KÜNYE
T.C. Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 23 Mayıs 2025
- T.C. ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2025/28 Esas - 2025/390
Karar Metni
1.627 kelime·8 dk okuma·10 bölüm
TÜRK MİLLETİ ADINA YARGILAMA YAPMAYA VE HÜKÜM VERMEYE YETKİLİ ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ KARARIDIR
ESAS NO
2025/28 Esas
KARAR NO : 2025/390
HAKİM :.... KATİP : ....
DAVACI :.... VEKİLİ : Av. .... DAVALILAR : 1- .... VEKİLİ : Av. .... : 2- ....
DAVA
İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 17/08/2020
KARAR TARİHİ : 23/05/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 29/05/2025
Mahkememizce verilen 13.05.2022 tarih ve .... sayılı kararı davalı vekilince istinaf edilmekle .... Mahkemesinin 04.12.2024 tarih ve .... sayılı ilamı ile kaldırılarak mahkememizin yukarıdaki sırasına kaydının yapıldığı, Mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; .... esas sayılı dosyasında davalı aleyhine ilamsız icra yolu kullanılarak icra takibi başlattıklarını, davalıya gönderilen ödeme emrine itirazı üzerine takibin durduğunu, davalı itirazın haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, davalının itiraz dilekçesinde teslim aldığı malların defolu çıktığı şeklindeki beyanı malları teslim aldığını ve aralarındaki ticari ilişkinin varlığını kabul ettiğini, davalının davacıdan çeşitli tarihlerde birçok malzeme aldığını, bunun karşılığında da faturalar kesildiğini, ancak davalı tarafından fatura bedellerinin defalarca talep edilmesine rağmen ödeme yapılmadığını,
hakkında icra takibi başlatıldığını, apılan takibe itiraz üzerine arabuluculuğa başvurulduğunu, davalının yetki itirazı .... sayılı ve 27.02.2020 tarihli kararı ile reddedildiğini ve anlaşma sağlanamadığını, davalıya ait ticari defter ve kayıtlar, BA-BS formları, banka kayıtları incelendiği takdirde de davalı ile ticari ilişkinin kurulduğu, mal satışı yapıldığı, malların teslim edildiği, fatura kesildiği ancak davacıya ödeme yapılmadığının görüleceğini belirterek davanın kabulü ile itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş,
14.11.2020 tarihli dilekçe ile de; takibe konu 6.925,42 TL bedelli faturada kısmen ödeme yapıldığını bu nedenle takip talebinde gösterilen fatura toplamının alacak olarak görülen miktardan fazla olduğunu belirtmiştir.
CEVAP
Davalı cevap dilekçesinde özetle; öncelikle yetki itirazında bulunduklarını, davacının dava dilekçesinin açık ve net olmadığını, hangi faturadan ne kadar alacaklı olduğu belirtilmediğini, davacı yanın alacaklı olduğu fatura yada faturaların ve miktarının net olarak belirtilmesini talep ettiklerini, davalının davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, dava konusu alacağı kabul etmediklerini, takibe konu faturalar ile cari hesaplar incelendiğinde davalının borçlu olmayıp alacaklı olduğunun görüleceğini, davacının davalının kayıtlarında yer almayan fatura ile ilgili takip yaptığını,
takibe konu fatura yedi adet faturanın davalının ticari defter kayıtlarında bulunmadığını, davalının defter kayıtlarında yer alan ve ödenen malların ise defolu çıktığını, davacının iddialarının yazılı delil ile kanıtlanabileceğini, tanık ile alacağın kanıtlanmasının mümkün olmadığını bu nedenle tanık dinletilmesine muvafakat etmediklerini, davacının alacaklı olduğuna dair kuvvetli bir delil bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
Mahkememizce Mali Müşavir bilirkişiden alınan 24/02/2025 tarihli raporda özetle. "Davanın, davacı tarafından düzenlenen fatura bedellerinin tahsili amacıyla ....
E. Sayılı dosyasına vaki itirazın iptali davası olduğu, dava değerinin 178.950,32 TL olduğu, 01.03.2019 tarihli ... no.lu 6.925,42 TL tutarlı faturadan ötürü takip tarihinde davalıdan alacağının bulunmadığı, 31.05.2019 tarihli ... no.lu 18.313,78 TL tutarlı faturadan ötürü takip taraihinde davalıdan 18.313,78 TL alacaklı olduğu, 07.06.2019 tarihli ... nolu 2.624,26 TL tutarlı faturadan ötürü takip tarihinde davalıdan 2.624,26 TL alacaklı olduğu, 26.06.2019 tarihli ... no.lu 23.498,04 TL tutarlı faturadan ötü 23.498,04 TL alacaklı olduğu,
takip tarihinde davalıdan 03.07.2019 tarihli ... no.lu 90.633,44 TL tutarlı faturadan ötürü takip tarihinde davalıdan 90.633,44 TL alacaklı olduğu, 27.07.2019 tarihli ... no.lu 19.135,81 TL tutarlı faturadan ötürü takip tarihinde davalıdan 19.135,81 TL alacaklı olduğu, 31.08.2019 tarihli ... no.lu 21.593,09 TL tutarlı faturadan ötürü takip tarihinde davalıdan 21.593,81 TL alacaklı olduğu" şeklinde görüş bildirmiştir.
Dava ticari satımdan kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptaline yöneliktir.
Mahkememizce davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine istinaf davasını inceleyen .... Mahkemesinin 04.12.2024 tarih ve .... karar sayılı ilamı ile "...Mahkemece; itirazın iptali davasının takip talebine bağlı bir dava türü olduğu, icra dosyasındaki takip talebinde dayanak belirtilmemekle birlikte icra dosyasına icra müdürlüğünce düzenlenen ödeme emrinde borcun sebebi olarak 01/03/2019, 31/05/2019, 07/06/2019, 26/06/2019, 03/07/2019, 27/07/2019, 31/08/2019 tarihli faturalar dayanak belge olarak gösterilmiştir.
Uyuşmazlık; somut olay bakımından takip talebinde ve ödeme emrinde yer alan bilgiler, mahkemece icra takibinde dayanılan yedi adet toplam 178.950,32 TL bedelli olduğu belirtilen faturalar ile sınırlı olarak mı yoksa tarafların defterlerinde kayıtlı mevcut 2017 -2018-2019 yıllarına ait tüm ticari ilişki incelenmek suretiyle mi araştırma yapılması gerektiği noktasında toplanmaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 89. maddesine göre iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme cari hesap sözleşmesi olarak tanımlanmıştır. Aynı maddelerde cari hesap sözleşmelerinin yazılı yapılmadıkça geçerli olmayacağı belirtilmiştir. Buna göre, taraflar arasında yazılı bir cari hesap sözleşmesi bulunmadıkça TTK’nın cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamayacaktır.
Açık hesap ilişkisi ise önceki borçlar tahsil edilmemesine rağmen taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesi durumudur. Açık hesap ilişkisinde taraflar tek taraflı ya da karşılıklı olarak alacaklarını hesaba kaydedip belirli hesap dönemlerine bağlı kalmaksızın hesaplaşma yaptıklarından, bu ilişkiye TTK’daki cari hesaba ilişkin hükümleri uygulanamaz.
Dava yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi gereğince ispat yükü kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde kanıt yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonucunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalar da göstermektedir ki, itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı olup maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandırılması gerekir. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Somut olay değerlendirildiğinde;
İtirazın iptali davaları icra takibine sıkı sıkıya bağlı olduğundan, alacaklının takipte dayandığı belgeler dışında başka belgelere dayanamayacağı açıktır. Takip talebinde borcun kaynağıyla ilgili bir açıklamaya yer verilmiş ve yedi adet farklı tarih ve bedeli toplamda 178.950,32 TL beddelli faturalara dayalı alacak talep edilmiştir. Bu durumda mahkemece yapılacak iş; takip konusu edilen fatura ile ilgili olarak davacının alacaklı olup olmadığı belirlenerek varılacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.
Yukarıdaki bilgiler ışığında takibe sıkı sıkıya bağlı olduğu özellikle vurgulanan itirazın iptali davasında, mahkemece, tarafların iddia, savunma ve delillerinin yalnızca takibe konu faturalar çerçevesinde değerlendirilip incelenerek varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesinin gerektiği, aksi yönde yapılacak araştırmanın ise itirazın iptali davasının niteliği ile bağdaşmayacağı, ödeme defi nedeniyle ispat yükünün davalı tarafta bulunduğu,
belirtilen usule göre yapılacak incelemede, davalının sunduğu ödeme belgelerinin takip konusu edilen faturalara ilişkin olup olmadığı hususunun ise TBK’nın 101, 102. maddeleri uyarınca tayin edilmesi gerektiği, takibe sıkı sıkıya bağlı olma kuralı ile genel ispat kurallarının ve ispat yöntemlerinin birbiriyle karıştırılmaması gerektiği, bu maddelere göre tespit yapılacak olmasının takibe konu edilmeyen faturalar ve taraflar arasındaki tüm ilişki değerlendirilmesi anlamına gelmeyeceği hususları açık olduğundan, mahkemece taraflar arasındaki tüm ticari ilişki incelenerek karar verilmesi doğru olmamıştır.
Bu durumda dava dosyasının kapsamı ile mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri birlikte değerlendirildiğinde; mahkemenin hüküm kurmasını sağlayacak olan tüm esaslı delillerin toplanmamış, mahkemece değerlendirilmemiş olması nedeniyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerden ötürü kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir..." şeklindeki ilam ile kaldırılmakla dosyanı mahkememize iade edildiği anlaşılmıştır. Mahkememizce İstinaf Mahkemesi İlamı doğrultusunda yeniden mali müşavir bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Tüm dosya kapsamı bir bütün halinde incelendiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık .... Esas sayılı takip dosyasında takibe dayanak yapılan fatura bedeli toplamı bedeli 178.950,32 TL'nden dolayı ilgili faturaların taraf ticari defterlerinde usulüne uygun olarak kayıtlı olup olmadığı ve alacağın kısmen ödenip ödenmediğine ilişkindir.
Mahkememizce İstinaf Mahkemesi İlamı sonrasında yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup yapılan incelemede takip tarihi itibariyle takibe dayanak yapılan faturalardan 01/03/2019 tarihli ... nolu 6.925,42 TL bedelli faturadan dolayı alacağın bulunmadığı, ancak takibe dayanak diğer faturalardan dolayı davacı alacağının mevcut bulunduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Yine davalı tarafından delil listesinde yemin deliline başvurulmuş olup, kısmi ödeme hususunda davacı temsilcisine ödeme savunması doğrultusunda yemin eda ettirilmiş olup, yemin sonucuna göre ödeme iddiasının ispatlanamadığı anlaşılmakla olup alacak likit görülerek davacı lehine inkar tazminatına hükmedilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/28, K. 2025/390, 23 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama