KÜNYE
T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Türk Milleti Adına Karar Vermeye Yetkili T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 8 Şubat 2024
- Esas no
- 2023/230
- Karar no
- 2024/53
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... -
- Vekilleri
- Av. ... - ...
Karar Metni
3.308 kelime·17 dk okuma·11 bölüm
Av. ... -...
DAVALILAR
1- ... -... ... 2- ... -... ... : Av. ... - ... : 3- ... - .... :Av. ...- ...
DAVA
Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 04/05/2023
KARAR TARİHİ : 08/02/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 04/03/2024
TALEP
Davacı vekili 04/05/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla ÖZETLE: müvekkili şirketin .... sayılı "... ...", "...", "...", "... ... ..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şahıs ve davalı şirketin, bu marka ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarasını alan başvurunun, .... ilanı üzerine müvekkili tarafından ... itirazda bulunulduğunu, ancak itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak ... (...) tarafından reddine karar verildiğini,
dava konusu edilen markanın esas unsurunun “...” harfi olduğunun kabulünün gerektiğini, dava konusu edilen markanın “...” şeklindeki kelime unsurunun “...” harfine göre oldukça küçük puntolarla yazıldığını, ayrıca dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen emtialar ile davacının markalarının tescilli ve tanınmış olduğu emtiaların aynı/benzer/türdeş olduklarını, zira davacının markalarının tescili kapsamına giren ve tanınmış olduğu “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” ile dava konusu edilen markanın kapsamına giren 29 ila 30. sınıflardaki gıda ürünlerinin benzer/türdeş emtialar sayılması gerektiğini,
ayrıca davacının “...” markaları altında çok uzun yıllardır otelcilik ve eğlence sektöründe faaliyet gösterdiğini ve aynı zamanda “... ... ...”, “... ...”, “... ...”, “... ... &....”, “... ...” gibi “...” ibaresini esaslı unsur olarak içeren ve devamında tıpkı davaya konu marka başvurusunda olduğu gibi ..., ..., .... gibi İngilizce söz dizilerini içeren seri markalarının bulunduğunu, dolayısıyla dava konusu edilen markada yer alan “...” ibaresinin markalar arasındaki benzerliği ve karıştırılma ihtimalini daha da arttırdığını, ayrıca davacının “...” markalarının,
uzun yıllardır başta 43. sınıfta yer alan hizmetler olmak üzere .... sınıflarda yer alan mallar ve hizmetler üzerinde .... ve ... ’na dahil birçok üye ülkede yoğun biçimde kullanılmakta olduğunu, davacının “...” markasının sektöründeki tanınmışlığının kesinleşmiş ... kararı ile de sabit olduğunu, somut uyuşmazlıkta da davacının tanınmış markaları ile karıştırılacak derecede benzer “...” logosunu esas ve ayırt edici unsur olarak içeren markanın tescil edilmesi halinde davalıların davacının markasının tanınmışlığından haksız olarak faydalanacaklarını,
davacının markasının tanınmışlığına ve ayırt ediciliğine zarar verileceğini ve markanın itibarını zedeleyeceğini ileri sürerek; ... ...'in ... sayılı kararının iptaline ve ... başvuru numaralı marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde ÖZETLE: Alınan kararın usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini talep etmiştir. Davalı şahıs cevap dilekçesinde ÖZETLE: Taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığını, dava konusu edilen markadan “...” harfinin çekilerek taraf markalarının benzer olduğunun iddia edilmesinin haksız olduğunu, zaten de bu harfin tek başına markasal hüviyette ayırt ediciliğinin bulunmadığını, bu nedenlerle davadaki taleplerin reddinin gerektiğini savunmuştur.
MUHAKEME
HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/4, 6/5'e dayalı taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş,
06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 07/03/2023 tarihinde tebliğ edildiği, 04/05/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı ... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şahsın ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, SMK 6/4 maddesine göre ... Sözleşmesi'nin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamında tanınmış marka olup olmadığı iddiasının, SMK 6/5 maddesine göre markaların tanınmışlığı iddiasının,
alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve davalı markasının hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
... ...'in ... sayılı kararında; "... başvuru numaralı "..." ibareli başvurunun ilanına yapılmış olan itirazın reddi yönündeki ... kararına karşı, başvurunun .... sayılı "... ...", "...", "...", "... ... ..." ibareli markalara dayanılarak 6769 s. SMK'nın 6/1, 6/4 ve 6/5. maddeleri uyarınca reddedilmesi talebiyle yapılan itiraz incelenmiştir. Markalar arasındaki görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik değerlendirmesi markaların ayırt edici ve baskın unsurlarını da göz önünde bulundurarak markaların bıraktığı bütünsel intibaya dayanarak yapılmalıdır.Tüketiciler markayı genellikle bütün olarak algılar ve markanın çeşitli detaylarına ilişkin kapsamlı bir analize girişmez.
...Kurul'da, ilgili tüketicilerin başvuruya konu marka ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markaları bütüncül algı çerçevesinde farklı ticari kaynaklardan gelen birbirinden farklı markalar olarak algılayabileceği kanaatine varılmış ve başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır.
Bu itibarla, markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6/1 maddesi hükmü anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı kanaatine varılmıştır. Yayına itiraz sahibi tarafından sunulmuş olan bilgi ve belgeler, uyuşmazlık konusu ibarenin muteriz tarafından başvuru tarihinden önce, başvuru kapsamında yer alan mallar/hizmetlerle ilgili olarak, söz konusu ibarenin ciddi kullanım teşkil edecek şekilde Türkiye'de ticaret alanında kullanıldığı yönünde kanaat oluşturmaya yeterli olmamıştır.
Yapılan incelemede, markalarda ''...'' harfinin ortak olduğu görülmekle birlikte, tek başına harf unsurunun ayırt edici niteliğinin zayıf olduğu ve başvuruda ''...'' ibaresinin asli ayırt edici unsur olduğu dikkate alındığında, başvuru ile itiraz gerekçesi markaların ihtiva ettikleri tüm unsurlarla birlikte görsel, işitsel ve kavramsal yönden bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle iltibasa yol açabilecek düzeyde benzer olmadığı ve markalar arasında 6769 s. SMK'nın 6(1) maddesi anlamında karıştırılma ihtimali bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Markaların karıştırılmayacağı değerlendirmesi ve dosya kapsamında sunulan bilgi ve belgeler birlikte dikkate alındığında, somut olay bakımından diğer itiraz gerekçelerinin haklı ve yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır.
Sayılan nedenlerle, itirazın reddi gerekmiştir.
KARAR
İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
6769 sayılı SINAİ MÜLKİYET KANUNU (10/01/2017 yürürlük) Madde 6 (Marka tescilinde nispi ret nedenleri) "(1) Tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. ...
4) ... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.
5) Tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı ttanınmışlık düzeyi n edeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hâllerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hâli saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. .
Madde kapsamında SMK 6/1 maddesi anlamında iltibastan bahsedebilmek için;
Her iki taraf markasının AYNI işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında, kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) AYNIYETİ olması,
Her iki taraf markasının BENZER işareti taşımaları yanında kapsamlarındaki emtia (mal/hizmet) BENZERLİĞİ olması, ihtimali aranır.
Markaların karıştırılmasından söz edebilmek için ise dava konusu marka ile itiraza mesnet marka/markalar arasında hedef tüketici kitlesi (orta düzeydeki) yönünden markaların “görsel”, “işitsel” ve “kavramsal” özellikleri dikkate alarak genel ve bütünsel açıdan benzerlik ihtimali olması , yine tescilli marka ile tescil olunmak istenen işaret arasında markayı taşıyan her iki ürünün işletmesel kökeninin aynı veya birbirleriyle bağlantılı (idari-ekonomik) işletmeler tarafından üretilmiş olabileceği noktasında bağlantı kurulması (ilişkilendirilme) ihtimalinin bulunması gerekir. Karıştırılma kavramının varlığı için “somut bir karıştırma” eyleminin varlığı şart olmayıp böyle bir tehlikenin varlığı dahi yeterli olacaktır.
SMK 6/4 maddesi anlamında ... Sözleşmesi'nin 1. mükerrer 6. maddesi ise;
Tanınmış markanın karışıklığa meydan verebilecek şekilde aynısının, taklidinin veya tercümesinin aynı veya benzer ürünler için başkası tarafından tescilini re’sen veya ilgilinin isteği üzerine ret veya hükümsüz kılma ve kullanımını yasaklama konusunda üye ülkeleri yükümlü kılmıştır.
SMK 6/5 maddesi anlamında tanınmışlıktan bahsedebilmek için ;
Toplumda (Türkiye sınırlarında) tanınmışlık düzeyine ulaşmış olması koşuluyla, tescilli bir markanın, aynı veya benzerinin farklı mal ve hizmetlerde kullanılması amacıyla yapılan marka başvurusu, tanınmışlığından haksız yarar sağlanabileceği, itibarına zarar verebileceği veya ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumlarda, tanınmış marka sahibinin itirazı üzerine ret edilir.
... içtihatlarında tanınmışlık “bir şahsa veya teşebbüse sıkı bir şekilde matufiyet, garanti, kalite, kuvvetli reklam, yaygın bir dağıtım sistemine bağlı, müşteri, akraba, dost, düşman ayırımı yapılmadan coğrafi sınır, kültür, yaş farkı gözetilmeksizin aynı çevredeki insanlar tarafından refleks halinde ortaya çıkan bir çağrışım olarak” ifade edilmiştir. Bu hallerde başkasının başvuru markası dolayısıyla şayet taraf markaları aynı/benzer mal/hizmet içermiyorsa ve bu marka başvurusu nedeniyle haksız yarar sağlanabileceği, onun itibarına zarar verebileceği veya onun ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği hallerinde nisbi red sebebi sayılarak başvuru markası engellenebilecektir.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı Başvuru Markası "... ..." (...) ... sınıflar.
Davacı Markaları "... ...", "...", "...", "... ... ..."
(....)
.... . sınıflar.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 28/11/2023 havale tarihli raporda konu ayrıntılı irdelenmiş olup özetle;
"...1) Karşılaştırılan işaretlerin/markaların görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olmadığı,
2) Davalının markasının kapsamına giren tüm emtialar yönünden emtia ayniyeti/ benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği,
3) Davalının markasının kapsamına giren emtiaların çeşitliliği gözetildiğinde, bu emtiaların hitap ettiği alıcı/tüketici kitlesinin bilinç/dikkat/özen/seçicilik seviyesi hususunda bir genelleme yapılamayacağı,
4) (1) nolu bentte yer alan değerlendirme nedeniyle, karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin/iltibas tehlikesinin bulunmadığı,
5) Davacının “tanınmışlık” iddiasının davalının markasının kapsamına giren emtialar açısından tesciline/hükmüne bir engelinin/etkisinin olamayacağı,
6) Dava konusu edilen 06.03.2023 tarihli ve ... sayılı ... kararının, bu değerlendirmeler ile çelişmediği/uyumlu olduğu,
7) Davacının hükümsüzlük talebinin bu değerlendirmeler ile uyumlu olmadığı,
..." ifade edilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME Dava konusu "... ..." ibareli marka başvurusunun 29, 30, 43'üncü sınıflardaki alt gruplar yönünden tescilinin talebi ile davalı kurum tarafından yapılan ilana, davacı tarafından ...'inci sınıflar arasındaki bir kısım mal ve hizmetin alt gruplarında tescilli "... ...", "...", "...", "... ... ..." ibareli markaları mesnet gösterilerek itiraz edilmiştir.
1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme
Dava konusu "... ..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusunun 29, 30, 43'üncü sınıflardaki:
"29.sınıf: Et, balık, kümes ve av hayvanlarının etleri ile her nevi işlenmiş et ürünleri. Kuru bakliyat. Hazır çorbalar, bulyonlar. Zeytin, zeytin ezmeleri. Hayvansal kaynaklı sütler; bitkisel kaynaklı sütler; süt ürünleri (tereyağı dahil). Yenilebilir bitkisel yağlar. Kurutulmuş, konservelenmiş, dondurulmuş, pişirilmiş, tütsülenmiş, salamura edilmiş her türlü meyve ve sebzeler, salçalar. Kuru yemişler. Fındık ve fıstık ezmeleri, tahin. Yumurtalar, yumurta tozları. Patates cipsleri.
30. sınıf: Kahve, kakao; kahve veya kakao esaslı içecekler, çikolata esaslı içecekler. Makarnalar, mantılar, erişteler. Pastacılık ve fırıncılık mamulleri, tatlılar: Ekmek, simit, poğaça, pide, sandviç, katmer, börek, yaş pasta, baklava, kadayıf, şerbetli tatlılar, puding, muhallebi, kazandibi, sütlaç, keşkül. Bal, arı sütü, propolis. Yiyecekler için çeşni/lezzet vericiler, vanilya, baharatlar, domates sosları dahil olmak üzere soslar. Mayalar, kabartma tozları.
Her türlü un, irmikler, nişastalar. Toz şeker, kesme şeker, pudra şekeri. Çaylar, buzlu çaylar. Şekerlemeler, çikolatalar, bisküviler, krakerler, gofretler. Sakızlar. Dondurmalar, yenilebilir buzlar. Tuz. Hububattan (tahıl) imal edilmiş çerezler, patlamış mısır, yulaf ezmeleri, mısır cipsleri, kahvaltılık hububat ürünleri, işlemden geçirilmiş buğday, arpa, yulaf, çavdar, pirinç. Pekmez.
43. sınıf: Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri. Geçici konaklama hizmetleri, geçici konaklama ile ilgili rezervasyon hizmetleri, düğün salonu kiralama hizmetleri, konferans ve çeşitli toplantılar için yer sağlama hizmetleri. Gündüz bakımı (kreş) hizmetleri. Hayvanlar için geçici barınma sağlanması hizmetleri" gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
Davacının davasına/itirazlarına mesnet aldığı muhtelif markaları, davalının dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen 43. sınıfa giren hizmetlerin birebir aynıları veya farklı biçimde ifade edilmiş olan aynı hizmetler yönünden tescillidir. Bu nedenle, somut uyuşmazlıkta; davalının markasının kapsamına alınmak istenilen 43. sınıftaki tüm mal/hizmetler açısından, davacının muhtelif markaları yönünden emtia ayniyeti/benzerliği şartının gerçekleştiği kanaatine varılmıştır.
Dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenilen, 29 ila 30. sınıflardaki, gıda ile ilintili emtialar yönünden ise davacının markaları tescilli değildir. Ancak; davacının markalarının tescili kapsamına 43. Sınıftaki “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri” giriyor olduğundan, 29 ile 30. sınıflara giren emtialar yönünden dahi somut uyuşmazlıkta emtia benzerliği/türdeşliği şartının gerçekleştiği söylenebilecektir. Zira.
43. sınıfa giren “yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri”nin verildiği ortamlarda, hizmetin bir parçası olarak tüketiciye sunulan gıdalar, genelde ambalajsız ve markasız nihai gıdalar olsa da, bunların daha uzun raf ömrüne sahip gıda mallarıyla karıştırılabilme hali belli durumlarda söz konusu olabilecektir.
Bu hizmet kolları genelde tüketicinin belli bir hizmeti satın almak üzere tercih ettiği ve bu yolla aslen seçiciliğinin en yüksek olduğu yani, tek bir işletmenin ürünlerini satın almak üzere tercih ettiği hizmet kollarıdır. Bununla birlikte, hizmet markası ile ticari markanın benzemesi durumunda; tüketici her iki markanın aynı işyerine sahip olduğunu düşünebilir ki bu durumda markalar birbiri ile karıştırılabilir.
Zira günümüzde pek çok tanınmış gıda markası, hem yiyecek/içecek üretmekte, hem de bunları tüketiciye servis etmektedir. Ayrıca, somut davada da söz konusu olduğu üzere, günümüzde, yiyecek-içecek sağlanması hizmetleri, reel ortamlardan ziyade sanal ortamlarda da yapılmaktadır ve böyle bir durumda tüketicinin, hizmeti sağlayan kaynakla hizmetin içeriğinde sunulan emtiaları karıştırması ihtimali doğmaktadır.
Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, dava konusu edilen markanın kapsamına alınmak istenen sınıflar ile davacı markalarındaki sınıfların benzer olduğu ve SMK 6/1 maddesi kapsamında iltibas değerlendirilmesinin ilk aşaması olan emtia ayniyeti/benzerliği/türdeşliği şartının sağlandığı anlaşılmıştır.
Hedef Tüketici Kitlesi Bakımından Değerlendirme
Somut davada; davalının markasının kapsamına alınmak istenilen gıda ile ilintili olan 29 ve 30. sınıflara giren emtialar ile bunların 43. sınıf altında satışı hizmetleri özelinde; bu emtiaların hepsi, nispeten uygun fiyatla satılan, satın almadan önce uzun bir araştırma ve inceleme aşamasından geçmeyen, yani ucuz ve risk faktörü düşük mal ve hizmetler olduğu ve hitap ettikleri tüketicilerin markaları aynı anda incelemeye tabi tutmaması, küçük ayrıntıları da dikkatli biçimde incelememesi,
sadece geçmişte edindiği izlenimin etkisiyle hafızasında kalanla yetinerek bir sonuca varmaya çalışması nitelikleri de gözetildiğinde, bu mal ve hizmetlerin daha ziyade günlük tüketime konu/nispeten ucuz fiyata satılan emtialar olması nedeniyle de alıcılarının, bu hizmetleri satın alırken sahip olduğu seçicilik/algı/ dikkat/özen seviyesinin yüksek olmadığı değerlendirilmiştir.
43. sınıftaki diğer hizmetlerin hitap ettiği ortalama alıcı kitlesinin bilinç/dikkat/özen/seçicilik seviyesi incelendiğinde ise alıcılarının söz konusu hizmetleri satın alma kararını verdikleri süreçte daha uzun vakit geçirdiği, muhtelif bilgi kaynaklarından bilgi sağlayarak/makul süreli bir araştırma yaparak yanlış/eksik/kalitesiz hizmet alma riskini azaltmaya çalıştığı, yani bir süre düşünüp değerlendirerek daha çok zahmete ve gayrete katlanarak satın alma kararını verdiği gözetildiğinde, söz konusu alıcı kitlesinin bu hizmetleri satın alırken sahip olduğu seçicilik/algı/dikkat/özen seviyesinin düşük olmadığı değerlendirilmiştir.
B) Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Davacının markaları, renk ve şekil unsurlarından yoksun kelime markalarıdır; işaretlerde “...” harfi tek başına veya “...”, “...” gibi, İngilizce olan ancak dilimize de “...” şeklinde aynen geçmiş veya “dünya çapında” şeklindeki anlamı ile ticari hayatta ve konuşma dilinde sıklıkla kullanıldığı için anlamı bilinen/bilinebilecek cins isimlerle birlikte kullanılmıştır. Dolayısıyla; davacının markalarında “...” harfinin esas unsur olduğu hususunda herhangi bir tereddüt yoktur.
Dava konusu edilen marka ise renk ve şekil unsurlarından yoksun bir kelime markasıdır; işarette gümüş renginde ve büyük puntolarla yazılmış “...” harfinin üzerine, düz yazım karakterindeki daha koyu renkli büyük harflerle birleşik olarak “...” ibaresi yazılmış ve altı çizilmiştir. İşaretin bu kompozisyonu itibariyle, işarette büyük yer kaplayan “...” harfinin görsel açıdan ön planda olduğu ve vurgunun "..." harfinde olduğu görülmüştür.
Her ne kadar "..." harfinin üst kısmında "..." ibaresi bulunuyor olsa da, bu ibarenin ilk bakışta dikkat çekmediği, tüketicinin markayı gördüğünde ilk olarak ve doğrudan "..." harfini algılayacağı değerlendirilmiştir.
Dava kapsamında tescil edilmek istenen davalı markasına esas yukarıda tespiti yapılan tüketici kitlesinden 29 ve 30. sınıflar bakımından ortalama tüketici kitlesinin markaları karıştırabileceği, 43. Sınıf bakımından görece yüksek dikkat ve özene sahip tüketici kitlesi bakımından da aynı sonucun oluşacağı; davacının "..." ibareli ve esas unsurlu markalarının tanımış tüketici kitlesinin, davalının markasını gördüğünde davacının seri markası zannına kapılabileceği değerlendirilmiştir.
Görsel açıdan oluşan bu benzerlik değerlendirmesi, işitsel/fonetik açıdan da aynı sonucu vermektedir.
Kavramsal/anlamsal açıdan ise dava kapsamında taraf markalarındaki ortak unsurun bir harf olması (...) sebebiyle, harfin de anlamı olamayacağından, kavramsal/anlamsal benzerlik değerlendirmesine gerek görülmemiştir. Davalı markasında geçen "..." ibaresinin dilimizdeki karşılığının "..." olduğu (...) görülmekle, söz konusu anlamın dilimize yerleşmemiş olması sebebiyle tüketici tarafından bilinmeyeceği ve bütünsel olarak "sosis çılgınlığı" gibi bir anlama haiz olduğu anlaşılan "..." ibaresini gören/okuyan tüketici zihninde herhangi bir anlamının olmayacağı ve imgesel olarak da bir şekil ya da düşüncenin zihinde belirmeyeceği kanaati hasıl olmuştur.
Dava konusu edilen markada “...” kelimesinin geçiyor olmasının, taraf markalarının okunuşlarını, markaların kulakta bıraktıkları tınıları farklı kılmaya yetmediği; bu ibarenin davacının gerek tek başına "..." ibareli gerekse de bu harfin yanında yer alan "..." ya da "... ..." gibi ibareler ile benzeştiği, yani davacının markalarından biri sanılabileceği kanaatine varılmıştır.
Bütün bunlara göre; karşılaştırılan markaların SMK 6/1 kapsamında benzer olduğu değerlendirilmiştir. Nitekim "...-..." ibaresini davacı markaları ile benzer gören ...'nin 03.12.2012 tarihli ve .... sayılı kararı; "...-..." ibaresini davacı markaları ile benzer gören ....'nin 24.01.2017 tarihli ve ... sayılı kararı, "...-..." ibaresini davacı markaları ile benzer gören ....'nin 20.10.2014 tarihli ve .... sayılı ilamlarının da bu yönde olduğu anlaşılmıştır.
2.6769 SAYILI SMK 6/4 VE 6/5 UYARINCA YAPILAN DEĞERLENDİRMELER
SMK m. 6/4 “... Sözleşmesinin 1 inci mükerrer 6 ncı maddesi bağlamındaki tanınmış markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından itiraz üzerine reddedilir.” hükmündedir. Bu madde gereği ... Sözleşmesinin 1. mükerrer 6. maddesi anlamında tanınmışlığa sahip markalar ile aynı veya benzer nitelikteki marka başvuruları, aynı veya benzer mal veya hizmetler bakımından tescil edilmeyecektir.
SMK m.6/5'de ise tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın, toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurabileceği durumda, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu daha önce yapılmış bir marka sahibinin itirazı üzerine, farklı mal veya hizmetlerde kullanılacak olsa bile, sonraki markanın tescil başvurusu reddedilir denilmektedir. Bu anlamda tanınmışlık için; yukarıda sayılan koşullara ek olarak ulusal tescil şartı, niteliksel tanınmışlık ve markanın ününden haksız yararlanma olguları da aranır.
Somut olayda ise; “...” markasının Türkiye’de ve dünyada otelcilik/geçici konaklama sektöründe, davacı tarafından istikrarlı bir şekilde uzun yıllardır kullanıldığı ve tanıtıldığı, davacı firma ile özdeş hale geldiği, bu markanın ilgili sektörde iyi bilindiği ve tanınmışlığa ulaştığı, bu tanınmışlığın kesinleşmiş mahkeme kararlarında da kabul edildiği anlaşılmıştır (Örneğin .... 'nin 09.12.2019 tarihli ve .... sayılı ilamı).
Böylelikle; yukarıda açıklanan gerekçelerle SMK 6/1 kapsamında da markalar mahkememizce benzer bulunduğundan, dava konusu "..." ibareli markanın davalı tarafından kullanılması durumunda, davacı markalarının toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar verebileceği, davacı markasının ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar oluşabileceği yönünde kanaat hasıl olmuş ve davanın SMK 6/4 ve 6/5 maddeleri uyarınca da kabulü gerekmiştir.
Her ne kadar bilirkişi heyeti dava konusu marka ile davacı markaları arasında iltibas tehlikesinin oluşmadığını belirtmiş ise de; ... 08.06.216 tarih .... sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesi hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgi ile çözümlenmesi gerekli olduğundan, raporun aksi yönde taraf markaları arasında görsel, işitsel, kavramsal açıdan ve dahi genel görünümleri itibariyle benzerlik bulunduğu, karıştırılma ve ilişkilendirilme ihtimali koşullarının somut olayda oluştuğu kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup yukarıda açıklanan gerekçelerle dava konusu ... kararının yerinde olmadığı değerlendirilerek davanın kabulüne karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalıdır. Hakim ... · e-imzalıdır. Davacı Masraf Dökümü: · ilk Masraf 385,40.-TL · posta Masrafı 1.131,00.-TL · bilirkişi Ücreti 5.500,00.-TL · Toplam 7.016,40-TL
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/230, K. 2024/53, 8 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama