İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

2. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİKARAR TÜRK MİLLETİ ADINA

Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2019/367 K.2021/184

... Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali Dava Tarihi : 02/01/2017 Karar Tarihi : 28/04/2021 Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 05/05/2021 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali istemli davanın…

Esas2019/367Karar2021/184Tarih26 Mayıs 2021Okuma10 dk · 1.956 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara

Esas No
2019/367
Karar No
2021/184
Karar tarihi
26 Mayıs 2021
Esas No
2019/340
Karar No
2021/178
Hakim
... ...
Katip
....
Davacı
...
Davalılar
...
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.956 kelime·10 dk okuma·4 bölüm

... Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali Dava Tarihi : 02/01/2017 Karar Tarihi : 28/04/2021 Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 05/05/2021 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili dilekçesinde özetle; müvekkiline ait ...’in uzun yıllardan bu yana birçok ilde cafe restaurant ve döner satışı sektöründe faaliyet gösteren, alanında en saygın zincir mağaza firmalardan biri olduğunu, dava konusu 2015/85224 sayılı “...” isimli marka tescil başvurusunun Resmi Marka Bülteni’nde yayınlandığının müvekkili tarafından farkedilince, bu marka başvurusuna itiraz edilmiş olduğunu, söz konusu itirazın reddedildiğini, bunun üzerine bu ret kararına itiraz edildiğini, ancak söz konusu itirazlarının da nihai olarak YİDK tarafından reddedildiğini,

müvekkili adına 2011/118784 sayılı dosya ile tescilli “...” isimli markası ile davaya konu 2015/85224 sayılı “...” isimli markanın birbiri ile benzemediğini, aralarında karıştırılma ihtimali olmadığını söylemenin 556 Sayılı KHK, Yargıtay ve Mahkeme kararları ile doktrin karşısında asla mümkün olmadığını, müvekkilinin “...” markası ile dava konusu “...” ibareli markanın içinde barındırdığı “...” kelimesi ile birebir aynı olduğunu, yapılan başvuru sınıflarının da birebir aynı yani 43. sınıfı ve yakın sınıfları içerdiğini, davalının,

müvekkilinin tanınmışlığından yararlanmak gayesinin marka tescil başvurusuna “...” ifadesini koymasından anlaşıldığını, “... ... ” .... çıkan çevre iller dahil bilinen bir marka olduğu düşünüldüğünde “...” adının müşteri çevresinde iltibasa neden olacağını söylemenin izahtan vareste olduğunu, daha önce 2013/51040 sayılı ve “.... ..... ” ibareli, 2013/106522 sayılı ve “... ” ibareli, 2014/90487 sayılı ve “...” ibareli markaların, itirazları üzere reddedildiğini ifade ederek, kurum kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı TÜRKPATENT vekili cevabında özetle; davaya konu marka başvurusu ile davacı markası arasında karıştırılacak kadar benzerlik bulunmadığını, iki marka arasında fonetik, okunuş, genel intiba olarak bir benzerlik bulunmadığını, bu nedenle müşteri kitlesi tarafından iki marka arasında bağlantı kurulması, karıştırılması ihtimalinin mevcut olmadığını, davacı taraf iddiasının aksine davacının tescilli ve itiraza mesnet gösterdiği markasının “...” yahut “... döner” ibaresi değil “+şekil” olduğunu, “...” ibaresinin dava konusu başvuruda ve davacının markasında yer alan “yiyecek içecek sağlanması hizmetleri” bakımından ayırt edici olduğundan söz edilemeyeceğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı ...'ın istifa eden vekili cevaplarında özetle, tescilli markalarla başvuru konusu işaret arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının tespitinde işaret ve markanın bütünsel olarak analiz edilmeleri gerektiğini, görsel, işitsel ve anlamsal olarak "..." sözcüğünü içeren başvuru konusu işaretin davacının "..." ibareli markası ile ortalama alıcıları iltibasa düşürebilecek derecede benzer bulunmadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemişlerdir.

Davalı şirket ve şahıs vekili cevabında özetle; davacının, Mahkeme'nin 8.10.2020 tarihli 1 nolu ara kararı uyarınca davaya müvekkili ... Gıda Unlu Mamülleri İnş. San. Ve Tic. Ltd.

Şti'yi dahil etmiş olduğunu, her ne kadar, henüz müvekkiline dava dilekçesi ve ekleri tebliğ edilmemiş olsa da davaya cevap verilmesi ve haksız ve hukuka aykırı surette ikame edilen davanın reddini talep etmek gerekmiş olduğunu, müvekkilinin, yaklaşık 50 yıldır fırın ve pastane sektöründe faaliyet göstermekte olup "..." esas unsurlu birçok markanın da sahibi olduğunu, müvekkili adına ilk kez 10.11.2006 tarihinde 2006/53941 nolu "..." markasının 37 ve 43. sınıflarda tescil edilmiş olduğunu, müvekkilinin 2006 yılından evvel de tescilsiz olarak "..." markasını ticari faaliyetlerinde kullanmış olduğunu, devamında müvekkilinin,

yine 43. sınıfta 2013/40165 nolu "... ...", davaya konu 43. sınıfta 2015/85224 nolu "...", 43. sınıfta 2016/18796 nolu "... .... " markalarını tescil ettirmiş olduğunu, müvekkilinin, huzurdaki davanın açılış tarihinden sonra da "..." esas unsurlu markaların adına tescil ettirmiş olduğunu, müvekkilinin "..." markası üzerinde kazanılmış hak sahibi olduğunu, öğretide ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre,

marka sahibinin önceki marka tescillerinde yer alan ayırt edici unsur değiştirilmeksizin seri marka oluşturma çabası ile yeni marka tescil başvurusunda bulunması durumunda bu başvuruya konu marka başvuru sahibinin kendisinin kök markalarından sonra ancak yeni marka başvurusundan önceki bir marka ile benzer olsa bile önceki markalarından dolayı kazanılmış hakkı nedeniyle yeni markasının tescili mümkün olabileceğini,

müvekkilinin 10.11.2006 koruma tarihli 2006/53941 nolu "..." markasının esas unsurunu değiştirmeksizin "..." ibaresi yanına "..." ibaresini ekleyerek yine önceki markasıyla aynı sınıfta (43. sınıfta) yeni bir marka başvurusunda bulunmuş olduğunu, müvekkilinin yeni marka başvurusunun kazanılmış hak ilkesi gereğince tescil edilmesinde bir beis bulunmadığını, Yargıtay içtihatları somut olaya uyarlandığında müvekkilinin "..." ibaresi üzerindeki önceki tarihli tescili nedeni ile huzurdaki markasının reddine karar verilmesinin mümkün olamayacağının ortaya çıktığını,

müvekkilinin "..." ibareli ilk markasını 10.11.2006 tarihinde tescil ettirmiş olmasına rağmen davacı yana ait "..." ibareli ilk marka tescilinin müvekkilinden 5 yıl kadar sonra 30.12.2011 tarihinde gerçekleşmiş olduğunu, davacı yanın, markasının tanınmış olduğunu, müvekkilinin kendi markası ile karıştırılma ihtimali bulunan "..." markasını haksız surette tescil ettirdiğini, markaların görsel, işitsel ve genel izlenim itibariyle benzerlik arz ettiğini iddia etmiş olduğunu, davacının haksız iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, davacı adına kayıtlı tanınmış marka tescili bulunmadığını,

davacı markasının tanınmış marka kriterlerini de taşımadığını, kaldı ki, müvekkilinin "..." markası üzerinde kazanılmış hak sahibi olduğu için davacının tanınmış marka itirazlarının somut olay bakımından dinlenebilirliğinin de bulunmadığını, yine davacı tarafından dosyaya delil olarak ibraz edilen dava dosyalarının ve YİDK kararlarının da somut dava bakımından bir ehemmiyeti bulunmadığını, zira her davanın kendi özelinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

GEREKÇE

Mahkememizce davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı şahıs ve davalı kurum vekili istinaf talebinde bulunmuştur.

Ankara BAM .... .Hukuk Dairesi 25/10/2019 gün ve E:2018/1522, K:2019/1060 sayılı kararıyla mahkememiz kararını. "Dosya kapsamından, 02.01.2017 dava tarihinden sonra 01.11.2017 karar tarihinden önce, noterden düzenlenen 05.05.2017 tarihli sözleşme ile davalının başvuru konusu 2015/85224 sayılı "..." ibareli markasını dava dışı ... Ltd. Şti. unvanlı şirkete devrettiği anlaşılmaktadır.

HMK'nın 125. maddesi gereğince, dava açıldıktan sonra iki taraftan birinin davanın konusunu 3. kişiye devretmesi halinde, diğer tarafın seçimlik hakkı vardır. Dilerse temlik eden taraf ile olan davasından vazgeçip, dava konusunu devralan kişiye karşı davaya devam edebileceği gibi, dilerse dava konusunu 3. kişiye devreden taraf hakkında tazminat davasına dönüştürebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 18/12/2017 T., 2016/5733 E. ve 2017/7361 K.).

Mahkemece bu durum gözetilerek HMK'nin 125. maddesi hükmü uyarınca işlem yapılması gerekirken, bu husus gözden kaçırılarak anılan gerekçe ile esas hakkında hüküm kurulması doğru olmamıştır. Bu nedenle HMK.'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca, davanın yeniden görülüp esas hakkında yeni bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesine ait kararın kaldırılmasına ve dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir." şeklinde karar vererek kararı kaldırmıştır.

Mahkememizce dosya yeni esasa kaydedilmiş ve yeniden yapılan yargılamada; Toplanan delillere, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; 02.01.2017 dava tarihinden sonra 01.11.2017 karar tarihinden önce, noterden düzenlenen 05.05.2017 tarihli sözleşme ile davalının başvuru konusu 2015/85224 sayılı "..." ibareli markasını dava dışı ... Ltd. Şti. unvanlı şirkete devrettiği; Dava konusu markanın kapsamında yer alan dava konusu: “43. Sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” hizmetlerinin davacıya ait redde mesnet markanın kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı;

Dava konusu “...” ibareli marka “...” ve “...” ibarelerinin yan yana kullanılmasıyla oluşturulmuş kelime, davacıya ait redde mesnet “... ... ...+şekil” ibareli marka kalın kırmızı ve ona kıyasla daha ince siyah bir halkanın üzerinde olacak şekilde kırmızı bir zemin üzerinde “çoban ...” ibaresi, bu ibarenin sağ alt tarafında kalacak şekilde siyah renkte “döner” ibaresi ve kırmızı halkanın içinde “...” ibarelerinin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş kelime+şekil markası olduğu, dava konusu marka ile davacı markasında ortak olarak yer alan “...” ibaresi “1.

Ekmekle karın doyurmak gerektiğinde, ekmeğe katılan peynir, zeytin, helva vb. yiyecek: 2. Yağı alınmış yoğurt, ayran.” (.. ) anlamlarına gelen, toplumda yaygın olarak kullanılan ayırt edici niteliği zayıf olan bir ibare olduğu, dava konusu markada yer alan “...” ibaresi Fransızca kökenli olup “...” .... ) anlamına gelen ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olduğu, dava konusu markanın ayırt edici niteliği zayıf olan “...” ve “...” ibarelerinin bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş ayırt edici niteliği zayıf ve esas unsurunun bütüncül olarak “...” ibaresi olduğu;

Davacıya ait “.... +şekil” ibareli markanın esas unsurunun hem markada konumlandırılışı hem de diğer unsurların ayırt edici niteliğe haiz olmayan ibareler olması nedeniyle, söz konusu markanın esas unsurunun bütüncül olarak “çoban ...” ibaresi olduğu, her ne kadar dava konusu marka ile davacı markasında “...” ibaresi ortak olarak yer alsa da, “...” ibaresinin ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olması, markalar bütüncül olarak değerlendirilmeleri ve tertip tarzlarının farklı olmaları, görsel, işitsel ve anlamsal bakımdan dava konusu markanın üzerinde kullanılacağı emtianın ortalama tüketicileri nezdinde iltibası önleyici mahiyette olduğu,

dolayısıyla işletmeler arasında bir farklılığa yol açacağı hususları birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu marka ile davacının markası arasında marka işaretleri bakımından işitsel ve görsel bakımdan benzerlik bulunmadığı;

Her ne kadar dava konusu markanın kapsamındaki; “43. Sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” hizmetlerinin davacıya ait redde mesnet markanın kapsamında aynı/aynı tür olarak yer alsa da, marka işaretleri bakımından işitsel, görsel ve anlamsal benzerlik bulunmaması nedeniyle dava konusu marka ile davacıya ait marka arasında karıştırılma ihtimalinin söz konusu olmadığı;

Dava konusu markanın davacı markalarının tanınmışlığından haksız yarar sağlama, tanınmış markanın itibarına zarar verme, tanınmış markanın ayırt edici karakterini zedeleme gibi hususların değerlendirilmesi için ilk şart dava konusu marka ile davacı markaları arasında aynılık/benzerlik olması gerektiği, somut olayda, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, öte yandan, dosya kapsamında sunulan bilgi ve belgelerin incelenmesi neticesinde, davacıya ait markaların tanınmış olduğuna dair bir kanaat oluşmadığı, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmaması ve davacıya ait markaların tanınmış olduğuna dair yeterli bilgi ve belge olmaması nedeniyle, davacının tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığı;

Davalı ... Gıda Unlu Mamulleri İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti.’nin müktesep hak iddiasında bulunduğu markası, 2006/53941 sayılı ve “...” ibareli marka olduğu;

Davalının müktesep hak iddia ettiği “...” ibareli markanın tescil tarihinin 22.11.2007 olduğu, dolayısıyla söz konusu markaya karşı hükümsüzlük davası açılacak sürenin dolduğu;

Davalının müktesep hak iddia ettiği “...” ibareli markanın dava konusu “...” ibareli markanın kapsamındaki “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” aynen kapsadığı dolayısıyla müktesep hak şartlarından birisi olan emtia listesinin genişletilmemesi şartının sağlandığı;

Dava konusu “...” ibareli marka ile davalının 2006/53941 sayılı ve “...” ibareli marka karşılaştırıldığında, dava konusu markada yer alan “...” ibaresinin dava konusu “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.” bakımından tanımlayıcı dolayısıyla ayırt edici niteliği zayıf bir ibare olması nedeniyle söz konusu hizmetler bakımından davalının eski markasının esas unsurunun korunduğu, söz konusu hizmetler bakımından dava konusu markanın davalının önceki markasının seri markası olarak değerlendirilebileceği;

Ancak, son şart olan davalının “...” ibareli markasını uzun süredir kullanıp kullanmadığına ilişkin yapılan inceleme neticesinde, dosya kapsamında, markanın kullanıldığına dair eski yıllara ait fatura, katalog, broşür vb. belge sunulmadığı, dosya kapsamında sunulan tarihi belli olmayan görseller, sicil gazetesi, esnaf ve sanatkar sicil tasdiknamesi, vergi levhası, mesleki faaliyet belgesinin ise davalının “...” ibareli markayı uzun süredir kullandığını ispatlar nitelikte olmadığı, davalının müktesep hak iddiasının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.

Neticede dosya incelendiğinde, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından;

Dava konusu markanın kapsamındaki “43. Sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri.

Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri.” hizmetlerinin davacı markasının kapsamında aynı/aynı tür olarak yer aldığı, dava konusu marka başvurusu ile davacı markası arasında marka işaretleri bakımından karıştırılmaya yol açacak düzeyde işitsel, görsel ve anlamsal benzerlik bulunmadığı, dava konusu marka ile davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı, davacının tanınmışlık iddiasının yerinde olmadığı, davalının müktesep hak iddiasının ispatlanamadığı, dava konusu 2016/M-10325 sayılı YİDK kararının yerinde olduğu,

YİDK kararının iptali şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

D a v a n ı n R e d d i n e,

1-Alınması gereken 59,30 maktu harçtan peşin alınan 31,40-TL'nin mahsubu ile eksik kalan 27.90-TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,

2-Davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına,

3-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiklerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 5.900,00.-TL maktu ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

4-Davalı şahsın yapmış olduğu istinaf harç ve giderlerden ibaret 148,43.-TL yargılama giderlerinin davacıdan alınarak davalı şahsa verilmesine,

5-Davalı kurumun yapmış olduğu istinaf harç ve giderlerden ibaret 254,00.-TL yargılama giderlerinin davacıdan alınarak davalı kuruma verilmesine,

6-Davalı şirketin yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,

7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine (HMK m.333),

Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'ne İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.28/04/2021

Kâtip Hâkim ... · ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2019/367, K. 2021/184, 26 Mayıs 2021 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Dava
  5. Cevap
  6. Gerekçe
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2019/367
Karar No
2021/184
Tarih
26 Mayıs 2021

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2019/367 K.2021/441
  • Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2019/367 K.2021/303
  • Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2019/368 K.2021/483
  • İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2019/368 K.2021/369
  • Bursa 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2019/368 K.2021/573
  • İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2019/370 K.2021/365

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.