KÜNYE
T.C. Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi T.C. Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 17 Haziran 2025
- Esas no
- 2025/62 Esas
- Karar no
- 2025/438
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ... -....
- Davalı
- ... - ... ...
- Dava
- İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 24/01/2025
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 03/07/2025
Karar Metni
997 kelime·5 dk okuma·4 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili şirket arasında ticari ilişki sonucu mal ve hizmet alımına ilişkin 26/09/2024 ödeme faturanın düzenlendiğini, davalı şirket tarafından dava ve icra konusu edilen faturaya ilişkin herhangi bir ödeme yapılmamış olup müvekkilin alacağının tahsili amacıyla.... sayılı dosyası ile icra takibine geçildiğini, davalı tarafından ise icra takibine itiraz edildiğini, ancak yapılan itirazın haksız olduğunu belirterek davalının .... sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı tarafından, usulüne uygun yapılan tebligata rağmen cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Taraflarca dayanılan tüm deliller toplanmış, .... sayılı takip dosyası, tarafların BA/BS formları celp edilmiş, mali müşavir bilirkişi aracılığıyla ticari defter ve kayıtları ile tüm dosya kapsamından bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Davaya dayanak .... sayılı takip dosyasının incelenmesinden; davacının davalı aleyhine fatura alacağına dayalı olarak 41.400,00-TL asıl alacak, 564,00-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 41.964,00-TL üzerinden icra takibi başlattığı, takibin davalının süresinde itirazı üzerine durduğu anlaşılmıştır.
Tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde inceleme yapılması bakımından ticari defter ve kayıtlarını mahkememize sunmak üzere taraflara verilen kesin süreyi takiben davacı şirket tarafından gerekli bildirimler yapılmış ise de davalı şirket tarafından bildirim yapılmamıştır. Buna göre; davalı şirket tarafından ticari defter ve kayıtlarının ibrazından kaçınılmakla HMK'nın 222. maddesi gereği davacı şirketin usulüne uygun tutulan ticari defterlerindeki kayıtların davacı şirket lehine delil teşkil edebileceği hukuki sonucuna ulaşılmıştır.
Mali müşavir bilirkişi tarafından sunulan 13/05/2025 tarihli bilirkişi raporunda özetle; "...davacı yana ait 2024 yılı yasal defterlerin açılış onaylarının yasal süreler içerisinde yaptırıldığı, kapanış tasdiki içinse yasal sürelerin dolmadığı, defter kayıt nizamının tek düzen muhasebe usul ve ilkelerine göre tutulduğu, defter kayıtlarının birbirini doğruladığı görülmüş olup, davalı yana ait 2024 yılı yasal defterlerinin mevcut haliyle sahibi lehine delil vasfı taşıdığının tespit edildiği,
... taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamasına rağmen davacı defter kayıtları, tarafların BA/BS beyanları neticesinde taraflar arasında 2024 yılında ticari ilişki bulunduğunun anlaşıldığını, ... davacı tarafından davalı adına tanzim edilen 27/08/2024 tarih ve ... numaralı 41.400,00-TL tutarlı faturanın, yasal süreleri içerisinde davacı tarafından yasal defter kayıtlarına intikal ettirildiği, bahse konu faturanın taraf ilgili dönem BA/BS form bildirimleri ile ilgili ... dairesine beyan edildiği, beyan edilen fatura adet ve tutarlarının da birbirini doğruladığı,
ayrıca bahse konu faturaya karşılık davalı tarafından BS form bildirimlerinde “iade” faturası tanzim edildiğine dair bildirimine rastlanılmadığı, davacı yasal defterlerinde takibe konu 27/08/2024 tarih ve ... numaralı 41.400,00-TL tutarlı faturaya karşılık davalı ödemesine veya faturanın kabul edilmediğine dair herhangi bir beyan/bilgiye rastlanılmadığı, bu tespitler sonrasında davacı şirketin 04/11/2024 takip tarihinde; davalı şirketten 27/08/2024 tarih ve 26/09/2024 ödeme tarihli ... numaralı 41.400,00-TL bedelli faturadan kaynaklı 41.400,00-TL alacaklı olduğu..." yönünde kanaat bildirdiği görülmüştür.
Tüm dosya kapsamı, getirtilen kayıt ve belgeler ile gerekçeli ve denetime elverişli olmakla hükme esas alınmasına karar verilen bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde; davacının taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlediği takibe konu faturanın ticari defterlerinde usulüne uygun olarak kayıtlı olduğu,
HMK'nın 222/3. madde hükmü kapsamında davacının kendi lehine kesin delil niteliğini haiz olup davalı tarafından aksi kanıtlanamayan ve dosyaya mübrez kayıt ve belgeler ile de doğrulanan ticari defter ve kayıtları göz önüne alındığında davacının .... sayılı icra takibi dolayısıyla davalıdan 41.400,00-TL asıl alacak kadar alacaklı olduğu anlaşıldığı gibi davalı tarafından ilgili faturanın BA formu ile ... dairesine de bildirilmiş olmakla mezkur faturaya konu malın davalıya teslim edildiğinin kabulünün gerektiği (Emsal: .... 'nin 21/05/2024 tarih ve .... sayılı ilamı, .... sayılı ilamı) sonuç ve kanaatine varılmış,
böylece davalının belirtilen miktar yönünden icra takibine itirazının haklı olmadığı anlaşılmıştır. Davacı tarafından takipte işlemiş faiz de talep edilmiş ise de, 6098 sayılı TBK'nın 117. maddesi gereğince sözleşmeden doğan davalarda bir alacağa temerrüt faizi yürütülebilmesi için alacağın kararlaştırılan kesin vadede ödenmemiş ya da alacaklının usulüne uygun ihtarı ile borçlunun temerrüde düşürülmesi zorunludur.
Somut olayda kararlaştırılan kesin vade olmadığı gibi davacı tarafından, takipten önce davalının TBK’nın 117. maddesi hükmüne uygun olarak miktar ve ödeme talebi içeren bir ihtarname ile temerrüde düşürüldüğünün iddia ve ispat olunmadığı, salt fatura tebliğinin de temerrüde neden olmayacağı gözetilerek (Emsal: .... sayılı ilamı), işlemiş faize yönelik davacı talebinin reddi gerekmiştir.
Davacının icra inkar tazminatı istemine gelince; itirazın iptâli davasında İİK'nın 67/2. maddesi hükmünce borçlunun icra inkâr tazminatı ile sorumlu tutulabilmesi için alacağın likit ve borçlunun itirazının da haksız olması gerekir.
Mevcut hukuki durum karşısında davalının takibe itirazının haklı olmadığı ve takibe konu alacağın muayyen ve likit nitelikte bulunduğu değerlendirilmekle davacı lehine asıl alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 8.280,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
17/06/2025 Katip ... · e-imzalı Hakim ... · e-imzalı
Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/62, K. 2025/438, 17 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama