KÜNYE
T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Türk Milleti Adına Karar Vermeye Yetkili T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 10 Eylül 2024
- Esas no
- 2023/419
- Karar no
- 2024/314
- Hakim
- ... ...
- Katip
- ... ...
- Davacı
- ... - ...
- Vekili
- Av. ... -...
- Davalılar
- 1- ... -... ...
- Vekili
- Av. ... - ...
Karar Metni
3.305 kelime·17 dk okuma·12 bölüm
: 2- ... ... Av. ... - ... ...
DAVA
Marka (Marka ile ilgili Kurum Kararlarının İptali), Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 03/11/2023
KARAR TARİHİ : 10/09/2024
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 20/09/2024
TALEP
Davacı vekili 03/11/2023 harç tarihli dava dilekçesi ve duruşmadaki beyanlarıyla özetle: Müvekkili şirketin "..." ibareli çok sayıda markasının bulunduğunu, davalı şahsın bu markalar ile karıştırma ihtimali bulunacak derecede benzer nitelikteki "... ... ..." ibaresini marka olarak tescil ettirmek üzere davalı ...’e başvuruda bulunduğunu, ... kod numarası alan başvurunun, ... (...) ilanı üzerine müvekkili tarafından .... itirazda bulunulduğunu, itirazın yerinde görülmeyerek reddedildiğini, bu kararın yeniden incelenmesi talebinin de nihai olarak ... (...) tarafından reddine karar verildiğini, ancak söz konusu kararın yerinde olmadığını,
zira verilen kararın hatalı olduğunu, başvurunun 32 ve 35. sınıf emtiaları kapsadığını, başvurunun bu haliyle müvekkilinin “...” esas unsurlu markaları ile iltibas yaratacak olduğunu, müvekkilinin 10 yılı aşkın bir süredir “...” esas unsurlu markaları kullandığını, taraf markalarının benzer olduklarını, davalı başvurusunun kötü niyetle yapılmış bir başvuru olduğunu ileri sürerek, ... sayılı kararının iptaline ve ... başvuru numaralı ve "... ... ..." ibareli marka başvurusunun tescili halinde hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle: Alınan kararın usule ve yasaya uygun olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. Dava dilekçesi davalı şahsa usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, davalı şahıs davaya cevap vermemiştir.
MUHAKEME
HMK kapsamında "Yazılı Yargılama Usulü " uygulanmıştır.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ VE DİĞER HUSUSLAR
Dava; 6769 sayılı SMK'nın 6/1, 6/6, 6/9'a dayalı, taraf markalarının benzediği iddiası temelinde; davalı başvurusu olan ... sayılı marka başvurusu ile ilgili olarak ... ... tarafından alınan ... sayılı kararın iptali ve hükümsüzlük istemlerine ilişkindir.
Davanın açılmasıyla birlikte, tarafların karşılıklı dilekçeleri tebliğ olmuş, sundukları deliller toplanmış, dava konusu başvuruya ilişkin bilgi ve belgeler ...'ten celp edilmiş, dava şartları incelenmiş, ön inceleme duruşması yapılmış, hak düşürücü süre bakımından eksiklikler bulunmadığı tespit edilmiş, taraflar sulhe teşvik edilmiş, arabulucuya gitme hakları hatırlatılmış, sonuç alınamaması üzerine uyuşmazlık konuları tespit edilmiş, tahkikat icra olunmuş,
06/08/2015 tarihli ve 29437 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanarak yürürlüğe giren Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 201/2 nci maddesi hükmü de gözetilerek, taraflara yargılamanın geneliyle ilgili son sözleri de sorulmuş, sözlü olarak iddia ve savunmada bulunma olanağı tanınmıştır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, UYGULANACAK HÜKÜMLER ve
GEREKÇE
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın; davalı şirketin ... başvuru sayılı markası ile davacı tarafın itiraz mesnedi markaları arasında SMK 6/1 maddesine göre iltibas koşulları oluşup oluşmadığı, marka başvurusuna yönelik itiraz sürecinde itiraz mesnedi davacı markaları açısından, SMK 6/3 maddesine göre eskiye dayalı kullanım iddiasının, SMK 6/6 maddesine göre ticaret unvanına dayalı hak iddiasının, SMK 6/9 maddesine göre de davalı başvurusunun kötü niyetli yapıldığı iddialarının
alınan ... kararına ve hükümsüzlüğe etki edip etmeyeceği, ...'in ... sayılı ... kararının iptalinin ve davalı markasının da hükümsüzlüğünün gerekip gerekmediği noktasında olduğu anlaşılmıştır.
İptali istenen ... kararının davacıya 05/10/2023 tarihinde tebliğ edildiği, 03/11/2023 tarihinde açılan davanın, 5000 sayılı .... Vekilliği ile Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun'un 15/c maddesinde belirlenen iki aylık hak düşürücü süre içerisinde olduğu anlaşılmış ve işin esasına geçilmiştir.
İDARİ AŞAMANIN ÖZETİ
Dava konusu "... ... ..." ibaresinin 32 ve 35. sınıf emtialarda tescili amacıyla 01.11.2021 tarih ve ... sayısı ile marka başvurusuna konu edildiği, yapılan ilk incelemeler sonrasında başvurunun kapsamında yer alan “Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar.
Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar.Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar.” emtiaları yönünden 6769 s. Kanun 5/1-f düzenlemesi kapsamında başvurunun kısmen reddedildiği görülmüş olup, kalan mal ve hizmetler bakımından ...’nde ilan edildiği tespit edilmiştir.
Söz konusu karara karşı davacı yanın önceki tarihli “...” esas unsurunu içerir markalarına dayalı olarak itirazda bulunduğu, ...’nın 09.01.2023 tarihli kararı neticesinde davacı itirazlarını haklı bulmayarak reddine karar verdiği anlaşılmıştır.
... ...'in ... sayılı kararında;
"...
Bu nedenle, değerlendirmenin, markaların asli ve tali unsurlarının her biri dikkate alınarak, bu unsurların marka üzerindeki fonksiyonları ve hedef tüketici kitlesi üzerindeki etkileri dikkatli bir şekilde değerlendirilerek ve nihai olarak markanın bu unsurların tamamı ile birlikte ve bütünü itibariyle hedef tüketici kitlesi üzerinde bırakacağı etki dikkate alınarak yapılması gerekir.
Bu çerçevede yapılan değerlendirme sonucunda, işbu başvuru ile itiraza gerekçe olarak gösterilen markalar bütünüyle bıraktıkları izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimali dahil olmak üzere karıştırmaya yol açabilecek derecede benzer bulunmamıştır. Bu nedenle, markalar arasında ilişkilendirilme/karıştırılma ihtimalinin ortaya çıkmayacağı kanaatine varıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir.
Diğer taraftan yine 6769 s. SMK 6/VI maddesi "Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir. " hükmüne amir olup, itiraz dilekçesinde sunulan bilgi ve belgeler çerçevesinde yapılan değerlendirme neticesinde bu yöndeki iddia da yerinde görülmemiştir.
Kötü niyet kavramı, "bilerek ve haksız bir avantaj kazanmak veya başkalarına zarar vermek amacıyla genel olarak kabul edilmiş ahlaki davranışların ve dürüst ticaret ilkelerinin dışında davranan kişinin durumu" olarak tanımlanabilir.
Marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı şekilde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız yarar elde etmek, markayı gerçekte kullanmayıp yedeklemek, marka ticareti yapmak, gerçek hak sahibinin piyasaya girişini engellemek, gerçek hak sahibine maddi veya manevi zarar vermek vb. amaçları yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir.
Gerçek hak sahibi ile arasında sözleşme yahut ön sözleşme bulunan başvuru sahibinin, tescil yolu ile ve dürüstlük ilkelerine aykırı biçimde marka üzerinde hak temin etme girişimi de kötü niyet olarak kabul edilir.
...
Kurul belirtilen tespiti paylaşmaktadır ve incelenen başvuruyu oluşturan işaretle itiraz gerekçesi markaların benzer olduğu iddiasını, tek başına, başvurunun kötü niyetle yapıldığı ispatlayan bir husus olarak kabul etmemektedir. İtiraz sahibinin, markaların benzer olduğu iddiasının ötesinde, kötü niyet hususunu ispatlar nitelikte herhangi bir kanıt sunmaması dikkate alındığında ve Kurul'da başvurunun kötü niyetle yapıldığı yönünde kanaat oluşmadığından kötü niyet gerekçeli itiraz haklı bulunmamıştır.
Son olarak, her marka özgünlük derecesi, tasarımı, tescile konu mallar/hizmetlerin ve bu mal ve hizmetlerin tüketici grubunun özellikleri, markanın tescil kapsamındaki mal/hizmetler üzerindeki ayırt edici niteliği gibi unsurlar açısından kendine özgü özellikler taşıdığından ve ancak tüm bu unsurların birlikte değerlendirilmesi sonunda tescil başvurusuna ilişkin karar oluşturulabildiğinden dilekçede başka marka başvurularına ilişkin verilen kararların işbu itirazın değerlendirilmesinde dayanak gösterilmesi de haklı bulunmamıştır.
Sayılan nedenlerle, işbu itirazın reddi gerekmiştir.
KARAR
İtirazın reddedilmesine oybirliği ile karar verilmiştir." şeklinde ifade edilmiştir.
Yukarıdaki kriterler, taraf markaları tescil kapsamları ve işaretsel yönden karşılaştırıldığında; Davalı Başvuru Markası "... ... ... " (...) 32, 35. sınıflar.
Davacı Markaları "...." (....) 32, 35. sınıflar.
Mahkememizce uzman bilirkişi heyetinden alınan 13/08/2024 havale tarihli raporda özetle;
"- Başvuru ile davacı yana ait önceki tarihli markalar arasında başvuruda yer alan 32. Sınıf malların tamamı ile 35.05 alt grubundaki “Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri.
Alkollü içecekler (biralar hariç):Şaraplar, rakılar, viskiler, likörler, alkol içeren kokteyller. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.” hizmetleri bakımından, taraf markaları arasında ayniyet ya da benzerlik bulunduğu,
- Başvuruda yer alan 35.01-04 alt grubundaki hizmetler yönünden ise markaların kapsamlarının farklı olduğu,
- Bununla birlikte rapor kapsamında açıklanan nedenlerle benzerliği tespit olunan emtialar yönünden “...” ibaresinin sektörel kullanımının yaygınlığı ve yine salt şekil unsurlarının varlığının işaretler arasında güçlü bir benzerlik oluşturacak nitelikte olmaması karşısında, somut uyuşmazlıkta karıştırılma riskinin ortaya çıkmayacağı,
- SMK m.6/6 koşullarının somut olayda oluşmadığı,
- SMK m. 6/9 kapsamındaki iddiaların nihai takdirinin mahkemeye ait olduğu," ifade edilmiştir.
Davacı vekilinin, yeni heyetten rapor yada ek rapor alınması talebi HMK 30 uncu madde kapsamında değerlendirilerek, sunulan rapor denetlenebilir, içeriği de ihtisas mahkemesi hakimliğince olumlu veya olumsuz değerlendirilebilir kabul edilerek, usul ekonomisi ilkesi göz önüne alınarak talebin kabulü halinde yargılama gereksiz uzayacağından, reddedilmiştir.
TARAF MARKALARI ARASINDA İLTİBAS TEHLİKESİNİN/ KARIŞTIRILMA İHTİMALİNİN OLUŞUP OLUŞMADIĞI HUSUSUNDA DEĞERLENDİRME 1.6769 SAYILI SMK 6/1 MADDESİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRMELER A) Emtiaların Sınıfsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme Dava konusu (...) sayılı"... ... ..." ibareli ve ... başvuru numaralı davalı başvurusunun 32, 35'inci sınıflardaki: "32.sınıf: Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri.
35.sınıf: Reklamcılık, pazarlama ve halkla ilişkiler ile ilgili hizmetler, ticari ve reklam amaçlı sergi ve fuarların organizasyonu hizmetleri, reklam amaçlı tasarım hizmetleri; alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri.
Büro hizmetleri; sekreterlik hizmetleri, gazete aboneliği düzenleme hizmetleri, istatistiklerin derlenmesi, büro makinelerinin kiralanması hizmetleri, bilgisayar veri tabanlarındaki bilginin sistematik hale getirilmesi, telefon cevaplama hizmetleri.
İş yönetimi, idaresi ve bu konular ile ilgili danışmanlık, muhasebe ve mali müşavirlik hizmetleri, personel işe yerleştirme, işe alma, personel seçimi, personel temini hizmetleri, ithalat-ihracat acente hizmetleri, geçici personel görevlendirme ( başkası adına fatura yatırma, vergi yatırma, trafik işlemleri gibi iş takibi) hizmetleri. Açık artırmaların düzenlenmesi ve gerçekleştirilmesi hizmetleri.
Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar. Maden suları, kaynak suları, sofra suları, sodalar. Sebze ve meyve suları, bunların konsantreleri ve özleri, meşrubatlar. Enerji içecekleri (alkolsüz); proteinle zenginleştirilmiş sporcu içecekleri.
Alkollü içecekler (biralar hariç): Şaraplar, rakılar, viskiler, likörler, alkol içeren kokteyller. mallarının bir araya getirilmesi hizmetleri; (belirtilen hizmetler perakende, toptan satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri diğer yöntemler ile sağlanabilir.)" alt gruplarındaki mal ve hizmetlerin bulunduğu anlaşılmıştır.
İtiraza ve hükümsüzlüğe dayanak davacı markalarının ise .... sayılı ve "...." ibarelerinden meydana geldiği kapsamında 32, 35. sınıflardaki bir kısım mal ve hizmetlerin yer aldığı gözlenmektedir.
Bu kapsamda, dava konusu başvuru kapsamında 32. Sınıfta kalan emtialar, doğrudan doğruya davacı yana ait önceki tarihli markalar kapsamında aynı sınıfta yer alan emtialar ile aynı türdeki gıda- içecek ürünleri olduğu anlaşılmıştır. Dolayısıyla bu emtialar yönünden teknik anlamda ekstra bir inceleme yapılmasına ihtiyaç duyulmamaktadır. Dava konusu başvuruda 35.05 alt grubunda 32. ve 33. Sınıf malların satışına özgülenmiş satış hizmetleri yer almaktadır.
Her ne kadar davacı yanın önceki tarihli tescilleri kapsamında 35. Sınıf hizmetler yer almamakta ise de uygulamada da kabul edildiği üzere mal üreten işletmenin karineten ürettiği malı satışa da konu ederek ticari mevkiye çıkartacağı kabul edildiğinden mal ile aynı ya da benzer malların satışına yönelik satış hizmetleri arasında benzerlik ilişkisi bulunmaktadır.
Dolayısıyla eldeki davada, iltibas değerlendirmesi markaların tescilli oldukları sınıfların aynı olması veya birbirine benzer olması koşulunun sağlandığı söylenebilecektir.
B.Marka İşaretlerinin Görsel/İşitsel ve Kavramsal Benzerliği Yönünden Değerlendirme İşaretlerin benzer olup olmadığı kapsamında; önceki markanın ayırt edicilik düzeyi, tescil kapsamındaki mal/hizmetler yönünden tanımlayıcılığı ve bu nedenle zayıflığı ya da kullanımla sonradan yüksek ayırt edicilik veya tanınmışlık kazanıp kazanmadığı önemli birer faktördür. Ayrıca değerlendirme yapılırken, işaretler parçalara ayrılmadan ve bütüncül olarak değerlendirilmeli, ancak markayı oluşturan baskın ya da ayırt edici unsurlar akılda tutulmalıdır. Görsel, sescil ve kavramsal benzerlik ya da farkların, markanın genel izleniminde bıraktığı etki esas alınmalıdır.
Taraf markaları karşılaştırıldıklarında; dava konusu "... ... ..." başvurunun şeklinde esasen bir ambalaj etiketi görseli markası olduğu, silindirik bir şişe üzerinde yerleştirildiği görülen etiketin genel anlamda beyaz ve yeşil renklerin hakimiyeti ile tasarlandığı, logonun üst bölümünde kedigil familyasından yırtıcı bir hayvan kafası figürünün sağ yöne dönük şekilde, her iki tarafından ikişer adet parantez görünümlü şekillere yer verilmek suretiyle elips formatında bir form içerisinde kullanıldığı, bu şeklin hemen altında yer alan “... ...” kelimelerinden, anılan yırtıcı hayvan figürünün “...” hayvanının temsili olduğu,
“...” kelimesinin “Kedigillerden, genellikle Asya ve Afrika'nın sıcak bölgelerinde yaşayan, postu benekli, bazen de düz siyah, çevik, yırtıcı, etçil, memeli hayvan” olarak bilinen bir hayvan ismi olduğu, “...” ibaresinin ise “güç” anlamına gelen temel düzeyde eğitim almış tüketicilerin de anlamını bildiği bir sözcük olduğu, bu iki kelimenin altında sırasıyla yine dilimize de yerleşmiş ve hem kadın hem erken için olan ürünleri simgeleyen “...” kelimesine, daha aşağıda “...” sözcüğüne ve en alt kısımda ise “...” ibarelerine yer verildiği görülmüştür.
Marka bütünündeki unsurlardan markanın hakim sözcük unsurlarının “... ... ...” ibareleri olduğu, “...” ve “...” kelimelerinin ise ürün içeriğine yönelik bilgilendirici içerikler olarak markasal bir vasfa haiz olmadığı tespit edilmiştir. “...” kelimesinin esasen bazı ürün ve hizmetler yönünden kaynak gösterme fonksiyonu bulunmayacağı (söz gelimi tekstil sektörüne yönelik ürünlerde) yorumu yapılabilir ise de gıda ürünleri yönünden aynı doğrultuda bir kanaate varılması mümkün olmadığından markadaki ayırt edici unsurlardan biri olarak değerlendirilmiştir.
Davacı yanın dayanak markalarının ise “... ... ... sembolü ” görselli ve “... ...” ibaresini esas unsur olarak taşıyan markası başta olmak üzere .... vb. şekillerde “sözcük + ...” kelimesinden veyahut alternatif şekilde yazımlarından oluşturulmuş seri markalar olduğu anlaşılmıştır. Davacı markalarının bir çoğunda da figüratif unsur yer almamakla birlikte her bir markasında “...” kelimesinin bir ön sözcük unsuru ile birlikte kullanıldığı görülmüştür.
Davacı yanın ayrıca markalarında yer alan şekil unsuru olan ... sembolü ibaresi üzerinde de münhasıran tescil sahibi olduğu görülmüştür. Marka görselinde de yine kedigil familyasından yırtıcı bir hayvan figürünün kafa kısmının kullanıldığı görülmüştür.
Bu halde tespiti gereken husus taraf markalarındaki ortak sözcük unsuru olan “...” kelimesinin, markalardaki kullanım biçimi ile markalar kapsamında ayniyeti ya da benzerliği tespit olunan emtialar özelinde, ayırt edici nitelikte bir unsur olarak algılanıp algılanmayacağı, keza yine dava konusu markada kullanılan şekil ile birlikte bu durumun bir bütün olarak incelenmesi halinde bu algıya bağlı olarak işaretler arasında karıştırılma ihtimalinin bulunup bulunmayacağıdır.
Taraf markalarının ortak sözcük unsuru “...” kelimesidir. “...” kelimesi uyuşmazlık kapsamında benzerliği tespit edilen “enerji içecekleri/sporcu içecekleri“ sektöründe, içeceklerin güç – kuvvet kazanımını destekleyen nitelikte fayda sağladığı yönündeki olumlu bir pazarlama mesajını tüketiciye vermek adına sıkça tercih edilen, özellikle tali nitelikte kullanımı neredeyse yerleşik olan bir kavram olmakla birlikte yine gıda sektöründe de birçok üründe “...” kelimesinin, aynı algıyı yansıtma amacıyla (protein barlar, fit içerikli ürünler, alkollü içecekler, alkolsüz içecekler vs) kullanılan ve bu anlamından ötürü birçok markada da farklı ek unsurlarla birlikte markanın esas unsurunu oluşturan tamlamalar içerisinde kullanılan bir ibare olduğu değerlendirilmiştir.
Nitekim, ... güncel sicil kayıtlarında yapılan basit bir inceleme neticesinde dahi "..." ibaresini haiz pek çok marka bulunduğu tespit edilebilmektedir.
Dolayısıyla ortak unsur olan “...” kelimesi, uyuşmazlık konusu benzerliği tespit olunan emtiaları münhasıran tanımlayan bir ibare olmamakla birlikte sahip olduğu anlam itibariyle bu emtialar yönünden ayırt ediciliği son derece kısıtlı bir markasal algı yaratma kabiliyeti olduğu değerlendirilmekle, doktrinde ve yargı içtihatlarında yerini bulan "zayıf marka" olarak nitelenebileceği kanaatine varılmıştır.
Kelimenin İngilizce kökenli oluşu bu noktadaki algısını değiştirmemektedir. Bu çerçevede dava konusu markanın ön sesi olan “...” kelimesi ve yine “...” ibaresinin de uyuşmazlık konusu emtialar yönünden ayırt ediciliği bulunması ve marka içerisindeki hakim unsurlar arasında kullanılmalarından ötürü, tüketicinin bu ayırt edici unsurlar arasında “...” ibaresine özel bir anlam yüklemesi mümkün olmayacaktır.
Nitekim davacı yanın başta “... ...” markası olmak üzere her ne kadar “... ... ... sembolü” görselli ve “... ...” ibaresini esas unsur olarak taşıyan markası başta olmak üzere ... ... vb. şekillerde oluşturulmuş seri markaları bulunduğu görülmekte ise de davacı yanın münhasıran “...” esas unsurlu bir markası bulunmayıp aynı dava konusu markada olduğu birtakım ek sözcük unsurları ile markalarını tescil ettirdiği veyahut “...” kelimesine yanaşır alternatifler türeterek tesciller elde etmeyi başardığı görülmektedir.
(Kaldı ki, dava konusu markanın asli unsuru bütün olarak “... gücü” anlamına gelmekte olup bu anlamıyla da 'güç' teriminden bağımsız bir çağrışım etkisine sahip olduğu düşünülmektedir.)
Kendisine, kullanmak istediği emtialar ile doğrudan bağlantılı veyahut ilgili mal ya da hizmetin bulunduğu sektörde ayırt ediciliği zayıf ya da ticaret hayatında genel anlamda yaygın olarak kullanımı bulunan bir işareti marka olarak seçen kimsenin, bu ibareye daha sonra eklenen ek unsurlarla oluşturulan farklı markaların varlığına katlanması gerekliliği pek çok yargı kararında kabul edilmiştir.
Hatta öyle ki; bu şekilde zayıf ayırt edici niteliği haiz ibareler tercih edilmek suretiyle bir seri marka zinciri yaratılmak suretiyle daha geniş bir koruma elde edilmesi de mümkün olmamalıdır. Zira bir markanın seri marka algısı yarattığının kabul edilebilmesinin koşullarından biri, seri marka algısına konu kök unsurun ne denli ayırt edici olduğu, başka bir ifadeyle ayırt edici gücüdür.
Güçlü ayırt ediciliği bulunan özgün, yaratılmış, farazi mahiyetteki bir işaret ile oluşturulmaya çalışılan bir seri marka ailesinde, bu güçlü işareti içerir şekilde yaratılan sonraki markaların da bu ailenin bir zinciri olduğu algısı nasıl ki tüketici algısında hemen oluşabilir ise, ayırt edici vasfı zayıf işaretler etrafında yaratılmaya çalışılan seri marka ailesinde, tüketicinin bu ibarenin yaygın kullanımına aşina olması nedeniyle, bu ibareyi içerir şekilde karşı karşıya kaldığı bir markayı, her halükarda önceki ailenin bir serisi olarak yorumlamama ihtimali daha yüksektir.
Zaten bunun aksi bir yorumda, normal şartlarda zayıf ayırt edici karaktere haiz bir markanın, sonraki başvuruları engellemesi mümkün değilken ve marka sahibi sonraki başvurulara katlanmak durumundayken, zayıf ibarelerin çeşitli ek unsurlarla seri marka algısı oluşturacak şekilde birden fazla kere tescil ettirilerek koruma altına alınması suretiyle zayıf marka kavramı salt seri marka imajı ile aşılabilecektir.
Dava konusu ... ... ... ... ... markasının üst bölümünde kullanılan ve “...” hayvanının temsili niteliğindeki yırtıcı hayvan kafası görselinin, davacı markalarındaki ... şeklindeki görseli içeren .... vitamin gibi markaları çağrıştırıp çağrıştırmayacağı açısından ayrıca bir inceleme yapılması gerekmektedir.
Öncelikle temel form olarak her iki taraf markasında da yırtıcı bir kedigil görseli kullanılmış ve her iki görselin de doğada var olan .../leopar hayvanını temsilen oluşturulan görseller olduğu açık ise de doğada var olan bu yırtıcılardan esinlenilerek oluşturulan logoların doğrudan doğruya bir benzerlik taşımadığı gibi kullanılan renk kombinasyonları itibariyle de farklılaştıkları görülmüştür.
Bunun yanı sıra yırtıcı, güçlü, avcı ya da hızlı hayvan figürleri (ayı, aslan, kaplan, çita, boğa, leopar, jaguar, puma vs) özellikle enerji içecekleri ürünleri açısından dünya genelindeki marka şekilleri tercihlerinde yaygın olarak tercih edilen figürlerdir.
Dava konusu ambalaj markasının da bir içecek ürün ambalajı olarak tasarlanmış olduğu anlaşılabilir olup, bu bağlamda ürün üzerinde kullanılan hayvan figürüne, ilgili tüketicinin yükleyeceği olağanın dışında bir anlam olmayacak, tüketici bu görsele bağlı olarak bir kurumsal algı edinmeyecektir. Zira yukarıda da örneklendiği üzere ilgili pazarda benzer görsellerin kullanıldığı çok sayıda alternatif zaten mevcuttur.
Bu nedenle görsel unsurlar bakımından karşılaştırma yapıldığında, kullanılan figürlerin çizgisel yapısı dahil olmak üzere şekli, başka bir ifadeyle tasarım bütünlüğünü etkileyen grafik unsurlar bakımından taraf markalarının, ilgili tüketiciler tarafından karıştırılabilecek düzeyde benzer olarak nitelendirilmeleri de mümkün olmayacaktır.
Kaldı ki dava konusu markada hakim sözcük unsurlarından birinin de “...” kelimesi olduğu gözetildiğinde tüketicinin anılan şekli dava konusu markadaki bu sözcük unsuru ile birlikte yorumlayacağı değerlendirilmiştir.
Dolayısıyla taraf markalarını bir bütün olarak algılayacak olan ortalama zekadaki bir tüketicinin de marka içerisinde “...” kelimesini algılasa dahi salt anılan ibareden kaynaklı olarak algısını yönlendirme ihtimali olmayacağı, tüketicinin davaya konu bu markayı taşıyan ürünleri satın alırken gerek görsel gerekse de sözcüksel unsurları itibariyle markayı bütün olarak algılayıp telaffuz ederek tercihini somutlaştıracağı, bu algıda markadaki vurgunun “...” kelimesi üzerinde öncelikle olacağı, hatta “...” ibaresinin dahi “...” kelimesinden daha öncül bir algı üstleneceği, dolayısıyla tüketicinin karşı karşıya kaldığı işaretler arasında iktisadi – idari bir benzerlik de kurmayacak olduğu değerlendirilmiştir.
2.SMK 6/6 MADDESİNE HUSUSUNDA YAPILAN DEĞERLENDİRME
SMK 6/6 maddesi “tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi halinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.” hükmünü içermektedir. Başkasına ait ticaret unvanı, işletme adı, tasarım tescili ve coğrafi işaret gibi sına hak sahiplerinin de bu hak konularının bir başkası tarafından izinsiz olarak tescil taleplerine itirazda bulunarak tescili engelleme veya tescil gerçekleşmiş ise hükümsüzlüğünü talep etmeleri mümkündür.
Bu açıklamalar ışığında somut olayda davacı yanın SMK m. 6/6 kapsamında ileri sürdüğü üstün hak iddiası yönünden de aynı sonucu vermekte olup, davacı yanın söz konusu hak iddiasının gerekçesinin kullanılan şekil unsurlarından kaynaklı olduğu bir değerlendirme bakımından somut olay özelinde SMK m. 6/6 kapsamında davacı yanın üstün bir hakkı bulunmadığı değerlendirilmiştir.
3. KÖTÜ NİYET HUSUSUNDA (SMK 6/9) YAPILAN DEĞERLENDİRME Somut olayda, davalı şahıs tarafından yapılan marka başvurusunun kötü niyetli olduğuna ilişkin somut veriler dosya kapsamında bulunmamakta ve markanın kullanılış amacı ve fonksiyonlarına aykırı bir şekilde, davacı veya iyiniyetli üçüncü kişileri baskı altında tutma, onlara şantaj yapma veya engelleme amacına ilişkin herhangi bir olgu ve olay söz konusu olmadığından, SMK 6/9 şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
4. HÜKÜMSÜZLÜK TALEBİ YÖNÜNDEN YAPILAN DEĞERLENDİRME Taraf markalarının benzer olmaması ve 6769 sayılı SMK'nın 6/1 bendi koşullarının ve yine SMK’nın 6/6 ve 6/9 bendi koşullarının mevcut olmaması nedeniyle hükümsüzlük şartlarının oluşmadığı kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilerek dava konusu ... kararının yerinde olduğu ve hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı kanaatine varılmış, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalıdır. Hakim ... · e-imzalıdır.
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/419, K. 2024/314, 10 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama