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu markanın tescil edildiği ve çekişme konusu olan hizmetler.
38, 39 ve 41. sınıftaki hizmetler olduğu, markanın tescil edildiği 38. sınıftaki hizmetler, radyo-televizyonculuk ile ilgili olup, kendine özgü teknik detayları veya akışı olan hizmetlerden olduğu, bu alandaki profesyonel ve/veya eğitimli kişiler tarafından yürütülen bu hizmetlerin tüketicileri de bu alandaki isteklerini bilerek ve bunların karşılanıp karşılanmayacağının ayırdımında olan kişilerden oluşacağı, dolayısıyla bu hizmetler bakımından bilinç düzeyi yüksek olan bilinçli tüketicilerin dikkate alınması gerektiği, 39. sınıftaki hizmetler, yine kendine özgü kural veya işleyişleri olan,
kimi zaman özel düzenlemeler uyarınca yürütülmesi veya bazı teknik koşullara uygun olarak gerçekleştirilmesi gereken hizmetlerden olduğu, tarafların iddia ve savunmalarına göre çekişme konusunun özünü oluşturan kurye/... hizmetleri de bu sınıf kapsamında yer almakta olduğu,
gerekli koşulları sağlayarak faaliyet gösteren ... işletmeleri bazı tüketiciler tarafından detaylı şekilde araştırılarak tercih edilebileceği gibi zaten ... ile ilgili olarak faaliyet gösterdiği işletme adından anlaşılan yerlerle de hızlıca hizmet alım sürecine girilmesi söz konusu olabileceği, bu nedenle söz konusu hizmetler için hem bilinçli tüketicilerin ortalama seviyedeki tüketicilerin refleksleri değerlendirmelerde göz önünde bulundurulması gerektiği, 41. sınıftaki hizmetler, kişilerin eğitimi, kendilerini geliştirmeleri veya eğlenceleri/hobileri ile ilgili birtakım ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik hizmetlerden olduğu,
özel nitelikteki ihtiyaçların karşılanması için önemli detayları barındıran hizmetlerin söz konusu olması nedeniyle hizmete ihtiyaç duyanların, hizmeti sunanlar kadar detaylı bilgiye sahip olmasalar da ihtiyaçlarını tam olarak karşılayabilmek adına hizmet hakkında yüksek derecede özen ve dikkat gösterecekleri düşünülmekte olduğu, bu nedenle de dava konusu marka başvurusu kapsamındaki 41. sınıftaki hizmetler, dikkat seviyesi ortalama seviyedeki tüketicilere nazaran daha yüksek olan bilinçli tüketici kitlesine hitap etmekte olduğu görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; davalının markasının ''...+...'' ibareli marka olduğu, markada yeşil renkteki ... unsuru S harfini temsil etmekte olduğu, markadaki küçük harflerle mavi renkte oluşturulan “...” ibaresi doğrudan bir anlama karşılık gelmediği, ancak, ilgili tüketici kitlesi tarafından “sen” zamirinin bulunma durumu eki biçimi almış “...” sözcüğü ile tekil üçüncü kişiye karşılık gelen “...” sözcüğünün bir araya getirilerek oluşturulmuş olduğu, karma bir marka olduğu, markanın bir bütün olarak değerlendirmeye esas alınması gerekliliğinden hareketle ilgili tüketici tarafından dava konusu markadaki sözcük unsurunu bir bütün olarak ''...'' olarak algılanacağı anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacıya ait ..., ... ibareli iki markasının da karma markalar olduğu, ... + sözcük içerdiği, markalardaki çerçeve olarak konumlandırılmış kırmızı çerçevede bulunan birbirine ters yöndeki oklar, gidişi dönüş konusundaki devinimi temsil eder nitelikte olduğu, ... tescil numaralı markada bu çerçevede üst kısımda gidiş yönündeki okun yanında küp şekli yer almakta olduğu, her iki markada da sözcük unsurları yeşil renkte herhangi bir boşluk bulunmaksızın “...” ve “...” ibarelerinin bir arada yazılmasıyla oluşturulmuş olduğu,
markalardaki “...” ibaresi tamamen büyük harflerle, “...” ibaresi ise küçük harflerle oluşturulmuş olduğu, bu durum sözcüklerin algılanması noktasında ayrı ayrı algılanmasına olanak verecek nitelikte olduğu, davacı markalarındaki “...” ibaresi; “gemi, uçak, kamyon vb. araçlarla taşınan eşya, yük” anlamlarına gelmekte olup, “...” iyelik eki ile oluşturulmuş “...” anlamında olduğu, markalardaki “...” ibaresi; “sen” zamirinin bulunma durumu eki biçimi almış hali olduğu, davacı markalarındaki sözcük unsurları bir bütün olarak birinci tekil kişiye ait kargonun bulunduğu kişiye karşılık gelmekte olduğu anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
... ...'nun 08.06.2016 gün ve .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." ibareli markalar ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak hedef tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde.
Türkçede zamirlerin ve iyelik eklerinin sıklıkla kullanılması ve temel dilbilgisi kurallarından olmaları karşısında taraf markalarındaki ... veya ... ibarelerinin yüksek bir ayırt ediciliğe sahip olduğundan söz edilemeyeceği, taraf markalarındaki ... ve renk unsurlarının markaların birbirinden ayırt edilmesini sağlayacak kuvvette olduğu, aynı zamanda dava konusu markadaki ... unsurunun stilize formu ve bir bütün olarak “...” ibaresinin bir bütün olarak dikkate alınması gerektiği, karşılaştırma konusu işaretler arasında bütünsel olarak taraf işaret benzerliği bulunmadığı,
ilgili tüketici kesiminin, aralarında işaret benzerliği bulunmayan markalar arasında herhangi bir irtibat kurmasının söz konusu olmayacağı, bu durumda salt kapsam benzerliği nedeniyle taraf markaları arasında ilişkilendirilme ihtimali dâhil karıştırılma ihtimalinin bulunduğundan söz edilemeyeceği, öte yandan marka işlem dosyası ve dava dosyası kapsamında tescilli marka hakkına dayanılmış olduğu, eskiye dayalı kullanım iddiası ileri sürülmekle birlikte bu kullanımlara ilişkin ispata elverişli delil ibrazı yoluna gidilmediği,
bu nedenle her iki aşamada da ispat edilememiş olan eskiye dayalı tescilsiz kullanım nedeniyle değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığından söz edilemeyeceği, bu halde davacının tescilsiz kullanımlara ilişkin iddiasının ispat edilememiş olması karşısında somut olay bakımından hem ... kararı iptali hem hükümsüzlük talebi bakımından bir tescil engelinin bulunmadığı, davacının marka işlem dosyası kapsamında dayanak yaptığı markalarının kullanımı ve tanınmışlığı ile ilgili sunulan delilerin incelenmesinde, davacıya ait markaların tek başına tanınmışlık niteliğini haiz olmadığı,
ayrıca, davalı şirket markası ile davacı markaları karıştırılacak düzeyde benzer olmadığından, davalı markasının davacıya ait markaların ününden haksız kazanç elde etme ya da bu markaların ün ve itibarına zarar verme ihtimallerinin bulunmadığı, somut uyuşmazlıkta, marka işlem dosyası ve dava dosyası kapsamında tescilli marka hakkına dayanılmış olduğu, ilgili dosyalar kapsamında herhangi bir fikri hakka veya kişi hakkına somut olarak dayanılmadığı,
bu nedenle her iki aşamada da ispat edilememiş olan diğer fikri haklar veya kişi haklarına dayandırılan değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığından söz edilemeyeceği, bu halde değerlendirme konusu tescil engeli bakımından iddianın ispat edilememiş olması nedeniyle ... kararı iptali ve hükümsüzlük talebi bakımından başkasına ait herhangi bir fikri mülkiyet hakkında kaynaklı bir tescil engelinin varlığından söz edilemeyeceği,
marka işlem dosyası ve dava dosyası kapsamında davacının dava konusu marka başvurusunun kötüniyetli yapıldığı iddialarını somut olarak ispat edecek herhangi bir bilgi ve belgeye dayanılmamış olduğu kötü niyet iddiasının ispat edilmemediği de dikkate alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip .... Hakim ..... · e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/471, K. 2024/148, 26 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama