KÜNYE
T.C. Ankara 2. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Mercii
- Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 22 Aralık 2022
- T.C. ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2022/46 Esas - 2022/421
- Esas No
- 2022/46
- Karar No
- 2022/421
Karar Metni
3.887 kelime·19 dk okuma·4 bölüm
Hakim... Katip :...
Davacı ... Vekili : Av.... Davalılar : 1- ... Vekili :Av.... : 2- ... .... Vekili : Av. .... Dava : Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali Dava Tarihi : 03/01/2022 Karar Tarihi : 22/12/2022 Gerekçeli Kararın Yazıldığı Tarih : 22/12/2022 Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan Marka İle İlgili YİDK Kararının İptali istemli davanın mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
Davacı dilekçelerinde özetle; müvekkilinin ..... sayılı, “.... sınıflarında marka tescil başvurusunda bulunduğunu, davalı taraf itirazları sonucunda başvurularının reddine karar verildiğini, müvekkilinin 2006 yılından beri oyun motorları, dijital ve mobil oyunlar, simülasyon yazılımlar, .... uygulama, geliştirme ve yayınlama faaliyetleri ile ilgilendiğini, 2006 yılından beri 26 adet profesyonel mobil oyun yayınlamış ve 2008 yılında ilk Türk yapımı grafik kütüphanesini geliştirdiğini, müvekkilinin 2016 yılından itibaren sosyal medya hesaplarını “gamelab istanbul” markası adı altında kullandığını,
taraf markalarının faaliyet alanlarının farklı olduğunu, davalının ..... sayılı itiraza gerekçe gösterilen markasının, müvekkilin 2006 yılından beri devam eden faaliyetlerinden sonraki tarihli olduğunu, davalının Türkiye’de hiçbir faaliyet olmadığını, kullanıma dayalı belgelerin Kurum nezdinde de sunulamadığını, davalı yanın tanınmışlık iddiasının kabulünün de mümkün olmadığını, müvekkilinin ilk olarak 2017 yılında ... başvuru numarası ile başvuruda bulunduğunu, davalı şirketin,
tescil başvurusuna yaptığı itirazında yer alan markalarının marka tescillerine ilişkin kapsadığı mal ve hizmetler araştırıldığında “elektronik kumar ve şans oyunları makineleri, kumar, şans oyunları ve bahis sistemleri, bunların kamu kurumları adına denetimi ve sertifikasyonu” hizmetlerinin olduğunu, markaların ve faaliyet alanlarının tamamen farklı olduğunu, davalı markasının oyun sektöründe herhangi bir faaliyetinin olmadığını, davalının beyanlarında ülkemizde “iddaa” gibi şans oyunlarına sertifikalarını veren ....
Standardı .... ve ISO 27001 kurumlarının danışmanlığını yaptığı, hatta kendi faaliyet gösterdiği sektörde otoritelerden ve tanınmış firmalardan olduklarını, müvekkilinin ise oyun sektöründe faaliyet gösterdiğini, müvekkilinin oyun yazılımı üzerine eğitim verdiğini, taraf markalarının benzer olmadıklarını, aralarında karıştırılma ihtimali olmadığını, markaların telaffuzlarının farklı olduğunu, müvekkilinin kendi faaliyet alanında işbirliği içinde olduğu,
oyun programları eğitimleri verilen ve stratejik işbirliği yaptığı çok sayıda üniversite olduğunu, “gamelab” ibaresinin bütün olarak zayıf bir marka olduğunu, bu nedenle kimsenin tekeline bırakılamayacağını, müvekkili başvurusunun kötü niyetle yapılmadığını ifade ederek,...... sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı... vekili cevaplarında özetle; verilen kurum kararının yerinde olduğunu ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı şirket vekili cevaplarında özetle; davacı tarafından daha evvel gerçekleştirilen ..... sayılı “gamelab istanbul” ve .... sayılı “gamelab” başvurularına yönelik olarak yaptıkları itirazlar sonucunda anılan markaların reddine karar verildiğini, bu markalar ile ilgili verilen YİDK kararlarının iptali istemi ile davacı yanca açılmış davalar olduğunu, davacının bu kararların kesinleşmesini beklemeden yeni başvurular yaptığını, davacının iddialarının aksine sosyal medya hesaplarının dahi 2017 yılında açıldığını, davacının kullanımlarının 42. Sınıfa yönelik dahi olmadığını,
davacının farklı zamanlarda verilmiş ....kararlarının sonuçlarını dolanmaya çalıştığını, müvekkilinin tek faaliyetinin kumar makinelerinin sertifikasını temin etmek olmadığını, tarafların faaliyet alanlarına yönelik itirazları kabul etmediklerini, taraf markalarının ilişkilendirilebilir olduğunu, aralarında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, müvekkili markalarının da “oyun ve eğlence merkezli” kullanıldığını, müvekkili faaliyetlerinin 42. Sınıftaki tüm hizmetleri kapsar nitelikte olduğunu, davacının verdiği eğitim faaliyetlerinin 42 değil 41. Sınıfta olduğunu, müvekkilinin bu sınıfta da ayrıca faaliyetlerinin bulunduğunu,
tarafların faaliyetlerinin birebir örtüştüğünü, ....E sayılı dosyası nezdinde taraflar arasında daha evvel görülen davada da taraf mal ve hizmetlerinin benzer olduğu ve markalar arasında iltibas ihtimali bulunduğu hususunun tespit edildiğini, davacının daha evvelki başvurularının da 42. sınıf hizmetleri kaapsadığını ifade ederek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davanın açılmasını müteakip yargılamaya katılımı olan tarafların dava, cevap, cevaba cevap, dilekçeleri karşılıklı tebliğ olunmuş, sundukları deliller alınmış, marka tescil ve başvuru dosyaları ile alâkalı kayıtları getirtilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, taraflar sulhe teşvik olunmuş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmasını müteakip, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Yazı İşleri Yönetmeliği'nin 41/2. maddesi hükmü de gözetilerek taraf vekillerine tahkikat ve yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş; sözlü iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
GEREKÇE
Dosya uyuşmazlık konuları hakkında rapor tanzimi için bilirkişi heyetine tevdi edilmiş ve rapor tanzim ettirilmiştir.
Davacı ve davalılar arasındaki uyuşmazlık; başvuru markası ve mal/hizmetler ile itiraza mesnet markalar ve mal/hizmetler arasında benzerlik olup olmadığı, karıştırılma ihtimalinin olup olmadığı, .... kararının yerinde olup olmadığı, davacı başvurusunun kötü niyetli olup olmadığı, derdestlik itirazının yerinde olup olmadığı, davanın süresinde açılıp açılmadığı noktasında toplanmaktadır.
Celp olunan tescil dosyaları kapsamından davacının..sayılı "gamelab istanbul" ibareli marka başvuru sahibi olduğu beyan, tevsik ve müşahede olunmaktadır.
Davaya konu..... ibareli marka için davacı tarafından 14/07/2020 tarihinde 35 ve 41.sınıf mal/hizmetleri kapsayacak şekilde marka tescil başvurusunda bulunulduğu, başvurunun ilanına karar verildiği, ilana karşı davalı şirket tarafından 2018/59229 sayılı "gaming laboratories international" ibareli markalarına dayanarak itirazda bulunduğu, davalı itirazının kabulüne karar verildiği, kabul kararına karşı davacının itirazda bulundu,....’nın 26/10/2021 tarih ve... sayılı kararı ile davacı itirazının reddine karar verilerek davacı başvurusunun reddine karar verildiği ve bunun üzerine işbu davanın süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Toplanan delillere, kısmen benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre;
Dava konusu başvuru kapsamında yer alan 35. Sınıf 05 alt grubundaki perakende satış hizmetlerinin, davalı yanın redde gerekçe markası kapsamında aynı sınıfta yer alan satış hizmetlerine konu mallar ile aynı ya da aynı tür olduğu gibi aynı zamanda 09. Sınıftaki mallar ile de benzerlik düzeyinde bir ilişki içerisinde olduğu, zira uygulamada yerleşik olarak kabul edildiği üzere mal üreten işletmenin ürettiği malı da satışa konu etmesinin ticaret hayatında standart kabul edilen bir teamül olduğu,
bunun yanı sıra dava konusu markada 41. Sınıfta yer alan “eğitim ve öğretim hizmetleri” ile davalı yanın redde gerekçe markasında aynı sınıfta yer alan eğitim ve öğretime yönelik detaylandırılmış hizmetlerin tamamının aynı ya da aynı türdeki hizmetler oldukları, keza yine dava konusu markadaki 35.sınıfta yer alan “alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.” bakımından da taraf markaları kapsamındaki çevrimiçi perakende satış hizmetlerinin, bu hizmetler ile doğrudan bağlantılı hizmetler olmalarından ötürü aralarında benzerlik ilişkisi bulunduğu,
tüm bu hizmetler açısından taraf markalarının birbiri ile doğrudan rekabet ilişkisi içerisinde olan, benzer ihtiyaçlara yönelik, benzer tüketici gruplarına hitap eden, birbirleri yerine tercih edilebilir mahiyette, satış ve sunum biçimleri benzer hizmetleri kapsadıkları; her ne kadar davacı tarafça, tarafların fiili anlamda farklı alanlarda faaliyet gösterdikleri ileri sürülmekte ise de bu husus SMK m. 6/1 kapsamında sicil kayıtlarına konu marka örnekleri ve mal/hizmet listeleri bakımından yapılması gereken iltibas incelemesi açısından esasa etki eder bir kriter olarak görülebilir olmadığı;
Bu bağlamda emtia benzerliği kriterinin somut uyuşmazlıkta mal ve hizmetler bakımından meydana geldiği anlaşılmıştır. Markaların karıştırılma ihtimalinden söz edilebilmesi için emtiaların/hizmetlerin aynı/benzer olması yanında markayı oluşturan ibarelerin de aynı/benzer olması koşulu bulunmaktadır.
İki işaret arasında karıştırılma ihtimali, iki şekilde ortaya çıkabilecektir. Bunlardan birincisi, tescil talebine konu markanın tescilli veya tescili için daha önce başvurulmuş markaya benzerliği nedeniyle önceki markanın aynısı ya da benzeri marka zannedilmesi ve bu sebeple satın alınmak istenen ürün dışında bir ürünün satın alınmasına sebebiyet verilmesidir.
İkinci ihtimal ise, tüketicinin iki marka arasındaki farklılıklar nedeniyle her iki markanın aynı marka olmadığını anlamasına rağmen, iki markanın aynı işletmeye, başka bir ifadeyle aynı iktisadi – idari kaynağa ait olduğunu sanmasına sebebiyet verilmesidir. Bu durumda da tüketici, gerçekte almak istemeyebileceği bir ürünü, salt güvendiği önceki markayla irtibatlı sandığı için sonraki markayı alabilecektir.
Böylece, önceki tescilli veya tescil talebine konu edilmiş markayı taşıyan ürünler için tüketici nezdinde tesis edilen güvenden haksız olarak yararlanma sonucu doğabileceğinden, karıştırılma ihtimali gerçekleşmiş olacaktır.
Benzerlik ve karıştırılma ihtimaline dayalı değerlendirmelerde kural olarak orta seviyedeki tüketiciler dikkate alınması gerektiği; malın hitap ettiği ortalama bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır.
Somut uyuşmazlıkta başvuru kapsamında yer alan ve benzerliği tespit olunan 35. Sınıf hizmetler (bu sınıfta 09. sınıf malların satışına özgülenmiş perakende satış hizmetleri dahil olmak üzere) ve 41. Sınıftaki hizmetler genel olarak geniş bir tüketici grubuna hitap eden, nihai yararlanıcılarının ise gerek 18 yaşından büyük yetişkinler gerekse de daha küçük yaştaki tüketiciler olabilecekleri gibi her iki grubun da bu hizmetlerden yararlanma öncesinde ön araştırma yaparak kendisi için en doğru, en uygun firmayı bulmaya çalışarak tercihlerini somutlaştıracağı,
günlük hayatında sıkça olmasa da aralıklı olarak yararlandığı bu hizmetlerden faydalanırken anlık kararlar ile hareket etmeyeceği, zira bu hizmetlerin sık ve rutin bir şekilde yararlanılan hizmetler olmadıkları gibi görece fiyat aralığı yüksek hizmetler oldukları, bu halde ilgili tüketici grubu açısından makul düzeydeki dikkat, özen ve seçiciliğe haiz kimselerin bu hizmetlerin ilgili tüketicileri olarak kabulünün mümkün olacağı;
zira tüketici grubunun bilinç ve özen seviyesinin artması seçicilik ve karar verme aşamasındaki dikkat düzeyini etkileyen önemli bir faktör olup bu nitelikteki tüketicinin karşılaştığı ibarelerin sektörel kullanımları bakımından da deneyim sahibi oldukları; bununla birlikte tüketici grubunun dikkat ve özen seviyesinin yükselmesi, ilgili tüketicinin hiçbir hal ve koşulda yanılgı yaşamayacağı yönünde bir yoruma neden olmayacaktır.
Zira bu düzeydeki tüketicinin marka kimliği hafızası da daha geniş olacak ve önceden bildiği marka ile sonraki marka arasında ilişki kurma eğilimi de kimi durumlarda daha yüksek olabilecektir.
....’nun 13.06.2012 tarih ve ..... sayılı ilamında da belirtildiği üzere karıştırılma ihtimalinde ölçü bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, tüketici olan halktır. Karıştırılma ihtimalinde önemli olan husus, halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde herhangi bir sebeple bağlantı kurma ihtimalidir.
Buradaki “ihtimal” kelimesi özenle ve özellikle kullanılmış bir kelime olup, şekil, ses, anlam, genel görünüm, çağrışım ve bir seri içinde bulunma izlenimi bu kapsamda değerlendirilmektedir. Hatta, markalar arasında birçok noktada fark bulunduğu tespit edilse bile “umumi intiba” ikisinin karıştırılabileceği yönünde ise, iki işaret arasında karıştırma ihtimalinin bulunduğu kabul edilmelidir” denilmektedir.
Dolayısıyla ilgili tüketicinin aldığı mal ya da hizmetin başka bir işletmeye ait olduğunu bildiği ve fakat güvendiği işletme ile malını/hizmetini aldığı işletmenin arasında ekonomik bir bağlantı bulunduğunu düşünmesi hali dahi "karıştırılma ihtimali" nin var olduğunun kabulü için yeterli olacaktır.
Markalar karşılaştırılırken görsel, sesçil (fonetik) ve kavramsal (semantik) açılardan taraf markalarını oluşturan işaretlerin benzer olup olmadıkları hususunun bütünsel bir bakış açısıyla ele alınması ve yine markalar kapsamındaki mallar/hizmetler yönünden markaların benzer olup olmadıkları konularının bir bütün olarak değerlendirilmesi neticesinde tespit edilebilir bir durumdur.
Buna göre işaretler arasında görsel benzerlik karşılaştırması yapılırken markalara konu yazı ve işaretlerin konumlandırılma şekilleri ile harf sırası, yazım karakterleri gibi göze çarpan özellikleri dikkate alınmalıdır. Sesçil benzerlikte esas alınması gereken husus ise markaların ortalama tüketici kitlesi tarafından kendi lisanlarındaki okunuş şekli olup, markaların başlangıç kısımlarının fonetik açıdan benzer sesler çıkarılarak okunup okunmadığı dikkate alınmalıdır. Markaların kavramsal açıdan benzerliklerinin karşılaştırılmasında da, markalara konu sözcüklerin tescil kapsamındaki ortalama tüketici kitlesinin bakış açışı ve o sözcüklere kendi lisanlarında bir anlam verip veremeyecekleri hususu dikkate alınmalıdır.
Dava konusu başvurunun herhangi bir figüratif unsur taşımayan sözcüklerden oluştuğu, markanın alt kısmında “istanbul” ibaresinin kullanıldığı, bu ibarenin yaygın bilinen bir coğrafi yer adı olması nedeniyle bütünsel ayırt ediciliğe katkısı tali nitelikte olduğu, bu tür yer adlarının herkesin kullanımına açık olduğu, üst kısımda yer alan ve daha kalın karakterli harflerle yazılarak vurgulanmuş “gamelab” ibaresinin ise Türkçe bir sözcük olmadığı gibi mevcut halide bütün olarak bir anlamının bulunmadığı,
bununla birlikte anılan ibarenin İngilizce oyun anlamına gelen “game” ve günlük hayatta gerek İngilizcede olsun gerekse ülkemizde de, eğtim hayatında laboratuvar sözcüğünün kısaltması olarak kullanılan “lab” kelimelerinin bir araya getirilmesi ile oluşturulduğu, ortaya çıkan bütüncül sözcük homojen bir yapıda olmadığından, dava konusu markadaki bu ibareyi gören tüketicinin “game lab” söz öbeğini net olarak algılayabileceği, dava konusu hizmetlerin ilgili tüketicisinin her iki sözcüğün anlamına da aşina olduğunun kabul edilebileceği, dava konusu markanın esas unsurunun “gamelab” kelimesi olduğu;
Davalı yanın redde gerekçe markası ise yine bir sözcük grubu markası olup üç yabancı sözcüğün bir araya getirilmesi ile oluşturulmuş bu markada sırasıyla İngilizce hem “kumar” hem de “video oyunları” için kullanılan “gaming” kelimesi, yine “laboratuvar” kelimesinin karşılığı olan “laboraty” kelimesinin çoğul eki almış hali olan “laboratories” kelimesi ve en sonda ise uluslararası anlamına gelen “international” ibaresinin yer aldığı;
sondaki bu kelime ticaret hayatında ülkemizde de yaygın kullanımı bulunan bir kelime olup bütünsel ayırt ediciliğe katkısının tali nitelikte olacağı, mevcut itibariyle bütüne kattığı anlamın sanki yerel bir markanın uluslararası pazara açılımı için tercih edilmiş bir ek sözcük şeklinde olacağı, bu halde davalı yana ait markanın esas unsurunun “gaming laboratories” kelimelerinden oluşacağı;
Dava konusu markanın esas unsurunun “gamelab” şeklinde yedi harf ve tek bir sözcükten oluştuğu, davalı yanın redde gerekçe markasının hakim unsurlarının ise “gaming laboratories” şeklinde iki sözcük ve çok sayıda harften meydana geldiği, bu haliyle markaların harf dizilimsel açıdan farklı oldukları şeklinde bir yorum ilk anda yapılabilir ise de dava konusu markanın, yukarıda da değinildiği üzere “game” ve “laboratory” kelimesinin kısaltması olan “lab” ibaresinden oluşturulduğu,
esasen davalı yanın redde gerekçe markasının da yine “game” sözcüğü ile ilişkilendirilebilir/benzer anlamlı “gaming” kelimesi ve doğrudan “laboratories” ibarelerinden oluştuğu, dolayısıyla mevcut itibariyle dava konusu başvurunun sanki, davalı yanın önceki tarihli markasını meydana getiren sözcüklerin kısaltılarak birleştirilmesi ve bu sayede yeniden yaratımı sonucunda oluşturulmuş yeni bir marka gibi algılanması mümkün olacaktır.
Nitekim uyuşmazlık konusu hizmetlerin ilgili tüketicileri açısından “game” ve “gaming” ibarelerinin ilk olarak algılanacak olan anlamlarının “oyun/oyun sektörüne” yönelik anlamları itibariyle olacağı, “gaming” ibaresinin ilk olarak “kumar” anlamı ile algılanmayacağı, kaldı ki böyle bir algıda dahi bu defa “game” kelimesinin de alternatif anlamlarının birinin “kumar” olmasından ötürü yine kavramsal olarak işaretlerin birbirlerinden uzaklaşmamış olacakları, işitsel olarak markaların birbirileri ile ortalama düzeyde,
özellikle başlangıç ses/kelimeleri itibariyle güçlü bir benzerlik taşıdıkları gibi dava konusu markanın ikincil sesi olan “lab” ibaresinin de “laboratories” kelimesinin kısaltması olarak kullanımı yerleşik olduğundan yine aralarında bir benzerlik kurulması kaçınılmaz olabilecektir.
Bu halde tüketicilerin önceki tarihli tescilli davalı markasının mevcudiyeti ve bu markaya yönelik var olduğu kabul edilen deneyimsel tecrübeleri varken, söz konusu marka ile oldukça benzer bir şekilde türetilmiş, özellike işitsel ve kavramsal olarak aynı ibarelere işaret eden ve sanki davalı markasının, yeni bir versiyonu, akılda kalıcılığını arttırmak için kısaltılmış bir hali algısının tüketicide mutlak olarak oluşabileceği, bu algıda son seslerin/kelimelerin “lab-laboratories” şeklinde aynı kavramı/sözcüğü işaret etmesinin de önem teşkil ettiği
“İlk Derece Mahkemesince, dava konusu markanın iki harf değişikliği yapılarak okunuşta büyük ölçüde sesçil benzerlik gösterecek şekilde davalı adına tescil edildiği, davacı adına tescilli 2012/42794 numaralı "DÄTWYLER + ŞEKİL" ve 2008/54817 sayılı "DÄTWYLER RUBBER" ibareli markaları ve davacı şirketin unvanındaki ibare ile bu markaların tanınmış marka olduğu yönündeki ... ....
Fikri Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi kararında belirtilen kriterlerin eldeki uyuşmazlıkta da geçerli olduğu, davacının piyasada oluşturduğu kalite ve güven duygusundan davalının haksız bir şekilde yararlandığı, tüketicilerin bu konuda "algıda seçicilik" nedeniyle davalının markasına davacınınmış gibi yönelmesine davalının haksız tescil hareketinin sebebiyet verdiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı adına kayıtlı..." markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmiştir.”
Bu haliyle daha evvel davalı markasından yararlanmış olan bir tüketicinin, bu marka ile benzer bir algıyı yaratır şekildeki dava konusu markayı gördüğünde, markalardaki tali unsurların da ....) bütüne olan katkılarının zayıflattığı gözetildiğinde, işaretlerin aynı iktisadi kaynağa ait farklı markalar olduklarını düşünerek tercihlerinde yanılgıya düşebileceği ve markaları aynı serinin devamı niteliğindeki markalar olarak algılayabileceği anlaşılmıştır.
Taraf markalarının esas unsurlarını oluşturan bu ibareler arasında, gerek işitsel gerekse de kavramsal/nihai algıları açısından yüksek bir benzerlik mevcut olup ilgili tüketicinin iki marka arasındaki farklılıkları algılasa dahi, markaların kapsamlarının aynı, aynı tür ya da güçlü bir benzerlik düzeyii taşıyan hizmetleri ihtiva etmesinden ötürü, tüketicinin iki markanın da tek bir iktisadi kaynağa ait olduğunu düşünmesi kuvvetle muhtemel olacaktır.
Kaldı ki tüketiciler daha önce gördükleri, satın aldıkları mal veya hizmetin markasının, göz ve kulağında kalan izine, hatırlayabildikleri kadarıyla hafızalarında kalan özelliklerine dayanarak sonraki alışverişlerinde aynı veya benzer markayı taşıyan malı/hizmeti satın almayı tercih ederler.
Dolayısıyla, benzer işareti gören ve duyan tüketiciler daha önce tanıdıkları markaların bıraktığı intibaı hatırlayarak, yeni markanın daha önce görmüş oldukları markanın bir başka versiyonu, serisi, uzantısı olduğunu veyahut da bildikleri marka sahibi tarafından verilmiş bir lisans ile söz konusu ürünün üretildiğini düşünebileceklerdir.
Neticede, taraf markalarının uyuşmazlı konusu reddine karar verilen hizmetlerden 35. Sınıfta “alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.
Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, fotokopi makineleri.
Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri.
Salonda oynanan oyunlar; harici ekran ya da monitör ile bağlanıp oynanabilen oyunlar için aletler, makineler ve cihazlar (jetonla çalışanlar dahil). mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” ve 41.sınıfta “Eğitim ve öğretim hizmetleri.” açısından aynı, aynı tür ya da benzerlik hizmetleri kapsadıkları, bunun yanı sıra işaretler arasında her ne kadar farklılıklar mevcut olsa da dava konusu markanın,
davalı yanın önceki markasını oluşturan iki sözcüğün kısaltılarak birleşimi algısını ilk anda ve tereddütsüz bir biçimde ortaya koyduğu, bu halde işaretlerin özellikle işitsel ve kavramsal açıdan güçlü bir benzerlik taşıdıkları, markaların birbirlerinin serisi, devamı gibi algı yaratarak her iki markanın da aynı iktisadi kaynağa ait olduğu yanılgısını tüketicide yaratmaya müsait oldukları, bu algıda esas teşkil eden eklentinin “lab” son sesi olacağı, başka bir ifadeyle tek başına dava konusu markada yer alan unsurların ortalama bir tüketici zihninde,
davalı yanın markalarını doğrudan çağrıştırma ihtimali daha düşük olabilir ise de markayı oluşturan ibarelerin bir bütün olarak kullanımından kaynaklı oluşan nihai bütünsel algıda, tüketicinin, dava konusu marka ile davalı yanın markası arasında işletmesel bir bir ilişki kurabileceği kanaatine varılmıştır.
Davacı yana ait marka başvurusunun .... tarafından reddine dair verilen kararın bir diğer gerekçesi ise mevzuatımızda 6769 s. SMK 6/9 maddesindeki “Kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir.” düzenlemesidir.
Buna göre bir marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olarak değerlendirebilmesi için, başvuru anında, markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılmak istenildiğinin ispatlanması gerekmektedir. Dolayısıyla kötü niyetin kabulü için, marka için başvuruda bulunan kişi, markanın temel işlevleri olan ürünün işletmeye aidiyetini sağlama ve diğer ürünler karşısında ayırt edicilik sağlama fonksiyonu dışında bir amaçla veya marka üzerindeki gerçek hak sahibinin markadan yararlanmasını engellemek veya markanın ün ve şöhretinden yararlanmak suretiyle haksız çıkar edinme gibi bir amaçla hareket etmelidir.
Bununla birlikte marka başvurusunun kötü niyetli bir başvuru olarak değerlendirilebilmesi ancak marka başvurusu sırasında kötü niyetli olarak markanın amacı ve temel işlevi dışında bir amaçla kullanılması gerekir.
ATAD nezdinde görülen uyuşmazlıklarda da kötü niyetin varlığının tescil başvurusu esnasında olması gerekliliği yönündeki görüş aynı şekilde benimsenmiş olmakla birlikte bir kararda aşağıdaki ifadelere yer verilmiştir;
Kötü niyetin varlığında tescil başvurusunun yapıldığı tarihteki ilgili tüm faktörlerin değerlendirmeye alınması gerekmektedir. Doktrinde de tescil başvurusunda bulunan kişinin kötü niyetli olduğuna emare teşkil edebilecek olgu ve olayların varlığı, kötü niyetli marka başvurusunun kabulü için yeterli sayılmaktadır.
Buna karşılık başvuru sahibinin, hakkını kötüye kullanma niyeti taşıması veya başkalarını engelleme amacına sahip olması gibi sübjektif durumlar kural olarak tespit edilmeye çalışılmamalıdır. Zaten kişinin içsel durumunu ifade eden sübjektif unsurlara doğrudan ulaşmak veya nüfuz etmek mümkün de değildir.
Ancak, somut olayda başvuru sahibinin içsel durumunu ifade eden bilme, kast, niyet gibi hususların anlaşılabileceği veya ortaya çıkarılabileceğine dair ciddi belirtilerin varlığı halinde, bunlar araştırılarak, kötü niyetli tescilin varlığı sonucuna ulaşmada yardımcı unsur olarak kullanılabilir. Bir markanın yurtdışında tescilli olması anılan markanın aynısının ya da benzerinin “markaların ülkeselliği” ilkesi gereği Türkiye’de tescil edilmesine engel değildir.
Bu noktada önem teşkil eden husus, yurt dışındaki marka tescillerinden haberdar olan kimsenin, sırf bu saikle ve yurtdışındaki tescil sahibinin ülkeye girişini engelleme ve yedekleme amacıyla markayı tescil ettirmiş olması veyahut yurtdışındaki markanın tanınmış olması halinde bu tanınmışlıktan yararlanarak haksız yoldan menfaat elde etme ve anılan markanın ticari itibarı/değerinden yararlanılmak istenilmesidir.
Dava konusu marka başvurusunun yayına yönelik olarak davalı tarafça ileri sürülen kötü niyete yönelik itirazların temelini, davacı yanın daha evvel de 2017/31048 sayısı ve GAMELAB İSTANBUL ibaresi ile ve 2017/31075 sayısı ve GAMELAB ibaresi ile 42. Sınıf hizmetleri kapsar şekilde gerçekleştirdiği başvuruya yönelik davalı yan itirazlarının Kurum nezdinde kabul edildiği ve başvuruların reddolunduğu, başvuruların reddine dair verilen YİDK kararının iptali istemiyle davacı tarafça açılan ve Ankara 2. FSHHM nezdinde 2018/199E. ve 2020/151K. sayısı ile görülen davanın 02.07.2020 tarihinde sonuçlandığı ve davanın reddine karar verildiği, davacı yanın buna rağmen kararın sonuçlarını dolanmak adına 14.07.2020 tarihinde işbu dava konusu marka başvurusunu gerçekleştirdiği hususları oluşturmaktadır.
Dava konusu başvuru, davacı yanın önceki tarihli markalarından 2017/31048 sayısı ve GAMELAB İSTANBUL ibaresi ile başvuru konusu edilmiş markasının birebir aynısı olduğu, dolayısıyla davacının mahkemenin aleyhine verdiği kararın arkasını dolanmak suretiyle farklı mal ve hizmetler yönünden tescil talebinde bulunduğu, davaya konu markanın kendine özgü bir marka olması dikkate alındığında bu markayı bilmediği ve rastgele bu markayı seçtiğini ileri süremeyeceği;
Davalı şirket tarafından "gaming laboratories international" ve "gaming labs certified" (garanti markası) gibi markaların yurtdışında çeşitli ülkelerde başvuru tarihinden önce tescil ettirilmiş olduğu ve bu tescillerin söz konusu ibarelerin başvuru tarihinden daha önce davalı şirket şirket tarafından ihdas edildiğini gösteren birer veri olduğu; ayrıca, "gaming laboratories" ibaresi aynı zamanda davalı şirketin ticaret unvanının kılavuz unsurunu oluşturduğu;
yanı sıra davalı şirketin uzun yıllardır yazılımlar başta olmak üzere oyunlar ve şans oyunlarıyla ilgili test, sertifika, danışmanlık hizmetleri gibi alanlarda faaliyet gösteriyor olması ve başvuru kapsamında da davalı şirketin faaliyet alanındaki hizmetlerin bulunması gibi hususlar birlikte göz önüne alındığında, başvuru sahibinin davalı firmadan ve davalı şirkete ait markaların varlığından haberdar olmaksızın "gamelab" ibareli başvuruyu yapmasının ticari hayatın olağan akışına aykırı olacağı,
başvuru sahibinin herhangi bir haklı sebep bulunmaksızın davalı şirket tarafından başvuru tarihinden önce ihdas edilen ve kullanılan markalar ile yüksek benzerlik içeren "gamelab" ibaresini, davalı şirketin faaliyet alanına giren hizmetleri de içerecek şekilde ....de kendisi adına tescil ettirmek için yapmış olduğu başvurunun tesadüf ile açıklanamayacağı, dolayısıyla davalının bu markayı seçmesinde kötü niyetli olduğu kanaatine varılmıştır.
Neticede, dosya incelendiğinde, kısmen benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından;
Davaya konu .... sayılı marka başvuru kapsamında reddine karar verilen hizmetlerden 35. Sınıfta “alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.
Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Ses ve görüntünün kaydı, nakli veya yeniden meydana getirilmesi (reprodüksiyonu) için cihazlar: kameralar, fotoğraf makineleri, televizyonlar, videolar, cd-dvd kayıt ve oynatıcı cihazlar, mp3 çalar, bilgisayarlar, masa üstü-tablet bilgisayarlar, giyilebilir teknolojik cihazlar (akıllı saatler, bileklikler, başa takılan cihazlar), mikrofonlar, hoparlörler, kulaklıklar; haberleşme ve çoğaltma amaçlı cihazlar ve bilgisayar çevre donanımları: cep telefonları ve bunların kılıfları, sabit telefonlar, telefon santralleri, bilgisayar yazıcıları, tarayıcılar, fotokopi makineleri.
Manyetik, optik kayıt taşıyıcılar ve bunlara kaydedilmiş bilgisayar programları ve yazılımları; bilgisayar ağları vasıtasıyla indirilebilen ve manyetik ve optik ortamlara kayıt edilebilen elektronik yayınlar; manyetik/optik okuyuculu kartlar, manyetik, optik ve elektronik ortamlara kaydedilmiş çekilmiş sinema filmleri, diziler ve video müzik klipleri.
Salonda oynanan oyunlar; harici ekran ya da monitör ile bağlanıp oynanabilen oyunlar için aletler, makineler ve cihazlar (jetonla çalışanlar dahil). mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)” ve 41.sınıfta “Eğitim ve öğretim hizmetleri.” açısından taraf markalarının aynı, aynı tür ya da benzer hizmetleri kapsadıkları, taraf markaları ve esas unsurları açısından,
ilgili tüketicilerin farklı iki marka karşısında olduklarını algılasalar dahi bu markaların aynı iktisadi kaynağa ait olduklarını düşünmelerinin kuvvetle muhtemel olacağı, bu durum neticesinde ise işaretler arasında iktisadi – idari anlamda ilişkilendirilme ve buna bağlı iltibas ihtimalinin meydana geleceği, davacı yanın başvurusunda kötü niyetli olduğu, YİDK kararının yerinde olduğu ve iptali şartlarının oluşmadığı anlaşıldığından, davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Kâtip Hâkim 41072 · ✍e-imzalıdır ✍e-imzalıdır
Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2022/46, K. 2022/421, 22 Aralık 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama