KÜNYE
T.C. Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi T.C. Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi Birleşen .... Sayılı Dosyası
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2025
- Esas no
- 2025/57 Esas
- Karar no
- 2025/399
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... TC:... - ....
- Vekili
- Av. ... -....
- Davalı
- ... -TC:...- ...
- Vekili
- Av. ... - ....
- Dava
- Alacak, Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 25/08/2009
- Davacı
- ... -TC:...- ...
- Vekili
- Av. ... -....
- Davalı
- ... TC:... -....
- Vekili
- Av. ... -....
- Dava
- Alacak
- Dava tarihi
- 12/12/2009
- Davacı
- ... TC:... -....
- Vekili
- Av. ... -....
- Davalı
- ... -TC:...- ...
- Vekili
- Av. ... - ....
- Dava
- Alacak, Alacak (Ticari İşletmenin Satılması Veya Devrinden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 01/03/2022
- Gerekçeli karar tarihi
- 02/06/2025
Karar Metni
1.577 kelime·8 dk okuma·2 bölüm
Mahkememizde görülmekte olan davanın yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında ... bayisi işletmesinin ortaklığı konusunda 17/06/2008 tarihli sözleşme imzalandığını, müvekkilinin %50 ortak olduğunu, sözleşme gereği her ay sonunda kazancın yarı yarıya paylaştırılacağı kararlaştırılsa da müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, müvekkilinin sözleşmenin feshine ilişkin ihtarname ile 50.000,00 TL ortaklık payı, 50.000,00 dolar cezai şartı ve 15.000,00 TL kar payının ödenmesini talep ettiğini ancak kabul edilmediğini iddia ederek şimdilik 10.000,00 TL hisse bedeli, 1.491,50 TL cezai şart, 1.000,00 TL kar payının 30/05/2009 tarihinden işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 04/03/2019 tarihli ıslah dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde talep edilen 10.000 TL ortaklık payını 56.401,34 TL'ye, 1.000 TL kâr payını 2.971,87 TL'ye ıslah ettiklerini beyan etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; iş bölümü itirazında bulunduklarını, sözleşmenin geçerli olmadığını, davacının sermaye vermediği gibi emeği ile yardımda bulunmadığını, müvekkilinin şahsi alacaklısı olan senedi rızası dışında aldığını, protokol geçerli olmadan işletme kasasından para aldığını, işletmenin zarar ettiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen .... Mahkemesi'nin dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının işletmesine 15.000,00 TL sermaye koyarak ve emeği ile bizzat çalışmayı vaat ederek ortak olduğunu, sermayeyi ödemediği gibi başka bir yerde çalışmaya devam ettiğini, müvekkilinin haberi olmadan kasadan para aldığını, müvekkilinin şahsi alacağı olan 37.450,00 TL bedelli senetleri aldığını, senetleri iade etmediğini iddia ederek senet bedellerine ve uğranılan zararlara karşılık şimdilik 12.840,00 TL alacağın vade tarihlerinden işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; sözleşmenin geçerli olduğunu, müvekkilinin kasadan para aldığı iddiasının doğru olmadığını, kaldı ki ortak olmayan kişinin kasadan para almasının mümkün olmadığını, müvekkilinin cebinden ve kredi kartı ile işletme masrafları yaptığını, müvekkilinin aldığı iddia edilen senetlerin alındığını, yazılı bir delil ile ispat edilmesinin gerektiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Birleşen .... Mahkemesi'nin dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde özetle; adi ortaklığın tasfiyesine ilişkin alınan tasfiye kurulu raporunda müvekkilinin alacağını 321.037,49 TL olarak belirlenmiş olması nedeni ile asıl davada ıslah yolu ile arttırılmayan 262.155,78 TL'nin reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili birleşen davaya cevap dilekçesinde özetle; zaman aşımı savunmasında bulunduğunu, tasfiye kurulu raporuna yaptıkları itirazlarını tekrar ettiklerini savunarak davanın reddini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl ve birleşen davalar, adi ortaklığın tasfiyesi, ortaklık/kar payı, cezai şart ve tazminat istemine ilişkindir.
Mahkememizce verilen 05/04/2022 tarihli kararın taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine .... sayılı ilamı ile "Davaya Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından heyet halinde bakılarak yapılacak yargılama neticesinde oluşacak sonuca göre hüküm kurulması" gerektiğinden bahisle kararın kaldırılarak Mahkememize gönderildiği anlaşılmıştır. Dosya kaldırma ilamı doğrultusunda heyete tevdi edilmiştir.
Taraflar arasında su bayisi işletmesine ilişkin 17/06/2008 tarihli protokol ile adi ortaklık kurulduğu, davacının 21/05/2009 tarihli ihtarname ile sözleşmeyi feshettiğini beyan ettiği, ortaklık/kar payının ve cezai şartın tahsili amacıyla eldeki asıl davayı açtığı, birleşen davada da diğer ortağın edimlerini yerine getirmemesi nedeni ile uğranılan zararın tahsilini talep ettiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar davalı ..., davacının sermaye koymadığı ve bedenen çalışmadığını beyan ederek adi ortaklığın kurulmadığını savunmuş ise de, adi ortaklığın protokol ile tesis edildiği ve davacının protokol ile üzerine düşen edimleri yerine getirmediğine ilişkin ispata elverişli bir delil sunulmadığı dikkate alındığında bu iddiaya itibar etmenin mümkün olmadığı, adi ortaklığın vücuda geldiği değerlendirilmiştir. Yine davacının bedensel çalışma yükümlülüğünün bulunduğuna ilişkin sözleşmede hüküm de bulunmamaktadır. Protokol uyarınca taraflar adi ortaklıkta %50 hisse sahibidir.
Taraflar arasındaki protokol uyarınca, her ay sonunda kar payı dağıtılması kararlaştırılmış ise de ödeme yapılmadığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. İç ilişkide karşılıklı güvene ve iyiniyete dayanan adi ortaklık sözleşmesinin, ortaklar arasında var olan karşılıklı güven ilişkisinin bozulması nedeniyle davacının 21/05/2009 tarihli ihtarnamesi ile feshedildiği ve ortakların karşılıklı alacak talebinde bulundukları, bu hali ile adi ortaklığın feshi ile birlikte tasfiyesi gerektiği değerlendirilmiştir. Bu nedenle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun 620 ve devamı maddelerinde düzenlenen adi ortaklık hükümleri uyarınca 642 ve devamı maddelerindeki tasfiye hükümlerinin somut olaya uygulanması gerektiği kanaatine varılmıştır.
TBK'nun 642 ve devamı maddeleri uyarınca, tasfiye memuru belirlenmesi hususunda taraflara imkan ve süre verilmiş, taraflarca belirlenmemesi nedeni ile Mahkememizce resen görevlendirme yapılmıştır.
Tasfiye memurları, tasfiye konusunda sözleşmede hüküm bulunmadığından müstakar yüksek mahkeme kararları ve taraflarca sunulan bilgi ve belgeler ile bilançoyu belirlemeye elverişli delilleri gözeterek üç aşamalı olarak tasfiyeyi gerçekleştirmiş ve üç adet tasfiye raporunu düzenlemiş, ortaklığın defterleri ile rayiç gözetilerek ortaklığın ve davacının payına düşen kar miktarını hesaplamıştır.
Her ne kadar davalı yan tasfiye kurulu raporlarına itiraz etmiş ise de, itirazlarını değerlendirir mahiyette birden fazla kez rapor alındığı, bilirkişi ve tasfiye kurulundaki bilirkişilerin uzmanlık alanları da gözetildiğinde savunmalarına itibar etmek mümkün olmamıştır.
Araçlara ilişkin itirazının değerlendirilmesinde, araçların işletmede kullanılmak için kredi ile alındıkları ve üç yılın sonunda dava dışı kişilere satılacağı protokol ile belirlendiğinden ve işletme değerine ilişkin itirazın ise, işletmenin yönetici ortak olan davalıda kalacağı değerlendirildiğinde yerinde olmadığı kanaatine varılmıştır.
Tasfiye kurulu tarafından adi ortaklığın tasfiyesi gerçekleştirilmiş, ortaklığın bilançosu ile kar/zarar durumu belirlenmiş, tarafların kar payı taleplerinin yerinde olduğu kanaatine varılmıştır. Davalı ...'ın birleşen davada sözleşme kurulmaması nedeni ile tazminat talebinde bulunmuş ise de yukarıda açıklandığı üzere Mahkememizce adi ortaklığın kurulduğu kabul edildiğinden zarara ilişkin talebinin reddi ile tasfiye memurlarının karar tarihine en yakın tarih itibari ile hesaplama yaptığı son ek raporu doğrultusunda kar payına hükmedilmesi gerektiği değerlendirilmiştir.
Birleşen davacı ... her ne kadar, diğer ortağın kasadan para aldığını ve kendisine ait senetleri teslim etmediğini iddia etmiş ise de bu hususu ispata elverişli delil ibraz edememiştir. Yine davacı ... işletme için cebinden yaptığını iddia ettiği ödemelere ilişkin ispata elverişli delil ibraz edememiştir.
Davacı ... her ne kadar cezai şart talebinde de bulunmuş ise de, cezanın niteliğinin ifaya ekli cezai şart mahiyetinde olduğu gözetildiğinde şartları oluşmayan talep yönünden davanın reddi gerektiği değerlendirilmiştir.
Açıklanan gerekçelerle taraflar arasında adi ortaklığın kurulduğu, bilirkişi raporları ile işletmenin durumunun tespit edildiği, tasfiye kurulu tarafından adi ortaklığın tasfiyesinin tamamlanarak taraflara düşen kar payının belirlendiği,
tarafların adi ortaklığın tasfiyesi ve yasa gereği kar payı dışında talep edebilecekleri alacakları bulunduğuna dair ispata elverişli delil sunamadıkları, adi ortaklığa ait araçların satılmış olması ve hali hazırda aktifi bulunmadığından tasfiye kurulu tarafından kaldırma ilamından önce düzenlenen tarihsiz tasfiye kurulu ek raporuna itibar edilerek adi ortaklığın tasfiyesine ve asıl davacının davasının ıslah ve birleşen dava ile talep ettiği karar tarihine en yakın kar payının, davalının ise birleşen davada talebi ile bağlı kalınarak kar payının dağıtılmasına karar vermek gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Başkan ... · ¸[e-imza] · Üye ... · ¸[e-imza] · Üye ... · ¸[e-imza] · Katip ... · ¸[e-imza]
Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi, E. 2025/57, K. 2025/399, 29 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama