KÜNYE
T.C. ... 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C.
- Mercii
- Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Esas No
- 2021/215
- Karar No
- 2022/215
- Karar tarihi
- 23 Haziran 2022
Karar Metni
4.370 kelime·22 dk okuma·15 bölüm
... 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
TÜRK MİLLETİ ADINA
ESAS NO : 2021/215
KARAR NO : 2022/215
HAKİM : ... ... KATİP : ... ...
...
DAVALI
2- ... - ... T.C Kimlik No: ...
DAVA
Marka YİDK Kararının İptali
DAVA TARİHİ : 09/08/2021
KARAR TARİHİ : 23/06/2022
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 23/06/2022
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı vekili dilekçeleriyle özetle, müvekkili şirketin tütün ürünleri sektöründe faaliyet gösterdiğini, dünya çapında tanınan çok uluslu bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin “...” markasının tescilli hak sahibi olduğunu, Türkiye de dahil olmak üzere 110’dan fazla ülkede “...” markasının müvekkili şirket adına tescilli olduğunu, markanın müvekkili şirket tarafından yapılan emeklerle tanınmışlık ve ayırt edicilik kazandığını ve TÜRKPATENT nezdinde T/00148 numarası ile tanınmış marka olarak tescilli olduğunu, Türkiye’de “...” markasının 1927 senesinde tescil ettirildiğini,
müvekkili şirket adına TÜRKPATENT nezdinde tescilli “...” ibaresi içeren 64 adet marka bulunduğunu, davalı şahsın müvekkili şirket markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer “...” ibareli marka başvurusu yaptığını, başvurunun yayımına müvekkili şirket tarafından SMK 6/1, 6/4, 6/5 ve 6/9 maddeleri uyarınca itiraz edildiğini, itirazın reddedildiğini, ret kararına karşı müvekkili şirket tarafından yapılan yeniden inceleme talebinin YİDK’nın 2... şeklinde yazıldığını, markanın bu ibare ile bültende yayınlandığını, müvekkili şirketin yayına itirazında markanın adı ile görselinin uyumsuz olduğunun ifade edildiğini,
bu aşamada tutarsızlığın ikrar edilmediği ve düzeltilmediğini, YİDK kararının yazılmasından bir hafta sonra (09.06.2021) marka adı düzeltme kararı verildiğini ve marka adının görselle uyuşacak şekilde değiştirildiğini, dava konusu markada yer alan “...” dışındaki ... ” ibaresinin küçük ve marka bakımından önemsiz olduğunu, markada esas ve okunabilir tek unsurun “...” olduğunu, “...” ibaresinin müvekkili şirket markası ile aynı, görsel ve işitsel olarak ayırt edilemez derecede benzer, kullanılan renkler bakımından ve harflerin tasarımı bakımından ise kasti bir taklit hali ihtiva ettiğini,
marka başvurusunda yer alan “...” ibaresi dışındaki unsurların başvuru sahibi ve marka görselini incelemekle görevli marka uzmanları tarafından dahi okunamadığını, bu ibarelerin tüketiciler tarafından da okunamayacağının aşikar olduğunu, dava konusu marka başvurunun sarı ve turuncu renkler kullanılarak oluşturulduğunu, markadaki ... ibaresinin “Türkiye’nin Gururu” anlamına geldiğini ve jenerik bir slogandan ibaret olduğunu, “...” ibaresinin kavisli yazıldığını ve müvekkili markalarında kullanılan özgün ve ayırt edici yazı tipi kullanılarak oluşturulduğunu, “A, L, M” harflerinin tasarımının aynen taklit edildiğini,
davalı şahsın başvuruda kötü niyetli olduğunu, başvuru sahibinin geçmişte 2014/51200 başvuru numaralı “...” ibareli marka başvurusunu deve görseli eşliğinde gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketi itirazı üzerine marka başvurusunun reddedildiğini, bunun üzerine davalı tarafından müvekkili şirket markasının sonuna “O” ve “N” harfleri eklenerek dava konusu marka başvurusunun yapıldığını, davalı şahsın müvekkili şirket markalarına yakınlaşmayı hedeflediğini, dava konusu marka başvurusunun ön planda olan bölümünün “...” ibaresi olduğunu,
müvekkili şirket markasının Türkiye’deki yaygın bilinirliği de göz önünde bulundurulduğunda ortalama tüketici tarafından dikkate alınacak temel unsurun markanın başlangıç bölümünde yer alan “...” ibaresi olacağını, dava konusu marka ile müvekkili şirket markaları arasında sınıfsal benzerliğin de bulunduğunu, marka başvurusu kapsamında bulunan 03. sınıf emtianın müvekkili şirket markası ile aynı alıcı çevresine hitap ettiğini, aynı dağıtım kanalları yoluyla satışa sunulduğunu,
markayı gören tüketicinin aklına ilk olarak müvekkili şirketin tanınmış markasının geleceğini ve müvekkilinin yeni bir sektörde ürün üretmeye başladığı izlenimi doğacağını, ortalama tüketici nezdinde markanın müvekkili ile ilişkilendirilmesi halinde müvekkilinin zarara uğrayacağını, davalının haksız kazanç elde edeceğini, başvuru sahibi tarafından “...” markasının müvekkili şirkete ait maruf deve figürünün birebir kopyalanması suretiyle paketler üzerinde kullanıldığını, bu vesileyle karıştırılma ihtimalinin kaçınılmaz hale geldiğini, müvekkili şirkete ait “...” ve türevi markaların Paris Sözleşmesi kapsamında tanınmış olduğunu,
“...” markasının WIPO tarafından da tanınmış marka statüsünde görüldüğünü, müvekkili şirket markasının SMK m. 6/5 anlamında da tanınmış marka olduğunu, müvekkili şirketin Türkiye’de ciddi bir pazarı bulunduğunu, müvekkili markasının Türkiye’de ilk satılan sigara markalarından biri olduğunu, günümüzde en çok satılan ve bilinen sigaralardan olduğunu, aynı ibarenin farklı emtiada kullanılması durumda dahi ilk akla gelenin müvekkili şirket markalarının olacağını, davalı şahıs kullanımlarının müvekkili şirket markalarının itibarını zedeleyebileceğini ve değer kaybına sebebiyet verebileceğini,
davalı şahsın marka başvurusunda kötü niyetli olduğunu, davalının marka kullanımları hakkında ...
E. sayılı dosyası ile açılan tecavüz davasının derdest olduğunu, dava konusu marka başvurusunun tescili talep edilen 03. Sınıf kapsamında yer alan ürünler arasından özellikle diş macunları, ağız gargaraları, beyazlatma maddeleri, deodorant ve oda kokuları ile sabunlar gibi kimi ürünlerin doğrudan olarak sigara içen tüketicilerin ihtiyaçlarına hitap edecek şekilde tasarlanabildiğini ve bu şekilde tütün ve tütün ürünleri tüketicilerine yönelik olarak pazarlanabildiklerini, kullanım biçimleri aynı olmasa bile ürünlerin birbirini tamamlar nitelikte olabileceklerini, bu ürünlerin bağlantılı sınıflara ait olduklarının kabulü gerektiğini,
her ne kadar ülkemizde sigaralarda düz paketleme yöntemine geçilmiş olsa da müvekkili markalarının yıllardır dünya çapında kullanımları sayesinde tasarım unsurlarının müvekkili ile özdeşleştiğini beyanla 2021-M-3235 sayılı YİDK kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı kurum vekili cevap dilekçesinde özetle; başvuru markası ile davacı şirketin “...” esas unsurlu markalarının ortalama tüketici nezdinde karıştırılacak derecede benzer olmadıklarını, başvuru markasının okunuşu ve söylenişinin farklı olduğunu, taraf markalarının bütünsel algılamada benzerlik taşımadıklarını, markalar kapsamında yer alan mal ve hizmetlerin ve hitap ettikleri tüketici kesiminin farklı olduğunu, markalar arasında iltibas tehlikesi bulunmadığını, YİDK kararının hukuka uygun olduğunu ifade ederek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şahıs vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin “...” markasının TÜRKPATENT nezdinde 05, 29 ve 30. Sınıf emtia yönünden ... tescil numarası ile tescilli olduğunu, “... pride of turkey” markasının 35. sınıfta tescili için ... başvuru numarası, "... ..." markasının 16. sınıfta tescili için ... başvuru numarası ve "... ..." markasının 03. sınıfta tescili için ... başvuru numarasıyla müvekkili tarafından başvurularda bulunulduğunu, dava konusu marka başvurusuna davacı şirket itirazlarının davalı kurum tarafından reddedildiğini, müvekkilinin 2005 yılından bu yana kullandığı “...” markasını sektörde maruf hale getirdiğini,
müvekkilinin uzun yıllardan beri “...” markası altında çay üretimi yaptığını, ürettiği çayları yerli ve dış piyasada pazarladığını, müvekkili markasının Türkiye dışında Almanya ve Sri Lanka’da da tescilli olduğunu, müvekkili markası ile davacının markalarının tescilli olduğu emtia sınıflarının tamamen bağımsız olduğunu, müvekkili markasının 03. sınıfta, davacının dayanak markalarının ise 34. sınıfta tescilli olduğunu, davacının dava dilekçesinde sunduğu müvekkiline ait çay paketlerinin hepsinin TÜRKPATENT nezdinde ... numaraları ile tasarım tesciline sahip olduğunu,
dava dilekçesinde daha önceden Türkiye pazarında satışa sürülen sigara paketlerinin görsellerinin sunulduğunu, ülkemizde sigara paketlerinin düz ve standart paket uygulamasına geçilerek tek tipleştirildiğini, her iki markanın yazı karakteri ve renklerinin çok farklı olduğunu, müvekkili markasının okunuşunun “... ” şeklinde olduğunu, davacı markasının okunuşunun ise “Kemıl” şeklinde olduğunu, sadece her iki markanın içinde geçen “A” harflerinin birbirine benziyor olmasından hareketle markaların karıştırılma ihtimali bulunduğunu iddiasının kabul edilemeyeceğini, markaların görsel, duysal, kavramsal ve sınıfsal olarak farklılıklar arz ettiğini,
müvekkil markasının davacı markası baz alınarak oluşturulmadığını, “...” ibaresinin Arapçadaki manasının “iki kervansaray arasındaki çay yapma otağı” olduğunu, müvekkilinin tescilli tasarımlarının görsellerinde bu durumun resmedildiğini, müvekkilinin davacıdan farklı bir alanda ticari faaliyet yürüttüğünü ifade ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davanın açılmasını müteakip davaya katılan tarafların dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını ve bilirkişi raporları alınmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamının geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davacının iddiaları karşısında, davacı ve davalı iddiaları karşısında YİDK Kararının iptalinin gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır.
DEĞERLENDİRMELER
Marka Başvurusunun Açık ve Kesin Olup Olmadığı Bakımından Değerlendirme
Davacı tarafça, başvurunun sicilde yer alan “Marka Adı” bölümündeki "..." ibaresinin marka örneği üzerinde yer alan "pride of Turkey" ibaresinden farklı olduğu ve koruma kapsamının SMK'nın 4 (1) bendi kapsamında "açık ve kesin" olmadığı gibi, aynı zamanda SMK Yönetmeliği 7 (9) uyarınca "Kuruma sunulan bilgi, gösterim ve açıklamalar arasında bir uyumsuzluk olduğu" belirtilerek itiraz edilmiştir. İşbu husus, YİDK kararı sonrasında, Kurum tarafından re’sen düzeltilmiş, “marka adı”, marka örneği ile uyumlu hale getirilmiştir.
Somut uyuşmazlık bakımından, başvuru anında sunulan marka örneği ile “marka adı” kısmında farklılık mevcut olup, davacı bu yönüyle başvurunun geçerli bir başvuru olmadığı iddiasındadır.
Davaya konu edilen marka örneği, başvuru formu ile Kurum’a sunulmuş olup, dolayısıyla işbu davanın konusunu da oluşturan marka örneğine ilişkin başvuru kesinleşmiştir. Nitekim “marka adı” bir marka başvurusunun zorunlu unsurlarından değildir.
"Marka adı”nın bir marka başvurusu için zorunlu unsurlardan olmadığı aşikar olduğu, "marka adı”nın Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 7/7 maddesinde bahsi geçen “yazılı açıklama” kapsamında da değerlendirilemeyeceği, Sınai Mülkiyet Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in 7. maddesinin ses, hareket, üç boyutlu markalar gibi geleneksel olmayan markaların gösterim şekilleri düzenlenmiş olup, maddede bahsi geçen “yazılı açıklama”nın, bu gibi geleneksel olmayan markalara yönelik bir düzenleme olduğu kanaatindedir. Dolayısıyla işbu davaya konu edilen marka örneğine ilişkin başvurunun, bir marka başvurusu için zorunlu tüm unsurları içerdiği, bu gerekçeye dayalı olarak dava konusu edilen marka başvurusunun geçerli bir başvuru olduğu,
Dava Konusu Marka ile Davacının İtiraza Dayanak Markaları Arasında İlişkilendirilme İhtimalinin Bulunup Bulunmadığı;
Marka tescilinde nispi ret nedenleri arasında düzenlenen karıştırılma ihtimali uyarınca; tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Markaların, karıştırılma ihtimaline dayalı tescil engelinden veya hükümsüzlük nedeninden söz edebilmek için aşağıdaki unsurların tamamının kümülatif olarak varlığı gerekir.
Dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların kapsamında, aynı veya benzer mal ve hizmetler bulunuyor olması, dava konusu marka ile iddialara mesnet markaların aynı veya benzer olması ve dava konusu markalar ile iddialara mesnet markalar arasında, ilişkilendirilme ihtimali de dâhil olmak üzere, halk nezdinde karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması koşullarından herhangi birinin sağlanmamış olması halinde diğerlerinin varlığı değerlendirme konusu nispi tescil engelinin varlığını kabul için yeterli olmayacaktır.
a) Emtiaların Aynı/Benzer Olup Olmadığı
Markalar arasındaki iltibas değerlendirmesi, markaların kapsamında yer alan mallardan ve hizmetlerden bağımsız değildir. Markaların tescilli oldukları sınıflar veya hizmetler farklılaştıkça markalar arasındaki benzerliklerin iltibasa neden olma ihtimali azalacaktır. Bir başka anlatımla, markaların kapsadığı malların ve hizmetlerin farklılaşması neticesinde markayı oluşturan ibarelerin benzerliğine rağmen iltibas tehlikesi azalmakta; malların ve hizmetlerin aynı olması durumunda ise markaların arasındaki ortalama bir benzerlik dahi iltibasa neden olacaktır.
Mal ve hizmetlerin aynılığı, ilke olarak mal ve hizmetlerin aynı şekilde yazılmış, ifade edilmiş olmasıdır. Benzer mal ve hizmetler ise, ortalama tüketicilerce aynı (veya ilişkili) kaynaktan geldikleri varsayımıyla karıştırılma ihtimalinin konusu olabilecek mal ve hizmetleri içermektedir. Benzer mal ve hizmet tanımlamasının içeriği, aynı tür mal ve hizmeti mutlak surette kapsamakla birlikte daha geniş bir yaklaşımla benzer oldukları öngörülebilecek, tüketicilerce ilişkilendirilerek aynı kaynaktan geldikleri varsayılabilecek, aynı/benzer ihtiyaçların karşılanmasını sağlayacak mal ve hizmetleri de kapsamaktadır.
Mal ve hizmetlerin benzerliği veya ilişkilendirilebilir niteliği TÜRKPATENT Marka İnceleme Kılavuzu’na göre aşağıda belirtilen durumlarda ortaya çıkabilir:
− Mal ve hizmetlerin kullanım amacı ve alanlarının benzerliği,
− Mal ve hizmetlerin kullanıcılarının benzerliği,
− Malların fiziksel görünümünün benzerliği,
− Mal ve hizmetlerin birbirleriyle rekabet eder nitelikte bulunmasından kaynaklanan benzerlik,
− Mal ve hizmetlerin birbirlerini tamamlayıcı nitelikte olmasından kaynaklanan benzerlik,
− Malların mağazalarda aynı reyonda veya rafta bulunmasından kaynaklanan benzerlik.
Dava konusu marka başvurusu 03. Sınıfta yer alan emtialardan oluşmaktadır. Bahsi geçen sınıfta, genel olarak temizlik ürünleri, kozmetik ürüneler, parlatıcı ve aşındırıcı ürünler ile diş bakım ürünleri yer almaktadır. Bu ürünler, yapısı gereği içinde kimyasal barındıran ürünlerdir.
Davacıya ait markalar ise, 34. Sınıfta tescilli markalardır. 34. Sınıf içeriği incelendiğinde ise tütün ve tütün ürünlerinden oluştuğu,
Taraf markaları aynı/aynı tür emtiaları kapsamamaktadır. Sınıflandırma tebliği idari amaçlı olduğundan, farklı sınıflarda yer alan mal ve/veya hizmetlerin benzer olmadığı doğrudan söylenemez. Benzerliğin kabulü için, mal ve/veya hizmetin doğası, kullanım amacı, satış ve dağıtım kanalları, tüketici kitlesi gibi birçok ayrıntının göz önünde bulundurulması gerekir.
Yargıtay ... kararlarında belirtildiği gibi farklı sınıflarda yer almalarına rağmen yöneldiği müşteri kitlesi nezdinde karıştırılmaya yol açacak nitelikteki, diğer bir anlatımla birbirinden ayrılmayacak derecede iç içe geçmiş olan, ticaret ve hizmet markalarının kapsadıkları mal ve hizmetlerin benzer olduğunun kabulü gerekir.
Taraf markalarında yer alan emtialar aynı/aynı tür olmadığı gibi, aralarında benzerlik/ilişkilendirilme ihtimali de bulunmamaktadır. Markaların kapsamındaki emtialar, kullanım amacı ve doğası farklı, rekabet halinde olmayan emtialar olup, aynı işletme tarafından üretilmesi beklenen mallar/verilmesi beklenen mal ve hizmetler değildir. Zira bir tütün ürününün, bir temizlik ürünü ya da bir kozmetik ürünü ile aynı yerde satıldığı (örneğin marketler) gözetildiğinde dahi, satış yeri içerisinde tütün ürünlerinin diğer emtialardan farklı bir alanda sergilendiği, diğer ürünler ile yan yana satılan ürünlerden olmadığı değerlendirilmiş olup, davacıya ait markalar kapsamında yer alan ürünler ile dava konusu marka kapsamında yer alan ürünlerin benzer/ilişkilendirilebilir olmadığı,
Sonuç olarak; yukarıda yer alan tabloda listelenen mal ve hizmetler arasında benzerlik veya ayniyet bulunmamaktadır. Dolayısıyla, dava konusu davalıya ait marka kapsamında yer alan emtialar ile davacı markalarında yer alan emtiaların birbiri ile ilişkilendirilebilir emtialar olarak değerlendirilemeyeceği ve sonuç olarak, dava konusu marka kapsamında yer alan emtialar yönünden “emtiaların aynı ya da benzer olması” şartının sağlanamadığı,
b) İşaretlerin Benzer ve İltibas/Karıştırılma İhtimali Değerlendirilmesi:
Markaların emtia/hizmetlerinin aynı/benzer olup olmadığı tespiti yapıldıktan sonra bakılması gereken ikinci kriter işaretlerin benzer olup olmadığıdır. İki markanın benzer olup olmadığı değerlendirilirken; markalar arasında görsel, işitsel veya kavramsal düzeyde ortaya çıkan benzerlik veya yakınlık dikkate alınmalıdır.
Görsel, işitsel veya kavramsal benzerliğin derecesi konusundaki değerlendirmeyi malların niteliğini ve malların piyasaya sunum yöntemlerini dikkate alarak yapmak yerinde olacaktır. İlgili tüketicinin markaları doğrudan karşılaştırma imkânının bulunmadığı, markaların karşılaştırmasını zihninde muhafaza ettiği tam (eksiksiz) olmayan imaja göre yaptığı dikkat edilmelidir. Görsel benzerlik, kelime veya şekil markalarının görünüm olarak benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar.
Görsel benzerliğin tespiti, markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için, tek başına yeterli olarak kabul edilebilir.
Bilindiği üzere, kelime markaları söz konusu olduğunda, kelimenin yazım şekli değil kelimenin kendisi korunmaktadır. Bu nedenle, kelimenin büyük ya da küçük harfle ya da farklı yazım karakterinde yazılmış olmasının incelemeye etkisi yoktur. Kelime markalarında görsel değerlendirme; kelimenin uzunluğu/kısalığı, harf sayısı, harflerin dizilimi, kelime sayısı ve işaretlerin yapısı gözetilerek yapılmalıdır.
Görsel değerlendirmede, kelimenin ilk kısmında oluşan benzerlik ya da benzememe durumu kelimenin son kısmına göre daha büyük öneme sahiptir. Bununla birlikte, görsel algı önce dışta bulunan elemanları ayırt ettiği için, son harf, kelimenin iç kısımlarında yer alan harflere kıyasla, daha büyük etkiye sahip olacaktır.
Kelime markalarında, kelime yazıldığından farklı şekilde okunmadığı sürece (yabancı dillerdeki markalar), görsel ve işitsel benzerlik genellikle aynı anda ortaya çıkar. Bununla birlikte, kısa zaman aralığında gerçekleşen işitsel algıya kıyasla, görsel algının daha kesin ve tekrarlanan algılama imkânı sağladığı dikkate alınmalıdır. Bu nedenle, işaretler arasındaki görsel farklılıklar işitsel farklılıklara kıyasla daha fazla etkiye sahip olacaktır.
İşitsel benzerlik, kelime markaları telaffuz edilirken ortaya çıkan benzerlik halidir. İşitsel benzerliğin tespiti, bazı durumlarda tek başına markaların benzer markalar olarak değerlendirilmeleri için yeterli kabul edilebilir. Ancak, işitsel benzerliğin görsel benzerlikle yeterli düzeyde desteklenmemesi halinde markaların benzer markalar olarak değerlendirilmemesi de mümkündür.
Kavramsal (anlamsal) benzerlik, kelime veya şekil markalarının karşılık geldikleri anlam veya kavramlar bakımından ayniyet veya benzerlik içermeleri durumunda ortaya çıkar. Kelime markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği, temel olarak, farklı şekilde yazılı kelimelerin aynı veya farklı dilde aynı/benzer kavramlara (anlamlara) karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir.
Şekil markalarının kavramsal (anlamsal) benzerliği ise temel olarak, markalarda yer alan şekil unsurlarının aynı kavramlara karşılık gelmeleri durumunda ortaya çıkabilir.
Benzerlik ve karıştırılma ihtimali telaffuz, anlam veya biçimden, işaretlerin toplu olarak bıraktığı izlenimden, seri içine girmekten veya başka bir çağrışımdan kaynaklanabilir. Halkın, karşılaştırılan işaretler arasında “bağlantı” kurma ihtimali bulunması, benzerlik bulunduğunu kabul etmek için yeterlidir.
Bu nedenle markalar arasında benzerlik incelemesinde temel ilke, her iki markanın ortalama tüketici üzerinde bıraktığı genel intibaa göre tüm faktörler bir arada gözetilerek “global değerlendirme” yapılmasıdır. Global değerlendirme gereği, markaların unsurlarına bölünerek, unsurlarına göre ayrı değerlendirme yapılması hatalı olacaktır. Bununla birlikte, inceleme sırasında markayı oluşturan jenerik, tanımlayıcı unsurların değerlendirme dışı bırakılmasına engel değildir.
Dolayısıyla asıl olan markaların bir bütün halinde bıraktıkları genel intibaa göre değerlendirme yapılmasıdır.
Dava konusu marka başvurusu, renk, şekil ve kelime unsurlarını içeren karma nitelikte bir markadır. Sarı bir arka plan üzerine kırmızı renk ile yazılmış “...” ibaresinden oluşmaktadır. “...” ibaresinin bir anlamı tespit edilememiş olup, davalı başvuru sahibi “...” ibaresinin Arapça “iki kervansaray arasındaki çay yapma otağı” anlamı taşıdığını ifade etmişse de tarafımızca internet arama motorlarında yapılan araştırmada herhangi bir anlam tespit edilememiştir.
Dava konusu marka başvurusunun, tüketiciler tarafından “..." şeklinde telaffuz edilmesi muhtemeldir. “...” ibaresinin altında okunmayacak derecede küçük boyutta “pride of turkey” ibaresi bulunmaktadır. “... Türkçe’ye çevrilebilir. Slogan niteliği taşıyan bu ibarenin yazıldığı punto itibariyle markanın ayırt ediciliğine bir katkısı bulunmadığı, tali nitelik taşıdığı, dava konusu marka başvurusunun esas unsurunun “...” ibaresi olduğu,
Davacıya ait markaları incelendiğinde ise, markaların genel olarak “...” ibaresini ya da “deve” şeklini ihtiva eden markalar olduğu tespit edilmiştir. Davacı markalarında “...” ibaresi ile “CONNECT, DARK BLUE, BROWN, REGULAR, ESSENTIAL, WHITE, DEEP BLUE, SHISSA, SINC 1913, ART OF TOBACCO” gibi ikincil kelime unsurları bulunmaktadır.
Bu ibareler, özellikle davacı markalarının emtia kapsamını oluşturan tütün ürünleri bakımından, herkesin kullanımına açık, sektörde sıklıkla kullanılan ibareler olup, marka vasıfları bulunmamaktadır.
Bu markalarda ortak unsur olan “...” ibaresinin, markalardaki ön plandaki ayırt edici unsur, yani esas unsur olduğunu söylemek mümkündür. “...” ibaresi, İngilizce “deve” anlamı taşımakta olup, “ke-mıl” şeklinde telaffuz edilmektedir. “...” ibaresi, aynı zamanda davacı adına kayıtlı tanınmış bir markadır. “...” ibaresinin, davacı markaları kapsamında yer alan emtialar ile herhangi bir ilişkisi bulunmadığından, aynı zamanda tanınmış bir marka olması nedeniyle ayırt edici niteliği yüksek bir ibaredir.
Davacıya ait markaların bir kısmında ( , ,) ise “...” ibaresi ile birlikte kullanılan “deve” şekli bulunmaktadır. “Deve” şekli, markaların sınıflarını oluşturan 34. Sınıf bakımından, herhangi bir tanımlayıcı vasfı bulunmadığı gibi, “deve” şeklinin marka kompozisyonu içerisindeki konumu ve boyutu itibariyle “...” ibaresi kadar dikkat çekici olduğunu, bu markalarda hem ”...” ibaresinin hem de ”deve” şeklinin esaslı unsurlar olduğunu söylemek mümkündür.
Davacıya ait bir adet marka, ambalaj görüntüsünden bir adet marka ise “deve” şeklinden oluşmaktadır. Dolayısıyla dava konusu marka ile davacı markalarından, ““, “” ibareli markalar arasında markaların esas unsurlarının işitsel, görsel ve kavramsal olarak tamamen farklı oldukları dikkate alındığında, dava konusu marka ile belirtilen davacı markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı,
Karşılaştırılan markalarda esas unsur konumunda olan “...” ile “...” kelimeleri incelendiğinde, davacıya ait markaların esaslı unsuru olan “...” ibaresinin, dava konusu marka başvurusunda aynen yer aldığı tespit edilmiştir.
Yedi harften oluşan bir markada toplamda beş harfin benzerliği, markaları düşük seviyede de olsa görsel olarak yakınlaştırmakta ise de, bir bütün olarak bakıldığında “...” ibaresinin “...” ibaresinden farklılaştığı, yeni bir ibare izlenimi yarattığı kanaatine varılmıştır.
Dava konusu marka başvurusu, “...” ibaresinden sonra “O” ve “N” harflerini içermektedir. “...” ibaresi, “...” ibaresini aynen içermekte ise de “...” ibaresi, bir bütün olarak “...” ibaresinden farklılaşmıştır. “O” ve “N” harflerinin eklenmesi ile kelimenin hem telaffuzu hem de hece sayısı değişmiştir.
Davacı taraf, “...” ibaresinin kavisli yazılması ile bir kısım harflerin yazı karakterlerinin dava konusu marka başvurusunda aynen kullanıldığını ifade etmişse de taraf markalarının görsel olarak farklılığı, benzerliğinden daha çoktur. Zira markalarda benzer harfler bulunduğu gibi, örneğin davacı markasında yer alan “E” ile dava konusu markadaki “E” harfi oldukça farklıdır.
Dava konusu marka başvurusunda sarı-kırmızı renkler kullanılmış olup, davacı markalarında renk unsuru bulunmamaktadır. Davacı markalarının kavisli olarak yazılmış markalarında “deve” şekli kullanılmıştır. Dava konusu markada bir deve figürü bulunmamaktadır. Dava konusu marka başvurusunun kelime unsuru sarı bir arka plan üzerine yazılmış olup, davacı markalarında kelimenin bir arka planı bulunmamaktadır.
Dava konusu marka başvurusunun “...” ibaresinden bütünsel anlamda görsel olarak farklı olduğu,
Taraf markalarında yer alan “...” ve “...” ibareleri, işitsel olarak karşılaştırıldığında ise, davacı markası “ke-mıl” şeklinde telaffuz edilmekte iken, dava konusu marka “..." şeklinde telaffuz edilmektedir. Dolayısıyla görsel olarak markalar arasındaki beş harf benzerliği, işitsel olarak üç harfe düşmektedir. Taraf markaları arasında “k,m,l” harfleri işitsel olarak benzerlik taşımaktadır. Fakat davacı markası iki heceden oluşmakta iken, dava konusu marka üç heceden oluşmaktadır. Taraf markaları arasında işitsel benzerlik bulunmadığı,
Taraf markaları anlamsal olarak karşılaştırıldığında, davacı markası İngilizce bir kelime olup “deve” anlamına gelmekte iken, dava konusu markanın esaslı unsuru olan “...” ibaresinin herhangi bir anlamı tespit edilememiştir. Dolayısıyla taraf markaları arasında kavramsal olarak benzerlik bulunmamaktadır.
Sonuç olarak; taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik bulunmadığı, bu nedenle somut olayda “markaların benzer olması” şartının sağlanamadığı,
Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus; ortalama düzeydeki halk nezdinde bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurulmasıdır. Hatta markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir. Burada işitsel veya görsel bir benzerlik ve hatta genel görünüş açısından umumi intiba olmasa bile halk tarafından iki marka arasında bir bağlantı kurulması ve hatta çağrıştırması dahi karıştırılma ihtimali için yeterli bir ölçü olarak kabul edilmelidir. Tüketicinin iki işaret arasında doğrudan ya da kaynakları bakımından idari – iktisadi bir ilişki kurma yanılgısına düşmesi iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olacaktır.
Karıştırılma olasılığının değerlendirmesi, inceleme konusu markaların görsel, işitsel veya kavramsal benzerliği bakımından, markaların ayırt edici ve baskın unsurları özellikle göz önüne alınarak, markaların bütünsel olarak ortaya çıkardıkları izlenim esasında yapılmalıdır. İnceleme konusu malların veya hizmetlerin ortalama tüketicilerinin markaları algılayış biçimi, karıştırılma olasılığına yönelik genel değerlendirmede belirleyici rol oynar.
Markalar arasındaki görsel, işitsel veya kavramsal benzerlikler bütün olarak karşılaştırılmalıdır. Karşılaştırma, genel izlenim esas alınarak, özellikle markaların ayırt edici ve baskın unsurları ve davanın koşullarıyla ilgili tüm faktörleri dikkate alarak global olarak yapılmalıdır.
Sonuç olarak; taraf markalarında yer alan “...” ve “...” ibaresinin, ilk beş harfi benzer olsa da, taraf markaları arasında bütünsel değerlendirmede görsel olarak benzerlik bulunmadığı, dava konusu markada “...” ibaresine eklenen “o” ve “n” harflerinin kelimenin yapısını, hece yapısını ve telaffuzunu değiştirdiği, bütün olarak bakıldığında dava konusu markanın davacının dayanak markalarından uzaklaştığı, markaların bütünsel olarak ilişkilendirilebilir olmadığı, "...” ibaresinin “...” ibaresinden farklılaştığı, taraf markalarının tüketici nezdinde karıştırılma ihtimali bulunmadığı,
somut uyuşmazlık bakımından tüketicinin farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olduğu, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunmadığı, dava konusu markanın kompozisyonun davacı markaları ile ilişkilendirilebilir olmadığı, esasen taraf markalarında yer alan emtiaların da birbiri ile benzer olmaması nedeniyle, somut olayda markaların karıştırılması/ilişkilendirilmesi ihtimaline dayalı olan nispi tescil engeline ilişkin şartların oluşmadığı,
Davacı Markasının Tanınmış Olup Olmadığı, Davalının Başvuruya Konu Markasının Davacının Tescilli Markasından Haksız Yararlanma Sağlayıp Sağlamadığı, Davacı Markasının İtibarına Zarar Verip Veremeyeceği, Ayırt Ediciliğini Zedeleyip Zedelemeyeceği Hususları Bakımından Değerlendirme
6769 sayılı SMK 6/5 maddesi; “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.” hükmünü amirdir. Bu madde kapsamında koruma elde edilebilmesi için önceki tarihli markanın tanınmış olması, önceki tarihli marka ile sonraki tarihli başvurunun aynı veya benzer olması ve maddede öngörülen üç şarttan birinin gerçekleşmesi gerekmektedir.
“Tanınmış marka” kavramı Yargıtay içtihatlarında “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım” olarak tarif edilmiştir (Yargıtay 11.H.D., Esas 2002/10575, Karar: 2003/02752 - Esas:1997/5647, Karar: 1998/1704 - Esas:1999/8859, Karar: 2000/2229).
Bunun yanında tanınmış marka kavramı; bir markanın tanınmışlığının belirlenmesi için WIPO, 1999 yılında "WIPO Ortak Tavsiye Kararı" adı altında bazı ölçütler getirmiştir. Bu suretle bir markanın tanınmışlığında kendisinden yararlanılabilecek bazı kriterler oluşturulmuştur. Bağlayıcılığı olmamakla birlikte uygulamada da kabul gören bu kriterler şunlardır;
• Toplumun ilgili kesiminde markanın tanınma derecesi
• Markanın kullanıldığı coğrafi alan, kullanım süresi ve yoğunluğu
• Marka promosyonlarının hedef aldığı coğrafi alan, promosyon süresi ve yoğunluğu
• Markanın tesciller veya tescil başvuruları ile korunduğu coğrafi alanın büyüklüğü
• Markanın resmi makamlarca tanınmışlığına delalet eden karar ve uygulamaları
• Markanın ekonomik değeri
Bu kıstaslardan birisinin, birkaçının veya tamamının varlığı tanınmışlığı gösterebilecektir. Yukarıda yapılan açıklamalardan çıkan sonuç; bir hizmet ya da ticaret markasının tanınmışlığından söz edilebilmesi için; toplumun ilgili sektöründe tanınmış olması, başka bir anlatımla o marka telaffuz edildiğinde ilgili sektördekilerin hiç düşünmeden refleks halinde hatırlamaları gerektiğidir.
6769 sayılı SMK madde 6/5 hükmüne göre, toplumda belirli bir tanınmışlık düzeyine ulaşan önceki bir tarihte tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markadan,
• Tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yarara sağlayabilecek,
• Markanın itibarına zarar verebilecek,
• Markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabilecek durumda olan sonraki başvuru, farklı mal ve hizmetlerde kullanılacak olsa bile reddedilecektir.
Yukarıda da belirtildiği üzere, tanınmış markalar sadece tescil kapsamındaki aynı tür mal ve hizmetler yönünden değil, ayrıca farklı türden mal ve hizmetler yönünden de sahibine koruma sağlar. Tanınmış markalara sağlanan koruma önlemleri sayesinde, sonraki markanın tescili yoluyla marka sahibinin, tanınmış markanın itibarına ve ayırt edicilik düzeyine zarar verme, bu markadan imaj transfer etme ve böylelikle haksız yarar sağlama çabalarının önüne geçilmek istenmiştir.
Böylece, önceki ve tanınmış nitelikteki markanın ayırt edicilik karakterine ve tanınmışlığına zarar verebilecek, tüketicinin daha önce tanınmış markayı gördüğünde, refleks halinde tek bir işletmeyi algısında canlandıracakken, yeni durum nedeniyle eskiden olduğu gibi kişilerin aklına sadece tek bir ticari işletme gelmeyecektir. Bunun sonucunda ise, büyük emek, çaba, zaman ve masrafla tanınmış hale getirilen markanın ayırt edicilik gücü zaafa uğratılmış olabilecektir.
Davacı şirket, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde yaptığı itiraz aşamasında ve dava dosyasında yer alan beyanlarında “tanınmışlık” iddiasını ifade etmiş olup, bu kapsamda yapılan araştırmada, “...” ibaresinin T/00148 sayı ile tanınmış marka olarak kabul edildiği tespit edilmiştir.
Somut uyuşmazlık bakımından incelendiğinde, davacının tanınmış marka tescili ile tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait markanın “TÜTÜN VE TÜTÜN ÜRÜNLERİ” bakımından tanınmış marka olduğu, davacının tanınmış markası olan “...” ibaresi ile dava konusu "...” ibareli marka başvurusunun birbiri ile ilişkilendirilemeyecek derecede farklı olduğu, benzer olmadığı, davacının markasını kullandığı “TÜTÜN VE TÜTÜN ÜRÜNLERİ” sektörü ile davalının markası kapsamında yer alan emtiaların birbiri ile ilişkilendirilemeyecek derecede farklı olduğu,
bu nedenle, davalıya ait markanın, davacıya ait “..." ibareli markanın ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin gözetildiğinde, davalıya ait markanın, davacıya ait “...” ibareli tanınmış markanın ayırt edicilik karakterine ve itibarına zarar vermesi ve tanınmışlığından haksız yarar sağlanması ihtimallerinin somut olay bakımından mevcut olmadığı,
Netice itibariyle,
1. Dava konusu başvurunun, bir marka başvurusu için zorunlu tüm unsurları taşıdığı,
2. Dava konusu kapsamında yer alan emtiaların, davacıya ait markada yer alan emtialar ile aynı/aynı tür/benzer olmadığı, davacıya ait markalar ile dava konusu markanın görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzer olmadığı ve taraf markaları arasında karıştırılma/ilişkilendirilme ihtimali bulunmadığı,
3. Davacı markasının tanınmış olduğu yönünde bir kanaat oluşmakla birlikte, davacının tanınmış markası ile dava konusu marka başvurusunun benzer olmadığı, davacının markasını kullandığı “TÜTÜN VE TÜTÜN ÜRÜNLERİ” sektörü ile davalının markası kapsamında yer alan emtiaların birbiri ile ilişkilendirilemeyecek derecede farklı olduğu, bu nedenle davalıya ait markanın davacı markasının tanınmışlığı gerekçesi ile haksız yarar sağlayacağı, davacı markasının itibarına zarar verilmesi veya davacı markasının ayırt edici karakterinin zedelenmesine sebebiyet vereceğine dair bir kanaat oluşmadığı sonuçlarına ulaşılmış açılan davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Kâtip Hâkim ... · ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2021/215, K. 2022/215, 23 Haziran 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama