KÜNYE
T.C. Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Karar tarihi
- 13 Şubat 2024
- T.C. ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ Esas-Karar No
- 2023/425 Esas - 2024/64
- Esas no
- 2023/425 Esas
- Karar no
- 2024/64
- Hakim
- ...
- Katip
- ...
- Davacı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ...
- Vekili
- Av. ...
- Dava
- Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan
- Dava tarihi
- 15/11/2018
- Gerekçeli kararın yazıldığı tarih
- 13/03/2024
- Talep
- —
Karar Metni
1.058 kelime·5 dk okuma·4 bölüm
Davacı vekili 24.11.2019 harç tarihli dava dilekçesi ve beyanlarında özetle: Davalı adına tescilli “...” esas unsurlu markaların davacı adına tescilli “...” esas unsurlu tanınmış markalar ile iltibas yarattığını, buna dair ... . sayılı emsal kararı bulunduğunu, davacının “...” esas unsurlu markalarının 04, 35, 37 ve 39. sınıflara giren mallar ve hizmetler için tescilli olduğunu, davalının hükümsüzlüğü istenilen “...” markalarının da aynı sınıflar için tescilli olduğunu, yani taraf markaları arasında emtia ayniyeti/benzerliği şartının da gerçekleşmiş olduğunu,
her iki markada da son hecenin “...” ibaresi ile bittiğini ve markalar okunurken vurgunun bu son hecelere yapıldığını ve karşılaştırılan markaların fonetik açıdan da benzediğini, “...” ibaresinin Türkçe’de karşılığı olmayan, davacı tarafından oluşturulmuş orijinal bir ibare olduğunu, davalının “...” ibaresini seçerek bu özgün, tanınmış ve ayırt edici niteliği yüksek markaya yakınlaşma çabası içerisinde olduğunu, davacıya ait “...” markasının .... numarası ile tanınmış marka siciline kayıtlı olduğunu, davacının bu markayı uzun yıllardır aralıksız ve kesintisiz olarak kullandığını ve bu markaya yatırımlar yaptığını,
davalının dava konusu edilen markalarının davacının “...” ibaresini çekirdek unsur olarak ihtiva eden ticaret unvanını içermesi dolayısıyla da hükümsüz kılınması gerektiğini, davalının seçebileceği milyonlarca seçenek arasından davacıya ait tanınmış “...” markası ile ayırt edilemeyecek derecede benzer “...” ibaresini seçerek markalaştırmış olmasının tesadüf olamayacağını ve davalının “...” markasının tanınmışlığından yararlanma amacının kötüniyetin tezahürü olduğunu ileri sürerek, davalının ... sayılı “...” markalarının tescilli olduğu tüm sınıflar yönünden hükümsüzlüğüne ve sicilinden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
Davalı şirket vekili cevap dilekçesi ve beyanlarında özetle: Müvekkili şirketin 2006 yılında kurulduğunu ve o tarihten itibaren her türlü ... ve akaryakıt ürünlerinin imalatı, ithalatı ve ihracatı, nakliyesi ve akaryakıt istasyonlarının kurulması ve işletilmesi alanlarında faaliyet gösterdiğini, ticaret ünvanının kök unsuru konumundaki “...” ismini sektörde önde gelen bir marka haline getirdiğini, “...” ibaresini uzun yıllardır markasal nitelikte kullanageldiğini, taraf markaları arasında hiçbir benzerlik bulunmadığını,
son kullanıcı profilleri ve tüketicileri dikkate alınmadan ve markaları oluşturan işaretler bir bütün olarak incelenmeden sadece kelimelerin içerisinden bir kısım harflerin çıkartılıp benzerlik değerlendirilmesi yapılması yoluna gidilmesinin hatalı olduğunu, davalıya ait dava konusu edilen markaların Türkçe’de somut karşılığı bulunan “...” ibaresinden ve ilgili sektördeki neredeyse tüm firmalar tarafından “...” sözcüğüne atfen bir kısaltma olarak kullanılan “...” ve “...” ibarelerinden oluştuğunu, bu markaların davacının “...” markasıyla herhangi bir yönden ilişkili olduğunun söylenmesinin mümkün olmadığını,
davalının “...” markasını davacı ile aynı sektörde 2006 yılından beri hem ticaret ünvanının kök unsuru hem de marka olarak kullanıyor olmasına rağmen bugüne kadar taraflar arasında iltibasa esas teşkil edebilecek bir durumun söz konusu olmadığını, davacının belirttiği ... bozma kararına karşı ilk derece mahkemesinin direnme kararı verdiğini, karşılaştırılan markaların fonetik açıdan benzemediğini, markaları oluşturan işaretlerde ne sözcüklerin yazım karakterinin ne de sair figüratif unsurlarının görsel anlamda benzemediğini, davalının uzun yıllardır sektörde davacı ile karıştırılmadan,
nispeten bilinen bir noktada “...” markası ile yer aldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
ÖNCEKİ DEĞERLENDİRME
Dava, davalı şirket adına tescilli .... sayılı ve “...-...”, "... ...", "...", "...+..." ibareli markaların hükümsüzlüğü isteminden ibarettir.
Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda 05/11/2019 tarih ve .... sayılı kararla ÖZETLE; "...Tüm bu tespit ve değerlendirmeler neticesinde, markalar arasında karıştırılma ihtimalinden doğan hükümsüzlük halinin şartlarının oluşmadığı, davacının tanınmışlık iddiasına dayalı hükümsüzlük halinin şartlarının oluşmadığı, davacının, hükümsüzlüğü istenilen markaların başvuru tarihi itibariyle tanınmışlığa ilişkin sunduğu delillerin tanınmışlığı ispata yeterli olduğu, davacının ticaret ünvanından doğan fikri mülkiyet hakkına ve kötüniyetli tescile dayalı hükümsüzlük iddialarının yerinde olmadığı, bu açılardan da hükümsüzlük hallerinin şartlarının oluşmadığı sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Taraflarca sunulan belgeler ile tüm deliller incelenmiş, alınan rapor ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirilmiş olup yukarıda açıklanan gerekçelerle, davanın reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur..." şeklinde karar verilmiştir.
Bu kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair ... Dairesi'nce 04/11/2021 tarih ve .... Sayılı kararın temyizen ...'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla ... Dairesi'nin 04/09/2023 tarih ve ... sayılı ilamıyla ÖZETLE;
Somut olayda taraf markaları dikkate alındığında davacı markalarının esas unsuru "...", davalı markasının esaslı unsurunun ise "..." ibaresinden oluştuğu, davalı başvurusuna konu markanın davacının markalarının esaslı unsurunu aynen içerdiği ve mikro yüksek ileri teknoloji anlamındaki "..." sözcüğü ile "..." sözcüğünü bir araya getiren bir ibare olduğu, tarafların marka tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden de tam bir ayniyet bulunduğu, ortalama tüketici kitlesinin genel ve bütüncül bakış açısı itibariyle her iki markanın karıştırılma ihtimallerinin yüksek olduğu,
bu durum karşısında mahkemece, markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında benzerlik bulunduğu kabul edilerek değerlendirme yapılması gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA..." şeklindeki karar ile dosya yeniden mahkememizce gönderilmiştir.
YENİ DEĞERLENDİRME
Taraf teşkilinden sonra bozma ilamına uyularak bozma gerekçesinde belirtilen "...Somut olayda taraf markaları dikkate alındığında davacı markalarının esas unsuru "...", davalı markasının esaslı unsurunun ise "..." ibaresinden oluştuğu, davalı başvurusuna konu markanın davacının markalarının esaslı unsurunu aynen içerdiği ve mikro yüksek ileri teknoloji anlamındaki "..." sözcüğü ile "..." sözcüğünü bir araya getiren bir ibare olduğu, tarafların marka tescil kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden de tam bir ayniyet bulunduğu,
ortalama tüketici kitlesinin genel ve bütüncül bakış açısı itibariyle her iki markanın karıştırılma ihtimallerinin yüksek olduğu, bu durum karşısında, markalar arasında 6769 sayılı Kanun'un 6/1 maddesi kapsamında benzerlik bulunduğu ve dava konusu edilen markalar arasında iltibas tehlikesi mevcut olduğu" gerekçesiyle, davanın kabulüne gerek vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Katip ... · e-imzalı Hakim ... · e-imzalı Davacı Masraf Dökümü: · İlk Masraf 77,00-TL · Posta Masrafı 192,40-TL · Bilirkişi Masrafı 3.600,00-TL · İstinaf.Kar.Harcı 45,40-TL · İstinaf Yol.Baş.Harcı 148,60-TL · Toplam 4.063,40-TL
Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi, E. 2023/425, K. 2024/64, 13 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama