KÜNYE
- Mercii
- Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Esas No
- 2022/704
- Karar No
- 2024/756
- Karar tarihi
- 6 Kasım 2024
Karar Metni
1.617 kelime·8 dk okuma·13 bölüm
T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: 2022/704 Esas - 2024/756
TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2022/704
KARAR NO : 2024/756
DAVA : Alacak
DAVA TARİHİ : 02/01/2017
KARAR TARİHİ : 06/11/2024
KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 02/12/2024
Mahkememizde görülmekte olan alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili, taraflar arasında 21/05/2012 tarihinde imzalanan sözleşme ile davalıların üstlendiği inşaatın mekanik işleri yapımının müvekkili tarafından yerine getirilmesinin kararlaştırıldığını, davalıların ana işverenle olan sözleşmelerinin 30/12/2014 tarihinde sona ermesi üzerine durumun müvekkiline bildirildiğini, 12 nolu hakediş alacağı ve kâr kaybına ilişkin olarak 17/09/2015 tarihli faturanın düzenlendiğini, davalıların 195.548,43 USD ödeme yaptığını, bakiye 81.876,20 USD alacak ile kâr kaybı ve mühendislik hizmet ücretlerini ödemediğini, .... .... ....
Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe haksız itiraz olunduğunu ileri sürerek, hakediş alacağı KDV hariç 81.876,20 USD karşılığı 289.841,75 TL'nin, mühendislik hizmeti ücreti ve kâr kaybına karşılık şimdilik 10.000,00 USD karşılığı 35.400,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Dava dilekçesinin konu başlığında "itirazın iptali ile borçlunun %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesi talebidir." yazması üzerine davacı vekilinden alınan talebin açıklamasına ilişkin 12/10/2017 tarihli dilekçede 12 nolu hakediş bedelinden kalan 81.876,20 USD'nin TL karşılığı KDV hariç 289.841,75 TL ile mühendislik hizmetlerinden, kâr kaybından dolayı 339.701,00 USD (KDV hariç) 'den şimdilik 10.000,00 USD karşılığı 35.400,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP
Davalılar vekili, davacının uyarılmasına rağmen imalatlardaki hata ve ayıpları gidermediğini, işin yapılmasını geciktirdiğini, ana işveren ile imzalanan sözleşmenin 31/12/2014 tarihi itibariyle feshedilmesi üzerine tüm alt yüklenici ve tedarikçiler ile olan sözleşmelerin sona erdirildiğini, bu hususun 30/12/2014 tarihli yazı ile davacıya bildirildiğini, davacının hiç bir gerekçe ileri sürmeden 01/09/2015 tarihli hakedişi imzalamadığını, 04/08/2015 tarihli ihtarname ile de bir takım haksız taleplerde bulunduğunu, dava dışı şirkete olan 67.513,00 TL borcun başlatılan takip ile müvekkilinden tahsil edildiğini,
17/09/2015 tarihli faturanın yasaya ve sözleşmeye uygun düzenlenmemesi nedeni ile kabul edilmeyerek iade olunduğunu, davacı tarafından başlatılan takibe itiraz olunduğunu, takip tutarı ile davadaki taleplerin uyumlu olmadığını, müvekkilinin sözleşmeyi feshetme yetkisi bulunduğunu, fesihte kusursuz olan davacının sadece hakediş alacağını isteyebileceğini, mühendislik hizmetleri ve kâr kaybı adı ile belirtilen taleplerinin yerinde olmadığını, 12 nolu hakedişin KDV'siz tutarının icra takibinden önce ödendiğini, davacının teminat senedi ile hakedişlerden kesilen nakit teminatının müvekkilinde durduğunu, iade şartlarının oluşmadığını savunarak,
haksız davanın reddine, davacının %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesini istemiştir.
KANITLAR
Yapılan yargılama sonucunda Mahkememizce 30/03/2022 Tarih, 2021/426 Esas- 2022/243 Karar sayılı kararı ile taraflar arasında taşeron-alt taşeron ilişkisi bulunduğu, davalıların işvereni tarafından sözleşmesinin feshedilmesi sonrasında davacı ile sözleşmeyi fesih ettikleri, davacının yaptığı işin bedeli ile teminat kesintilerinin iadesini talep edebileceği, kar kaybına yönelik açtığı davanın daha önce reddine karar verildiği gerekçesiyle, kar kaybı hakkında hüküm kurulmasına yer olmadığına, davacının teminat kesintisi dahil 289.941,74 TL hak ediş bedelinin dava tarihinden itibaren avans faizi ile tahsiline yönelik tesis edilen kararı,
taraf vekilleri istinaf etmiş, tesis edilen bu karar, ...
Bölge Adliye Mahkemesi'nin 31. HD'nin 04/10/2022 Tarih, 2022/649 Esas-2022/838 Karar sayılı kararı ile bozma kararına uyulduğu halde, sözleşmenin 7.3.3 ve 7.3.4 maddeleri ile sözleşmenin ek 2. maddesindeki şartların sağlanıp sağlanmadığının tam olarak araştırılmadığı, KDV'nin alacağa dahil edilmemesinin yanlış olduğu, kar kaybı ile ilgili olarak olumlu ya da olumsuz karar verilmesi gerekirken bu hususa dikkat edilmediği gerekçeleriyle kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkememizce Bölge Adliye Mahkemesi'nin 31.HD'nin 04/10/2022 Tarih, 2022/649 Esas- 2022/838 Karar sayılı kaldırma kararına uyulmuştur. Kaldırma kararı doğrultusunda bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Nitelikli hesaplama uzmanı, mali müşavir ve inşaat mühendisi bilirkişi kurulundan kök ve ek raporlar alınmış, düzenlenen raporlarda; sözleşmenin tarafların kusuru dışında iş sahibi tarafından feshedildiği, davacının toplam imalat tutarının 1.827.732 USD olduğu, ödemeler toplam tutarı (kdv tevkifatı, stopaj ve ödemeler) 1.719.025,37 USD bulunduğu, davacının bakiye hak ediş alacağının 108.706,63 USD olduğu, davada şimdilik 81.876,20 USD karşılığı 289.8411,75 TL'nin talep edildiği, mühendislik hizmet bedeli ve kar kaybının talep edilemeyeceği, sözleşmenin 7.3.3 ve 7.3.4 ile ek 2. maddesi hükümlerinin değerlendirildiği,
buna göre davacı tarafın 07.12.2021 tarihli dilekçesinde SGK ilişiksizlik ve çalıştırdığı işçilerin özlük haklarına dair tazminat, SMM veya YMM raporu, ödeme, borç ve sorumlulukların olmadığını gösterir belgeleri davalı tarafa teslim ettiğini açıkladığı, bu belgelerin davalı tarafa gönderilmekle birlikte okunaksız olduğu, bir kısmının okunabildiği, taraflarca başka evrak sunulmadığı, ...
SGK Başkanlığı İl Müdürlüğü'nün cevabi yazısında davacının prim borcunun olmadığının bildirildiği, ana sözleşmenin iş veren ile davalılar arasında sulh protokolüne bağlandığı, buna göre davalı ile ana iş veren arasında SGK prim borcu, işçilik alacağı ve vs. adla sorun bulunmadığı, yine sulh protokolü dikkate alındığında taraflar arasında geçici kabulün yapıldığının da kabul edilmesi gerektiği, davalıların bugüne kadar ceza, tazminat veya başka bir sorunla ilgili olarak davacıya başvurusuna rastlanılmadığı, nakit teminat kesintisinin iadesini talep edebileceği hususları görüş olarak bildirilmiştir.
GEREKÇE
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklı bakiye hak ediş alacağı ile mühendislik ve kar kaybı tazminatının tahsili istemine yöneliktir.
Somut uyuşmazlıkta taraflar arasında 21/05/2012 tarihli taşeron-alt taşeron sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşme uyarınca davacının, davalıların yükleniminde olan inşaatın mekanik işlerinin yapılmasını üstlendiği, sözleşme kapsamında bir kısım edimlerini ifa ettiği, süreçte davalıların ana iş vereni dava dışı firma tarafından asıl sözleşmenin 30/12/2014 tarihinde sona erdirildiği, anılan bu tarih itibariyle de davalıların davacı ile sözleşmelerini feshettiği hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Çekişme, davacının bakiye hak ediş alacağı ile kar kaybı ve mühendislik hizmetleri alacağının olup olmadığı, varsa miktarı ile davalılardan tahsilinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
İddia, savunma, toplanan kanıtlar, daha önce tesis edilen kararlar, BAM kaldırma kararları, sözleşme hükümleri ve alınan bilirkişi kurulu raporu ile tüm dosya kapsamından, taraflar arasında düzenlenen 21/05/2012 tarihli alt taşeronluk sözleşmesinin davalılarca feshedildiği sabittir.
Anılan sözleşmenin 17/A maddesinde sözleşmenin feshi durumunda davacının, masraf, tazminat, kar mahrumiyeti adı altında herhangi bir taleple bulunmayacağı, sadece kusursuz olması halinde temin ettiği malzeme bedelleri ile hak ediş alacaklarının talep edebileceği kararlaştırıldığından, davacının gerek kar kaybı gerekse mühendislik hizmeti bedeline yönelik taleplerinin yerinde olmadığı sonucuna varılmış, bu istemlerin reddi gerekmiştir.
Öte yandan, sözleşmenin feshedilmesi sonrasında tasfiye kapsamında davacının kural olarak hak ediş alacağını talep etmesi yerinde görülmüştür. Gerek kaldırma kararı öncesinde gerekse sonrasında alınan bilirkişi raporlarında davacının hak ediş alacağının KDV dahil 108.706,63 USD olduğu tespit edilmiştir. Bu kalem alacak bakımından bilirkişi raporları dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli olduğundan mahkememizce de kabul edilmiştir. Bu hak edişe, KDV alacağı da dahildir.
Davalılar tarafından sözleşme 31/12/2014 tarihinde feshedilmiştir. Hak ediş alacağı da esasen bu tarih itibariyle muaccel hale gelmiştir. Anılan hak ediş alacağı içinde teminat kesintileri de yer almaktadır. Yine taraflar arasındaki sözleşmenin 7.3.3 ve 7.3.4 ile ek 2. maddesinde hangi hallerde teminat kesintisinin iade edileceği detaylı şekilde hükme bağlanmıştır.
Gerek kaldırma kararı öncesi gerekse kaldırma kararı sonrası yaptırılan bilirkişi incelemelerinde teminat kesintisi iadesi koşulları tartışılmıştır.
Bu koşullar kapsamında davacının, davalı tarafa 2015 yılının Temmuz ayı içerisinde başvurular yaptığı, bu başvurularında sözleşme ve sözleşme eki 2. maddedeki şartları tamamlama bakımından karşılıklı yazışmaların olduğu, ibranameler, SGK ilişiksiz belgesi, SMM raporu ile bir takım belgeleri sunduğu, davalılarca incelemelerin yapıldığının bildirildiği, keza dava dışı SGK kurumu tarafından da ilgili dönemi itibariyle davacının prim borcunun olmadığının teyit edildiği,
esasen davalılar ile dava dışı kurumun sulh yolu ile ana sözleşmeyi sona erdirdikleri, gerek dava tarihine kadar gerekse halen davalılarca teminat kesintisinin iadesi koşullarını engelleyen herhangi bir neden, bilgi ve belge sunulmadığı, davacı tarafa bir ihtarnamede keşide edilmediği, taraflarca başka bilgi ve belge sunulmayacağının bildirildiği, gelinen bu aşama ve dosya kapsamına göre, davacının teminat kesintilerini de talep etme koşullarının oluştuğu sonucuna varılmıştır.
Davacı taraf, 30/07/2024 tarihinde alacağını 26.830,43 USD artırarak 108.706,63 USD olarak tahsilini içerir ıslah dilekçesi sunmuştur.
Her ne kadar davalı yan, bu talebe karşı davacının 12/10/2017 tarihinde ıslah dilekçesi verdiğini ve ikinci defa ıslah olmayacağı yönünde karşı koymuş ise de anılan ilk dilekçenin dilekçenin ara karar uyarınca dava dilekçesindeki çelişkiyi giderir şekilde dava dilekçesinin açıklaması niteliğinde olduğu mahkememizce kabul edilmiş, 30/07/2024 tarihli bu dilekçesi ıslah dilekçesi olarak kabul edilmiştir.
Ancak, ıslah dilekçesinde davacı alacağını USD olarak tahsili yönünde talepte bulunmuş ise de kısmi davasını yabancı para üzerinden talep edebilecekken tercih hakkını TL olarak kullanması ve bu durumun davalılar yararına usulü kazanılmış hak oluşturması dikkate alınarak, ıslah tarihindeki 26.830,43 USD'nin TL karşılığı olan 885.597,36 TL ıslah edilen tutarda esas alınarak hüküm kurulmuştur.
Bu durum karşısında, davacının davasının hak ediş alacağı bakımından kısmen subut bulduğu, diğer istemlerin yerinde olmadığı sonucuna varılmış, gerek temerrüt tarihi gerekse temerrüt faizi oranları bakımından usulü kazanılmış haklar ve ıslah tarihi dikkate alınarak aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2022/704, K. 2024/756, 6 Kasım 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama