KÜNYE
T.C. Ankara 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- T.C. ANKARA 1. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2024/99 Esas - 2024/422
- Esas no
- 2024/99
- Karar no
- 2024/422
- Hakim
- .....
- Katip
- .....
- Davacı
- .....
- Mersis No
- .....
- Vekili
- Av. .....
- Davalı
- 1- .....
- Vekili
- Av. .....
- Davalı
- 2- .....
- Mersis No
- .....
- Dava
- Marka İle İlgili Kurum Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü
- Dava tarihi
- 04/03/2024
- Kararın yazıldığı tarih
- 31/12/2024
Karar Metni
2.820 kelime·14 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan marka ile ilgili kurum kararının iptali, marka hükümsüzlüğü davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
DAVA
Davacı taraf vekili dava dilekçesi ve sair beyanlarında özetle; müvekkilinin 2016 yılından bu yana aktif olarak büyükbaş, küçükbaş ve kanatlı yem katkı ürünler ile yemlik hammaddeler başta olmak üzere hayvansal gıda sektöründe faaliyet gösteren bir firma olduğunu, müvekkilinin "..." markasının ... sayı ile 05 ve 35. sınıflarda edildiğini, davaya konu olan ... sayılı "..." markanın ilanına müvekkil tarafından itiraz yapıldığını, bu itirazın ise ...ve ... tarafından red edildiğini, davaya konu olan markanın, müvekkilinin ... markası ile benzer olduğunu bu benzerliğin iltibasa neden olabileceğini,
dava konusu başvuru kapsamında yer alan 05 ve 35. sınıf emtiaların tamamının müvekkiline ait önceki tarihli markalar kapsamında yer alan emtialar ile aynı olduğunu, markalarda ön planda olan unsur "..." harfleri olduğunu, taraf markaları ile karşı karşıya kalacak olan tüketicinin "..." markasının gördüğünde görsel, fonetik ve anlamsal açıdan müvekkilinin markası ile ilişkilendireceğini, müvekkilinin markaları ile birebir aynı emtiaları içeren ve neredeyse birebir aynı sözcük unsurundan oluşan dava konusu markanın, müvekkil markası ile iltibasa neden olabileceğini, bu markaların ayırt edilebilmesinin mümkün olmayacağını,
davaya konu marka sahibinin kötü niyetli olduğunu belirterek ... ...’nın 04.01.2024 tarih ve ...sayılı kararının iptali ile ... sayılı "..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesiyle, verilen Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Diğer davalı davaya cevap vermemiştir.
YARGILAMA
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; ... ve ...’nun ...sayılı kurum kararının iptali ile davalıya ait ... sayılı "..." markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini karar verilmesi talebine ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davanın açılmasını müteakip tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
...'den celbedilen işlem dosyasının tetkikinden; davalının 26.07.2022 tarih ve ... sayılı 05 / 31. sınıfa giren mallarda kullanılmak üzere yaptığı ''...'' ibareli marka başvurusu, başvuru kapsamındaki “Zararlı böcek, zararlı bitki, zararlı mantar ve kemirgenleri yok edici maddeler.
Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları” mallar 5/1 (f) Maddesi Hükmünce red edilmiş olup kalan mal ve hizmetler ... ... tarafından 07.12.2022 tarih ve 411 sayılı ...’nde ilanı üzerine davacının tescilli markalarına dayalı olarak itiraz ettiği, davacının bu itirazının ... tarafından red edildiği ve davacının bu red kararına karşı ... nezdinde itiraz ettiği, ...'nın 04.01.2024 tarih ve ...sayılı kararıyla;
''(...) Karıştırılma, ilişkilendirilme olasılığı ve tanınmışlık gerekçeli itirazlar belirtilen genel ilkeler esas alınarak incelenmiştir.
İnceleme sonucunda, ilgili tüketicilerin "..."ibareli başvuru ile "..." ibaresini baskın/esas unsur olarak içeren itiraz gerekçesi markaları farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer markalar olmadığı kanaatine ulaşılmıştır.
Başvuru ile itiraz gerekçesi markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi nedeniyle, markalar arasında karıştırılma, ilişkilendirilme veya tanınmışlık nedeniyle ilişkilendirilme ihtimallerinin ortaya çıkmayacağı sonucuna varılmıştır. İtiraz ekinde başvurunun kötü niyetle yapıldığını gösteren kanıtlar sunulmadığından ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde kanaat oluşmadığından, kötü niyet gerekçeli itiraz kabul edilmemiştir.
Sayılan nedenlerle itirazın reddedilmesi gerekmiştir. İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir.'' şeklinde karar verildiği, eldeki davanın iki aylık yasal süre içerisinde tarihinde açıldığı anlaşılmış, işin esasına girilmiştir.
Ön inceleme duruşmasında tespit edilen uyuşmazlık konusuyla ilgili iddia, savunmalar doğrultusunda rapor düzenlenmesi için AYRI AYRI seçilen 2 bilirkişiye tevdiine karar verilmiştir.
Marka vekili bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
-Davaya konu olan ... sayılı ‘’...’’ marka başvurusu ile davacının mesnet olan sadece ‘’...” ibareli markası arasında görsel ve genel izlenim olarak bir benzerlik bulunduğu,
-Markalar arasında dava konusu edilen 05. SINIFTAKİ 05.03. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç), 05.04. Hijyen sağlayıcı ürünler (pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden dahil çocuk bezleri). 05.06. İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı tazeleyici kokular. 05.07. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları. Mallar ile 31. Sınıftaki tüm malların davaya mesnet olan markanın tescil kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle aynı ve ilişikli olduğu,
-YARGITAY KARARLARI IŞIĞINDA davacının davaya mesnet gösterdiği ... markasının tescil kapsamında yer alan mallar ile davaya konu olan markanın dava konusu edilen 05.01. İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. 05.02. Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler bakımından mal benzerliğinin gerçekleşmediği,
takdirin mahkemeye ait olduğu, bildirilmiştir.
Gıda uzmanı bilirkişi tarafından düzenlenen raporda özetle:
-Dava konusu marka kapsamındaki 05. Sınıftaki malların; “(05-4) Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler “ dışında, davacının davacı markasının 05. Sınıf malları ile aynı/aynı tür olduğu; (05-4) Hijyen sağlayıcı ürünler: pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden mamul çocuklar, yetişkinler ve evcil hayvanlar için bezler ve 31. Sınıfa dahil olan malların da davacı markası kapsamındaki 35 son alt satırındaki 05-4 ve 31. Sınıf malların satış hizmetleri ile benzer olduğu,
-Dava konusu marka kapsamında aynı/aynı tür/benzer bulunan tüm mal ve hizmetlerin üzerinde kullanılacak taraf işaretlerin de benzer olduğu ve alıcı dikkatinin yüksek olmadığı durumlarda mal ve hizmetlerde ilgili tüketicinin taraf markalarını ilişkilendirebileceği, dosyaya kazandırılmış olan bilirkişi ... vekili sayın bilirkişinin Yargıtay emsal kararlarına işaretle yaptığı değerlendirmenin varlığında karıştırılma ihtimalinin değerlendirmesinde nihai taktir ve değerlendirmenin mahkemeye ait olduğu,
-Davacı yanın markasının tanınmışlığını ispat edemediği, dosya içeriğinde marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığına dair somut bir delile rastlanmadığı, markalardaki "...…" ibaresinden kaynaklı benzerliğin kötü niyetin tespiti için yeterli olmadığı düşünülmekle birlikte, kötü niyetin varlığının/ yokluğunun tespiti hukuki niteliği yüksek bir değerlendirme olduğundan bu konuda nihai takdirin mahkemeye ait olduğu,
bildirilmiştir.
TEKNİK YÖNDEN (mal ve hizmet benzerliği) itibar edilen bilirkişi raporlarının her iki tarafın iddia ve savunmasının kapsamı, taraf delilleri, marka kapsamları dikkate alınarak düzenlendiği, hüküm kurmaya yeterli incelemenin yapıldığı, raporların usul ve yasaya aykırı yönünün bulunmadığı anlaşılmış, HUKUKİ değerlendirme mahkememizce yapılmış ve mevcut duruma göre değerlendirme yapmak gerekmiştir.
GEREKÇE
Tescilli bir markanın ait olduğu mal ve hizmetler bakımından sağladığı korumanın kapsamı ve sınırları 10.01.2017 tarihinde yürürlüğe giren 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu (SMK) ile düzenlenmiştir.
“Marka tescilinde nispi ret nedenleri ” başlığı altında düzenlenen 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesi ise;
(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.
(2) Ticari vekil veya temsilcinin, marka sahibinin izni olmaksızın ve haklı bir sebebe dayanmaksızın markanın aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kendi adına tescili için yaptığı başvuru, marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(3) Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.
(4) Paris Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
(5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(6) Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.
(7) Ortak markanın veya garanti markasının yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren üç yıl içinde yapılan, ortak marka veya garanti markasıyla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki hak sahibinin itirazı üzerine reddedilir.
(8) Tescilli markanın yenilenmeme sebebiyle koruma süresinin sona ermesinden itibaren iki yıl içinde yapılan, bu markayla aynı veya benzer olan ve aynı veya benzer mal veya hizmetleri içeren marka başvurusu, önceki marka sahibinin itirazı üzerine bu iki yıllık süre içinde markanın kullanılmış olması şartıyla reddedilir.
(9) Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir." şeklindedir.
Bu düzenleme uyarınca getirilen yaptırımın iki koşulun bir arada bulunması hâlinde uygulanacağı görülmekte olup, bunlardan birincisi tescil başvurusu yapılan markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynı ya da benzer olması, ikincisi ise; her iki markanın da kapsadığı mal veya hizmetlerin aynı ya da benzer olmasıdır.
Ayrıca, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin 1. fıkrasında geçen "halk tarafından karıştırılma ihtimali" konusunda ölçünün; bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halk olduğunun göz önünde tutulması gerekmektedir. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma, ilişkilendirme ihtimalidir. Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir.
Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir ( .....).
Bir başka anlatımla, "iltibas tehlikesi" görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, çağrıştırma, bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman, markanın esas unsurları ve tamamlayıcı unsurları, karşılaştırılan işaretler arasındaki benzerlik, telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Yine halkın, karşılaştırılan işaretler arasında herhangi bir şekilde “bağlantı” kurabilmesi de benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterli olmaktadır.
SMK m.6/3 hükmü bağlamında tescil engelinden veya hükümsüz nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir. Bu koşullardan herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı hükmün uygulanması için yeterli olmayacaktır:
-Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret olmalıdır.
- Başvuru veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında
kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş olmalıdır.
Ancak burada 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanununun 6. maddesinin (5) numaralı fıkrasının hatırlatılması da gereklidir.
Zira tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği durumlarda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu ret edilebilecektir.
Tanınmış marka kavramı yerleşik Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir.
SMK m.6/9 hükmüne göre; kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Bu bağlamda bir başvurunun kötü niyetle yapılmış olması başka herhangi bir nedene bağlı olmaksızın, tek başına tescil engeli oluşturmaktadır. SMK ile normatif hukuki temele kavuşan bu ret gerekçesinin uygulaması ise daha eskiye dayanmaktadır. Nitekim ... vermiş olduğu bir kararda (YHGK., 16.07.2008 tarihli ve .....sayılı karar.) durumu, “marka başvurusunun kötü niyetle yapılmış olması, yalnızca başvurunun reddine ilişkin bir hâl olmayıp, kötü niyetle tescil ettirilen markanın hükümsüzlüğünü de gerektirir.” şeklinde ifade etmiştir.
Kötü niyetin belirgin bir tanımı olmamakla birlikte idari ve adli uygulamalarla oluşturulmuş çeşitli ölçütleri vardır. Bu ölçütler temelde markanın işlevi dışında başka amaca yönelik tescil edilme durumunun çeşitli örneklerinden oluşmaktadır. Ticari dürüstlük kurallarına aykırı olarak, başkasının markasını ele geçirmeye, başkasının markasından haksız yararlanmaya yönelik olarak yaptırılan haksız tesciller kötü niyetlidir. ... Marka İnceleme Kılavuzu’na göre; kötü niyet kavramı, “bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak” veya “başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu” olarak tanımlanmıştır.
Hemen belirtmek gerekir ki bir marka başvurusunun kötü niyetle yapılıp yapılmadığı,başvuru anındaki duruma göre değerlendirilir. Nitekim SMK m.6/9 hükmü başvuru anına sonuç bağlamıştır. Bu anlamda sonradan yapılacak iş ve işlemler başlangıçtaki kötü niyeti ortadan kaldırabilecek nitelikte değildir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde;
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında;
Davalı Markası Davacı Markası
... ... (05, 31. sınıf) (05, 35. sınıf)
Tarafların emtia gruplarına bakıldığında; dava konusu markanın 05 ve 31. Sınıfta yer alan TÜM MALLARI kapsadığı, davaya mesnet olan marka ise 05 ve 35. SINIFTAKİ mal ve hizmetleri kapsadığı, markalar arasında dava konusu edilen 05. SINIFTAKİ 05.03. Diş hekimliği için ürünler (aletler/cihazlar hariç), 05.04. Hijyen sağlayıcı ürünler (pedler, tamponlar, tıbbi amaçlı yakılar, pansuman malzemeleri, kağıt ve tekstilden dahil çocuk bezleri). 05.06.
İnsan ve hayvanlar için olanlar hariç deodorantlar, havayı tazeleyici kokular. 05.07. Dezenfektanlar, antiseptikler (mikrop öldürücüler), tıbbi amaçlı deterjanlar, ilaçlı sabunlar, dezenfekte edici sabunlar, antibakteriyel el losyonları.
Mallar ile 31. Sınıftaki tüm malların davaya mesnet olan markanın tescil kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle aynı ve ilişikli olduğu, davacının davaya mesnet gösterdiği ... markasının tescil kapsamında yer alan mallar ile davaya konu olan markanın dava konusu edilen 05.01. İnsan ve hayvan sağlığı için ilaçlar, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal ürünler, tıbbi ve veterinerlik amaçlı kimyasal radyoaktif maddeler, ilaç ihtiva eden kozmetikler. 05.02.
Tıbbi ve veterinerlik amaçlı kullanıma uygun diyetetik maddeler; diyet takviyeleri, gıda (besin) takviyeleri; zayıflama amaçlı tıbbi müstahzarlar; bebek mamaları; tıbbi amaçlı bitkiler ve tıbbi amaçlı bitkisel içecekler bakımından mal benzerliğinin gerçekleşmediği görülmektedir.
Şu hâlde, SMK 6/1 maddesi yönünden tescil engellerinde aranan şartlardan biri belirtili emtialar yönünden gerçekleşmiştir.
Davalının markasının incelenmesinde; davaya konu olan marka kelime unsurundan oluşan bir marka olup herhangi bir şekil unsuru içermeden düz yazı ve büyük harflerle ... ibaresinden oluştuğu, ibarenin İngilizce kökenli olan “...” ve “...” ibaresinin birleşiminden oluşturulduğu, davaya konu olan marka “...” anlamına geldiği, davaya konu olan markanın bir bütün olarak “...” olarak telaffuz edileceği, markanın esas unsurunun ... ibaresi olduğu, anlaşılmaktadır.
Davacının markalarının incelenmesinde; davacının davaya mesnet olan markası ise kelime ve şekil unsurundan oluşan karma bir marka olup üstte irili ufaklı renkli yuvarlak bir figür ile altında ise İngilizce kökenli “...” ve “...” ibaresinin birleşiminden oluşturulmuş ... ibaresinden meydana geldiği, markada yer alan ... ibaresinin büyük harf ve siyah renkle ... ibaresi küçük ve renkli harfle konumlandırıldığı, davaya mesnet olan marka ise “ .....” anlamına geldiği, ibarenin “...” olarak telaffuz edileceği, markanın esas unsurunun ... ibaresi olduğu, anlaşılmaktadır.
Markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir.
...'nun 08.06.2016 gün ve .....sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacı adına tescilli "..." esas ibareli marka ile davalının "..." ibareli markası arasında biçim, renk, grafik unsurlar, düzenleme ve tertip tarzı olarak görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunup bulunmadığı incelendiğinde, markaların bir bütün olarak tüketiciye sunulduğu,
parçalanarak markaların incelenemeyeceği, dolayısıyla "..." ibareli başvuru ile "..." ibaresini baskın/esas unsur olarak içeren markaların görsel, işitsel, kavramsal ve bütün olarak ortaya çıkan izlenim bakımlarından benzer olmadığı;
işin uzmanı veya dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürünler için ayırdığı satın alım ve yararlanım süresi içinde, davalının "..." markasını gördüğünde bunun davacının mesnet markasından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tescilli markaların bir uzantısı, yeni bir versiyonu, yeni bir serisi olarak algılanmasının ihtimal dahilinde olmadığı,
her ne kadar bir kısım emtialar yönünden benzerlik şartı oluşsa da markaların işaretsel olarak benzerlik şartının somut olayda gerçekleşmemiş olmasından dolayı SMK 6/1 kapsamında çifte benzerlik şartının oluşmadığı, bu durumda taraf markaları arasında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibas bulunmadığı, iltibas tehlikesinin bulunmaması halinde SMK 6/5 maddesinin uygulama alanı bulmayacağı;
davalının “...” işaretini kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla veya davacının markaları ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava dosyasında herhangi bir delil sunulmamış olduğundan, bu durumda dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığının ispat olunamadığı, SMK 6/9 maddesi şartlarının somut olayda oluşmadığı da dikkate alınarak davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ..... Hakim ..... · e-imzalıdır ¸ e-imzalıdır
Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2024/99, K. 2024/422, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama