KÜNYE
T.C. Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2024
- T.C. ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/221 Esas - 2024/526
- Esas no
- 2023/221 Esas
- Karar no
- 2024/526
- Hakim
- ....
- Katip
- ...
- Davacı
- ....
- Vekili
- Av. ....
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av. ....
- Dava
- Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 27/03/2023
- Gerekçeli karar tarihi
- 10/07/2024
Karar Metni
949 kelime·5 dk okuma·3 bölüm
Mahkememizde görülen davanın açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari satım sözleşmesi kapsamında müvekkili tarafından düzenlenen faturalarda kur oranının belirlendiği ve davalıya tebliğ edildiğini ve itiraz edilmediğini, davalı tarafça yapılan ödemelerin fatura tarihindeki kur üzerinden yapıldığını,bunun üzerine müvekkilinin kur farkı faturası düzenleyerek davalıya tebliğ ettiğini, ancak faturaların haksız olarak iade edildiğini iddia ederek 13.319,54 Euro kur farkı alacağının fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden hesaplanarak dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın zamanaşımına uğradığını, aradaki ticari ilişkinin gereği olarak satımın yapıldığı günkü kur üzerinden vaktinde ödeme yapıldığını, daha önce kur farkına ilişkin bir talepte bulunulmadığını, döviz değerinin artması ve iş ilişkisinin sona ermesi üzerine eldeki davanın kötü niyetli olarak açıldığını savunarak davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLER
Tarafların bildirdiği deliller toplanmış, faturalar, ihtarname dosya arasına alınmış, taraflara ticari defterlerini sunmak üzere HMK'nun 222. ve devamı maddeleri uyarınca ihtarat yapılarak süre verilmiş, sunulan defterler incelenmek üzere mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiştir.
Mali müşavir bilirkişi ve nitelikli hesap bilirkişisi 08/08/2023 tarihli raporunda özetle, tarafların defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve sahibi lehine delil teşkil ettiği, taraf defterlerinin birbirini doğruladığı, defter kayıtlarına göre davalının 20.512,16 TL alacaklı olduğunu, ihtilafa konu yedi adet faturadan iki adedinde kur farkına ilişkin not olmadığını, diğer faturalarda not bulunduğunu, kur farkı anlaşması bulunduğu kabul edilecek olursa, 07/10/2021 tarihli faturada not bulunmadığı ancak ödeme tarihi gözetilerek 1.123,06 Euro, 19/10/2021 tarihli faturada not bulunmadığı ancak ödeme tarihi gözetilerek 829,16 Euro,
19/11/2021 tarihli faturada 600,15 Euro, 28/02/2022 tarihli faturada 1.034,30 Euro, 14/03/2022 tarihli faturada 40,17 Euro kur farkı alacağı hesaplandığı, 14/12/2021 ve 14/03/2022 tarihli faturalarda ödeme tarihi gözetilerek kur farkı alacağı bulunmadığı bildirilmiştir. Tarafların eksik BA-BS formları celp edildikten sonra taraf itirazları üzerine alınan 09/11/2023 tarihli ek raporda özetle, kök rapordaki beyanlarını tekrar etmişlerdir.
Davalı yetkilisinin isticvabından sonra alınan 06/05/2024 tarihli ek raporda, 23/03/2022 tarihli belge dikkate alındığında 14/03/2022 tarihinde davacının 3.580,00 Euro (55.316,40 TL) alacağı bulunduğu bildirilmiştir. Kök ve ek raporlar oluşa ve dosya kapsamına uygun bulunarak hükme esas alınmıştır.
Davalı şirket yetkilisi Mahkememizde 23/03/2022 tarihli borç tanımasına ilişkin belgeye ilişkin olarak isticvap edilmiş, "Bana göstermiş olduğunuz 23/03/2022 tarihli borç tanımına ilişkin belgedeki imza bana aittir, davacıyla ticaretimiz 2019 yılından bu yana devam etmektedir, öncesinde vade farkına ilişkin anlaşmamız yoktu, davacı bir araya geldiğimizde ısrar ederek vade farkına ilişkin bu borç tanımlamasını imzalatmıştır, taraflar arasında TL cinsinden hali hazırda benim alacağım vardır, davacının benden herhangi bir alacağı bulunmamaktadır, gösterdiğiniz evraka ilişkin ödeme yapılmamıştır," şeklinde beyanda bulunmuştur.
DEĞERLENDİRME
Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı düzenlenen faturalar nedeni ile kur farkı alacağının tahsili istemine ilişkindir.
Davalı yan zamanaşımı savunmasında bulunmuş, alacağın satış sözleşmesinden kaynaklanması nedeni ile TBK'nun 146. maddesi gözetilerek yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.
Taraflar arasında sözlü satış sözleşmesine dayalı ticari ilişki bulunduğu ve tarafların edimlerini ifa ettikleri konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı faturalardaki kur farkına ilişkin hüküm gereği kur farkı bedelinin tahsili talebinde bulunmuş, davalı taraflar arasında kur farkı anlaşması bulunmadığını savunmuştur.
Tarafların usulüne uygun tutulan defterleri üzerinde inceleme yapan ve hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davalının 20.512,16 TL alacaklı olduğu, taraflar arasında kur farkına ilişkin anlaşma bulunmadığı, kur farkına konu edilen dava konusu yedi adet faturadan ikisinde kur farkına ilişkin hüküm bulunmadığı, ödeme tarihlerine göre 1.123,06 Euro ve 829,16 Euro kur farkı bedeli hesaplandığını, diğer beş adet faturada kur farkına ilişkin hüküm bulunduğu, ikisinde ödeme tarihleri dikkate alındığında kur farkı alacağı doğmadığı, üç faturada ise 600,15 Euro, 1.034,30 Euro ve 40,17 Euro kur farkı alacağı hesaplandığı, davacı tarafça sunulan borç tanımasına ilişkin 23/03/2022 tarihi itibari ile 55.316,40 TL değerinde olduğu bildirilmiştir.
TBK'nun 18. maddesinde "Borcun sebebini içermemiş olsa bile borç tanıması geçerlidir," hükmü düzenlenmiştir. İmzası inkar edilmeyen belge içeriğinde, "23/03/2022 tarihinde yapılan görüşmeye istinaden ... firmasına 159.000,00 TL borcum bulunmaktadır. Tutarı için 1 ay içerisinde 23/06/2022 tarihli çek vereceğiz," ifadesi bulunmaktadır. Davalı şirket yetkilisi isticvap edilmiş, belgenin kur farkı alacağına ilişkin düzenlendiğini, ancak geçerli olmadığını beyan etmiştir.
Her ne kadar dava konusu faturalar ile ödeme tarihleri gözetildiğinde bilirkişi raporunda belirlendiği miktarda kur farkı talep edilebileceği değerlendirilmekte ise de, kayıt ve şart içermeyen borç tanımasına ilişkin belgenin kur farkı alacağına ilişkin olduğuna dair davalı yetkilisinin beyanı karşısında 23/03/2022 tarihi itibari ile davacının 159.000,00 TL kur farkı alacağı olduğu ve ödenmediğinin ikrar edildiği değerlendirilmiş ve davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne karar vermek gerektiği kanaati ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip .... Hakim .... · ¸¸ ¸¸
Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2023/221, K. 2024/526, 25 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama