KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 19 Aralık 2024
- T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2024/150 Esas - 2024/561
- Esas no
- 2024/150
- Karar no
- 2024/561
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacılar
- 1- ...
Karar Metni
1.722 kelime·9 dk okuma·9 bölüm
... 2- ... ... Mersis Numarası: ... DAVALI : ... ... VEKİLİ : Av. ...
DAVA
Marka (Tecavüzün Tespiti İstemli)
DAVA TARİHİ : 26/03/2024
KARAR TARİHİ : 19/12/2024
KARARIN
YAZILDIĞI TARİH: 20/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan markaya tecavüz davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacılar dava dilekçe ve sair beyanlarında özetle; davacı şirketin ... sayılı, “ ...” şekil ve ibareli markanın sahibi olduğunu, davalının bu markayı internet ortamında ve internet reklamlarında kullandığını, bu şekilde haksız menfaat sağladığını, davalının faaliyetlerinin, ... sayılı markanın kapsamında yer alan hizmetlerde gerçekleştiğini, bu durumun marka hakkına tecavüz ve davacılar aleyhine haksız rekabet oluşturduğunu, kazanılmış haktan söz edilebilmesi için vergi kaydının ... adı altında olması gerektiğini, marka tescilinin bulunması gerektiğini, vergi kaydının davalı adına olduğunu,
alan adının alınabilmesinin için bilgi ve belge istenmediğini, davacı tarafından gönderilen ihtarname üzerine davalının “...” ibaresini “... ... ...” olarak değiştirdiğini, davalının marka hakkına sahip olabilmesi için şirket olması gerektiğini, davalı tarafından markanın yayımına herhangi bir itirazda bulunulmadığını, davalının ... hesabını aktif hâle getirerek yeni bir tecavüze vücut verdiğini, iddia ederek;
davalı tarafından ... ibaresinin davacının tescilli markasına iltibas meydana getirecek şekilde benzer olduğunun ve bu durumun haksız rekabet yaratarak davacı şirket tescilli markasına tecavüz oluşturup oluşturmadığının tespitine, ihtiyati tedbir yolu ile aleyhine tespit istenenin tescilli markasını kullandığı İnternet google reklamlarında ve İnternet sitesinin erişime engellenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı cevap dilekçesi ve sair beyanlarında özetle; davalının 15.01.2019 tarihinden bu yana vergi mükellefi olduğunu, 31.01.2019 tarihinden bu yana “....” alan adının sahibi olduğunu, davacı şirketin davalıdan sonra kurulduğunu, davalının çekişme konusu ibarenin gerçek hak sahibi olduğunu, davalı kullanımları ile davacıların markasının da farklı olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı tarafından ... ibaresinin davacının tescilli markasına iltibas meydana getirecek şekilde benzer olduğunun ve bu durumun haksız rekabet yaratarak davacı şirket tescilli markasına tecavüz oluşturup oluşturmadığının tespitine, ihtiyati tedbir yolu ile aleyhine tespit istenenin tescilli markasını kullandığı İnternet google reklamlarında ve İnternet sitesinin erişime engellenmesine karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için bilirkişi heyetine tevdiine karar verilmiştir.
Bilirkişi HEYETİ tarafından düzenlenen RAPORDA özetle:
- Davalının internet alan adında yer alan “...” ibaresi üzerinde, önceki tarihli alan adı tahsisinden kaynaklı üstün hakkının bulunduğu ve internet alan adı kullanımının davacı markasından kaynaklı hakları ihlal etmeyeceği,
- Davalının internet sitesinde kullandığı “...” ibaresi ve şekil unsurundan müteşekkil markasal kullanımının, davacıya ait ayırt ediciliği görece düşük markadan farklılaştığı ve davacı markasına tecavüz oluşturmayacağı,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Bilirkişi raporunun her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporun usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı, hukuki değerlendirme nihai olarak mahkememizce yapılacağından yeniden rapor alınmasını gerektirir yön bulunmadığı anlaşılmıştır.
GEREKÇE
6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun “Marka Hakkına Tecavüz Sayılan Fiilleri” içeren 29. maddesinin (a) bendi uyarınca; “Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.” marka hakkına tecavüz olarak değerlendirmektedir.
SMK’nun “Marka tescilinden doğan hakların kapsamı ve istisnaları” başlığı ile düzenlenen 7. maddesi ise aşağıdaki şekildedir:
(1) Bu Kanunla sağlanan marka koruması tescil yoluyla elde edilir.
(2) Marka tescilinden doğan haklar münhasıran marka sahibine aittir. Marka sahibinin, izinsiz olarak yapılması hâlinde, aşağıda belirtilen fiillerin önlenmesini talep etme hakkı vardır:
a) Tescilli marka ile aynı olan herhangi bir işaretin, tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması.
b) Tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve tescilli markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer mal veya hizmetleri kapsayan ve bu nedenle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin kullanılması.
c) Aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde olmasına bakılmaksızın, tescilli marka ile aynı veya benzer olan ve Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle markanın itibarından haksız bir yarar elde edecek veya itibarına zarar verecek veya ayırt edici karakterini zedeleyecek nitelikteki herhangi bir işaretin haklı bir sebep olmaksızın kullanılması.
(3) Aşağıda belirtilen durumlar, işaretin ticaret alanında kullanılması hâlinde, ikinci fıkra hükmü uyarınca yasaklanabilir:
a) İşaretin, mal veya ambalajı üzerine konulması.
b) İşareti taşıyan malların piyasaya sürülmesi, teslim edilebileceğinin teklif edilmesi, bu amaçlarla stoklanması veya işaret altında hizmetlerin sunulması ya da sunulabileceğinin teklif edilmesi.
c) İşareti taşıyan malın ithal ya da ihraç edilmesi.
ç) İşaretin, teşebbüsün iş evrakı ve reklamlarında kullanılması.
d) İşareti kullanan kişinin, işaretin kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla işaretin aynı veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması.
e) İşaretin ticaret unvanı ya da işletme adı olarak kullanılması.
f) İşaretin hukuka uygun olmayan şekilde karşılaştırmalı reklamlarda kullanılması.
(4) Markanın sahibine sağladığı haklar, üçüncü kişilere karşı marka tescilinin yayım tarihi itibarıyla hüküm ifade eder. Ancak marka başvurusunun Bültende yayımlanmasından sonra gerçekleşen ve marka tescilinin ilan edilmiş olması hâlinde yasaklanması söz konusu olabilecek fiiller nedeniyle başvuru sahibi, tazminat davası açmaya yetkilidir. Mahkeme, öne sürülen iddiaların geçerliliğine ilişkin olarak tescilin yayımlanmasından önce karar veremez.
(5) Marka sahibi, üçüncü kişiler tarafından dürüstçe ve ticari hayatın olağan akışı içinde, markasının aşağıda belirtilen biçimlerde kullanılmasını engelleyemez:
a) Gerçek kişilerin kendi ad veya adresini belirtmesi.
b) Malların veya hizmetlerin türüne, kalitesine, miktarına, kullanım amacına, değerine, coğrafi kaynağına, üretim veya sunuluş zamanına ya da diğer niteliklerine ilişkin açıklamalarda bulunulması.
c) Özellikle aksesuar, yedek parça veya eşdeğer parça ürünlerinde, malın ya da hizmetin kullanım amacının belirtilmesinin gerekli olduğu hâllerde kullanılması.”
6769 sayılı SMK'nın 29 maddesinde, marka hakkına tecavüz sayılan fiiller belirtilmiş olup;
(1) Aşağıdaki fiiller marka hakkına tecavüz sayılır:
a) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7 nci maddede belirtilen biçimlerde kullanmak.
b) Marka sahibinin izni olmaksızın, markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markayı taklit etmek.
c) Markayı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerini kullanmak suretiyle markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak.
ç) Marka sahibi tarafından lisans yoluyla verilmiş hakları izinsiz genişletmek veya bu hakları üçüncü kişilere devretmek.
(2) 19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır.
6769 sayılı SMK'nın 149 ncu maddesine göre, sınai mülkiyet hakkı tecavüze uğrayan hak sahibi, mahkemeden aşağıdaki taleplerde bulunabilir:
a) Fiilin tecavüz olup olmadığının tespiti.,
b) Muhtemel tecavüzün önlenmesi.,
c) Tecavüz fiillerinin durdurulması.,
ç) Tecavüzün kaldırılması ile maddi ve manevi zararın tazmini.
6769 sayılı SMK 150 maddesine göre; Sınai mülkiyet hakkına tecavüz sayılan fiilleri işleyen kişiler, hak sahibinin zararını tazmin etmekle yükümlü olduğu bildirilmiş olup, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edilmesi durumunda, hakka konu ürün veya hizmetlerin, tecavüz eden tarafından kötü şekilde kullanılması veya üretilmesi, bu şekilde üretilen ürünlerin temin edilmesi yahut uygun olmayan bir tarzda piyasaya sürülmesi sonucunda sınai mülkiyet hakkının itibarı zarara uğrarsa, bu nedenle ayrıca tazminat istenebilir.
Hak sahibi, sınai mülkiyet hakkının ihlali iddiasına dayalı tazminat davası açmadan önce, delillerin tespiti ya da açılmış tazminat davasında uğramış olduğu zarar miktarının belirlenebilmesi için, sınai mülkiyet hakkının kullanılması ile ilgili belgelerin, tazminat yükümlüsü tarafından mahkemeye sunulması konusunda karar verilmesini mahkemeden talep edebilir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda “haksız rekabet”in açık tanımı bulunmamakta, 54/2. Maddede “Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar haksız ve hukuka aykırıdır.” denilmekte ve 55. Maddede tahdidi olmamak üzere, “hangi hallerin haksız rekabet teşkil ettiği” belirtilmektedir. Buna göre 55/1-a-(4) bendi; “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak” şeklindeki ifadesi ile başkasının markasını kullanmayı haksız rekabet olarak değerlendirmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Örnek Davacı Markası Kullanım Markaları
... + .... (35. sınıf) ...
Dosya kapsamındaki bilgi, belge ve alınan bilirkişi raporlarına göre; davacı adına tescilli markada “+” şekli ve bu şeklin üzerindeki ... sarmalına benzer şekil unsurunun ön planda olduğu, “...” ibaresi ile bu şeklin bir arada esas unsuru oluşturduğu ve birlikte değerlendirilmesi gerektiği, “...” ibaresinin ise gerek markadaki boyutu ve konumu, gerekse 35. sınıftaki ... hizmeti bakımından tanımlayıcı olması sebebiyle tali unsur niteliğinde olduğu; davacı markasının şekil ve “...” ibaresine bir bütün olarak koruma sağlamakta olup, anılan unsurlara ayrı ayrı koruma sağlayacak nitelikte olmadığı,
ayırt ediciliği düşük olan bu unsurlardan oluşan markaya sağlanan koruma ise güçlü ve ayırt ediciliği yüksek markalara nazaran daha düşük olacağı, davalı tarafından “...” ibaresinin alan adı olarak tahsisli şekilde kullanıldığı, internet sitesinde de “...” ibaresini baskın ve figüratif “S” şekli ile birlikte markasal olarak kullandığı; “...” ibaresinin ...’nin kısaltması ve e-devlet üzerinden ulaşılabilen bir uygulamanın adı olduğu, “...” ibaresinin bir kişinin tekeline bırakılmasının mümkün olmadığı;
bu yönüyle anılan ibarenin ... ve tıbbi ürünler bakımından ayırt ediciliği düşük olup, bu ürünler ve bu ürünlere ilişkin hizmetler bakımından cins ve vasıf bildirici nitelikte olduğu, “...” ve “...” ibareleri davacı markasının kapsamında yer alan hizmetler ile davalı tarafından gerçekleştirilen hizmetler bakımından tanımlayıcı nitelikte olduğu, “...” ibaresinin ayırt edici vasfının düşüklüğü, tanımlayıcı niteliği davacı markasındaki hâkim şekil unsuru, davalının markasal kullanımında yer alan ve davacınınkinden farklı olan şekil unsuru dikkate alındığında davalının markasal kullanımının davacı markasından farklılaştığı;
davalının 2019 yılından bu yana tahsisli olarak kullandığı alan adında yer alan “...” ibaresi üzerinde ise alan adından ve alan adının kullanımından kaynaklı olarak öncelikli hak sahipliğinin bulunduğu, davacı tarafından yaklaşık beş yıl sonra elde edilen ve “...” dışında hâkim şekil unsuru bulunan markanın davalının alan adından kaynaklı hakların kullanımına engel oluşturamayacağı, davalının alan adı kullanımının, davacının markasından kaynaklı hakları ihlal etmediği; davalı kullanımlarının davacı markasına tecavüz oluşturmadığı anlaşılarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve açıklanan nedenlerle aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Katip ... Hakim ... · e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/150, K. 2024/561, 19 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama