KÜNYE
Türk Milleti Adına Karar Vermeye Yetkili T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2024
- T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2018/14 Esas - 2024/352
- Esas no
- 2018/14
- Karar no
- 2024/352
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- 1-...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- 2- ...
- Dava
- Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali
- Dava tarihi
- 08/01/2018
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 24/10/2024
- Talep
- —
Karar Metni
2.097 kelime·10 dk okuma·7 bölüm
Davacı vekili 08/01/2018 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkili şirketin ... sayılı "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarası alan başvurunun, ... ilanı üzerine müvekkili tarafından ... itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak ... (...) tarafından reddine karar verildiğini, söz konusu kararın yerinde olmadığını,
zira davacının 1953 tarihinden bu yana ilaç üretimi ve pazarlaması alanında faaliyet gösteren, tamamen Türk sermayeli bir şirket olduğunu, Türk ilaç sektöründeki 300 kuruluş içinde 3. sırada yer aldığını, ilaç sektöründe ilklere imza attığını ve pek çok ödül aldığını, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan yakın benzer olduklarını, taraf markalarında kullanılmış olan kelimeler arasında sadece iki harf değişikliğinin olduğunu, ibareler arasındaki diğer harflerin dizinleri de dahil olmak üzere birebir aynı olduğunu ve harf değişikliklerinin de ibarelerin ortak kısmında bulunduğunu,
davacının “...” markasını 30 yıldır fiilen bir nevi ilaçlarda kullandığını, zaten de taraf markalarının kapsamına giren ve dava konusu edilen emtiaların aynı olduğunu, dolayısıyla taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin olduğunun kabulünün gerektiğini, dava konusu edilen markanın tescili halinde bu markanın davacının markalarının bir serisi olarak algılanacağını ileri sürerek, ... sayılı kararının iptaline ve marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Alınan kararın usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Davalı şirkete dava dilekçesi usulüne uygun olarak uluslararası tebligat yoluyla tebliğ edilmiş ancak, ancak davalı firma yasal süresi içerisinde davanın esasına cevap vermediği gibi dava dosyasına bilahare herhangi bir savunma da sunmamıştır.
MUHAKEME
HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1'e dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş,
06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 08/11/2017 tarihinde tebliğ edildiği, 08/01/2018 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
İDARİ AŞAMANIN ÖZETİ
... numaralı marka tescil başvurusu dosyasının örneği incelendiğinde; davalı firmanın 27.06.2016 tarihinde, 05. Sınıfa giren bir takım emtialarda kullanılmak üzere dosyaladığı "..." ibareli marka başvurusunun tescil edilmek üzere 12.01.2017 tarihli ve 268 sayılı ...’nde ilanı üzerine davacı şirketin KHK m. 8/1-b hükmüne ve ... sayılı markasına dayalı olarak itiraz ettiği, bu itirazı inceleyen ...’nın 25.05.2017 tarihli ve ... sayılı kararı ile, markalar benzer görülmediğinden, davacının itirazını reddettiği, bunun üzerine davacının itirazını, aynı markaya ve aynı gerekçeye dayalı olarak tekrar ettiği ve bu itirazın da ...’in ...’nun huzurda dava konusu edilen 06.11.2017 tarihli ve ... sayılı kararı ile bütünüyle ve nihai olarak reddedildiği anlaşılmaktadır.
... ...'in ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun yayınına yapılan itirazın incelenmesi sonucunda, markalar kavramsal, işitsel ve görsel olarak ihtiva ettikleri unsurların tamamı ile birlikte bir bütün olarak değerlendirildiğinde, başvurun ile itiraza gerekçe olarak gösterilen ... sayılı ve "..." ibareli marka arasında iltibas ihtimali bulunmadığı kanaatine varıldığından itirazın reddi gerekmiştir.
KARAR
İtirazın reddine oybirliği ile karar verilmiştir. " şeklinde ifade edilmiştir.
Taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı Başvuru Markası Davacı Markası "..." "..." (...) (...) 05. sınıf. 05. sınıf.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 11/07/2024 havale tarihli raporda özetle;
"1) Taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığı,
2) Davalının markasının kapsamına giren, “tarım ilaçları” hariç tüm emtialar yönünden emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının (kısmen) gerçekleştiği,
3) Dava konusu edilen emtiaların hitap ettiği ortalama alıcı/tüketici kitlesinin seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin değişiklik gösterdiği,
4) (1) nolu bentte yer alan değerlendirmeden dolayı, (2) nolu bentteki tespite rağmen, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı,
5) Dava konusu edilen 06.11.2017 tarihli ve ... sayılı ... kararının, yukarıdaki değerlendirmeler ile çelişmediği/uyumlu olduğu,
6) Davacının markanın hükümsüzlüğü talebinin, yukarıdaki değerlendirmeler ile çeliştiği/uyumlu olmadığı," ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, yeni heyetten rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME 1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme Dava konusu "..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusunun 05'inci sınıftaki: "05: Air purifying preparations; pesticides; adhesive tapes for medical purposes; dressings, medical; diapers [babies' napkins]; wadding for medical purposes; scapulars for surgical purposes; surgical dressings; teeth filling material; diapers for pets.
TÜRKÇE TERCÜMESİ
05: Hava temizleme preparatları; Tarım ilacı; tıbbi amaçlı yapışkan bantlar; pansumanlar, tıbbi; çocuk bezleri [bebek peçeteleri]; tıbbi amaçlı dolgu; cerrahi amaçlı omuz sargıları; cerrahi pansumanlar; diş dolgu malzemesi; evcil hayvanlar için bezler." alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak davacı markalarının ise ... sayılı "..." ibarelerinden meydana geldiği kapsamında 05. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir. Bu kapsamda davalı başvurusuna konu mal/hizmetlerin, tarım ilacı hariç, davacı markası kapsamında yer aldığı anlaşılmıştır. Tarım ilacı ürünü, tarımda kullanılan kimyasallardan olup, esasen 05. Sınıfa değil 01. Sınıfın kapsamına girmektedir. Bu emtia ile davacının markasının tescilli olduğu “insan ve hayvan sağlığı için ilaçlar”ın da benzer/türdeş olduğunun söylenmesi mümkün görülmemektedir. Bu nedenlerle; davalı firmanın markasının kapsamına giren, “tarım ilacı” hariç tüm emtialar yönünden somut uyuşmazlıkta emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleşmiş olduğu değerlendirilmiştir.
Hedef Tüketici Kesimi Değerlendirmesi
Markalar arasındaki karıştırılma ihtimalinin tespitinde kural olarak ortalama tüketiciler dikkate alınacak olup; doktrinde kabul edilen kritere göre malın hitap ettiği makul düzeyde bilgi ve dikkate sahip tüketicilerin tamamının ya da büyük bir bölümünün karışıklık yaşaması değil, bu tüketicilerin bir kısmının karışıklık yaşama ihtimali bulunması, benzerlik ve iltibas bulunduğunun kabulü için yeterli bulunmaktadır.
Yukarıdaki hususlar dâhilinde somut olayda, davalının markasının kapsamına alınmak istenilen emtiaların çok farklı bilinç/dikkat/özen seviyesindeki tüketicilere/alıcılara hitap ettiği değerlendirilmiştir.
Keza; “hava temizleme preparatları” ve “çocuk, evcil hayvan bezleri” daha ziyade günlük tüketime konu, ucuz ve risk faktörü düşük emtialar iken, “tıbbi ve cerrahi amaçlı pansumanlar, dolgular, sargılar” ile “tarım ilaçları”nın, yani insan/hayvan sağlığıyla doğrudan ilişkili olan bir kısım emtiaların alıcılarının dikkat ve özen seviyesinin yüksek olduğu/olması gerektiği söylenebilecektir.
Bunların sık satın alınmadığı, hatta bir kısmının alıcılar tarafından daha ziyade profesyonel meslekleri/iştigal alanları ile alakalı olarak satın alındığı fiili gerçeği de gözetildiğinde, alıcıların bu emtiaları satın aldığı anda seçicilik/bilinç/ dikkat/algı/özen seviyelerinin düşük olmadığı değerlendirilmiştir.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Davacının markası, renk ve şekil unsurlarından yoksun, düz yazım karakterindeki siyah renkli büyük harflerle yazılmış “...” ibaresinden müteşekkil bir kelime markasıdır ve markanın esas unsurunun “...” olduğu hususunda herhangi bir tereddüt yoktur. Dava konusu edilen marka ise şekil ve kelime unsurlarının bir arada kullanıldığı karma bir markadır; işarette karakteristik stildeki siyah
renkli harflerle, sadece baş harfi büyük olacak şekilde yazılmış olan “...” ibaresinin “İ” harfinin noktası bir çiçek figürü olarak tasarlanmıştır. Öncelikle, işaretteki çiçek figürünün, işaretin markasal hüviyette ayırt ediciliğine katkısının düşük seviyede kaldığı düşünülmektedir, zira; böyle, basit şekil unsurları yanında büyük puntolarla yazılmış kelime unsurlarını haiz markalarda, marka hukukundaki yerleşik görüşe göre, “söz görünümden daha yüksek sesle konuşur”. Ayrıca; potansiyel müşteriler kelime, şekil, renk gibi unsurları bir arada ihtiva eden böyle karma markalarda kelime unsuruna diğer unsurlara göre daha fazla önem vereceklerdir. Bu nedenle de dava konusu edilen markada esas unsurun “...” kelimesi olduğu değerlendirilmiştir.
Buna göre; taraf markalarının esas/tek unsuru olan “...” ve “...” ibarelerinin ilk harfinin ve son beş harfinin, dizinleri de dahil olmak üzere aynı olduğu görülmektedir. Ancak, bu ibarelerin her ikisinin de “S” harfiyle başlıyor olmasının, ibarelerin benzerliği yönünden bir tespit yapılması için yeterli görülmemiştir.
İbarelerin son bölümündeki “-...” kelimesi de, tıpta “dermatoloji” olarak bilinen “cilt/deriyle ilgili” tıp dalını temsil eden bir kısaltma olarak sıklıkla kullanılmaktadır. Dolayısıyla; bilhassa 05. Sınıfa giren ilaçlar/ilaçlı kozmetikler ve ciltle teması yoğun olan pansuman, çocuk bezi vs. gibi ürünler yönünden, içerisinde “-...” geçen kelimelerin markasal hüviyette somut ayırt ediciliğinin düşük olduğu değerlendirilmiştir.
Böyle, ayırt edici niteliği zayıf olan ibareleri marka olarak seçen kişilerin bunun sonuçlarına katlanmak, yani o tanıtma işaretinin bazı tedbirler alınmak ve ilaveler yapılmak suretiyle hafifçe değiştirilmiş şeklinin başkaları tarafından kullanılmasına tahammül etmek zorunda olduğu, böyle ibareleri içeren markalarda ayırt ediciliği düşük olan örtüşen bileşenlerden ziyade diğer unsurlara yönelmek gerektiği yönünde doktrinde ve ... kararlarında yerleşmiş bir görüş bulunmaktadır.
Bununla birlikte; zayıf/ayırt edici niteliği düşük ibareleri ihtiva eden markaların da, zamanla reklam ve yaygın kullanım yoluyla daha yüksek bir ayırt ediciliğe ulaşabileceği, hem öğreti hem ... tarafından kabul edilmektedir. Zira; tanımlayıcılığı veya bilgilendirme işlevi güçlü olan ibarelerin marka olarak kullanımla ayırt edicilik kazanmaları mümkündür.
Öte yandan, herkesin çok sık kullanımına açık ibarelerde bu dönüşüme izin verilmemiştir. “...” kelimesinin, böyle dönüşümü hak ettiğinin kabul edilebilmesi için, ülkedeki alıcı/tüketici çevresinin çok büyük bir kısmının bu işareti, davacının işletmesi ile bağlantı içinde algılaması gerekir. Bunun için aranacak ölçünün, hiçbir şekilde bir markanın tanınmış olup olmadığını tespit ederken belirlenen ölçüden daha hafif olmamasına dikkat edilmelidir.
Çünkü; herkesin kullanımına açık ve bu yönüyle markasal hüviyette herkes tarafından tercih edilebilecek bir kısaltmanın bir kişinin tekeline bırakılması, bir markanın tanınmış sayılmasının sonuçlarından daha önemlidir. Dosya kapsamına göre; “...” ibaresi itibariyle bu tür bir bağımsızlaşmanın sağlandığından bahsedilmesi olanaksızdır.
Ayrıca, taraf markalarının başlangıç kısımlarının okunuşları incelendiğinde, davacının markasının ilk hecesinin “...” şeklinde, davalının markasının ilk hecelerinin ise “...” şeklinde okunduğu tespit edilmekle; bu hecelerin, yani markaların başlangıç kısımlarının kulakta bıraktıkları “tını”ların bir hayli farklı olduğu değerlendirilmiştir.
Halbuki ortalama bir tüketici, dilbilgisi kurallarından kaynaklı olarak markaların başlangıç seslerini oluşturan ibarelere normal şartlarda daha fazla dikkat etmekte, yani tüketiciler markaların başlangıçlarında yer alan ilk unsurlara, soldan sağa okuma alışkanlığı nedeniyle, daha fazla odaklanmaktadır.
Dolayısıyla; taraf markalarının esas unsurları olan ibarelerin “S” harfiyle başlaması ve “...” hecesiyle bitmesinden hareketle, taraf markalarının görsel ve işitsel açılardan benzer olduğunun söylenmesi mümkün görülmemiştir. Bu ibarelerin, bütünleşik halleriyle, Türkçe’de veya yaygın olarak bilinen dillerde yerleşik bir anlamı olmadığı da görüldüğünden, taraf markalarının tüketici zihninde yarattığı algının da yeterli bir yakınlaşma yaratmadığı değerlendiriliştir.
Sonuç olarak; yukarıda detaylı olarak incelendiği üzere, taraf markaları arasında görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzerlik bulunmadığından, somut uyuşmazlıkta taraf markaların karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
2. HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME Taraf markalarının benzer olmaması ve 6769 sayılı SMK'nın 6/1 bendi koşullarının mevcut olmadığı anlaşılmakla, hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu ... kararının yerinde olduğu ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalıdır. Hakim ... · e-imzalıdır.
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2018/14, K. 2024/352, 24 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama