İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İlk Derece Mahkeme Kararları
  3. /Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ

KARAR TÜRK MİLLETİ ADINA

Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2022/341 K.2023/36

Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 30/01/2023 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;

Esas2022/341Karar2023/36Tarih26 Ocak 2023Okuma16 dk · 3.152 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi T.C. Ankara 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi

Karar tarihi
26 Ocak 2023
Esas No
2022/341
Karar No
2023/36
Hakim
... ...
Katip
... ...
Davacı
... - ...
Vekili
... .... ...
Dava
Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali
Dava Tarihi
29/08/2022
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

3.152 kelime·16 dk okuma·7 bölüm

Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 30/01/2023 Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

DAVA

Davacı vekili dilekçelerinde özetle; davacıya ait WIPO nezdinde 1364450 başvuru numarası ile 41. Sınıftaki hizmetler için gerçekleştirilen “...” ibareli başvurunun, davalı TÜRKPATENT nezdinde ... başvuru numarası ile Türkiye fazına girdiğini, ancak SMK m. 5/1(b)-(c) hükümleri mesnet gösterilerek bütünüyle reddedildiğini, TÜRKPATENT’in bu kararının ve işleminin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, zira davacının eski Macar futbolcu Gábor Borsányi ile iş insanları György Gattyán ve Viktor Huszár’ın ortaklığıyla kurulduğunu, eski bir futbolcu olarak zaman zaman masa tenisi tahtası üzerinde futbol topuyla müsabakalar yapan Gábor Borsányi’nin,

masa tenisi tahtasının uçlarının farklı bir forma getirilmesi durumunda söz konusu oyunun daha zevkli olacağını fark etmesi ve bu fikrini 2012 yılında gelecekteki ortakları olacak György Gattyán ve Viktor Huszár’a açması üzerine 2014 yılında ilk “...” markalı ürünün meydana getirildiğini ve “...” markasının da kurumsal kimliğine kavuştuğunu, davacının en basit tabiriyle “ayak masa tenisi” olarak da bilinen bu oyunu, kendi perspektifiyle modifiye ettiğini, yarattığını ve bu markayı dünyanın pek çok ülkesinde spor organizasyonu, eğlence, tekstil, spor ekipmanları vb. birçok sektörde aktif olarak kullanmaya ve pazarlamaya başladığını,

davacının hem markasının hem de markasını taşıyan ürünlerin yaygınlaşması adına Türkiye dahil dünyanın pek çok bölgesinde tanıtım faaliyetlerine büyük kaynaklar ayırmakta olduğunu, “...” markasının yanı sıra “... ... ... gibi çeşitli markaların oluşturulması için de faaliyetler yürüttüğünü, davacının “...” markası altında tanıttığı fikrin, bugün ilgili tüketiciler nezdinde yüksek derececede tanınmışlığa ulaşmış olduğunu, keza davacının sosyal medya hesaplarının yüzbinlerce insan tarafından takip edildiğini, davacının markası altında düzenlenen spor müsabakalarının Youtube üzerinden milyonlarca tıklanmaya konu olduğunu,

birçok ünlü ismin davacının tanıtım faaliyetlerine katıldığını, davacının 41. Sınıfa giren hizmetlerde kullandığı “...” markasını korumak adına çok sayıda ülke, WIPO ve EUIPO nezdinde tescil başvurularında bulunduğunu ve bu tescil taleplerinin kabul edilegeldiğini, dava konusu edilen TÜRKPATENT kararında yapılan tespitin aksine, “...”ın futbol veya basketbol gibi geleneksel bir spor olmadığını, geleneksel sporlara ait unsurlar taşıyor olsa da, kurucularının inovatif öngörüsü sayesinde yaratılmış, masa standardı, file standardı, kendine özel toplar gibi öğelerle oyun kalitesi oldukça zenginleştirilmiş ve günümüzde,

kendine ait kurallara sahip ancak yalnızca davacı ile özdeşleşen bir oyun haline dönüşmüş olduğunu, davacının yarattığı bu özgün oyunun, yine davacının faaliyetleri neticesinde bugün dünyada 5000’den fazla sporcu, 122 tane ulusal federasyon, yaklaşık 2000 adet spor kulübü, 1800’den fazla hakemin paydaşlığına sahip olduğunu, davacı tarafından kurulan Uluslarası ...

Federasyonu’nun 2020 yılında “Uluslararası Spor Federasyonları Birliği”(GAISF)’ne dahil edildiğini, davacının kendi uğraşları ve kaynakları sayesinde yaratmış olduğu “...” markası ile 3 kere Dünya Şampiyonası düzenlemiş olduğunu, bu markanın Asya Olimpiyat Komitesi (...), Afrika Ulusal Olimpiyat Komiteleri Birliği (ANOCA) ve Okyanusya Ulusal Olimpiyat Komiteleri Birliği (...) tarafından da tanındığını, “...” ibaresinin bir bütün olarak ne İngilizce ne de Türkçe’de herhangi bir anlama gelmediğini, dava konusu edilen YİDK kararında, bu ibarenin Türkçe’de “tekbol” anlamına geldiği yönünde yapılan değerlendirmenin hatalı olduğunu,

zira “TEKBOL” veya “...” isminde geleneksel bir sporun bulunmadığını, zaten de yabancı dilde tasviri bir anlam taşıyan kelimelerin dahi, marka olarak tescil edilip edilmemesinin Türkiye’de yaygın olarak bilinip bilinmemesine bağlı olduğunu, “...” markasının bir spor dalını ifade ettiği düşünülse dahi, davacının bu markanın yaratıcısı olduğu ve bu markaya yapmış olduğu yatırımlar, yoğun kullanımları dikkate alındığında bu markaya davacı tarafından kullanım sonucu ayırt edicilik kazandırıldığının kabulünün gerektiğini ifade ederek, TÜRKPATENT YİDK’nın 28/06/2022 tarih ... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

CEVAP

Davalı TÜRKPATENT vekili cevaplarında özetle.

6769 sayılı Kanun’un 5/1-b maddesindeki tanımlamadan marka olarak tescil edilecek olan bir sözcüğün hem ayırt edici bir niteliği olmasının hem de ayırt ettiği mal ve hizmetler açısından ayırt edici niteliğe sahip olması gerektiğinin anlaşıldığını, buradaki ayırt edicilikten kastın markanın, ürünün kendisinden ve yine ürünün adından farklı bir işaret, sözcük veya isim olması ve kolayca tanınır nitelikte bulunması gerektiğini, markanın kullanılacağı emtianın özgün yapısına bağlı olmadan algılanabilmesinin, üzerinde kullanılacağı ürünlerden bağımsız olmasının gerektiğini, somut olaya konu markanın,

redde konu hizmetler bakımından ilgili tüketiciler tarafından belirli bir ticari kaynağa ait bir işaret olarak algılanmamakla birlikte, markanın asli işlevi olan belirli bir işletmeye ait mal ve hizmetleri, diğer işletmelere ait benzer mal ve hizmetlerden ayırt etmeyi sağlama işlevini yerine getiremediğini, aynı zamanda tasviri/tanımlayıcı bir ibare de olduğunu, davacının TÜRKPATENT nezdindeki işlem dosyasına markanın kullanım sonucu ayırt edicilik kazandığına dair yeterli delil sunmamış olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, ikinci cevap dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.

GEREKÇE

Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.

Davacı ve davalı arasındaki uyuşmazlık, başvuru markasının 6769 sayılı kanunun 5/1-b,c maddeleri gereğince reddinin yerinde olup olmadığı, YİDK kararının yerinde olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.

Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacının ... sayılı "..." ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.

Davaya konu ... sayılı "..." ibareli marka için davacı tarafından 01/10/2021 tarihinde 41.Sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, MDB'nın 04.02.2022 tarihli ve 220057840 sayılı kararı ile, 6769 sayılı SMK’nın m. 5/1(b)-(c) hükümlerine göre bütünüyle reddedilmesi üzerine, davacı firmanın 10.05.2022 tarihinde bu red kararına itiraz ettiği, bu itirazının da TÜRKPATENT YİDK’nın 28/06/2022 tarih ... sayılı kararı ile reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.

Toplanan delillere, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;

Dava konusu edilen "..." işareti, renk ve şekil unsurlarından yoksun bir kelime markasıdır; işarette “...” kelimesi, düz yazım karakterindeki siyah renkli büyük harflerle birleşik olarak yazılmıştır. “...” kelimesinin, bilenen/yaygın olarak kullanılan dillerde yerleşik bir anlamı yoktur.

Her ne kadar tertip tarzı ve yazım karakteri itibariyle bu ibare bütünleşik olarak algılanmakta ise de, “teq” ve “ball” kelimelerinin anlamları açısından irdelendiğinde, “teq” ibaresinin “teknoloji” anlamına gelen “techology” veya “teknik” anlamına gelen “technic” kelimesinin orjinal bir biçimde kurgulanmış kısaltması olabileceği, “ball” ibaresinin de İngilizce’de “top” anlamına geldiği; ancak yerleşik anlamları haiz bu kelimelerin “...” biçimde, orijinal bir şekilde kurgulanıp bir araya getirilmesiyle, yerleşik bir anlamı/kullanımı olmayan otantik bir kelime yaratılmış olduğu hususunda da herhangi bir tereddüt yoktur.

Yani; “...” ibaresinin, davacı tarafından kurgulanmış, orijinal bir kelime olduğu; diğer bir ifadeyle; bu markada geçen sözcüklerin ne anlama geldiğinin ilk bakışta kavranması ve tüketicide doğrudan bir algı uyandırması, bu algının da herkeste aynı olması ihtimalinin bulunmadığından, bu ibarenin ortalama tüketici tarafından doğrudan/ilave zihni bir çabaya gerek olmaksızın doğrudan anlamının bilinmesi mümkün olmadığından, markasal hüviyette soyut ayırt ediciliği haiz olduğu kanaatine varılmıştır.

Diğer taraftan, dava konusu edilen YİDK kararında vurgulanan, “...”un "masa tenisine çok benzeyen fakat bükülmüş bir platformun üzerinde birer kişi (2 kişilik) yada ikişer kişi (4 kişilik) oynanan futbol tabanlı bir oyunun adı olduğu hususu yönünden de somut uyuşmazlığın irdelenmesi gerekmektedir.

Zira; “...” ibaresi Google arama motorunda aratıldığında çıkan Wikipedia sonucuna göre ...; “futbol ve masa tenisinin unsurlarını birleştiren kavisli bir masa üzerinde oynanan bir top sporu” olarak tanımlanmaktadır.

Ancak; aynı arama sonuçları incelenmeye devam ettiğinde, yani Wikipedia’nın ilgili sayfasının İngilizcesi ve www...com uzantılı web sitesine bakıldığında, “...”un davacı firmanın kurucu ortağı eski Macar futbolcu Gábor Borsányi tarafından icat edilmiş bir spor oyunu olduğu, netlikle anlaşılmaktadır.

Her ne kadar davacı taraf, dava dilekçesinde bu oyunun davacının faaliyetleri neticesinde bugün dünyada 5000’den fazla sporcu, 122 tane ulusal federasyon, yaklaşık 2000 adet spor kulübü, 1800’den fazla hakemin paydaşlığına sahip olduğunu, davacı tarafından kurulan Uluslarası ...

Federasyonu’nun 2020 yılında “Uluslararası Spor Federasyonları Birliği”(GAISF)’ne dahil edildiğini, davacının kendi uğraşları ve kaynakları sayesinde yaratmış olduğu “...” markası ile 3 kere Dünya Şampiyonası düzenlemiş olduğunu, bu markanın Asya Olimpiyat Komitesi (...), Afrika Ulusal Olimpiyat Komiteleri Birliği (ANOCA) ve Okyanusya Ulusal Olimpiyat Komiteleri Birliği (...) tarafından da tanındığını ifade ederek, “...”un bir spor dalı hüviyetinde organize olduğunu ikrar etmiş ise de, bu spor dalı için federasyon kurulması ve bu spor dalının uluslararası organizasyonlara dahil olması,

“...” ibaresinin jenerik bir isim/bir spor dalı haline geldiğinin kabulü için yeterli değildir.

Herkesin kullanımına/erişimine açık internet platformunda bu ibarenin halen davacı/davacının kurucu ortağı ile birlikte anılması, bu oyunun kurucularının davacının ortakları olduğunun netlikle ifade edilmesi, tüm bu faaliyetlerin, hatta dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen 41. Sınıftaki hizmetlerin, davacının “...” markası altında sürdürüldüğü hususunu teyit ve tevsik eder niteliktedir.

Neticede; kendi/tek başına tanımlayıcı olmayan, aksine davacı tarafından yaratılmış/otantik “...” ibaresinin markasal hüviyette soyut ve tescili kapsamına alınmak istenilen 41. Sınıftaki hizmetler yönünden somut ayırt ediciliği haiz bir ibare olduğu, davacının bu marka altında icat ettiği ve geliştirdiği, zaman içinde de tanıttığı ve dahil olduğu/kurduğu organizasyonlar çerçevesinde kamuya/herkesin kullanımına/oynamasına açık hale getirdiği oyunun “ismi” olan “...” ibaresinin, halen, davacının “markası” olduğu ve jenerik hale, yani bir spor dalının adı haline gelmemiş olduğu;

Neticede; “...” işaretinin, başvurunun reddedildiği hizmetlerden kavramsal açılardan bağımsız olması, esas/tek unsuru/ihtiva ettiği kelime öbeği itibariyle bu hizmetlerin temel özelliğini/işlevini/fonksiyonunu gösteren bir işaret olmaması, esas/tek unsur olarak ihtiva ettiği kelime öbeğinin işareti gören herkesin zihninde oluşturduğu kavramsal algının aynı olmaması, markasal hüviyette kullanıldığı “spor ve oyunlar” ile ilintili hizmetleri, aynı hizmetleri piyasaya arz eden diğer ticari kaynakların/aktörlerin hizmetlerinden ayırabilecek olması nedenleriyle, reddedildiği hizmetler açısından marka olarak soyut ve somut ayırt edici niteliğe sahip olduğu kanaatine varılmıştır.

6769 sayılı SMK’nın 5/1-c bendine göre, “Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretler” marka olarak tescil edilemez.

Bir işaretin SMK m. 5/I-c kapsamında değerlendirilebilmesi için; mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini, vasfını, amacını hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan, mal veya hizmet ile sıkı ilişkisi sebebiyle mal veya hizmetin bir özelliğini derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmektedir. SMK 5/1-c hükmü uyarınca, marka kapsamındaki mal veya hizmetleri tanımlayıcı nitelikteki işaretler marka olarak tescil edilmek suretiyle bir şahsın inhisarına verilemez.

Zira mal veya hizmeti tanımlayıcı nitelikteki bu tür işaretler üzerinde bir kişiye marka hakkı tanınması, rekabet imkânının haksız biçimde sınırlandırılmasına yol açar. Çünkü marka üzerinde elde edilen hak, aynı zamanda bir ‘tekel hakkı’dır. Marka sahibi, kendisi dışındaki kişi ve kuruluşların, aynı işareti/tanıtma vasıtasını, başkalarının kullanmasını engelleyebildiğinden, bu, söylenebilmektedir.

Dolayısıyla, üzerinde kullanılacağı mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini tek başına ihtiva eden, o mal veya hizmet için tanımlayıcı olan bir işaret, marka olarak tescil edilmemelidir. Bu tür işaretler, ancak ve sadece, yanına ayırt edici ekler/eklemeler/başka unsurlar alınmak şartıyla oluşturulacak yeni markalarda herkes tarafından kullanılabilir.

Bu durumda; dava konusu “...” işaretinin, reddedildiği 41. Sınıfa giren hizmetler açısından tanımlayıcı özelliği bulunup bulunmadığıdır.

Yukarıda da açıklandığı üzere “...” ibaresinin yerleşik olarak bilinen dillerde bir anlamı yoktur, davacı tarafından orijinal bir şekilde kurgulanıp bir araya getirilmiş otantik bir ibaredir. Davacının “...” markası altında dünyaya tanıttığı spor/oyun da, davacının kurucu ortakları tarafından kurgulanmış, “futbol ve masa tenisinin unsurlarını birleştiren kavisli bir masa üzerinde oynanan bir top sporu”dur.

Davacı taraf, kendi icat ettiği bu oyunu/sporu, zaman içinde ticari faaliyetleri kapsamında kamuya/herkesin kullanımına/oynamasına açık hale getirmiş ise de, bu durumun ibarenin markasal hüviyetini ortadan kaldırmadığı; dolayısıyla, bu oyunu/sporu bilen tüketicilerin/alıcıların zihinlerinde dahi, bu ibareyi gördüklerinde, “bir spor dalı” algısından çok, “yeni icat edilmiş bir spor oyunun markası” algısı uyanmaktadır.

Neticede, dava konusu edilen “...” işaretinin, reddedildiği hizmetleri tanımlayıcı olmadığı kanaatine varılmıştır. Marka tescilinde mutlak ret nedenlerinin tek istisnası 6769 sayılı SMK’nın 5. maddesinin ikinci fıkrasında; “Bir marka, başvuru tarihinden önce kullanılmış ve başvuruya konu mal veya hizmetler bakımından bu kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanmışsa bu markanın tescili birinci fıkranın (b), (c) ve (d) bentlerine göre reddedilemez” şeklinde düzenlenmiştir. Bu hüküm ile; bir markanın başvuru tarihinden önce kullanılmış olması ve bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanması halinde, o markanın tescil ile koruma altına alınması sağlanmak istenmiştir.

Marka hukukunda geçerli olan ilke, tescilde öncelik ilkesidir. Bu ilkenin istisnası ise, markanın tescilden önce ayırt edici nitelik kazanmasıdır.

Bir işaretin SMK m. 5/2’ye göre kullanım neticesi ayırt edici nitelik kazanabilmesi için belli bir mal veya hizmetle ilgili olarak yoğun bir tutundurma kampanyası eşliğinde uzun süre kullanılması ve bunun sonucunda o malla ilgili çevrelerde bu işaretin belli bir işletmenin markası olarak algılanmaya başlanması ve bu yolla diğer markalar karşısında ayırt edici nitelik kazanmış olması gerekir.

Böyle bir algılanmanın var olup olmadığının tespitinde, tescili istenen işaretin kullanım yoğunluğu, coğrafi alan olarak yaygınlığı, kullanım süresi, işaretin marka olarak algılanması için reklam ve tanıtım faaliyetlerinin yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise ne miktarda tanıtım harcaması yapıldığı, basın ve yayın yoluyla markanın ülke genelinde bilinirliğinin sağlanıp sağlanmadığı gibi hususlar dikkate alınır.

Ülkenin sadece belli bir bölgesinde markanın kullanılmış olması ile, kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanılamaz. Zira; marka tescili ile ülke genelinde bir koruma sağlanmaktadır. Örneğin, vasıf bildiren bir markanın tesciline izin verilebilmesi için, markanın korumanın geçerli olduğu ülkenin hemen hemen bütün bölgelerinde ayırt edici nitelik kazanmış olması gerekmektedir.

Ancak marka belli bir bölgede kullanılmakla birlikte ülke genelinde reklam ve tanıtım faaliyetleri yapılmış ve marka ülke genelinde bilinir hale gelmişse, kullanım sonucu ayırt edici nitelik kazanır.

Yani; kullanım sonucu ayırt edici niteliğin kazanılabilmesi için ülke genelinde bulunan ilgili tüketicilerin büyük bir bölümünün markayı tanımış olması ve markayı gördüğünde vasıf veya coğrafi kaynak bildiren bir ibare vs. değil de davacı markasının akla geliyor olması gerekmektedir. Ayrıca bu ayırt edici niteliğin marka başvurusundan önce, bir başka görüşe göre ise, marka tescil başvurusu hakkında karar verildiği anda kazanılmış olması gerekmektedir.

Bu maddede düzenlenen “öncelikli ve ayırt edici kullanım”, işareti hem marka olarak, hem de mal ya da hizmeti tanıtmak ve ayırt edebilmek amacıyla kullanımdır. Buna ilaveten, bu madde anlamında ayırt edici güç kazanma, işaretin, tescili talep edilen mal veya hizmetler bakımından ticaret hayatında kendini kabul ettirmiş, kendisine bağlamış, ilgili piyasada kendisini bu işaretle tanıtmış olması anlamına gelmektedir. SMK m. 5/2’deki hükmün uygulanabilmesi için işaretin, belli bir mal veya hizmetle ilgili olarak tanıtım faaliyetleri eşliğinde uzun süre kullanılmış ve bu kullanım sonucunda o malla ilgili çevrelerde belirli bir teşebbüsün markası olarak algılanır hale gelmiş olması gerekmektedir.

Marka başvurusunda bulunan kişi, markasının kullanım neticesi ayırt edici güç kazandığını ispat etmek için, markayı ne zamandan beri kullandığına dair delilleri, yapmış olduğu reklam ve tanıtım faaliyetlerine ve markanın kullanıldığı mal veya hizmetlerden elde edilen ciroya, pazar payına, markanın coğrafi yaygınlığına ilişkin belgelerini, aynı zamanda sanayi ve ticaret odaları ile ilgili meslek kuruluşlarından alınacak belgeleri veya markanın kullanımına ilişkin yaptırdığı anketleri sunması gerekmektedir. Markanın normal kullanımına ilişkin deliller, örneğin fuarlara katılım, şirketin satış rakamlarını içeren tablolar tek başına kullanım neticesi ayırt edici gücün kazanılması için yeterli değildir.

Diğer taraftan; markanın kullanım neticesi ayırt edici güç kazanabilmesi için, ilgili çevrede kullanılmış ve ayırt edici güç kazanmış olması gerekmektedir. İlgili çevrede ayırt edici gücün kazanıldığının kabul edilebilmesi için, bu çevrenin önemli bir bölümünde markanın menşei belirttiği yönünde kanaat oluşmalıdır. Dolayısıyla, SMK m. 5/2 hükmünün uygulanabilmesi için, ayırt edici gücün kazanıldığı çevrenin de tespit edilmesi gerekmektedir. Bu anlamda ilgili toplumsal çevreyi, tescilsiz marka veya diğer işaretlerin kullanıldığı mal veya hizmetlerin gerçek veya potansiyel tüketicileri, bu alanda mal veya hizmet sunan veya dağıtan diğer kişiler oluşturmaktadır.

Davacının TÜRKPATENT nezdindeki işlem dosyasına sunmadığı delillere dayalı olarak, konusu YİDK Kararının iptali olan işbu davada kullanım sonucu ayırt edicilik iddiasında bulunamayacağı, SMK m. 5/2 hükmü kapsamında, davacının dava dosyasına sunduğu deliller değil, TÜRKPATENT marka işlem dosyasına itirazları ekinde/içeriğinde sunmuş olduğu deliller esas alındığı, bu yüzden de;

her ne kadar davacının dava dosyasına sunduğu delillerden, davacının “ ...” işaretini, marka başvurusunun yapıldığı tarihten önceki tarihlerden itibaren, nizasız ve fasılasız bir şekilde, icat ettiği ve ticari faaliyetleri kapsamında piyasaya/kamunun kullanımına açtığı bir spor oyununda markasal hüviyette kullandığı,

bu kullanıma konu faaliyetleri kapsamında “...” oyununun tanıtımına ciddi yatırımlar yaptığı ve bu oyunun dünya çapında yaygın ve yoğun olarak bilindiği ve spor camiasında “...” denince akla davacının ve kurucu ortağının geldiği ve bu yüzden de “...” ibaresinin spor ve spor oyunları sektöründe davacı ile özdeşleştiği ve ayırt edici niteliği haiz hale geldi ise de, davacının TÜRKPATENT nezdinde, itiraz dilekçesinin ekinde bu hususu tevsik eden, dava dosyasına sunmuş olduğu delilleri sunmadığı,

bunlar yerine sadece itiraz dilekçesi içeriğinde, sayıları 10’u geçmeyecek şekilde internet sitesinden alınmış görselleri, Youtube’da yayınlanmış videolardan, online sözlük ve kaynaklardan, Türkçe haber sitelerinde yayınlanmış haberlerden görselleri ve bunların linklerini sunduğu, bu görsellerden aynı hususun netlikle anlaşılamadığı; zira; kullanım sonucu ayırt edici nitelik, davacının TÜRKPATENT nezdinde itiraz dilekçesi içeriğinde sunduğu nitelikte, nicelikte ve içerikte görseller/deliller doğrultusunuda elde edilemez.

Bu durum çok istisnai hallerde söz konusu olabilir ve en önemli şartı uzun yıllar boyunca ve tescil edilmek istendiği ülkede geniş bir alanda kullanılmış olmasıdır. Kullanım sonucu ayırt edici güç ülke genelinde kazanılmalıdır. Ülke genelinde ayırt edici nitelik ise, ancak ülke genelinde yapılacak reklam ve tanıtım faaliyetleri ile elde edilebilir.

Nitekim, davacının dava dosyasına sunduğu belgelerden markasına yapılan yatırımlar ve markasının yaygın/yoğun kullanımı ve bilinirliği anlaşılabilmekte ise de, aynı husus TÜRKPATENT nezdinde ileri sürdüğü bilgi ve görsellerden anlaşılamamaktadır.

Ayrıca davacının markasal kullanımları; davacının markasının reddedildiği tüm hizmetlere ait kullanımlar olmadığından, davacının gerek dava dosyasına, gerekse TÜRKPATENT marka işlem dosyasına sunduğu deliller dikkate alınsın, işaretin kullanım sonucu bir ayırt edicilik kazanıldığından bahsedilecek ise, bu niteliğin, marka başvurusunun hizmetlerin tamamı açısından da otomatikman gerçekleştiğinin söylenmesi mümkün olmadığı;

Netice olarak; davacının “...” işaretine, “spor etkinlikleri ve spor etkinlikleriyle ilgili eğlence hizmetleri; sporla ilgili bahis ve oyun hizmetleri; spor müsabakalarının organizasyonu; etkinliklerin ve spor faaliyetlerinin organizasyonu” bakımından kullanım sonucu ayırt edici nitelik, yani; söz konusu hizmetler özelinde, markasal anlamda hukuken korunması gereken ekonomik bir değer kazandırdığını, dava dosyası özelinde yeterli içerik/nitelik ve nicelikte delil ile ispatlayabilmiş olduğu,

ancak dava konusu edilen YİDK kararı verilirken incelenmiş olan bilgi ve belgelerden kullanım sonucu ayırt edicilik kazanılmış olması halinin anlaşılamadığı, davacının markasının kapsamına alınmak istenilen diğer hizmetler açısından ise aynı durumun gerçekleşmiş olduğunun ispat edilemediği kanaatine varılmıştır.

Neticede, dosya incelendiğinde, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından;

Davaya konu davacının ... sayılı "..." ibareli marka başvurusunun marka olabilecek nitelikte soyut-somut ayırt ediciliğinin bulunduğu, Tanımlayıcı olmadığı, “Spor etkinlikleri ve spor etkinlikleriyle ilgili eğlence hizmetleri; sporla ilgili bahis ve oyun hizmetleri; spor müsabakalarının organizasyonu; etkinliklerin ve spor faaliyetlerinin organizasyonu” hizmetleri açısından, markasal anlamda kullanımı sonucu ayırt edici nitelik kazanmış olduğuna dair dava dosyasına yeterli nitelikte, nicelikte ve içerikte delil sunulmuş olduğu,

ancak aynı delillerin TÜRKPATENT marka işlem dosyasına sunulmamış olduğu ve bu nedenle aynı tespitin, dava konusu edilen YİDK kararının verildiği şartlarda yapılamadığı, YİDK kararının yerinde olmadığı ve iptali şartlarının oluştuğu anlaşıldığından, davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

D a v a n ı n K a b u l ü n e,

TÜRKPATENT YİDK'nın ... sayılı kararının iptaline,

Alınması gereken 179,90.-TL harçtan, peşin alınan 80,70.-TL harcın mahsubuyla, eksik kalan 99,20.-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,

Davacının kendisini vekil ile temsil ettirmesi sebebiyle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap olunan takdiren 15.000,00.-TL maktu ücreti vekâletin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Davacının yapmış olduğu ve aşağıda dökümü yazılı 3.370,40.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,

Davalının yapmış olduğu bir gider olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,

Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen yatıran tarafa iadesine,

Dair, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Ankara Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar, açıkça okunup usulen anlatıldı.26.01.2023

Kâtip Hâkim ... ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır

MASRAF DÖKÜMÜ

İlk Masraf : 172,90.-TL Bilirkişi Ücreti : 3.100,00.-TL

P.P : 97,50.-TL

TOPLAM : 3.370,40.-TL

Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/341, K. 2023/36, 26 Ocak 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Gereği Düşünüldü
  4. Dava
  5. Cevap
  6. Gerekçe
  7. Masraf Dökümü
  8. P.p : 97,50.-TL
  9. Toplam : 3.370,40.-TL
  10. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Esas No
2022/341
Karar No
2023/36
Tarih
26 Ocak 2023

İlgili Kararlar

  • Gaziantep 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/341 K.2023/29
  • Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/343 K.2023/94
  • Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2022/345 K.2023/20
  • Ankara 5. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2022/345 K.2023/15
  • Ankara 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/347 K.2023/29
  • Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi E.2022/347 K.2023/16

Tüm Arşiv

İlk Derece Mahkeme KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.