İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA

Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2022/29 K.2022/333

Hakim .... Katip ..

Esas2022/29Karar2022/333Tarih13 Ekim 2022Okuma26 dk · 5.281 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Mercii
Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar tarihi
13 Ekim 2022
T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
2022/29 Esas - 2022/333
Esas No
2022/29
Karar No
2022/333
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

5.281 kelime·26 dk okuma·8 bölüm

Hakim .... Katip ..

Davacı :... .. Vekili : Av.... Davalılar : 1-... Vekili : Av... 2-... . Vekili : Av. .. Dava : Marka İle İlgili... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin Dava Tarihi : 24/01/2022 Karar Tarihi : 13/10/2022 Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 13/10/2022 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili ... Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü İle Sicilden Terkin istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili dilekçelerinde özetle; davalı şirkete ait .... sayılı “.......” ibareli markanın tescil edilmek üzere ilanına davacının SMK m. 6/1, m. 6/3, m. 6/5 ve m. 6/9 hükümlerine dayalı olarak dosyalamış olduğu itirazın...tarafından nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira davacının itirazları üzerine davalının davacının itirazlarına mesnet aldığı markalarının kullanıldığının ispat edilmesini talep ettiğini, davacının markalarını kullandığını ispat etmiş olması üzerine diğer davalı T....in davacının itirazlarını kabul ettiğine dair bir yazı göndermiş olduğunu,

davalı firmanın bu karara itiraz etmesi üzerine...Markalar Dairesi Başkanlığı’nın önceki yazısını sehven düzenlediğine ve davacının markalarının kullanımının ispat edilememiş olması nedeniyle itirazlarının reddedildiğine dair bir karar verdiğini, halbuki SMK’nın Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin m. 30/5 hükmüne göre ....’in davacının kullanımı ispat için sunduğu delillerin anlaşılmaması halinde eksikliklerin giderilmesi için itiraz sahibine bir aylık ek bir süre vermesi gerektiğini, davacıya böyle bir süre tanınmadan itirazlarının... tarafından nihai olarak reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu,

davacının itirazlarına mesnet aldığı markalar ile dava konusu edilen markanın ayırt edilemeyecek derecede benzer markalar olduğunu, davacının itirazlarına mesnet aldığı markalarını 2008 yılından beri kullanageldiğini ve davacının yoğun kullanımın nedeniyle “house of denim” ve “denimhouse” markalarının tanınmış hale geldiğini, markaların kapsamına giren 25 ve 35. Sınıflara giren emtiaların hitap ettiği tüketici kitlesinin dikkat ve özen seviyesi de gözetildğinde taraf markalarının karıştırılma ihtimalinin doğduğunun kabulünün gerektiğini ifade ederek,....nın 30/11/2021 tarih ve....sayılı kararının iptaline,

... sayı ve "house of denim" ibareli marka başvurusu tescil edilmişse hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı...vekili cevaplarında özetle; davacının itirazlarına mesnet aldığı markalarını tescilli oldukları emtialarda ciddi biçimde kullandığını yasal süresi içerisinde ispat edemediğini, zira davacının yasal süresi içerisinde sunduğu belgelerin, tarih bilgisi olmayan mağaza ve üretim tesisi fotoğrafları, yıl bilgisini ihtiva etmeyen sosyal medya paylaşımları, bir adet 2020 yılına ait fatura ve 28.02.2018 tarihli bir sosyal medya paylaşım görüntüsü olduğunu, bu belgelerin davacının markalarının 31.10.2014-31.10.2019 tarihleri arasında tescilli oldukları emtialarda ciddi biçimde kullanıldığını tevsik etmeye yeterli belgeler sayılamayacağını,

dolayısıyla bu markaların SMK m. 6/1 hükmü kapsamındaki incelemeye dahil edilmemiş olmasının yerinde ve doğru bir karar olduğunu, somut olayda davacının SMK m. 6/3 ve m. 6/5 hükümlerinin uygulanması koşullarının oluştuğunu ve dahi davalının dava konusu edilen marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını da ispat edemediğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, her ne kadar bu markalarda aynı kelimeler kullanılmışsa da markalar bütün olarak incelendiğinde aralarında farklılıklar bulunduğunun tespit edilebileceğini, ayrıca taraf markalarında ortak olarak kullanılmış olan “house” ve “denim” ibarelerinin yerleşik/bilinen anlamları nedeniyle markasal hüviyette ayırt ediciliği zayıf ibareler olduğunu, dolayısıyla bu ibareleri marka olarak seçen kişilerin bu ibarelerde yapılan küçük değişikliklerle oluşturulmuş markaların başkaları tarafından kullanılmasını engelleyemeyeceğini,

Yargıtay’ın da bu yönde inşa olunmuş, somut uyuşmazlığa emsal olabilecek bir çok kararının bulunduğunu, davacının...işlem dosyasına sunmuş olduğu belgeler ile markasının ciddi biçimde kullanıldığını ispat edemediğini, dolayısıyla davacının itirazına mesnet aldığı markaların somut uyuşmazlıkta SMK m. 6/1 hükmü gereğince korunmasını talep edemeyeceğini ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.

GEREKÇE

Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.

Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık, başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, .... kararının yerinde olup olmadığı, hükümsüzlük ve terkin şartlarının oluşup oluşmadığı, davacının tanınmışlık, kötü niyet ve tescilsiz kullanım nedeniyle yaptığı itirazın yerinde olup olmadığı, davacının kullanım ispatına ilişkin sunduğu delillerin yeterli olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davalının ...sayılı "house of denim" ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.

Davaya konu ....sayılı "..." ibareli marka için davalı tarafından 31/10/2019 tarihinde 25 ve 35.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun yayınına karar verildiği, ilana karşı davacının ... sayılı "denimhouse, denimhouse" ibareli birtakım markalarına dayanarak itirazda bulunduğu, itirazın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalının itirazda bulunduğu, itirazın kabulüne karar verildiği, kabul kararına karşı davacının itirazda bulunduğu, ......’nın 30/11/2021 tarih ve .... sayılı kararı ile davacı itirazlarının reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.

Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;

6769 sayılı SMK’nın “Marka” başlıklı birinci kitabının birinci kısmında 6. Maddede “Marka tescilinde nispi ret nedenleri” düzenlenmiştir. Bu maddenin 1. Bendinde.

“Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.” denilmektedir. “Aynı mal veya hizmet ” kavramı son derece açıktır.

“Benzer mal veya hizmet” kavramında yer alan benzerliğin tespitinde ise piyasanın anlayışı ile halkın karıştırması ihtimali esas alınmalıdır. Aynı mallarda karıştırma tehlikesi yüksek olduğu gibi mallar arasında benzerlik oranı yükseldikçe karıştırma oranı da yükselecektir. Benzerliğin mevcudiyetini tespit için iki marka yan yana konulmak sureti ile markaların bütün olarak görünüşlerinin dikkate alınması uygundur.

Alıcı olarak da ortalama zekâ, dikkat ve kültür düzeyindeki kişiler ölçü alınacaktır. Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması”dır.

Öğretide karıştırma ihtimali; “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın, daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın almayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır.

Karıştırılma, iki işaret arasındaki şekil, ses ve anlam benzerliğinden veya genel görünümünden (toplu intibadan) veya seri içine girmekten veya çağrıştırmadan doğabilir. Karıştırma ihtimali bulunup bulunmadığı incelemesi yapılırken başvurulan yöntemlerden biri de işaretlerin toplu olarak bıraktıkları izlenimdir.

Davalı taraf, ....nezdinde dosyaladığı karşı görüşlerde, davacının itirazlarına mesnet aldığı .... sayılı markalarının tescilli oldukları tüm emtialarda kullanıldıklarının ispatlanmasını talep etmiştir. Zira.

6769 sayılı SMK, tescilli marka hakkı sahibine markasını ciddi olarak kullanma yükümlülüğü getirmiş, 556 sayılı KHK’nın yürürlükte olduğu dönem boyunca doktrine ve Yargıtay içtihatlarına yerleşmiş olan “marka sahibinin markasını ...de ve ciddi olarak kullanma yükümlülüğü”nü 9/1-2, 19/2, 25/7 ve 29/2 maddelerinde açıkça ve lafzen de ifade ederek, tartışmasız bir biçimde marka hukukumuza yerleştirmiş, şartları varsa;

daha önceki bir tarihte tescil edilmiş olmakla beraber piyasada kullanılmayan markaların, salt tescilli olmaları nedeniyle yeni başvuruların tescil edilmesini engelleme ya da sonraki tescilleri hükümsüz kıldırma, bir diğer tabir ile “marka çöplüğü yaratma” imkanı ortadan kaldırılmıştır. Böylece kullanılmayan tescilli markaların yeni girişimcilere engel olmalarının önüne geçilmiştir.

Yine bu sayede tescilli markaların piyasada daha etkin ve aktif olarak kullanmaları teşvik edilmiştir.

Mevzuatta geçen “ciddi biçimde kullanım”ın ne olduğu mevzuatın lafzında açıklanmamış ise de,.... tarafından yayımlanan 2017 tarihli “Kullanımın İspatı Klavuzu”nda bu kavramla, “markadan işlevlerine uygun bir tarzda yarar elde edecek, yani üzerinde kullanıldığı malın veya hizmetin piyasada tanınmasını ve diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayrılmasını sağlayacak şekilde ve yoğunlukta piyasada veya piyasaya hitap eden, piyasayı etkileyen yerlerde kullanılması”nın kastedildiği anlaşılmaktadır. Bu kavramla sembolik bir kullanımın ötesine geçen bir kullanım arandığı görülmektedir.

Ciddi kullanımın kanıtlanması için kesin bir ölçüt koymak mümkün olmamakla birlikte markanın rekabete uygun ve en azından potansiyel olarak marka sahibinin faaliyette bulunduğu pazar ilişkilerini etkileyecek ölçüde ve iç pazarda yer elde edebilecek seviyede kullanılması gerekir. Beklenen davranış, anılan markaların tescilli olduğu sınıflardaki kullanımını şüpheye yer bırakmayacak şekilde kurallara uygun, düzenli, aralıksız ya da kanundaki ifadesiyle “ciddi” kullanımını kanıtlamasıdır.

Markanın ciddi şekilde kullanılıp kullanılmadığı belirlenirken, markanın ve marka sahibi işletmenin birtakım özellikleri de göz önünde bulundurulmalıdır. Örneğin telaffuzu, akılda kalıcılığı, dikkat çekiciliği, mal ya da hizmeti karakterize edici yanları zayıf olan bir marka için kullanımın oldukça yoğun olması gerekebilir. Bunun yanında marka sahibinin faaliyet alanının genişliği veya darlığı, ürettiği mal veya hizmetlere duyulan gereksinimin derecesi, işletmenin hacmi ve benzeri durumlar kullanımın biçim ve şartlarına etki edebilir.

“Kullanma” kavramından ne anlaşılması gerektiği kısmen SMK’nın 9. maddesinde belirtilmektedir. Buna göre, tescilli markanın ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanılması, markanın sadece ihracat amacıyla mal ya da ambalajlarında kullanılması, markanın marka sahibinin izniyle kullanılması kullanma olarak kabul edilir. Markanın medya ilanlarında yer alması, markayla ihalelere girilmesi, promosyonların yapılması, faturalarda markaların işletme adından farklı ve işletme adında yer alan marka unsuru öne çıkacak şekilde markasal kullanılması gibi markanın ayırt edicilik fonksiyonuna uygun kullanma halleri de SMK m. 9 hükmü anlamında kullanım olarak değerlendirilmektedir.

Kullanımın ispatına ilişkin 2017 yılına ait Kılavuzda da kullanımın, faturalar; katalog, fiyat listesi ve ürün kodları; ürün, ambalaj ve tabela örnekleri; reklam, tanıtım, promosyon, pazar araştırması, kamuoyu araştırması; reklam görselleri ve videoları, bunlara ilişkin faturalar; tanıtım ve promosyon ürünleri görselleri veya videoları ve bunlara ilişkin faturalar; fuar katılımına ilişkin deliller; pazar araştırması, kamuoyu araştırması; ticari faaliyete ilişkin bilgiler ile bilgi ve belgeleriyle ispat edilebileceği ifade edilmiştir.

Yine aynı Kılavuzda, faturaların güçlü deliller olmalarının yanı sıra reklam, tanıtım ve promosyon çalışmaları ve bu çalışmalara ilişkin harcamaların kullanım ispatı sunulan markaya yapılan yatırımın önemli bir göstergesi olduğu ifade edilmektedir.

Bu kapsamda her marka için tescilli olduğu mal ve hizmetin türü ve miktarı, temel işleve uygun kullanılıp kullanılmadığı, hitap ettiği müşteri çevresi, marka sahibinin tutumu ile benzer işletmelerin tutumu kendi şartları dâhilinde ciddi kullanımın oluşup oluşmadığı yönünden incelenmelidir.

Markanın en temel kullanımı, tescilli olduğu mal ve/veya hizmetlerde, tescil belgesinde yazılı olduğu, resmedildiği, gösterildiği gibi kullanılmasıdır. Markanın faturalarda, internette, kataloglarda, gazete ilan ve reklamlarında kullanılması da kullanma olarak kabul edilir. Markanın tescilli olduğu mal veya hizmetle ilgili olmak kaydıyla markanın reklam ve tanıtımının yapılması, markayı taşıyan mal ya da hizmetin bir dergi, gazete ya da televizyonda yayınlanması da markanın kullanımı olarak kabul edilir.

Markanın kullanılması yükümlülüğü tescil kapsamındaki her bir sınıf ve alt sınıf mal ve hizmet için söz konusudur. Markanın birtakım mal veya hizmet bakımından kullanılması, sadece kullanımın gerçekleştiği mal veya hizmet için markayı ayakta tutar. Kullanılmayan mal ve/veya hizmet yönünden markanın iptal koşulları oluşur ve/veya markanın koruma kapsamı/korunduğu emtialar azalır. Yani; markanın benzer mal/hizmetlerde de iptal edilememesi ve/veya benzer markalara karşı korunabilmesi için bu ürünler bakımından da kullanımın ayrıca ispatı gerekir. Bu nedenle, marka tescil belgesinde yazılı mal ve hizmetlerle aynı alt grupta olsa bile, hangilerinin kullanıldığı, hangilerinin ise kullanılmadığı tek tek belirlenmelidir .

Ayrıca, davacının... kararı iptali talepli davasında kullanmama def’inin dinlenebilmesi için, SMK m. 19/2 hükmüne göre, davacının itirazlarına mesnet aldığı markalarının davalının dava konusu edilen markasının başvuru tarihinde en az 5 yıl süreyle tescilli olmaları gerekir. Davacının markalarının tescil tarihi olan 02.09.2009 ve 13.12.2012 tarihleri, davalının markasının başvuru tarihi olan 31.10.2019 tarihinden geriye dönük beş yıl hesaplandığında ulaşılan 31.10.2014 tarihinden önce olduğundan, davalının kullanım ispatı talebinin süre açısından dinlenebilir olduğu anlaşılmıştır.

Somut olayda, incelenmesi gereken hususlar, davacının itirazlarına mesnet aldığı markalarının; Davacı tarafından, Tescilli oldukları emtialarda, ... sınırları içerisinde, Ciddi bir şekilde, Markasal hüviyette, 31.10.2019-31.10.2014 tarihleri aralığında ve Tescillerine uygun olarak kullandığının ispat edilip edilemediği, noktalarında toplanmaktadır. Ayrıca, bu kullanımın ispatı talebi, sadece...marka işlem dosyasına sunulmuş bir talep olduğundan, davacının sadece marka işlem dosyasına sunduğu belgeler esas alınmıştır.

Davacının kullanım ispatı için marka işlem dosyasına sunmuş olduğu; 02.03.2020-03.02.2020 tarihlerinde davacı tarafından kesilmiş 3 adet fatura, 2017 yılında kesilmiş bir adet fatura ve içeriği okunaklı olmayan/tarihi anlaşılmayan 1 adet fatura örneği, Davacının www.denimhouse.com.tr uzantılı web sitesinden alınmış olduğu anlaşılan davacının mağazalarının iç ve dış görünümlerini ve tanıtımını ihtiva eden 15 sayfa görsel, Davacının “denimhousetr” şeklindeki Instagram adresinden alınmış, sadece gün/ay bilgisini ve ürün sunumlarını gösteren 15 sayfa görsel, Yine davacının Instagram hesabından alınmış mağazanın dış görünümünü içeren 20.02.2018 tarihli bir adet görsel, Google arama motoruna “denim house” yazıldığında çıkan davacının işyerinin adresinin görselde,

davacının “....” markasını ... sınırları içinde, tescilli olduğu şekilde, tescili kapsamına giren “giysiler” ile “giysiler”e ilişkin mağazacılık hizmetlerinde markasal hüviyette kullandığı anlaşılabiliyor ise de, bu kullanımların hangi tarihlerde gerçekleştiği, davacının web sitesinden ve sosyal medya hesabından alınmış görsellerden anlaşılamamaktadır.

Markasal kullanımın ispat edilmesi gereken 31.10.2019-31.10.2014 tarihleri arasında gerçekleştiğini tevsik edebilen tek deliller olan bir adet fatura ile bir adet sosyal medya görselinin, ciddi/yoğun kullanımın ispatı için yeterli nitelikte/nicelikte ve içerikte delil olarak değerlendirilebilmesi mümkün görülmemektedir.

Dolayısıyla, davacının markalarının ciddi kullanımının dava konusu edilen markanın başvuru tarihinden önceki 5 yıl içinde, yani 31.10.2019-31.10.2014 tarihleri aralığında gerçekleştiği yeterli nitelikte/nicelikte/içerikte delil ile ispatlanamadığından, davacının bu markalarına dayalı olarak SMK m. 6/1 hükmü kapsamındaki korumadan yararlanamayacağı;

Davacının sadece hükümsüzlük talepli davası açısından; Markaların ayniyeti/benzerliği: Davalının tescil ettirmek istediği marka ile davacının itirazına/davasına mesnet aldığı tescilli markasında; markaları oluşturan unsurların birebir aynı olmadığı gözetildiğinde, markaların ayniyetinden söz edilemeyecektir.

Bir markada esas unsur, potansiyel müşteriler için ilk anda göze çarpıp hafızada yer eden unsurdur.

Markalar arasındaki benzerlik değerlendirmesi görsel, duyusal ve kavramsal açıdan en önemlisi potansiyel müşterinin bakış açısından yapılması gerektiği; ayrıca, bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı vs.den oluşan şekil olup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır.

Zira; potansiyel müşteriler kelime, şekil, renk gibi karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. Ayrıca, potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır.

Taraf markaları, renk ve şekil unsurlarından yoksun birer kelime markasıdır; markaları oluşturan kelimeler, düz yazı karakterinde siyah renkli büyük harflerle, davacının markalarında birleşik olarak, davalının markasında ise ayrı yazılmıştır. Bu kompozisyonları itibariyle, karşılaştırılan markaların genel görünümleri itibariyle yakın benzer olduğu hususunda herhangi bir tereddüt yoktur.

Ayrıca, taraf markalarını oluşturan kelimeler ele alındığında, “denim” ve “house” ibarelerinin taraf markalarında ortak olduğu görülmektedir; işaretleri oluşturan kelime öbeklerindeki tek farklılık, taraf markalarında kelimelerin yer değiştirmiş olmasıdır. Ancak.

İngilizce olan bu kelime öbekleri, birebir aynı anlama gelmektedir, zira T....de “kot kumaşı” anlamına gelen “denim” ve “ev” anlamına gelen “house” kelimeleri İngilizce’de bir tamlama oluşturacak şekilde bir araya getirilmek istendiğinde, ya “kotun evi” anlamına gelen “house of denim” veya da “.... anlamına gelen “....” kelime öbeği şeklinde bir araya getirilirler.

Her ne kadar işaretlerde geçen bu İngilizce kelimelerin anlamlarının ülkemizde de yaygın olarak bilindiği/bilinebileceği, yani markaları oluşturan kelimelerin tek başlarına markasal hüviyette soyut ve uyuşmazlık konusu olan emtialar açısından somut ayırt ediciliklerinin düşük olduğu söylenebiliyor ise de, bu ibarelerin bu şekilde bir ara getirilerek bir kelime öbeği şeklinde markasal hüviyette kullanılması, “kot kumaştan yapılan ürünler” veya “bu ürünlerin satışı/mağazacılığı hizmetleri” yönünden dahi, asgari nitelikte de orijinal bir kompozisyonu haizdir.

Zira, satışı yapılan ürünlerin ve satışın yapıldığı mekanın İngilizce adlarının bir tamlama içerisinde birleştirilerek markasal hüviyette kullanılması ve böyle bir markanın başkaca hiçbir unsur ihtiva etmeyecek şekilde, sırf kelime markası olarak tasarlanması, herhangi bir zaruret sonucu değildir.

Dolayısıyla, karşılaştırılan markaların tertip tarzlarının ve genel kompozisyonlarının yakın benzerliği, markalarda kullanılan ibarelerin tek tek ele alındıklarında markasal hüviyette zayıf ibareler olmasına rağmen, somut uyuşmazlıkta markalar arasında bilhassa görsel ve kavramsal açılardan benzerlik olduğunun tespitine mahal vermektedir.

Potansiyel müşteriler daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak (imperfect collection) tekrar marka tercihi yapacaklarından markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacaklardır. Davacının “deminhouse” markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “house of denim”li markasıyla karşılaştığında bu markaları “görsel ve kavramsal açılardan benzer bulması ve karıştırması” ihtimal dahilindedir.

Duyusal/işitsel/fonetik açıdan bakıldığında da, her ne kadar markalarda kullanılan kelimelerin yerleri değişmiş ise de, bu kelimelerin aynı biçimde okunuyor olmaları, markaların kulakta bıraktıkları “tını” itibariyle tamamen farklı olduklarının söylenmesini mümkün kılmamaktadır. Somut olayda; karşılaştırılan işaretler arasında, görsel, fonetik ve kavramsal açılardan bir benzerlik olduğu, bu benzerliğin görsel ve kavramsal açılardan kuvvetli olduğu anlaşılmıştır.

6769 sayılı SMK madde 6/1 gereğince hususlardan biri de, markaların emtialarının benzer olup olmadığı hususudur. Yargıtay’ın yerleşik kararlarında da belirtildiği üzere, farklı sınıf ve/veya alt gruplarda yer alan mal veya hizmetlerin benzer olup olmadığının tespitinde, bahse konu mal veya hizmetlerin hitap ettiği tüketici kesiminin özellikleri dikkate alınmak suretiyle.

Benzer alıcı çevresine hitap edip etmediği, Benzer ihtiyaçları giderip gidermediği, Son kullanıcıları ve hedeflenen tüketici profilleri, Dağıtım kanallarının ve satış yerlerinin aynı olup olmadığı, Birbirleri yerine ikame imkânlarının ve birbirlerini tamamlayıcı niteliklerinin bulunup bulunmadığı, Benzer markaları bu farklı sınıf ve alt gruplardaki mal veya hizmetler üzerinde gören tüketicilerin herhangi bir şekilde markalar arasında veya marka sahibi işletmeler arasında bir bağlantı kurup kurmayacağı, Aralarında ham madde/yarı mamul/mamul ilişkisinin bulunup bulunmadığı hususları göz önünde tutulan kıstaslar arasındadır.

Taraf markaları 25 ve 35. Sınıflara giren mal ve hizmetleri kapsamaktadır ve davalının markasının kapsamına alınmak istenilen mal ve hizmetlerin büyük bir kısmı, davacının markalarının kapsamında birebir yer almaktadır. Bunların dışında kalan mal ve hizmetler de, davacının markalarının tescilli olduğu mal ve hizmetlerin açıklaması niteliğindedir.

Örneğin; “reklam amaçlı tasarım hizmetleri”nin, “reklamcılık, pazarlama hizmetleri”nin bir açılımı/açıklaması olduğu düşünüldüğünden ve “reklamcılık, pazarlama hizmetleri” davacının markalarının kapsamında yer aldığından, bu hizmet açısından da somut uyuşmazlıkta emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği; davalının markasının kapsamına alınmak istenilen; “alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri” için de söylenebilecektir; bu hizmet de davacının redde mesnet markalarının kapsamında yer alan.

“Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için elektronik ortamlarda malların bir araya getirilmesi hizmetleri”nin farklı bir şekilde ifade edilmesidir ve dolayısıyla bu hizmet açısından da somut uyuşmazlıkta emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği; davacının markalarının kapsamına giren; “büro hizmetleri, iş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık” hizmetleri ile davalının markasının kapsamında yer alan; “sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi,

büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, geçici personel görevlendirme (başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri” için de aynı olduğu; keza, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen “fularlar, şallar, bandanalar, eşarplar, kemerler”, davacının markasının kapsadığı “dış giysiler, baş giysileri” ile, “ayakkabılar, terlikler, sandaletler”, davacının markasının kapsadığı “ayak giysileri” ile,

“şapkalar, kasketler, bereler, takkeler, kepler” de baş giysileri ile örtüşmektedir.

Bunların hepsi benzer alıcı çevresine hitap ederler, benzer ihtiyaçları giderirler, son kullanıcıları ve hedeflenen tüketici profilleri aynıdır, dağıtım kanalları ve satış yerleri de aynı veya benzerdir, birbirlerinin yerine ikame edilebilirler ve birbirlerini tamamlayıcı nitelikleri vardır ve bu emtialar üzerinde benzer markaları gören tüketiciler markalar ve işletmeler arasında bağlantı kurabilirler.

Bu nedenle; davalının markasının kapsamına alınmak istenilen 25 ve 35. Sınıflardaki emtiaların tamamı açısından da, somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti/benzerliği/ türdeşliği şartının gerçekleştiği anlaşılmıştır.

Taraf markalarınının kapsamına giren emtiaların hitap ettiği ortalama tüketicinin seviyesi de, markaların karıştırılması ihtimalinin değerlendirilmesinde önem arz etmektedir. Ortalama tüketicinin dikkat düzeyi, mal ve/veya hizmetlerin türüne göre değişebilmektedir. Eğer söz konusu olan mal ve/veya hizmet, kitlesel tüketim mal veya hizmetleri ise, ortalama tüketici makul derecede iyi bilgilendirilmiş ve bu derecede tedbirli, dikkatli kimsedir.

Söz gelimi çiklet, çikolata, bisküvi gibi fiyat bakımından ucuz ürünlerin satın alınmasında tüketiciden beklenen dikkat düzeyi düşük olacaktır. Aynı şekilde, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük ürünlerin alınması sırasında gösterilen özenin düşüklüğü, markalar arasında daha açık farklılıklar bulunmasını gerektirir.

Yani, “ortalama tüketici”nin seviyesi, ilgili mal ve/veya hizmetlerin hangi tüketici kitlesine hitap ettiğinin tespit edilmesiyle bulunur. Mal/hizmetlerin günlük tüketim niteliği, hızlı alım satıma konu olması, ucuz olması ve önceki markanın hafızada bıraktığı izin tüketicinin tercihinde önemli etken olması gibi faktörler, ilgili “ortalama tüketici”nin seviyesinin belirlenmesinde önem arz eder.

Örneğin, söz konusu mal/hizmet, toplumun sadece bir kesimini ilgilendiren, teknik veya özel bir mal/hizmet ise, bu kesimin eğitim ve bilgi düzeyi dikkate alınacaktır. Ya da örneğin, sadece eczanelerde ve reçeteli olarak satışan ilaçlar, doğrudan insan sağlığını ilgilendirdiğinden, hayati öneme sahip oldukları için bu gibi ürünleri satın alacak olan kimseler daha dikkatli olacaklardır.

Ayrıca bu tür ürünler genellikle tıp doktorları ve eczacılar tarafından önerilip kullanıldığından, ve dahi bir kısmının da reçete ile satışları zorunlu olduğundan, gösterilen dikkat ve kullanılan mesleki bilgi seçici olacaktır.

Davalının markasının kapsamına alınmak istenilen 25 ve 35. Sınıfa giren mal ve hizmetlerin ortalama alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen/seçicilik seviyesinde; bu mal ve hizmetlerin sık satın alınan emtialar olmadığı gözetildiğinde, tüketicilerin/alıcıların bu mal ve hizmetleri satın aldığı anda seçicilik/bilinç/dikkat/ algı/özen seviyelerinin düşük olmadığı;

bu alıcılar/tüketiciler, söz konusu mal ve hizmetleri satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirmekte, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/makul süreli bir araştırma yaparak yanlış/eksik/kalitesiz mal/hizmet alma riskini azaltmaya çalışmakta, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını vermektedir.

Neticede, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin seçicilik/bilinç/dikkat/ algı/özen seviyelerinin, bu emtiaları satın aldıkları anda, düşük olmadığı anlaşılmıştır.

Markalar arasında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali:

6769 sayılı SMK’nın 6/1 maddesinde düzenlenen nispi ret nedeni, markaların ortalama tüketicileri nezdinde ilişkilendirilme ihtimali de dahil bir karıştırma ihtimalinin bulunup bulunmadığı hususuna dayalıdır. Karıştırma ihtimali “ortalama tüketicilerin, her iki işaret arasında bir şekilde bağlantı kurması” olarak tanımlanabilir.

Öğretide karıştırma ihtimali, “bir tescilsiz işaretin veya tescil edilmiş bir markanın daha önceden tescil edilmiş bir marka ile şekil, görünüş, ses, genel izlenim vs. sebeple aynı ya da benzer olduğu için, önce tescil edilmiş marka olduğu zannını uyandırması tehlikesi” ya da “bir mal veya hizmetin alıcısının, yani genel anlamda halkın algılamayı tasarladığı, bildiği veya duyduğu bir mal veya hizmeti aldığı zannı ile başka bir işletmenin aynı veya benzer malını veya hizmetini alma ihtimali (tehlikesi)” biçiminde tanımlanmaktadır.

Öte yandan bir mal ve/veya hizmetin gerçek ve potansiyel tüketici /müşteri kitlesi arasında iki ayrı işletmeye ait mal veya hizmetin aynı işletmeden kaynaklandığı ya da bu mal veya hizmetlerin farklı işletmelere ait olduğu fark edilse bile, markalar ya da işletmeler arasında bir bağlantının bulunduğu yönünde bir algının ortaya çıkması ihtimali halinde de karıştırma ihtimalinin varlığından söz edilmektedir.

SMK m. 6/1 kapsamında bir iltibasın varlığının tespitinde doktrin ve yargı kararlarında esas olarak şu ilkeler ortaya konmaktadır: Görsel, biçimsel, anlamsal, işitsel benzerlikler, Çağrıştırma, Bir bütün olarak uyandırdığı toplu kanaat, Malın veya hizmetin hitap ettiği alıcı grubunun toplumsal düzeyi ve durumu, Markayı taşıyan malın değeri ve alıcının bu malı almaya ayırdığı zaman.

Karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkışında mal ve hizmetler arasındaki daha az bir benzerliğin markalar arasındaki daha yüksek bir benzerlik düzeyi ile dengelenebileceği kabul edilmektedir.

Somut olay açısından bakıldığında; öncelikle, davalının kullanım ispatı talebine rağmen, davacının ..... işlem dosyasına markalarının gerekli olan tarih aralığında yoğun, ciddi ve istikrtarlı bir biçimde kullanıldığına dair yeterli nitelikte/nicelikte/içerikte delil sunamamış olması nedeniyle, .... kararının iptali istemli davada, davacının SMK m. 6/1 hükmüne dayalı bir koruma isteyemeyeceği; davacının davasına mesnet aldığı markalar ile dava konusu edilen markanın aynı olan genel görünümleri ve ihtiva ettikleri kelimelerin ortaklığı nedeniyle, aralarında görsel/fonetik/kavramsal açılardan benzerlik olduğu;

bu benzerliğin, potansiyel müşterilerin daha önce denedikleri markaların hafızalarında kalan kısımlarına dayanarak tekrar marka tercihi yaptıkları ve bu nedenle de markalardaki farklı unsurlardan ziyade ortak unsurlara odaklanacakları gerçeği de gözetildiğinde, davacının “denimhouse” markalarını görmüş ve tanımış olan bir tüketicinin, davalının “house of denim”li markasıyla karşılaştığında bu markaları benzer bulmasının ihtimal dahilinde olduğu; ayrıca, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen mal ve hizmetlerin tamamının, davacının davasına mesnet aldığı markalarının kapsamına giren emtialar ile aynı/benzer/türdeş olduğu;

her ne kadar, bu emtiaların hitap ettiği ortalama tüketici/alıcı kitlesinin bilgi/bilinç/dikkat/özen/ algı/seçicilik seviyesinin düşük olmasa da; taraf markaları arasındaki bilhassa görsel ve kavramsal açılardan gerçekleşen yakın benzerlik nedeniyle, bu emtialarda “denimhouse” ve “.....” ibarelerinin markasal hüviyette farklı firmalar/tacirler tarafından kullanılması halinde tüketicilerin ve alıcıların söz konusu mal ve hizmetlerin aynı şirketten veya ekonomik olarak bağlantılı şirketlerden/işletmelerden geldiği düşüncesine kapılma tehlikesinin ve karıştırma ihtimalini yarattığı,

alıcıların/tüketicilerin iki farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlamaları halinde bile, her iki markanın sahibi arasında idari/işletmesel bir bağlantı bulunduğunu, ortak bir çalışma kapsamında iş yapıldığını düşünebilecekleri, davalının markasının, davacının markalarının kapsamına giren mal ve hizmetler açısından davacının hedef pazarındaki tüketici/müşteri kitlesi nezdinde karışıklık yaratabileceği ve bunun da iltibas ihtimalinin kabulü için yeterli olarak görüleceği;

Bu nedenlerle; sadece hükümsüzlük istemli dava yönünden, karşılaştırılan markaların karıştırılma ihtimalinin somut olayda bulunduğu anlaşılmıştır.

DAVACININ ÖNCEKİ KULLANIMA DAYALI GERÇEK HAK SAHİPLİĞİ İDDİASI

6769 sayılı SMK’nın “marka tescilinde nispi ret nedenleri”nin düzenlendiği 6. maddesinin 3. fıkrasında; “Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir.” denilmektedir. Bu hüküm markanın gerçek sahibinin eskiye dayalı kullanımını tescilden üstün tutarak gerçek hak sahibinin korunmasını sağlamaktadır. Bu madde hükmünde yer alan itirazın kabul edilebilmesi için itiraz sahibinin o işaret üzerinde başvuru tarihinden önce hak sahibi olması veya rüçhan hakkını elde etmesi ve bunları ispat etmesi gerekmektedir.

Tescil, bir markanın daha özel hükümlerle korunmasını sağlar. SMK, istisnai olarak, marka hakkının tescile dayanmadan ilk kullanım yoluyla da elde edilebileceğini ve korunabileceğini de kabul etmiştir. Ancak, bu hakkın ne zaman ve nasıl oluşabileceğinin kriterlerini düzenlememiştir.

6769 sayılı SMK’nın “Marka Tescilinde Nispi Ret Nedenleri” başlıklı 6. maddesinde, marka olarak tescil ettirilmek istenen işaret üzerinde tescil başvurusundan önce hak kazanmış kişilerin hukukunu korumaya yönelik hükümler bulunmaktadır.

Söz konusu maddenin 3. fıkrasına göre bir işaret üzerinde, bu işaretin –üçüncü bir kişi tarafından-marka olarak tescili amacıyla başvurusu yapılan tarihten veya başvuru tarihinde belirtilen rüçhan tarihinden önce, bir hak elde edilmiş ise, bu hakka sahip kişi, söz konusu işaretin tesciline itirazda bulunabilir. Bu hüküm, işaret üzerinde ilk kullanma yoluyla haksız rekabet hükümlerine göre kazanılan hakkı üstün tutmayı amaçlamıştır.

Bu bağlamda hak sahibinin işaretin sonradan bir başkası tarafından kullanılmasını yasaklaması TTK 57/5 ve 58/I, b’den kaynaklanmaktadır.

İtiraz hakkının varlığı tescilsiz işaretin ticaret sırasında kullanılmış olmasını (SMK 6/3) gerekli kılar. “Ticaret sırasında kullanma” ile marka hukukuna özgü kullanma kastedilmektedir. Markasal kullanım, öğretide işareti taşıyan mal ve/veya hizmetlerin köken itibariyle diğer mal ve/veya hizmetlerden ayırt edilmesini sağlamaya yönelik olduğunun alıcılar tarafından anlaşılmasını mümkün kılacak şekilde kullanılması biçiminde tanımlanmaktadır.

Ancak markaların kaynak gösterme fonksiyonu dışında reklam, iletişim, kalite, yatırım ve garanti fonksiyonlarının da bulunduğu göz ardı edilmemelidir. Madde metninde bahsedilen tescil edilmeden kullanılan bir marka veya ticarette kullanılan ticaret unvanı, işletme adı, alan adı gibi işaretlerdir. İtiraz veya dava hakkının varlığı tescilsiz işaretin ticaret sırasında kullanılmış olmasıdır. Ticaret sırasında kullanma ile marka hukukuna özgü kullanma kastedilmektedir.

Ancak SMK’da “piyasada maruf hale getirme” şartından söz edilmese de bu şartın “zımnen” 6/3 maddesi hükmünde yer aldığını kabul etmek gerekir. Buna göre tescilsiz bir işaret üzerinde bir hakkın doğması ve korunması için, o işarete kullanım yoluyla hukuken korunması gereken bir ekonomik değer kazandırmak gerekir. Bu ise işaretin “asgari bilinirlik düzeyi”ne ulaşması ile mümkündür.

Asgari bilinirlikten anlaşılması gereken, işaretin kullanım sonucunda belirli bir yer, bölge veya piyasada bilinir hale gelmesidir. Aksinin kabulü, piyasada işareti “ilk” kullanan kişiye korunma sağlanacağı anlamına gelir ki, bu “SMK hükümleri uyarınca sağlanan korunmanın tescil ile elde edileceği” ilkesini anlamsız hale getireceği gibi hakkaniyet ile de bağdaşmaz.

Davacı taraf, dava konusu edilen “house of demin” ibaresinin, davalının markasının tescili kapsamına alınmak istenilen mal ve hizmetlerde, kendisi tarafından uzun yıllardır ciddi ve yoğun bir biçimde, ... genelinde kullanıldığını ve bu şekilde gerçek hak sahipliğinin doğduğunu yeterli derecede tevsik edebilecek nitelikte/nicelikte/içerikte delili, dava/marka işlem dosyasına sunmadığı; bu nedenle, somut olayda davacının önceki kullanıma dayalı gerçek hak sahipliği iddiasının dava konusu markanın tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı anlaşılmıştır.

DAVACININ DAVASINA/İTİRAZLARINA MESNET ALDIĞI MARKALARININ TANINMIŞLIĞI İDDİASININ DAVALINI....SAYILI MARKASININ TESCİLİNE/HÜKMİNE ENGELİ/ETKİSİ:

6769 sayılı SMK’nın 6/5 maddesinde; “Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, ...’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal ve hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir........” denilmektedir.

Ayrıca, 6769 sayılı SMK’nın 6/5. Maddesi kapsamında bir korumadan yararlanılabilmesi için;

Tanınmış marka sahibinin bu markanın tescilinden zarar görme ihtimali, Haksız yarar sağlama, Tanınmış markanın itibarına zarar verme, Tanınmış markanın ayırt edici karakterini zedeleme gibi şartlar aranmaktadır. Dolayısıyla, bir markanın sektöründe belirli bir bilinirliğe sahip olması, aynı ya da benzer başka bir markanın farklı mallar üzerinde tesciline engel oluşturabilmesi için yeterli olmayıp, aynı zamanda burada belirtilen şartların oluşması gerekmektedir.

Bu şartların fiili olarak gerçekleşmesi zorunlu olmayıp, gerçekleşebilecek olması durumu yeterlidir. Tanınmış markanın sahibi, markasına verilecek zararın ya da markasının ününden sağlanacak yararın nelerden oluşacağını ve nasıl ortaya çıkacağını gösterir ve olayların olağan akışı içinde belirtilen durumların gerçekten olası olduğu yönünde bir sonuca varmak için yeterli kanaat oluşturacak deliller sunmalı veya en azından mantıklı bir sav ileri sürmelidir.

Somut olayda ise; davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı markalara ciddi yatırımlar yapıldığına, bu markaların uzun yıllardır ilgili sektörde tanıtıldığına ve dahi tanındığına dair dava/.... işlem dosyalarına yeterli nitelikte/nicelikte/içerikte delil sunulmadığından, davacının markalarının “tanınmış” olduğunun söylenmesi de mümkün görülmemektedir.

Buna ilaveten, davacının SMK 6/5 maddesi hükmünde sayılan şartların gerçekleştiğine/gerçekleşme ihtimaline dair de dava dosyasına herhangi bir delil sunmamış olduğu gözetildiğinde, somut olayda, SMK m. 6/5 hükmünün uygulanması şartlarının oluşmadığı; davacının markasının ilgili sektörde tanınmışlığı ispatlanabilse dahi, inceleme, önceki/tanınmış markanın zarar görecek şekilde etkilenmesi koşulu ile devam etmelidir.

Bu koşulun gerçekleşme ihtimali, haklı sebeplerle ve mantıklı argumanlarla ortaya konulmalıdır, şöyle, ki; davalının markasının tescil edilmesi halinde, hayatın olağan akışı içinde SMK 6/5 maddesinde sayılan durumların ortaya çıkmasının gerçekten olası olduğu yönünde bir kanaat hâsıl olmalıdır.

Neticede; davacının tanınmışlıkla ilgili iddiasının da, dava konusu markanın tesciline/hükmüne bir etkisinin/engelinin olamayacağı anlaşılmıştır.

DAVACI TARAFIN KÖTÜ NİYETE İLİŞKİN İDDİALARININ DAVALININ MARKASININ TESCİLİNE/HÜKMÜNE ENGELİ/ETKİSİ:

6769 sayılı SMK’nın 6/9. maddesinde; “Kötü niyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir” denilmektedir. Buna göre;

Marka sahibinin, markasını tescil ederken, markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, iyi niyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacı gütmesi gibi hallerde, kötü niyetli marka tescilinden bahsedilir.

Davalının dava konusu edilen işareti kendisine marka olarak seçerken spekülasyon, yedekleme, şantaj vs. gibi amaçlarla hareket ettiği veya davacının markası ve faaliyetleriyle haksız rekabet doğuracak eylemlere giriştiği hususlarında dava/itiraz dosyalarına herhangi bir somut delil sunulmamış olduğundan, davalının kötü niyetinin ispat edilemediği anlaşılmıştır.

Neticede dosya incelendiğinde, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından;

Dava konusu marka ile davacı markaları arasında, markaların/işaretlerin görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğu, davalının kullanım ispatı talebine rağmen, davacının .... işlem dosyasına markalarının gerekli olan tarih aralığında ciddi ve yoğun biçimde kullanıldığına dair nitelikte/nicelikte/içerikte delil sunamamış olması nedeniyle, .... kararının iptali istemli dava açısından, davacının SMK m. 6/1 hükmüne dayalı bir koruma isteyemeyeceği, hükümsüzlük istemli davada davalı tarafından kullanmama def’i ileri sürülmediğinden yapılan karşılaştırmada,

davalının markasının kapsamına alınmak istenilen tüm emtialar ile davacının markasının tescilli olduğu emtialar arasında emtia ayniyeti/türdeşliği/benzerliğinin bulunduğu, hükümsüzlük istemli dava açısından, somut olayda karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunduğu, davacının “önceki kullanıma dayalı gerçek hak” ve “tanınmışlık” iddialarının davalının markasının tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı, kötü niyet iddialarının ispatlanamadığı anlaşıldığından, rapor doğrultusunda ... kararının iptali talebinin reddine, hükümsüzlük talebinin kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

.... sayılı kararının iptali talebinin reddine,

Davaya konu.... sayılı markanın tüm mal ve hizmetler yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine,

6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 51/4.maddesi uyarınca kararın kesinleşmesini müteakip resen TÜRKPATENT’e gönderilmesine,

Alınması gereken harç peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 15.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalı şirket vekilinden alınarak davacıya verilmesine,

Davanın .... kararının iptali talebinin reddolunması yönünden, davalı kurum ve davalı şirket kendilerini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesap olunan takdiren 15.000,00.-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,

Davanın kabul red oranının takdiren %50 olarak belirlenmesine,

Harcın davanın yalnızca kabul edilen kesimi üzerinden alınması sebebi ile davacının peşin yatırdığı 80,70.-TL ilâm harcının tamamının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,

Davacının bunun dışında yapmış olduğu aşağıda dökümü yazılı 2.504,70.-TL yargılama giderinin %50'sinin davalı şirketten alınarak davacıya verilmesine,

Davalıların yapmış olduğu bir gider bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,

Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde .... Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.13/10/2022

Kâtip Hâkim .... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ

İlk Masraf : 92,20.-TL Bilirkişi Ücreti : 2.300,00.-TL

P.P : 112,50.-TL

TOPLAM : 2.504,70.-TL

Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/29, K. 2022/333, 13 Ekim 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Dava
  5. Cevap
  6. Gerekçe
  7. Davacının Önceki Kullanıma Dayalı Gerçek Hak Sahipliği İddiası
  8. Masraf Dökümü
  9. P.p : 112,50.-TL
  10. Toplam : 2.504,70.-TL
  11. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2022/29
Karar No
2022/333
Tarih
13 Ekim 2022

İlgili Kararlar

  • Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi E.2022/29 K.2022/1510
  • İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/29 K.2022/783
  • İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/29 K.2022/734
  • Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2022/29 K.2022/237
  • Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/29 K.2022/619
  • Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2022/30 K.2022/204

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.